Kuantum bilgisayar rekabeti

Gerçekkuantumbilgisayarlarıhenüzçıkmadıancakpiyasada üreticilerarasındadahaşimdidenkırankıranabirçekişmevar.

Popular Science (Turkey) - - İÇINDEKILER -

GOOGLE ÖNÜMÜZDEKI BEŞ YIL içinde gerçek bir kuantum bilgisayarı üreteceğini duyurdu. Google’ın Quantum AI Laboratuvarı’ndan araştırmacılar Nature dergisine yaptıkları açıklamada kuantum mekaniğinin sihir gibi görünen ilkelerini uygulayan makinelerin pek yakında belirli görevlerde geleneksel bilgisayarlara fark atacağını açıkladı. Nicedir yolu gözlenen bu teknoloji, çığır yaratan yapay zekâyı daha da ileri taşıyacak. Ekip, makalesinde “Kuantum hesaplama alanı yakında tarihi bir dönüm noktasına ulaşacak” diyor ve bu noktayı da “kuantum üstünlüğü” olarak adlandırıyor.

IBM de pabucunun dama atılmasına izin vermedi ve çok kısa süre önce, ticari kuantum makinelerini 2017 içinde araştırma organizasyonlarının ve şirketlerin hizmetine sunmayı planladığını açıkla- dı. Bu bilgisayarlar kuantum üstünlüğü sağlayamayacak, bir başka deyişle geleneksel makinelerin performansını geride bırakamayacak. Fakat Google gibi IBM de bu eşiği birkaç yıl içinde atlayacağı iddiasında. “Bir dönüm noktasına yaklaşıyoruz” diyor IBM’in araştırmadan sorumlu başkan yardımcısı Dario Gill.

İki açıklamanın üst üste gelmesi elbette rastlantı değil. Gerçek bir kuantum bilgisayarı henüz yapılamadı. Kuantum siber güvenlik şirketi ID Quantique’in kurucusu ve CEO’su Gregoire Ribordy, “Şu an için uygulamaya dönük bir şey yapılamıyor” diyor. Fakat dünyanın en büyük teknoloji şirketleri bir kuantum devrimi beklentisiyle kendi ticari üstünlüklerini sağlamak için uğraşıyor. Hem Google hem de IBM, internet üzerinden gerçek kuantum hesaplama hizmeti sunacağını (buna kuantum bulut hesaplama diyebilirsiniz) açıkladı.

Kuantumbilgisayarlarının büyükvaatleri

Bazı kuramcılar kuantum bilgisayarlarının günümüzde gizli bilgileri korumada kullanılan şifreleme yöntemlerini kırabileceğini söylüyor. Kısa vadedeyse kuantum makineler makine öğreniminin ilerleyişini hızlandırmakla kalmayacak, yeni ilaçların çıkışını sağlayacak, finans piyasalarını iyileştirecek ve hatta trafik sorunlarına çözüm bulacak.

Masaüstümüzde kullandığımız türden klasik bir bilgisayar verileri ufacık transistorlar üzerinde saklar. Bunların her biri de bir “bit” bilgi tutabilir, yani 1 ya da 0 değerini. Fakat kuantum bilgisayarları bu paradigmayı kökten değiştirebiliyor. Elektronların, fotonların ve diğer kuantum sistemlerinin sergilediği süperpozisyon olgusu sayesinde bir “kubit” aynı anda iki halde birden olabiliyor. Eşzamanlı olarak 1 ve 0 değerini saklayabiliyor. Böylece, iki kubitle aynı anda dört değer (00, 01, 10 ve 11) saklanabiliyor. Bu da geleneksel makinelerden kat be kat güçlü makineleri mümkün kılıyor.

Bu ilkeler klasik mantığa ters düşüyor. Araştırmacılar kuantum bilgisayarı fikrini ilk defa 1980’lerde ortaya attıysa da olasılıkları gerçek hayatta göstermeye daha yeni yeni başlıyorlar. Paradoks yaratan sorun şu: Süperpozisyon halindeki bir sistemi incele- mek bu halin bozulmasına yol açıyor. Kubit, aynı anda hem 1 hem 0 değerini tutmak yerine, geleneksel sistemlerde olduğu gibi 1 ve 0 değerlerinden sadece birini tutabilir hale geliyor. Gerçek bir kuantum bilgisayarı yapabilmek için araştırmacıların süperpozisyon halinin bozulması olasılığını da bir şekilde kullanabilmesi gerekiyor.

Hem Google hem de IBM bu konuyla ilgileniyor. IBM, süperiletken devreleri sıfırın altında bir buzdolabında saklıyor ve bu hassas işlem müthiş bir hassaslık gerektiriyor. O yüzden de IBM’in başka şirketlerin hizmetine kurduğu bilgisayarlar New York’taki IBM tesislerinde kalacak ve müşteriler onlara sadece internetten erişebilecek. Nature dergisindeki makalelerinde Google araştırmacıları da Santa Barbara’daki California Üniversitesi’nin attığı temel üzerinde büyüyen kuantum işlemcilerini bulut üzerinden erişilebilir kılma fikrini açıkladı.

IBM, Mart ayında yaptığı açıklamada IBM Q adını verdiği, internet üzerinden ücret karşılığı erişilebilecek olan kuantum hesaplama sisteminin dünyanın ilk ticari “evrensel” kuantum bilgisayarı olduğunu söylüyor. Bu bilgisayar en azından şimdilik geleneksel bilgisayarlar üzerinde üstünlük kuramayacak. Fakat şirket, bu sistemin gelecekte, klasik bilgisa- yarların altından kalkamayacağı karmaşık hesaplamaları yapan kuantum makineleri pazarının önünü açması çok önemli.

IBM Q projesi, IBM’in şu anda halihazırda bulut üzerinden kullanılabilen kuantum hesaplama hizmeti Quantum Experience’ı esas alıyor. Quantum Experience herkes tarafından ücretsiz olarak kullanılabiliyor. 2016’nın Mayıs ayında devreye giren hizmet, kısa süre önce yeni bir arabirime kavuştu. IBM’in Yorktown Heights’taki kuantum hesaplama laboratuvarının müdürü olan fizikçi Jerry Chow, “Quantum Experience’ın on ayında çok şey öğrendik” diyor. Araştırmacılar kendi kuantum bilgisayarları olmadan da kuantum algoritması kurma alıştırması yapabildiler. Chow, IBM’in asıl stratejisinin bu teknolojiyi esas alan bir “topluluk ve ekosistem” kurmak olduğunu dile getiriyor.

Quantum Experience hizmete girdiğinden bu yana 100 ülkeden 40.000’i aşkın kullanıcıyı çekti. Bu süre içinde 275.000’den fazla deney gerçekleştirdi ve hakkında 15 bilimsel makale yazıldı. Bunlardan birinde Monroe ile iş arkadaşlarının

liderliğindeki bir grup, IBM’in süperiletken makinesinin performansını Monroe’nun kendi laboratuvarındaki bir beş kubitlik iyon kapanı makinesiyle kıyasladılar. IBM’in kuantum bulut hizmeti daha hızlı çıktı ama Monroe’nun makinesi daha hassastı.

Monroe da IonQ adında bir şirket kurdu ve bulut tabanlı, iyon tuzaklı kuantum hizmeti vereceğini açıkladı; ancak bunun zamanını vermedi. Şu anda D-Wave’in ürünlerini kullanan Google’ın da tam olarak aynı şeyi yapacağı, ancak bunun için kendi 50 kubitlik süperiletken makinelerini üretir hale gelmeyi beklediği söyleniyor.

Ne var ki IBM, IBM Q sisteminin ne zaman hizmete gireceği konusunda ketumluğunu koruyor ve “bu yıl” olacağının ötesinde bir bilgi vermiyor. Sistemin ne kadar güçlü olacağı ya da erişimin ne kadara patlayacağı da şirketin gizlediği diğer bilgiler. IBM isimlerini vermese de ilk müşterilerin daha şimdiden belli olduğunu, ancak birkaç ticari ortağın makineyi kendi uygulamaları için herkesten önce test edeceğini duyurdu. IBM de 5 kubit sınırını aşmayı ve makinelerini 50 kubite taşımayı planlıyor.

Eli boş durmayan Microsoft da kısa süre önce alanın önde gelen araştırmacılarından bazılarını, kendi kuantum bilgisayarını yapmak amacıyla bir araya getirdi. Çin’deyse internet devi Alibaba, Çin Bilimler Akademisi’yle iş birliğine giderek bir kuantum hesaplama laboratuvarı kurdu.

Pazarda bir de Kanada, Burnaby merkezli D-Wave var elbette. D-Wave kendi bulut üzerinden kuantum hesaplama hizmetini 2010’dan beri kullanıcılara sunuyor. Şirketin sistemlerden sorumlu başkan yardımcısı Jeremy Hilton şöyle diyor: “Stratejimizin çekirdeği gerçekten de buluttan erişim modeline doğru dönüyor.” D-Wave kullanıcıları arasında Google da var. Ne var ki D-Wave ürünleri gerçek, evrensel kuantum bilgisayarı sayılmıyor ve soruna dolaylı, daha etkisiz bir yaklaşım olarak görülüyor.

Saydığımız bu geliştirilmiş kuantum sistemleri şu anda “hata düzeltimi” özelliğine sahip değil; o yüzden de yaptıkları hesapların doğru olup olmadığını kesin olarak bilemiyoruz. Ama araştırmacılar hataların yine de bu müthiş güce engel olmayacağı görüşünde. Google’ın araştırmacıları, yazdıkları makalede şöyle diyor: “Kuramsal garantinin verilmemesi başarıya gölge düşürmez.” Google ile IBM’in lafları iddialı ama altı boş değil.

Sorun yok IBM Laboratuvarları Kuantum Hesaplama bölümü yöneticisi Jerry M. Chow, kuantum hesaplama işlemcilerine ait kabloları kontrol ederken.

İlk adım D-Wave’in işlemcisi kuantum bilgisayarlara giden ilk adım oldu.

IBM’in büyük planları Teknoloji devi IBM internet yani bulut üzerinden gerçek hesaplama hizmeti sunacağı IBM Q projesini duyurdu.

Gelecek burada D-Wave yöneticisi Jeremy Hilton, kuantum hesaplamanın geleceğinin bulutta olduğunu düşünüyor.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.