Taktik

Kötü durum senaryoları( 2)

Naviga - - Navİgasyon - YAZI VE FOTOĞRAFLAR: SABİNE DEDEOĞLU, TAYFUN ÖZTUNA

1.Kitaplarda hep okuyoruz: Demirlemek için ‘uygun koy’ arayın. Yani çıpaya göre uygun bir zemin (örneğin; kum veya çamur), zincir ve salma uzunluğuna göre uygun derinlik (50 metre zincir ve 1,90 metre toplam derinlik), rüzgâr-dalga-akıntı konusunda sakin bir koy… Biz ilk defa tekne kiralamış, ilk akşam restorana bağlanmadan biraz balık tutalım demiştik. Sırtı çekerek yavaşça motor seyri yaptık. Üç palamut yakaladıktan sonra durmaya karar verdik. Bir burnun arkasındaydık; derinlik göstergesinde 13 metre gördük. Kıyaya yakın yerde bir kayalık vardı. Antrenman olsun diye kıçtankara yaptık. Önümüzde açık deniz ve arkamızda kıyı ve dik kayalar... Yemekten sonra herkese rehavet bastı ve biraz uzandık; uyuyakalmışız. Saat 19:00’da telefon çaldı. Beraber çıktığımız diğer tekne restorana bağlanmış ve bizi merak etmiş. “Hadi artık biz de gidelim” dedik. Kıç halatı çözdük ve zincir almaya başladık. Tam 13 metre kala ırgat sigortası attı. Çok şükür teknede yedek sigorta vardı. Yedek sigortayı riske atmamak için önce biz dalıp duruma bir bakalım dedik. Biri daldı. Çıpamız kocaman bir taşın altına girmiş. Tüpsüz 13 metreye dalmayı beceremedik. Bulunduğumuz yer gecelemek için hiç mi hiç uygun değildi; arkamızda duvar gibi kayalar ve önümüz açık deniz!

Arkadaşlarımızı aradık. Bir dalgıç bulup kayıkla geldiler. Hava kararıyordu. Dalgıç çıpayı çabucak kurtardı. Karanlıkta restoranın önüne bağladık. Marmaris’ten çıktıktan sonra hemen yüzelim istedik. Turunç’a gelmeden Sarı Mehmet diye açık bir koy vardır, günlükbirlikçiler peşi sıra gelir. Biz o kalabalıktan uzak kalalım diye kıyıya biraz uzak demir attık. Hâlâ kum görünüyordu ve 18 metreye çıpayı döşemeye başladık. Durur durmaz millet daha çıpa tuttu mu, tutmadı mı belli olmadan suya atlamaya başladı ve sahile doğru yüzdü.

Rüzgâr 10 knot esiyordu ve tekne başını bir iskeleye bir sancağa atmaya başladı. Zincirden ses geliyordu. Maalesef zeminde kayalar vardı; hemen dalgıç gözlüğüyle zincir ve çıpayı kontrol ettim. Evet durum ciddiydi. Zincirimiz kayalar arasında slalom şeklinde geziyordu. Rüzgâr biraz dönerse buradan zor çıkarız diye düşündüm. Çok şükür teknedeki bir arkadaşım henüz yüzmeye gitmemişti. Onu dibe bakması için denize gönderdim, ben dümende kaldım. Çıpayı çekip daha sağlam bir yere atalım diye düşündük. Sudaki arkadaş sağa sola yönlendirme yaptı ve yavaşça çıpayı çektik. Sonra bildiğimiz yerde (kıyıya daha yakın ve sadece kumlu olan yerde) çıpayı attık ve rahat ettik. Bu olaydan sonra arkadaşlara düdükle ‘tekneye

hemen geri gelme sinyali’ belirlemeye karar verdik. Yine bir gün denize çıktıktan hemen sonra yüzme molası vermek istedik. Yarım saat alargada kalalım dedik. Marmaris Kanalı’nda Yıldız Adası tarafında 20 metre derinlikte 40 metre zincir bıraktık. Tam sudan çıkarken sahil güvenlik biraz hızlı geçti ve onun dalgasıyla bizim zincirin uzunluğu yetmedi. Dalgadan dolayı yukarı fırlayan teknenin başı çıpamızı zeminden çıkardı ve taramaya başladık. Keşke baştan biraz daha kaloma bıraksaydık. Zorlukla durumu toparladık. Çiftlik Limanı özellikle pazar günleri çok kalabalık olur diye yanındaki Gebekse (Gerbekse de deniyor) Koyu’nda kıçtankara kalalım dedik. Su müthişti, çok fazla tekne de yoktu. 20 metre derinlikte (burası bayağı derindir) demir attık ve bütün zincirimizi döşedik yani 60 metre zincirin tamamını. Kıçımızı da bir kayaya bağladık. Kara ile aramızda 15 metre kalmıştı. Akşam keyfimiz iyiydi, uzun uzun oturduk. Demir taş gibi tuttu. Sabah saat 03:00 gibi bir anda kuvvetli rüzgâr çıktı ve anında çıpamız taramaya başladı. Paldır kürdür motoru çalıştırdık ve kıç halatı kullanarak başımızı rüzgâra karşı tutmaya çalıştık. Karanlıkta kimse suya atlamasın veya şişme bot ile uğraşmasın diye kıç halatımızı tekneden denize bırakmaya karar verdik ve hızlı bir şekilde çıpayı çekip koydan ayrıldık. Yanımızda üç tekne daha vardı. Hepsi aynı anda taradı. Sadece bir tekne karşımızdaki eski kilisenin altında rahat görünüyordu. Sonradan öğrendik ki tek sağlam yer orasıymış. Biz sabah sabah Çiftlik Limanı’na girdik ve koy ortasında demir attık. Sabahı bekledik sonra tekrar Gebekse’ye gidip kıç halatımızı topladık. Ne geceydi ama!..

Çıpa atarken

Birkaç hafta tekneyle çıkamadım. Bir hafta sonu limana yakın bir yere gideyim dedim. Güzel ve sakin bir koy buldum. Tam çıpa atmaya başlarken ırgattan değişik bir ses geldi ve sustu. Zincir baklaları dönmüş ve zinciri döşerken dönmüş bir bakla ırgat içinde sıkışmış. Hemen fark etmeyince sigorta atana kadar kumanda düğmesine bastım. Sigortayı düzelttim ama sıkışmış olan baklayı çözemedim. 2. Öğleden sonra bir koya gidip kıçtankara yapıp gece orada kalmak istedik. Fırına kek koymuştuk ve yanaştıktan sonra çay-kek molası vermek istedik. Koya girmeden önce çıpayı hazırlayalım dedik. Daha 70 metre derinlikte biri öne gitti ve çıpa emniyet pimini çekti. Irgatı çalıştırmak istedi ama bu arada zincir ırgattan çıktı ve çıpa denize düştü. Muhtemelen zincir baklaları dönmüş ve ırgat yuvasına ters girmişti. Su çok derin olduğu için bütün zincir (60 metre) boşaldı. Düşen zinciri durduramadık. Çok şükür bir şey kopmadı ve dümenci hemen tornistan verdi. En azından zincirimiz ne salmaya ne de pervaneye çarptı. Ancak 60 metre zinciri elle çekmek büyük dert oldu. Irgat bu yükü çekemedi. Bir halatı zincire bağlayıp metre metre cenova vinci ile çektik. Ter içinde koya giriş yaptık ve kıçtankara bağlandık. Bu karambolde fırındaki kek unutulmadı ve mutlu son olarak kekimizi yanmadan yedik. Yunan Adaları turumuzda limana biraz geç kaldık. Lipsi (Lipso) Adası’nda içerde yer bulamadık. Rıhtıma dışardan kıçtankara olmaya karar verdik. 5 metre derinlikte 25 metre attık ve tutturduk. Yanaşırken rüzgâr sancak baş omuzluktan geldi. Tam kıç halatları ayarlarken (motorla birkaç manevra) çıpa taramaya başladı. Kıça usturmaça bağlamadığımız için beton duvara dokunduk -yine bir jelkot tamirine sebep olduk. Tekrar çıktık, tekrar attık. Bu defa daha uzaktan başladık ve sağlam kaldık. Bozukkale’de koyun dibinde bir yüzme molası vermeye karar verdik. Hem rüzgâr esiyordu hem de biraz kalabalıktı. İki guletin arasında kısa bir süre alargada kalalım dedik. 10 metre derinlikte tornistanda

çıpamızı attık. Kaptanımız direkt denize atladı ve çıpamızı kontrol etti. Eyvah, tam bir guletin zincirinin üzerine atmışız. Hem de çıpamızın bir kanadı zincirin altında kalmış. Bu durumda problemsiz çıkmak mümkün olmayacaktı. Çok şükür bir arkadaşımız tüpsüz paletlerle 10 metre daldı ve elle çıpamızı guletin zincirinden ayırdı. Fazla derinde olmamanın avantajını kullandık.

Çıpa çekerken

Tatilin son gününde marinaya dönmeden önce son defa yüzelim dedik. Amos Koyu’nda sitenin açıklarında 17 metre derinlikte çıpa attık ve yüzdük. Çıkmak istediğimizde rüzgâr basmaya başladı. Çıpa zeminden ayrıldıktan hemen sonra zorlamaya başladı. Çıpamızı 5 metre kadar tekneye doğru çektik sonra ırgat yeterince güçlü çekemedi. Baktığımızda kocaman bir çıpayı (bir guletin koya bıraktığı admiral çıpa) yakalamış olduğunu gördük. Rüzgârda tekne dönünce zincir de admiral demire dolandı. Çok uğraştık ama bir türlü kurtaramadık. Uçağı kaçıracağız diye bütün zincirimizi ve çıpamızı bırakıp marinaya dönmek zorunda kaldık. Yüzme molası bitince çıpayı çektik. Her şey yolunda gitti ama en son çıpayı sudan çıkarınca yan döndü. Çekmeye devam ettik. Tam yukarıya alırken yan durduğu için çıpa, yuvanın içinde sıkıştı. Öyle bir sıkıştı ki çekiçle bile açamadık. Geceleyeceğimiz yere gittik. Orada çıpa atarak iskeleye yanaşacaktık. Önce sıkışan demiri kurtarmalıydık. İskeleye yaklaştık ve arkadaşımız kocaman bir taş ile tekneye geldi. Tekrar çıktık. Sağ olsun o arkadaş tekneye hasar vermeden bu taşı çıpanın kafasına bir vurdu, sıkışmış çıpa açıldı ve denize düştü. Sonra çıpa atarak başarılı şekilde iskeleye yanaştık. Başka bir zaman ve başka bir tekneyi kiraladığımızda çıpayı çekerken ters döndü. Yani çıpanın üçgeni dışarıya doğru dönüktü. Çeken arkadaş tecrübesizdi ve çıpayı düzeltmeden çekti. En son ters gelince krom ayağından düştü ve zincir ırgattan çıktı, hızlı şekilde boşalmaya başladı. Allah’tan zemine dokununca zincir boşalma hızı biraz yavaşladı ve ayakkabı giymiş olan tecrübeli bir arkadaş öne fırlayıp zincirin düşüşünü durdurabildi. Sonra el ile zinciri tekrar krom yuvasına koyup yerleştirdi. Ve bu defa yavaşça yukarıya aldık. Yine ters gelince kakıcın kanca tarafıyla çıpayı doğru yönde tutup yukarıya aldık. Bir daha çıpa çekerken biraz yavaş olmak gerektiğini öğrendik! Özel bir tekne ile çıktık ve ilk kez çıpa attık. Atarken bir problem yaşamadık ama çıpayı yukarıya alırken çekme hızını yavaşlatmadık. Çıpa başa geldiğinde

yukarıya zıpladı ve öndeki krom yuvasından çıktı. Beş kere teknenin başına vurdu. Jelkotu bayağı çizdi. Aman yavaş!

Simi Limanı’nda kaldık. Bütün gece iyi esti ama çıpamız tuttu. Sabah iskelemizdeki komşu bizden erken ayrıldı. Çıkarken bizim zincirimiz oynamaya başladı. Harika, takıldı bize! Neyse motoru çalıştırdık ve bizden biri ırgata geçti. Komşu teknenin ırgatı zorlanmasın diye zincirimizi biraz bıraktık. Bizim çıpayı kaldırdı ve kurtuldu ama kurtulurken rüzgâraltına kayarak bizim çıpamızı da sürükledi. Kendi problemlerini çözdükten sonra bizim çıpamızı olduğu yerde denize attılar. Teşekkürler (!) O demir bir daha tutmayacağı için çıkmaya karar verdik. Zinciri alırken bir an ırgat zorlandı. Bir yere takılmış belli ki... Zincirimizin üzerine yavaşça gidip çekme yönünü değiştirmeye çalıştık. Irgatın tekne başını aşağıya doğru çektiğini gördükten sonra (iki kere denedik) anladık ki kendini kurtarmaya çalışan arkadaş sürüklenirken bizim çıpayı komşu tonoza takmış! Simi’de bu ve benzer olaylar çok olduğu için hazır bir dalgıç kayıkta bekler. Seslendik, koştu geldi ve ona 80 euro verdikten sonra kurtulduk.

Son senaryo

Bir kere Gebekse Koyu’nda yüzme molası için demir attık. O gün hem rüzgâr vardı hem de kalabalıktı. Biz emin olalım diye 10 metre derinlikte, koyun tam ortasında alargada kaldık. Bizden sonra bir yabancı geldi belli charter teknesi. Bu adam ana yelken açıkken 25 metre derinlikte dik duvarın çok yakında bayağı kısa bir zincir bıraktı. Sonra adam denize atladı ve kıyıya çıktı. Dağlarda bir yürüyüş yaptı ve iki saat sonra tekneye geldi. Çıpasını çekti ve koydan ayrıldı. (Bu sırada ana yelken hâlâ açıktı.) Hiçbir şey olmamış. Bazı insanlar çok ballı oluyor…

Siz de o kadar şanslı değilseniz veya başınıza bela almak istemiyorsanız, demir atma/çekme ve denizcilik konusunda doğru dürüst ders alın. Tekne tatiliniz güzel geçsin.

www.sollaresailing.com

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.