Haziranlar bizim Sadun Abi...

Naviga - - Edİtörden -

5 Haziran 2015’te seni, denizci dostun Süleyman Dirvana ile aynı gün almaya gelen martılara selam olsun. Geçen ay yine pek çok kez andık seni. Hoş, lafının geçmediği gün neredeyse yok gibi ya...

Ekrem İnözü’yle Çetin Kent’le, tabii ki babam ve biricik kızın Deniz’le, bizim Navigacılarla... Kısmet olursa Okluk’a gideceğiz 5 Haziran’da. Öyle toplu bir karar değil, konuşurken ortaya çıktı ki herkes kendi kalbinin sesini dinlemiş, Okluk’a gitme kararını çoktan vermiş. Sen gelme Sadun Abi... Neden dersen? “Kız ne üşümesi, çek yıldızlardan yorganı üstüne...” dediğin, Kısmet’e doğru kürek çekerken bakmaya doyamadığın, hani Çetin’e o dünyalar güzeli pozunu verdiğin Okluk’ta artık ağaçların yerine beton surlar var. Ağaçları, martılar yetişemeden, veda edemeden götürdüler. Sen gidince adeta büyü bozuldu... Çürümeye başladık.

Bu senenin en iyi haberi Ekrem Abi’nin sana verdiği sözü tutup kitabını bitirmesi... Çok emek verdi, 384 sayfa, bir yıl uğraştı... Senin dediğin gibi ‘ülkeleri ve insanları’ rencide etmeden, fikirlerini, tecrübelerini, hüznünü, sevincini, denizi, okyanusu, martıları, senin zuladan verdiğin rakıyı bile yazdı. Olayları kendi penceresinden gördüğü gibi samimi şekilde kaleme aldı, resmetti ve kitaba oya gibi işledi... Dünya Varmış II için teşrik-i mesaimizde senden olduğu gibi ondan da çok şey öğrendik, dinledik, kaydettik, değiştik, değiştirdik...

Ekrem Abi, Horn Burnu’na yeniden gidip gelmiş kadar yorgun ama sana verdiği sözü tutmanın keyfiyle sanki binlerce kitap satmış edasıyla teknesine döndü bile... Belki de yeniden palamarları çözüp gezecek, gezdikçe yazacak... Belli mi olur?

Bu ayki yazısında Çetin de senden bahsetmiş. Titizliğinden, detaycılığından kendi nüktedanlığıyla, harika bir yazı yazmış. Unuttuğum, okuduğumda dün gibi hatırladığım Joshua Slocum kitabının ismi için saatler süren tartışmamızı hatırladın mı? Hani dört kelimelik ismi bir türlü ‘ortak kararla’ Türkçe’ye çevirememiştik. Çetin şöyle anlatmış ikimizi; “Gel de Türkçesini beğendir Sadun Abi’ye. Kızcağız bir isim teklif ediyor, ‘Yok, mümkün değil, olmaz, ilk defa olduğunu da vurgulamak lazım’, başka bir isim geliyor ardından, ‘Zinhar olmaz. Hem yalnız hem de dünya çevresinde ilk defa olduğunu anlatması lazım’, başka bir teklif, ‘O da olmaz, adamın bu seyahati yelkenle yaptığını da vurgulamak lazım’…

Of anam, ‘şu sebepten olmaz, bundan dolayı olmaz’ derken derken, derken ben onları seyrederken yoruluyorum! Malumunuz sonrasında kitap şu isimle çıktı: İlk Defa Tek Başına Yelkenle Dünya Turu.”

Tam da bu hikayedeki gibi hazırladık Ekrem Abi’nin kitabını. Yanımızda sen varmışsın gibi, sen olsan ne derdin, neyi çıkarırdın, neyi koyardın, haritaları beğenir miydin...

Yazmanın manevi gücü olmasa bu ülkede kitap basmanın -hele hele denizcilikle ilgili olan kitapları neşretmenin- zorluğunu atlatabilir miydik bilemiyorum, Sadun Abi? Uzun emekler sonrası Dünya Varmış Ii’yi ben sana bu satırları yazarken matbaaya emanet ettik... Pruvası neta olsun. Haziranlar bizim Sadun Abi... Okuyacak, yazacak, seni anlatacak, sana layık olmaya çalışacağız... Özledik.

Denizin tuzundan uzak kalmayın.

TN

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.