Havuzluk sohbetleri

Uzun dönem tekne kiralama hayal mi?

Naviga - - Navİgasyon - YAZI VE FOTOĞRAFLAR: TURGAY NOYAN

Mavi Rally’i Kos ve Nisiros adalarına kadar uzatıp dönmemizin hemen ertesinde yine D-marin Turgutreis’ten çıkmaz olduk. Çünkü bir yandan akşamları o doyumsuz klasik müzik konserlerini içimizden “Ne olur bitmesin” diye izlerken, gündüzleri de yolumuz hep oraya düşüyor. Bu kez denizci dostumuz İlkay Ersoy’la teknesinde buluşacağız. Ağırlıklı olarak yarattıkları yeni marka Onecar var gündemimizde ama ortak uğraşımız deniz, hemen her noktada öne çıkıveriyor. En güzeli de buluşmamıza katılan eski dostum, kardeşim Yusuf Soylu’nun bulduğu denizciliği özetleyen atasözleri ile sohbeti süslemesi…

Böyle olunca da laf lafı açıyor, bizim sohbet saatler sürüyor. Tamamını yazsam dergiyi doldurur. Öylesine keyifle kaptırıp gitmişiz yani…

Bu nedenle konuşmalarımızın sadece bir bölümünü sizlere sunabileceğim. Doğal olarak denizle başlayıp, denizle bitiriyoruz…

50 feet Jeanneau DS güzel bir boy. İlk tekneniz mi?

İkinci. İlk teknem 36 feet boyunda Gibsea replikası çok başarılı bir yelkenliydi. Yerli üretimdi. Barbaros Yacht 2006 yılında inşa etmiş. Hep aynı terane “Her tekne sahibine göre bir metre küçüktür” derler ya, bizde de öyle oldu. Biraz daha ferah olsun dedik ve iki yıl önce 2014 model 50 feetlik bu teknede karar kıldık.

Teknenizi kendiniz mi kullanıyorsunuz? Amatör denizciliğe nasıl bakıyorsunuz?

Yusuf Soylu’nun bulduğu sözler içinde biri çok hoşuma gitti: “Titanic’i profesyoneller, Nuh’un Gemisi’ni ise amatörler yaptı.” Amatör denizciliği çok ciddiye alıyorum ve sadece ailemle denize çıkıyorum. Eşim de iyice yardımcı olmaya başladı. Hepimiz iyi birer amatör olma yolundayız.

Küçük kızlarınız var. Denize, tekneye alıştılar mı?

Hem de nasıl! İlk denize çıkışımızda kumda oynayacağız diye kova almışlar. Derinde demirleyince bayağı hayal kırıklığına uğradılar. Ama artık alıştılar. Sıkıntı olmuyor. Tekne hayatına çok iyi adapte oldular. D-marin Turgutreis’i çok seviyoruz. Ben ancak hafta sonları gelebiliyorum. Onlar devamlı teknedeler, yat kulüpte havuza giriyorlar, eğleniyorlar. Marina ve yat kulüp görevlileri ile bir aile gibiyiz. “İki saat bir yere gidip geleceğiz, çocuklara göz kulak olabilir misiniz?” dediğimiz bile oluyor…

İşleriniz çok yoğun olmalı. Onecar nasıl gidiyor? İsterseniz uzun dönemli bireysel kiralama diye açabiliriz. Bu sistem nasıl çalışıyor?

Gerçekten çok yoğunuz. Bu sistemin çok hızlı gelişebileceğini öngörmüştük, öyle de oldu. Yurtdışındaki benzerlerimizden de öndeyiz. Şu anda kurumsal ve bireysel olarak toplamda 35 bin aracı geçtik. Sistemin esası insanları araç alma yerine uzun vadeli kiralamaya yönlendiriyor.

Neden kiralasınlar? Kendi malının sahibi olmak daha iyi değil mi?

Bu yolu tercih etmeleri için pek çok sebep var. Bu yöntem kesinlikle daha ekonomik. Kısaca şöyle söyleyelim. Alacağınız hangi araç olursa olsun (ki bu lüks araçlarda çok daha fazla oluyor) satışında en az % 20-25 değer kaybı oluyor. Bir de idame masrafları var; vergisi, trafik sigortası, kaskosu, periyodik bakımları, arızası, kazası vs…

Bireysel kiralamada siz hangi aracı istediğinizi söylüyorsunuz, biz satın alıp size bunu veriyoruz. Tek istediğimiz iki yıl ve daha uzun kiralama garantisi. Diğer bütün ödemeleri biz karşılıyoruz. Aracınız arıza veya kaza yaparsa, Türkiye’nin her yerinde en fazla 45 dakika içinde size yardım ulaşıyor, kısa bir süre içinde de başka bir araç hizmetinize sunuluyor.

45 dakika çok iddialı bir süre. Nasıl oluyor, bu hizmetler için ek bir ödeme yok mu?

Evet çok iddialı. Yine bir denizci terimi kullanalım. “Eski teknenin tahtasından yeni tekne yapılmaz” derler.

Biz de tüm sistemlerimizi gözden geçirip, teknolojik altyapımıza ciddi yatırım yaptık. Bu yatırımlar bizi teknolojide sektörün lideri yaptı. Her noktada yol yardımı ve servis veren şirketlerle anlaşmalarımız var. Kullanıcı için kesinlikle ek bir ödeme söz konusu değil. Türkiye’nin her yerinde arabayı teslim et, git. Tek bir kuruş ekstra ödemeniz yok.

Denizde bunu hayal edebilir miyiz?

Aslında sistem temel olarak düşünüldüğünde uygulanmaması için bir sebep yok. Ama mesela 45 dakikada yardım gelecek diyoruz, bu ve benzeri hizmetler nasıl sağlanacak? Denizciliğin altyapısının da bir yerlere gelmesi lazım.

Belki müşteri bu tür şeylerde esneklik gösterebilir.

Evet ama yine de birbirine bağlı ince noktalar var. Örneğin otomobilin iyi bir ikinci el piyasası var. Teknede de bunun bir benzerinin oluşması gerek.

Bunun için de tekne sayısı ve denize çıkanların artması gerek.

Aynen öyle. Şimdi ben bazı yelkencilerde motoryat kullananlara karşı bir tavır görüyorum. Özellikle de yeni başlayanlara karşı… Oysa sektörün büyümesi için bu tür denizcilere ihtiyaç var. İnsanlar zamanla uyum sağlar. Şöyle düşünelim yeni motoryat alan biri en azından bir kaptana, gemiciye ihtiyaç duyacaktır. O teknenin bakımı, marinası vs. akla hayale gelmedik pek çok yönü var. Sektör böyle gelişmez mi? Tekrar söylüyorum altyapı gelişirse Onecar gibi Oneboat da olur.

Bir düşünsenize vatandaş teknesini beğenip üstüne çıkıyor. Ödeyeceği sadece aylık kira. Ne vergisi, ne servisi, ne sigortası hiçbirini düşünmeyecek…

Yine otomobile dönersek. Siz bu işin neresindesiniz? Sadece ekonomik tarafı mı öne çıkıyor?

Biz bu işin merkezindeyiz. Sadece para değil önemli bir hizmetler ve servisler bütünü. Aracınızın muayenesi bile sizin için zaman kaybı. Ayrıca satın almak için ya para biriktireceksiniz ya da kredi kullanacaksınız. Abartmıyorum biz, bir dakika içinde size istediğiniz araç için kredibilitenizin yetip yetmeyeceğini söylüyoruz. Eğer şartlarınız uygunsa, aracınızı çok daha erken alıyorsunuz, hatta imkânınızın bir üst modeline ulaşabiliyorsunuz. HGS, trafik cezası aklınıza gelebilecek her türlü ödemeyi de sizin adınıza takip ediyoruz.

Bu durumda galiba bize de denizcilik altyapısının bir an önce otomobillerdeki gibi gelişmesine dua etmek kalıyor.

İlkay Ersoy

İlkay Ersoy, Turgay Noyan

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.