Meteoroloji

‘Büyük şehir’ felaketi

Naviga - - Navİgasyon -

Kararsız hava koşullarının oluşumunda en önemli etken yerin ve özellikle denizin fazla ısınması, ısınan yer seviyesindeki sıcak ve nemli havanın yükselerek yağış bırakacak bulutları oluşturmasıdır. Yukarı seviyedeki soğuk hava ile temas eden sıcak ve nemli hava yerin fazla ısınması sonucu oluşan cumulus (cu) bulutlarının gelişmesine neden olur, yukarı seviyedeki hava çok daha soğuk ise gelişen cumulus bulutları hızla yükselerek kararsız havanın en önemli bulutu olan hem yüksek hem de alçak basınç alanlarında görülebilen kuvvetli sağanaklara, dolu ve hortum oluşturabilen cululonembus (cb) bulutuna dönüşür.

Bahar ayları bu tip kararsız koşulların daha fazla etkili olduğu zamanlardır. Bu aylarda cumulonembus bulutları soğuk cephe önünde sağanak hattı boyunca oluşur ve kuvvetli rüzgâr, rüzgâr sağanakları, kuvvetli sağanak yağmur ve dolu bırakabilir. Ayrıca ısınmaya bağlı olarak yaz sonlarında Antalya ve İskenderun Körfezi’nde görülen su hortumlarını da oluşturur.

Yaz aylarında yurdumuz tek tip hava kütlesinin etkisi altında kaldığı için cephe sistemleri oluşamaz ama yüksek basınç etkisinde olsak da gelişen cumulus’ların oluşturduğu cumulonembus bulutları çok sıcak geçen günlerin peşinden görülebilir. Tıpkı 27 Temmuz ve 3 Ağustos günlerinde İstanbul’da olduğu gibi.

Pekiyi bir hafta ara ile İstanbul’da görülen su baskını ve kuvvetli dolu yağışı oluşturan sistem nasıl gelişti?

2016 yılında Pasifik’te oluşan ve uzun süren El Nino’nun peşinden yine Pasifik’te oluşan La Lina, bu okyanusta hızlı soğumaya sebep olmuştu. Sebebi Pasifik’te denizin hızla soğumasıydı. O dönem denizlerin fiziksel özelliği ve dünyanın neresinde olursanız olun denizin üzerinde havanın karanın üzerindekinden daha sıcak olması gerekliliği nedeniyle sistem, çok soğuk olan Sibirya yüksek basıncında havanın hızlı bir şekilde daha da soğumasına ve batıya doğru hareket etmesine yol açtı. O

nedenle kış koşulları yurdumuzda da oldukça etkiliydi.

Sert geçen kışların yaz ayları daha sıcaktır. İstanbul’da temmuz ve ağustos ayları oldukça sıcak geçti. Sıcak ve aşırı nem bölgeyi etkilerken 27 Temmuz’da yüksek seviyede (500 hpa ve yerden 5.000 metre yukarıda) oluşan alçak merkez ve soğuk hava giderek güçlendi. Marmara ve Batı Karadeniz’de denizin oldukça ısınması ve soğuk merkezin etkisiyle hızla yükselen ve deniz etkisiyle daha da güçlenen sıcak ve nemli hava cumulonembus bulutunun daha yüksek seviyelere çıkmasına neden oldu. Şekilde görüldüğü gibi bulut içindeki hızlı hareketler, su ve buz yoğunluğunu artırarak İstanbul üzerinde süper hücre olarak isimlendirilen sistemi oluşturdu. Bulut içindeki hızlı hareket, kuvvetli sağanakla buz parçalarının yere inmesine neden oldu. Yağış ve kuvvetli rüzgâr uzun süre devam etti çünkü yukarı seviyedeki merkez bulutun doğuya doğru hareketine engel oldu.

3 Ağustos sisteminde ise yukarı seviyede hava yine soğuktu ama alçak merkez oluşmadığı için sağanaklar daha kısa süre kaldı. Ancak yine de etkiliydi.

Şehirleşme doğayı öldürüyor

İstanbul’da yeşil alanların azalması, hızlı betonlaşma, büyük ve yüksek binaların yapılması, kullanılan inşaat malzemelerinin kalitesi hızlı ısınmayı etkiliyor. Oluşan ısı adaları alçak bulutların bırakması gereken yağışları engellerken yukarı seviyenin soğuması bu kez şehir sellerini oluşturuyor. Altyapının yeterli olmaması, hızla beton üzerinde akışa geçen suyun toprak tarafından emilememesi, yüzey akışına geçen suyun denize ulaşmasını sağlayan dere yataklarının kapanması veya ıslah sırasında akış alanının daraltılması su baskını riskini artırmaktadır.

Kuvvetli sağanak ve dolu oluşumu için sistemin hareketinin iyi takip edilmesi ve ona göre oluşum saatinin belirtilmesi gerekir. Denizde oldukça etkili olan dik gelişmeli cumulonembus bulutunun iyi gözlenmesi, yalnız yer haritaları değil 500 hpa haritalarının da iyi değerlendirilmesi gerekir.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.