“Online”

Tuğçe ve Brice’in hikayesi şu soğuk günlerde tam da içleri ısıtacak türden. Her ikisi de su sporları tutkunu olan bu iki maceraperestin ‘mobil’ yaşamı, hayatta başka seçeneklerin de olduğunun güzel bir kanıtı.

Naviga - - Sosyal Medya - YAZI: ŞULE KAYA

Tam ‘blogger’ kelimesine alışmıştık ki birkaç sene önce karşımıza yepyeni bir terim çıktı: Vlogger. Sosyal medya mecralarındaki paylaşımların yazılar aracılığıyla değil, videolarla anlatılmasına ‘vlog’, bu işi yapan kişilere de ‘vlogger’ deniyor. Zira artık bazı insanlar bir hikayeyi takip etmek ya da yeni bir şeyler öğrenmek için yazı okumaktan ziyade görsel açıdan çok daha ilgi çekici videoları izlemeyi tercih edebiliyor. Vlogger’lık özellikle tekneleriyle dünyayı dolaşan maceraperestlerin masraflarını çıkarabilmesi için çok tercih edilen bir yöntem. Bugün, yaşadıklarını birbirinden eğlenceli videolarla paylaşan onlarca

Pasifik’i şöyle bir dolaşmakmış. Ancak Yeni Zelanda’ya ulaştığında kendini durduramayıp Fiji, Solomon Adaları diye devam etmiş. Bu süreçte tanıştığı yeni insanlar Brian’a, hiç aklında yokken sosyal medyada hikayelerini paylaşması konusunda ilham vermiş. Youtube’daki takipçi sayısı 242.000’e ulaşan Delos’ta bugüne kadar onlarca ülkeden yaklaşık 50 kişi seyahate katılmış. Ekibe dahil olmak için Delos’u sosyal medyada takip etmek gerekiyor. Çünkü ekip, zaman zaman bu mecralardan yarışma düzenleyerek yeni mürettebatlarını seçiyor. Görünüşe göre ekibe katılmak isteyenler bir ücret ödemek zorunda değil, sadece masraflara ortak oluyorlar. 53 feet’lik bir Amel olan Delos bu aralar Brezilya açıklarında seyrediyor ve kabilelerine katılmak isteyenleri bekliyor. Ve videolarda izlediğimiz kadarıyla çok eğleniyorlar.

www.svdelos.com

SV Prism

Prism’in mürettebatı ABD’LI Jon ve Shannon’dan oluşuyor. Jon aslında çocukluktan denizci. Çünkü anne ve babası yıllarını denizlerde geçirmiş sıkı birer yelkenci. Öyle ki ailesinin sadece San Fransisko Körfezi’nde değil, evlerinin yakınındaki iki gölde de tekneleri varmış. Jon’un ailesinin bir tutkusu da fotoğrafçılık ve video çekimleri yapmakmış. Jon da yelkenli teknesiyle okyanuslara açılmadan önce TV kanallarında ve reklamcılık sektöründe yönetmen olarak çalışmış. Kaliforniya’da büyüyen Shannon da kendini bildi bileli yüzünde maskeyle okyanusun derinliklerini seyrettiğini söylüyor. Profesyonel dalgıç olarak çalışan Shannon, büyük beyaz köpekbalıklarıyla da bir hayli haşır neşir olmuş. İkili 2009 yılında Sierra Dağları’ndaki bir kampta çalışırken tanışmış. Kısa süre sonra Jon, Shannon’a yelkenli tekneyle dünyayı dolaşmayı teklif etmiş. Yanıt olumlu olunca çift ilk tekneleri olan ve paralarının ancak yettiği harap durumdaki bir Caliber 28’i almış. Birkaç yıllarını da onu adam etmek için harcamış. 2013 yılında da Tara adını verdikleri tekneleriyle Washington’dan okyanusa açılmışlar. Blog’larını da bu ilk tekneleriyle seyahatleri sırasında kurmuşlar. Shannon ve Jon, şimdilerde Prism isimli 1982 model, 10 metrelik bir Hans Christian model tekneyle dünya seyahatini yapıyor. Bugüne kadar Abd’nin doğu kıyısından güneye inip, Panama Kanalı’nı geçtikten sonra batı kıyısını tırmanan çiftin hayali Avrupa’ya gelmek ve Kuzeybatı Geçidi’ni geçmek.

www.svprism.com

Sailing Uma

Portekizce’de ‘bir’ anlamına gelen Uma’nın ekibinde, Kanada’daki Rocky Dağları’nın eteklerindeki kulübede büyümüş Dan ile çocukluğunu okyanusu izleyip hayaller kurarak geçiren Haitili Kika yer alıyor. En yakın denizden yüzlerce kilometre uzaklıkta doğan Dan, evde eğitim gördüğünden vaktinin çoğunu doğayla içiçe geçirme şansı bulmuş. Dan, liseye geldiğinde burs kazanınca okumak üzere Philadelphia’ya gitmiş. Ardından mimarlık fakültesine yazılmış. Kika’yla yolları da bu okulda kesişmiş. Dan ile Kika mezun olduktan sonra bir mimarlık şirketi kurmuşlar, çok da iyi para kazanmışlar. 2010 yılında 200.000 kişinin hayatını kaybettiği Haiti depreminde Kika’nın birçok sevdiğini kaybetmesi hayatlarının dönüm noktası olmuş. Bu olaydan sonra her ikisi için de masa başında oturup hayatı tüketmek anlamsız hale gelmiş. Ardından çift, ellerinde ne var ne yok her şeyi satarak kendilerine 1972 model bir Pearson 36 almış ve okyanusa açılmış. Teknelerinde elektrikli motor kullanan çift bugüne kadar motorlarını toplamda yarım saatten fazla çalıştırmamakla gurur duyuyorlar. Kika ve Dan şu sıralar Karayiplerde dolaşıyor.

www.sailinguma.com

alışabilmek için bir yıl boyunca teknede yaşamışlar. 2016 yılının ocak ayında da palamarları çözmüşler. Bu süreçte Avrupa kıyılarını geçen çift şu an Panama’da seyrediyor.

www.ransailing.se

Her ikisi de sörfün farklı sınıflarına ve yelkene meraklı, biri Türk diğeri Fransız iki gencin yolunun kesişmesi aslında pek de büyük bir mucize değil. Zaten hikayemizin kadın kahramanı Tuğçe Menay da, Fransız eşi Brice Menay’la birlikteliklerinin başlangıcını bu cümleyle özetliyor.

Tuğçe ve Brice’in hikayesi, Fransa’nın sörf merkezi Biarritz’de başlamış. İkisini bir araya getiren ise sörfe olan merakları. Nitekim düğünlerine de o çok sevdikleri sörf tahtaları eşlik etmiş. Ardından macera bir süre Paris’te devam etse de şehir hayatı bir anlamda ‘basınca’ çift mobil hayata geçmeye karar vererek modifiye ettikleri karavanla bir nevi tekne hayatı yaşamaya başlamış. Menay çifti karavanlarıyla ilk uzun seyahatlerini Brice’in doğduğu şehir Vannes’den Tuğçe’nin memleketi İzmir’e gerçekleştirmiş. Ancak bu sıradan bir seyahat değilmiş. Rotalarını tutkunu oldukları su sporlarına göre oluşturan Menay çifti, gittikleri her yerde dalga sörfü, kite surf, rüzgâr sörfü yapmış.

Bu aralar kış soğuğuna rağmen Biarritz’de sörf yapmaya devam eden çiftin keyifli hikayesini dinlemeye hazır mısınız?

Nasıl tanıştınız? Tuğçe:

Brice ve ben Fransa’nın Bask Bölgesi’ndeki Biarritz’te, board sporları üzerine yüksek lisans yaparken tanıştık. (Evet böyle bir yüksek lisans programı var gerçekten!) İki senelik yüksek lisans programının ikinci senesinde programa katılan bir tek ikimiz olduğundan kaynaşmamız uzun sürmedi. Üstelik program, board sporları üzerine olduğu için ikimizin de yelken, windsurf, dalga sörfü gibi sporlara ilgisinin olması çok büyük bir tesadüf değildi. Evlendikten sonra işlerimiz gereği Paris’e yerleştik. Ancak bu çok uzun sürmedi.

sörfü, rüzgâr sörfü, kite surf ve yelken yapıyoruz. Ayrıca Brice, yelkende J80 kategorisinde Fransa ve dünya genelinde yarışlara katılıyor.

Paris’ten ayrılarak gezmeye nasıl karar verdiniz?

Tuğçe:

Evlendiğimiz sırada ben Vestel’in Fransa ofisinde satış koordinatörüydüm. Brice ise Vendee Globe teknelerinden birinin sponsoru olan MACSF firmasında sponsorluk ve medya yönetimi sorumlusu olarak çalışıyordu. Kendisi yelkenci olduğu için Vendee Globe gibi büyük bir organizasyon için çalışmak onun için inanılmaz bir fırsattı. Tabii bu tarz organizasyonlarda kontratlar süreli olduğundan, Brice’in sözleşmesi sona erince kendimize ‘Paris’te kalmak istiyor muyuz?’ diye sorduk ve cevap ‘hayır’ olunca iş hayatına ara verip gezmeye karar verdik.

Karavan hayatına geçiş nasıl oldu? Brice:

Paris’teki işlerimizi bıraktıktan sonra dalga sörfü, rüzgâr sörfü, kite surf, yelken gibi sevdiğimiz sporlar üzerine kurulu bir gezi programı yapmak istedik. Bu amaçla ilk aşamada iki ayımızı Filipinler’de geçirmeye karar verdik. Daha sonra döndüğümüzde içimizde hâlâ macera hevesi olunca, her zaman hayalini kurduğumuz karavanı yapma işine giriştik. Karavan yapım süreci -araç seçimi ve araştırmalar hariç- bir ayımızı aldı.

Karavanı nasıl yaptınız? Brice:

Karavan yapımında en çok internetteki forumlardan faydalandık. Özellikle Fransa’da bu şekilde minibüsleri karavana çeviren çok insan olduğundan internetten bilgi toplamamız çok zor olmadı. Sonrasında her şey biraz amatör çizim ve marangozluğa kaldı. Bir de az da olsa elektrik ve su tesisatından anlamak gerekiyor tabii. Genel olarak ufak ve hareket edecek bir alandan bahsettiğimiz için tekne tasarımlarından da oldukça ilham aldık. Örneğin mutfak kısmında açılan dolaplı raflar yerine yer kaplamaması için oyma raflar yaptık. Lavabo, ocak, su pompası gibi malzemelerimiz de temelde tekne için kullanılanlardan.

Bugüne kadar karavanınızla nerelere gittiniz?

Tuğçe:

Karavanla rotamızı ikimizin doğduğu şehirlerarası olarak belirledik. Fransa’nın Bretonya Bölgesi’ndeki Brice’in memleketi olan Vannes’den, benim doğum yerim İzmir’e gitmek üzere yola çıktık. Amacımız da yol boyunca sahil şeridini takip etmek hem de yol üzerindeki aile ve arkadaşlarımızı görmekti. Fransa’dan yola çıkarak hep kıyıyı takip ettik ve sırasıyla Portekiz, İspanya, İtalya, Hırvatistan üzerinden Yunanistan’a ulaştık ve seyahatimizi İzmir’de sonlandırdık. Bir süre Türkiye’de dolaştıktan sonra dönüşte de 10 gün tüm İtalya’yı gezip en sevdiğimiz yer olan Biarritz’e döndük.

Sailing Uma

SV Prism

Cinque Terre/İtalya

Salda Gölü

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.