Gelecekten Korkmadan

Dubai arkamızda kalıyor. Çizgi romanlardakini andıran şehir silueti, yerini haki renkli kum tepeciklerine, ara sıra görülen yabani develere bırakıyor. Görmek üzere olduğumuz teknolojik harikanın ilk işareti bir reklam panosu: Dubai’nin yöneticisi Şeyh Muh

Popular Science (Turkey) - - İÇINDEKILER -

Dubai’nin gelecek planları, tamamen bilim ve teknoloji üzerine kurulu.

Şehrin güneyinde, yaklaşık yarım m saat mesafede bir muhafız kayar bir kapıyıpıyı Alhaz Raşit Khokhar’ın sürmekte olduğulduğu beyaz arazi aracımız için açıyor. Khokhar hokhar birkaç aydır burada, Muhammed bin in Raşit el Maktum Güneş Parkı’ndın 200 megawattlık ek kısmını açmak için uğraşıyor. raşıyor. Koyu renk paneller çöl boyunca neredeyredeyse 3,5 km boyunca uzanıyor. Hatta ufuk noktasından o kadar öteye uzanıyorr ki bir köşesinde durup baktığınızda iki yönlüönlü aynaya bakmış gibi oluyorsunuz. ABD’ninBD’nin en büyük işlevsel güneş santrali 5500 megawatttan biraz fazla ama Dubai katlanaatlanarak büyüyor. Bu 200 megawattlık bölüm,ölüm, önümüzdeki 13 yılda devreye girmesiesi beklenen ek 5.000 watt’ın yanında devede kulak gibi kalıyor. 14 milyar dolarlıkk bu yatırım, Dubai’nin elektrik gereksiniminiminin dörtte birini karşılamayı hedefliyoriyor ve tamamlandığında Dubai’nin dünyanya üzerindeki rolünü yeni baştan yazacak cak teknolojik bir yapbozun yalnızca bir parçasınıarçasını oluşturuyor.

On yılı aşkın süredir, bu şehir devletinvletin öyküsü hep “en”lerle dolu. Dünyanınnın en yüksek binası, en büyük havai fişekşek gösterisi, en işlek uluslararası havaalanıalanı gibi. Ancak artık aşırılığın yerini dehanınhanın aldığı geniş ve hedefe yönelik, yepyeniyeni bir felsefe kök salıyor. Kimi ülkelerin aksine,ksine, Dubai küresel ısınmaya inanıyor. Bilimiilimi ve teknolojiyi sadece aşırılıkların yaşandığındığı bir çağa ayak uydurmak için değil, aynı zamanda ekonomisinin temeli yapmakak için kararlı. Dubai insan yapımı kumsallarıyla, larıyla, kapalı mekân kayak merkezleriyle, klimalı ve uçsuz bucaksız alışveriş merkezleriyleeriyle değil de dünyayı kurtaran teknolojilerler için bir laboratuvar olarak tanınmak istiyor. iyor. Bu plana normalde inanmak güç olurduu ancak Dubai’nin kendisi zaten olanaksıza yakın. Ülkenin harita üzerindeki küçücük bir noktadan küresel bir merkeze dönüşmesiüşmesi bile ustaca kotarılmış bir planın sonucu. nucu. Ama Dubai bunu tekrarlayabilecek mi?

Khokhar buraya ailesiyle beş yıl önce, memleketi olan Hindistan’daki bir uluslararası danışmanlık şirketinin teklifiniifini reddettikten sonra taşınmış. Böylece ce Dubai’nin hedeflerinin önde gelen göstergelerinden biri olmuş. Khokhar, Dubai’ninubai’nin yükselişine gölge düşüren senaryonunnun bir parçası d değil. Klimasız bir iş kampında, sıcakta, kan ter dökerek çalışan biri değil. O, bölgeninbölge en parlak zihinleri arasında sayılıyor ve Dubai’ye tıpkı New York ya da LondraLond gibi hem yüksek ücret hem de yaşam ta tarzı yüzünden gelmiş. “Burada, planlarımızplanlarım var,” diyor Khokhar güneş parkındanparkında söz ederken. Ancak pekâlâ kendi ailesiniai ve Dubai’yi kastediyor da olabilir.

O ve çalışmaç arkadaşları daha iyi bir gelecek inşa ettiklerine, bunun kaba hatlarınınhatların da her yanda görülebildiğine inanıyorlar.inanıyor Parkın Ar-Ge tesisinde (burası çatısındaçatısınd kocaman güneş kanatları olan küçük, betondanb bir bina) araştırmacılar fotov fotovoltaik modüllerin kuru ve tozlu ortamda çalışma performansını artırmak için uğraşıyor.uğra “Toz yüzünden gücün %30 ila 70’ini70’in kolayca yitirebilirsiniz” diyor buraya kısak süre önce, doktora çalışmalarını tam tamamladığı Phoenix, Arizona’dan taşınan Hintli mühendis Jim Joseph John. Hemen bitişikteki kumluk bir alanda çalışan ü üç adet misafir teknisyen, kiralık arabalarınınarabalar bagajından taşan araçlarla, karmaşıkkarmaşı bir hava durumu istasyonu üzerinde ça çalışıyorlar. Bir başka tel örgünün ardındaysaardınday fotovoltaik ters ozmos sistemi var. Bu aygıta acı yeraltı suyunu içme suyuna dönüştürüyor.dönü Yolun hemen karşısında birkaç katlık iki çelik kule, yarım kalmış vinçler g gibi uzanıyor gökyüzüne. Teknisyenler b bu kulelerin üzerine 3B yazıcılar monte e etmeyi planlıyorlar. Böylece (doğal olarak) d dron laboratuvarı olacak binayı birkaç h hafta içinde yapabilecekler. Ardından yolunyolu kendisi de sökülecek ve taşların yerine, elektriklie otoları hareket halindeyken kabl kablosuz olarak şarj edebilecek güneş panelleripaneller döşenecek. Şu an içinse üzerinde Duba Dubai Electricity logosu olan beyaz bir araba, sıradansı bir prizden şarj oluyor.

“Çok şaşıracaksınız” diyor John. “Her yer deği değişecek.” GELECEKGELECE BAKANı “Geleceğe“Geleceğ gitmeye, geleceği hiç kaygı duymadan k kucaklamaya karar verdik” diyor Dubai’ninDubai’n önümüzdeki 50 yıllık vizyonunun mim mimarı Muhammed el Gergawi. Şehrin en yeni otellerindeno birinin görkemli toplantı salo salonunda, koskoca bir masanın baş

köşesine oturmuş. İçeriye, üzerine hurma ve kuruyemiş dizili üç katlı bir servis tabağı taşıyan garson giriyor. Garsonun elleri, Dubai’nin en nüfuzlu adamlarından biri ve Şeyh Muhammed’in en yakın danışmanlarından biri olan el Gergawi’ye servis yaparken titriyor. Şeyh, şehir devletinin hükümdarı ve aynı zamanda, Dubai’nin bir parçası olduğu Birleşik Arap Emirlikleri federasyonunun başbakanı.

“BAE’de ve Dubai’de bir görevimiz olduğuna inanıyoruz” diye söze devam ediyor el Gergawi. “Bu bölgenin perişan halinden kurtarılması lazım. Çok büyük bir çatışma var. Yörede çok fazla kin, mezhep savaşı, din savaşı, etnik temizlik ve göçmen bulunuyor. Hikayeyi görüyorsunuz. Sonra Dubai’ye geliyorsunuz.”

Şehir adeta refahın, çeşitliliğin ve kozmopolitliğin vücut bulmuş hali. Taksi şoförleri boş zamanlarında uçaktan atlayıp gök dalışı yapıyor ve özel günlerde en ihtişamlı oteller bile devlet memurlarıyla, beyaz yakalı profesyonellerle doluyor. Bunların yanı sıra otele 6 metrelik Rolls Royce’larla gidip gelen Rus yöneticileri ve Hintli sanayiciler de var. AVM’ler ve sokaklar her türden yerel kıyafet giymiş, her renkten, her etnik gruptan insanla dolup taşıyor. Karşılıklı hoşgörü havası somut ve bazen insana keyif veriyor.

El Gergawi’nin yanında yirmili yaşlardaki iki danışmanı oturuyor. Üçü de Arap dünyasının o bilindik kıyafetinin Emirlikler versiyonu diyebileceğimiz kandura giymişler. Altın, krem, gri ya da mavi renklerde, üzerlerine mükemmel biçimde oturan, jilet gibi ütülenmiş bu kıyafet Emirlik’in ayrıcalığını yansıtıyor. El Gergawi kıyafetini siyah titanyum çerçeveli gözlük ve mavi renk Skechers ayakkabılarla tamamlayıp Steve Jobs’ın Arap versiyonu gibi görünüyor. Bu bir tesadüf olmayabilir.

Şeyh Muhammed geçen yıl bakanlar kurulunu tepeden tırnağa yenilediyse de bu, sırt jetleriyle uçan Dubaili itfaiyeciler ya da helikopter pistindeki tenis maçı videoları kadar gündemde olmadı. Şeyh, kabinede Mutluluk Devlet Bakanlığı, Gençlik Devlet Bakanlığı (ki bu konuma 22 yaşında bir bakan getirildi) ve İklimsel Değişim ve Çevre Bakanlığı pozisyonları yarattı. El Gergawi daha şimdiden Kabineden Sorumlu Bakan konumunda ve unvanının başına bir de Gelecekten Sorumlu ibaresi eklendi. Geçtiğimiz 13 yıl boyunca birçok farklı görevin yanı sıra, kamuya ait bir yatırım aracı olan Dubai Holding’in yönetim kurulu başkanı olarak çalıştı ve burada çok kapsamlı bir otel, emlak ve telekomünikasyon zinciri kurdu. Artık tam zamanlı olarak kendini Dubai’nın geleceğini tasarlamaya adıyor. “Aslında bugün çok heyecanlıyım” diyor, gurulara özgü bir tavırla, “çünkü geleceğe doğru muhteşem bir yolculuk yapacağımızı biliyorum. Bunu görebiliyorum. Hissedebiliyorum.”

Şehirler de birer makine. İnşa ettiğimiz en büyük şey onlar. Havaalanları ve limanlarıyla insanları, malları içlerine alıyor, kara ve demiryolları sayesinde kentsel manzaraya yayıyorlar. Tünellerinden veri, güç, su ve lağım akıyor. Yöneticileri bilinçli hareket ediyor (en azından umudumuz bu yönde) ve normalde karmaşaya dönüşmesi kaçınılmaz olan bir yapıya düzen kazandı- rıyor. Şehirler ahenk içinde işleyebilir ya da içinden çıkılmaz bir hal alabilir. Genelde tüm bunlar yüz yıllar içinde inşa ediliyor. Paris’in atık su sistemi 1850’lere dayanıyor. New York’un ilk metro hattı 1904’te açıldı. Londra ise ilk merkezi elektrik santraline 1891’de kavuştu. Büyükbaş hayvanların teptiği yollar caddelere, ırmaklar su kanallarına dönüşedursun, fiber optik kabloları ağır ağır elektrik kablolarının yanı başında yerini alıyor. Şehir inşaatından çıkardığımız ders, altyapıyı hazırlamanın sonsuza dek sürdüğü ve tavşan gibi koşan teknolojinin yanında kaplumbağa gibi kaldığı. Fakat Dubai bu işi farklı yaptı. Dubai çoğu şehrin 100 yılda yaptığını 50 yıla sığdırdı. Bu abartı ya da halkla ilişkiler numarası falan değil (gerçi Dubai her ikisiyle de nam salmış) neredeyse üç milyon kişilik büyükşehirde gün gibi aşikâr bir gerçek. Dubai asırlar boyu Hürmüz Boğazı’nda inci ticareti için kullanılan, işlek olmayan bir limandı. 1966’da El Gergawi daha 3 yaşındayken, henüz yeni kurulmuş olan Dubai Petrol Şirketi kıyı açığında petrol buldu. Mühendisler deniz yatağından petrol çıkarmaya çalışırken Gergawi’nin gittiği okulun elektriği bile yoktu. Tülbentten süzülmüş pas rengi su içiyordu. “Buralar hep bomboştu” diye anımsıyor o günleri. Şu anda oturduğumuz

denize nazır otel de çiçek hastaları için bir sanatoryummuş. “Havaalanından gelirken muhtemelen sekiz şeritli Şeyh Zayed otoyolundan geçmişsinizdir. Oradan ilk geçtiğimde toprak bir yoldan ibaretti. Her yer kum tepeciğiydi.”

Altyapıyla birlikte büyüme de gelmiş. Petrolden kazanılan dolarla dolup taşan Dubai, inşaata başlamış. Yollar, devasa bir liman, havaalanı, havayolu, santraller… Ancak doğal kaynaklara dayalı zenginliklerinin gelip geçici, çölün getirdiği mahrumiyetinse ebedi olduğunun hep farkında olmuşlar. Dubai’nin o zamanki lideri Şeyh Raşit bin Sayit El Maktum, bunu sık tekrarlanan bir lafa dönüştürmüş: “Dedem deveye binerdi, babam deveye binerdi, ben Mercedes’e biniyorum, oğlum Land Rover’a biniyor, torunum Land Rover’a binecek ama torunumun çocuğu yine deveye binecek.” İşte bu kehaneti andırır lafta adı geçen ikinci nesil Land Rover sürücüleri El Gergawi’nin iki yanında oturan yirmili yaşlardaki Dubaililer. (Biri Land Rover değil Mercedes G-Wagen’a biniyor.) El Gergawi’nin karşısındaki güçlük kaderi değiştirmek, develerin çölde kalmasını ve torunlarının yine Mercedes’e ya da uçan arabalara binmesini sağlamak.

Geçtiğimiz nesilde Dubai’nin avantajı hava yolculuğunun yeni coğrafyası olmasıydı. Şehir Avrupa ve Amerika kıtasını Afrika, Asya ve Avustralya’yla birleştirmek için kusursuz bir noktada. Dünya nüfusunun tahminen %95’lik kısmı Dubai’nin havayolu Emirates’in çift katlı amiral gemisi diyebileceğimiz dev Airbus A380’in uçuş menzilinde.

Gelecek nesilde Dubai’nin avantajları risk altında olacak çünkü hepsi de yaklaşan iklimsel felakete bağlı. Birçok şehir sıcaklık ve kuraklık konusunda yeni rekorlara tanık olacak. Dubai daha şimdiden bu tehditlerin gölgesi altında. Birçok şehir içme suyu ve temiz güç bulmak için çırpınıyor. Dubai de bu sıkıntıları birinci elden yaşıyor. Bu gözle bakılırsa, Dubai geleceğin daha şimdiden geldiği bir yer.

Ancak bu felaketten farksız güçlükler karşısında yılmak, dünyadan elini eteğini çekmek ve modası geçmiş teknolojilere ağırlık vermek yerine Dubai geleceğe hızla koşuyor. Planları çok basit: Kentsel hayatın geleneksel mekanizmalarını çağdaş toplumun tehlikeleriyle yüzleşmek için bir platform olarak kullanmak. Şayet şehir dediğimiz şey bir makineyse Dubai dünyanın şimdiye dek gördüğü en ileri şehir makine olmak ve bunun planlarını herkese satmak istiyor. “Dubai iklimsel değişimin, dünyanın refah içinde bir köşesi olma potansiyeline yönelik bir tehdit olduğunun bilincinde” diyor gözetleme örgütü Enerji ve Politika Enstitüsü’nün yöneticisi David Pomerantz.

Yapbozu andıran teknolojik olanakları açık seçik tartışmak için Dubai şu anda kalıcı bir yer inşa edilene kadar geçici olarak beyaz bir çadırda görev yapan Gelecek Müzesi’ni kurmuş. 360 derecelik bir gök perdesinde gösterilmekte olan açılış videosu, sözde 2050 yılının Dubai’sinden geçmişe bakıyor. “Yakın zamanda iklimsel değişim bizleri soyumuzun tükenmesi tehdidiyle karşı karşıya getirdi” diyor anlatıcı Arapça ve İngilizce. Bu sırada ekranda yıkım görüntüleri beliriyor: kuma batmış gökdelenler, sokaklarda isyanlar, toza dönüşen ormanlar. “Ancak BAE bir fırsatın farkına vardı: hızlı hareket etmek, dünyanın hiç görmediği devrimler yapmak.”

Geleceğin hayali Dubai’sinde elektrik ve su işletmeleri günümüzün devasa tuzdan arıtma tesislerinin ötesine geçerek denizanası genlerinden (“dünyanın en emici doğal materyali”) ve mangrov ağaçlarından (“dünyanın en iyi tuzdan arıtıcılarından biri”) faydalanan bir biyolojik tuzdan arıtma tesisine dönüşmüş. Üstelik bunlar satılıyor da: “Denizanası kullanan biyolojik tuzdan arıtma tesislerini dünyanın her yanındaki şehirlere satıyoruz” diye devam ediyor o davudi ses. Robotlar kumdan binalar inşa ediyor. Yapay zekâ kapalı çiftliklerde yetiştirilecek gıdaları seçiyor ve yetiştiriyor. Trafiksiz sokaklarda uçan arabalar dolaşıyor. Tüm bunlar mizah anlayışınızı okşayacak bir bilimkurgu havası içinde sunuluyor. Ancak kapanış cümlesi ciddi: “Kendi sorunlarımızı çözdük ve artık en büyük ihracat ürünümüz iklimsel çözümler.” Küresel ısınma tahminlerinin (en azından ABD’de) politik tartışmalara konu olduğu günümüzde Dubai’nin ekonomik geleceğini bu güçlükler üzerine kurması gerçekten sarsıcı.

“Bunlar henüz mevcut olmadığından, daha fazla kafa yormalıyız” diyor El Gergawi ve yapbozun parçalarının henüz birbirine uymadığını itiraf ediyor. “Daha hızlı düşünmemiz, ürünlerin hepsini yeniden icat etmemiz gerekiyor. Önce tarihe bakıyorsunuz, sonra geleceğe. Ardından araştırmalara bakıp: ‘Bu yolculuğu nasıl yaratabilirim?’ diye düşünüyorsunuz.” Sonra ağzına bir kaju fıstığı atıyor.

3. LABORATUVAR ŞEHIR

Bir akşam kumsalda yürürken, ortasındaki mavi daireye koca bir “E” harfi çizilmiş küçük bir tahta platformu sökmekle meşgul işçileri görüyorum. Sabahleyin gökten zembille inmiş gibi ortaya çıkan bu platforma şaşırmıştım. Acaba plajdaki şaşaalı bir parti için dans pisti mi? Helikopter iniş pisti mi? Bu sorular Dubai için saçma değil. İyi ama neden kurulduktan 12 saat sonra, gecenin karanlığında söküyorlar? Platformun amacı gizli olsa bile, çalışanlara gizli tutmaları öğütlenmemiş belli ki. İşten sorumlu adam cep telefonunu bir an için kulağından uzaklaştırıp “Bir dron için” diyor. Neden söküyorlar peki? “Teknik güçlükler yüzünden.”

Ertesi sabah Dubai’nin Yol ve Taşıma Müdürlüğü RTA’nın üst düzey yöneticilerinden Ahmet Haşim Behruzyan işi açıklığa kavuşturuyor. “İnsanları taşıyan her şeyi araştırıyoruz” diyor. Yanında durduğumuz şey, kadife kordonla etrafı çevrilmiş bir lunapark bineğini andırıyor. Bu, bir yolcuyu ve küçük bir valizi şehrin üstünde 30 dakika

boyunca uçurabilen Çin tasarımı dron Ehang 184. Resmi plan deneme hizmetinin temmuz ayında başlaması. Ancak bu hedefin gerçekçi olup olmadığı sorulduğunda RTA’nın müdürü sadece gülmekle yetiniyor. Dubai gösterişi iyi biliyor. Bu duyuru dünya basınının manşetlerine taşınmış bile. Amaç da o zaten. Aynısı Dubai’nin bir Hyperloop yolcu taşıma sistemiyle komşusu Abu Dabi’ye bağlanması için de geçerli. Bu duyuru daha sonra yumuşatılarak “ön fizibilite çalışması” olarak değiştirildi.

Dubai’nin diğer toplu taşıma planları yere daha sağlam basıyor. 2009’da ülke henüz küresel ekonomik buhranın etkilerinden toparlanırken, bölgedeki ilk sürücüsüz metro hattını açmış. Yılda neredeyse 200 milyon yolcu taşıyan sistem (New York’ta bu rakam yılda 1,76 milyar yolcu) Dubai’nin 2030 yılına gelindiğinde tüm yerel yolculukların dörtte birinin özerk araçlarla yapılması planına doğru atılmış bir adım. RTA sürücüsüz otobüsleri ve gök gondollarını araştırıyor, dünyanın her yanından şehirlerle kendi ken- dine giden araç geliştiricilerini cezbetmek için kıyasıya yarışıyor.

İşte monarşinin avantajları burada karşımıza çıkıyor. Dubai, Uber ya da Daimler gibi firmaların şehri laboratuvar niyetine kullanmasını sağlamak için kanunları anında değiştirebiliyor. “Firmaların gereksinimlerini dünyanın (bürokrasinin daha fazla olduğu, politikaları ve yasal düzenlemeleri değiştirmenin daha uzun sürdüğü) şehirlerine kıyasla daha çabuk karşılayabilmek bizi onlar için cazip kılıyor” diyor Behruzyan. “Çünkü gelip deneyene kadar onlar da neye gereksinimleri olduğunu bilemiyorlar.” RTA, özerk toplu taşıma için gereken karmaşık haritalama işinin yanı sıra farklı üreticilere ait binlerce aracın veri alışverişi yapmasını sağlayacak şehir ölçeğindeki bulutu üstlenmiş durumda.

Geçmişte Dubai’nin sadece ülke içinde verimliliği artırmakla kalmayıp kâr amaçlı ihracata yönelmesini sağlayan da bu türden bir omurga inşa etme becerisi. Aynı strateji, otomasyon teknolojilerini tüm dünyaya satan, Dubai’nin akıl almaz büyüklükteki Jebel Ali limanının işletmecisi DP World’ün büyümesinin ardında da yatıyor.

Planları hızlandıran bir diğer şey de altyapıya yapılan yatırım. Arap dünyasında ilk kez Dubai’nin ev sahipliği yapacağı 2020 World Expo için taşıma altyapısına ayrılan bütçe 3 milyar dolar. RTA, Dubai’nin büyüyen yeni havaalanının bitişiğindeki fuar merkezine kadar 15 km daha metro hattı döşeyecek ve fuar pavyonlarını Norman Foster ile Santiago Calatrava gibi yıldız mimarlar tasarlıyor.

Teknik bakımdan konuşmak gerekirse sürdürülebilirlik hedefleri çok iddialı. Etkinlik sırasında harcanan enerjinin yüzde ellisi yenilenebilir kaynaklardan gelecek ve bu rakamın da yarısı fuar alanında üretilecek. Calatrava’nın tasarladığı Emirlikler pavyonunun, üzerinde entegre güneş panelleri bulunan katlanır kanatları olacak.

Şangay ve Milan’da düzenlenen önceki fuarlar daha çok yerli hedef kitleye odaklanırken Dubai fuara katılacak 25 milyon ziyaretçinin %70’inin BAE dışından (ve muhtemelen A380’lerle) gelmesini bekliyor. Ziyaretçiler farkında olmasalar da bir başka etkinliği daha kutlayacaklar: Birleşik Arap Emirlikleri’nin kuruluşunun ellinci yılını. Expo’nun genel müdürü Reem El Haşimi bunun, Dubai’nin uluslararası bakış açısını

(kendisinin bağlantısallık olarak tanımladığı) vurgulaması için bir şans olduğunu düşünüyor. “Dubai bu şekilde sağ kaldı” diyor. “Dünyanın her köşesinden insanların daha iyi bir yaşam bulmak için geldiği bir yer.”

Dubai’nin orta sınıfı on yıl öncesine göre çok daha genişlemiş ve çeşitlenmiş gözüküyor. O zamanlar medyadaki baskın anlatı, buranın köle işçilik üzerine kurulmuş bir rüya şehir olduğuydu. Çalışma şartlarının ne kadar iyileştiğini kestirmek güç ama şehrin iş ve ticaret merkezine dönüştüğü düpedüz ortada. Dubai gelecekte aynı zamanda bir bilgi merkezine dönüşmeyi hesaplıyorsa sadece Emirlikler’in düşlerini gerçekleştirmekten fazlasını yapmak zorunda. Az sayıda istisna dışında sadece onlar vatandaş olabiliyor ve vizeler çalışma durumuna göre verildiğinden, sınır dışı edilmek günlük bir olay. Bu, işgücünün gözden çıkarılabilir olduğu günlerde Emirlikler için sorun değildi. Oysa küresel yetenekleri çekmek için Dubai’nın çok dilliliğin geçici olduğu bir ülkeden, kalıcı olarak kozmopolit bir ülkeye dönüşmesi gerekiyor. Bu da Şeyh Muhammed’in sözünü ettiği şeylerden biri. “Dubai’yi benzersiz kılan, dünyanın kültürlerinin, etnik topluluklarının ve zihinlerinin aynı potada eridiği bir şehir olması” diyor bir açıklamasında.

El Gergawi bu değişimin güçlüklerini kendince ifade ediyor. “Kusursuz olduğuduğumuzu söylemiyorum” diyor. “Eğer dünyayıünyayı bir mahalleye benzetirseniz biz bu mahalleye yeni taşınan çocuklarız. Her günn kendi kendimize, ‘Nasıl daha iyiye gidebiliriz?riz? Her alanda bir sonraki adımı nasıl atabiliriz?’iriz?’ diye soruyoruz.”

Belki de Dubai’yi bir eğri üzerindee değerlendirmek gerekiyor. Liberal demokrasimokrasi standartlarıyla bakacak olursanız Dubaiubai geride kalıyor. Demokratik temsil yok,ok, basın özgürlüğü kötü durumda, eşcinsellikk yasadışı olmayı sürdürüyor. Fakat Arap dünyasınınnyasının geri kalanıyla kıyaslanırsa Dubai açıklıkklık ve çağdaşlık timsali. Bakanlar kurulunununun %30’u (bu oran Suudi Arabistan’da %0, Ür- dün’de % %6) ve kamu çalışanlarının %66’sı kadınlardankadınlar oluşuyor.

Dubai’ninDubai uzun vadeli planı gelecekte büyümeyibüyüme sağlayacak atmosferi oluşturmak. ÜlkeÜlk ilk başta elindeki fırsatları (kendi kısıtlı petrolpe rezervlerini ve cömert komşusu Abu Dabi’ninDab sınırsız kaynaklarını) akıllıca kullandı.kullandı Sınırlı petrol kaynaklarından elde ettiği zenginliklezen küresel bir merkeze dönüştü. Expo planının bir parçası olarak hükümet dünyanındünyanı her yanındaki yeni kurulmuş teknolojiteknoloj şirketlerini Dubai’ye getirmek için 100 milyonmily dolarlık bir fon ayırdı. Ülke, hoşgörününhoşgörü ve çeşitliliğin yenilikçiliğe, yenilikçiliğinyenilikçi de hem ekonomik refaha hem de hüküm hükümetin şu anki diliyle mutlu bir şehre yol açaca açacağı fikrine güveniyor.

Peki, Emirlikler’denE gelenler dışında hiç kimseye vatandaşlık vermeyerek mutluluğa erişmek olanaklı mı? Orası tartışmalı. El Gergawi itiraz ediyor. “Biz genç bir ülkeyiz” diyor. Mars v ve Ötesi Sarah AmiriAm genç bir bilim insanı. 30 yaşındaki Amiri,Am Dubai’nin belki de en iddialı projesi o olan Emirlikler Mars Görevi’nin baş bilim insanıins ve projenin de müdür yardımcısı. SharjahSha Amerikan Üniversitesi’nin bil-

gisayar mühendisliği bölümündeki yüksek lisansını bile tamamlamadan burada, havaalanından pek de uzak olmayan, cephesi gümüş kare panellerle kaplı alçak binalardan oluşan Muhammed bin Raşit Uzay Merkezi’nde kendine iş bulmuş. Yuvarlak bir çanak gökyüzüne bakıyor. Hafta sonu sabahında ışıkları sönük kafeteryada rengarenk bir papağan gevezelik yapıyor. BAE’nin 2013’te uzaya fırlattığı, kutup yörüngesinde dönen ve sürekli değişen bölgenin günlük fotoğraflarını çeken DubaiSat-2’yi denetleyen tek bir mühendis ve bir de güvenlik görevlisi dışında bina bomboş. Mühendis bembeyaz duvarlı kontrol odasında uykulu gözlerle parıl parıl ekranlara bakıyor. Burası bir sahneyle Dubai’nin hedeflerinin işlevsel modeli arasında bir şey. Uzay Merkezi sistemli bir biçimde becerilerini geliştiriyor ve giderek daha karmaşık ve daha yerli üretim uydular fırlatıyor. 2009’da uzaya gönderilen DubaiSat-1 kısmen mevcut bir tasarımı yineliyordu. DubaiSat-2 ise Güney Koreli mühendislerle ortaklaşa geliştirilmiş. Gelecek yıl fırlatılacak olan KhalifaSat ise tümüyle bu Uzay Merkezi’nde tasarlanmış, geliştirilmiş ve imal edilmiş olacak. Kalın bir camın ardından uydunun iskelet halindeki çerçevesini görebiliyorum. Koridorun diğer ucundaysa işçiler büyük bir temiz odayı boyamışlar. Uzay araçlarının montajının yapılacağı bu oda Orta Doğu’da türünün ilk örneği. Hope (Ümit) adını taşıyacak olan Mars sondası da 2020 yılında fırlatılacak ve 2021’de tam da Birleşik Arap Emirlikleri’nin yıldönümü kutlamalarında Mars yörüngesine girecek. Fakat Amiri planlarının “havai fişek” atmak olmadığını söylüyor. “Amacımız uzaya çöp yollamak değil. Sırf Mars’a gittik diyebilmek için bir gezegeni kirletemezsiniz.” Görevin bilimsel hedefi Mars atmosferini ölçmek ve haritalamak. Politik amaç ise Dubai’yi bir bilgi merkezine dönüştürecek yetenekleri geliştirmek üzere, Emirlik bilim insanlarından ve mühendislerden oluşan bir topluluk kurmak. “Şeyh Muhammed bu projenin en önemli parçasının mühendisler ve bilim insanları olacağını kendi söyledi” diye açıklıyor. Buna uygun olarak projede çalışan herkes genç. 35 yaşının üstünde hiç kimse yok. Ortalama yaş 27 ve çalışanların %30’u kadın. Amiri, Arap dünyasının gençlerine ilham kaynağı olmaktan ateşli bir biçimde söz ediyor: “Onlara üstesinden gelmeleri için çok büyük güçlükler vermeliyiz.” Dünyanın başka bölgelerinde, yaşı 30’dan küçük en yetenekli insanlar bile Mars görevlerinin başında değil. Fakat Amiri, onun neslinde ve Emirlikler’de doğmak gibi büyük bir ayrıcalığa sahip. Dahası, Dubai’nin teknolojik tutkusunu ve bunun gerektirdiği çeşitliliği paylaşıyor. “Eğer farklı geçmişlere sahip insanları engellerseniz yeniliği de engellemiş olursunuz” diyor. “Yenilik, düşünce farklılıklarından ve farklı yolları seçmekten ortaya çıkar.” Bana daha sonra şunu söylüyor: “Hedefleri daha siz hayal bile edemeden önce düşleyen, sonra da bu hedeflere ulaşmak için doğru araçları sunan bir yerde yaşıyoruz.” El Gergawi’nin Dubai’nin hızlı gelişimini anlatırken söylediği bir şey geliyor aklıma: “Hiç yolumuz yokken Mars’a ulaştık” diyor. “Bu, insanlığın öyküsü. İnsanlığın bir nesil içinde neler başarabileceğinin kanıtı.” Eğer Şeyh Raşit’in torun çocukları hayallerine ulaşabilirlerse, anlatacakları öykü arabaya ya da deveye binmekle değil, roket tasarlayıp başka dünyalara uçurmakla ilgili olacak.

Muhammed el Gergawi Dubai’nin geleceğini sırtlanan bakan, Gelecek Vakfı’nın yanında. Bina 3B basılmış.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.