Voyager uzay sondalarının hikayesi

GEÇTIĞIMIZ AY, NASA’NIN GÜNEŞ SISTEMIMIZIN DIŞ GEZEGENLERINI KEŞFETMEK IÇIN UZAYA YOLLADIĞI IKI VOYAGER SONDASININ FIRLATILIŞININ 40. YILDÖNÜMÜYDÜ. ABD uzay ajansı NASA’nın bu sondaları efsanevi yolculuklarının her adımında takip etmesini sağlayansa Avust

Popular Science (Turkey) - - İÇINDEKILER -

NASA’nın Canberra’da dört radyo teleskoptan (dört çanaktan) oluşan Canberra Derin Uzay İletişim Tesisi (CDSCC) adlı takip istasyonu, CSIRO tarafından idare ediliyor. Burası, biri İspanya’nın Madrid şehrinde, diğer ikisiyse Goldstone’da bulunan ve toplamda Derin Uzay Ağı (DeepSpaceNetwork)diye bilinen küresel takip ağını oluşturan parçalardan. Bu istasyonlar sayesinde NASA ve diğer uzay keşif ajansları, güneş sisteminin heryanıylaikiyönlüradyo iletişimi kurabiliyor.

Fırlatılışın kırk yıl sonrasında, artık derin uzay keşfinin sınırlarını zorlayan iki sondayla birden iletişim kurabilecek konuma ve donanıma sahip tek istasyon artık Avustralya’daki. Voyager’ların fırlatılışı Voyager’ların birincil ama- cı Jüpiter’in ve Satürn’ün yanından geçmekti. Satürn’deki tüm bilimsel hedefler yerine getirilirse Voyager 2 yoluna devam ederek Uranüs’e ve Neptün’e uğrayacaktı. Kabaca buzdolabınızdaki ampul kadar elektrik harcayan Voyager’lar dünyaya fotoğraf ve bilimsel veri yollayacak, daha sonra gezegenin yerçekimiyle ivmelenerek bir sonraki hedeflerine sapandan fırlatılan bir taş gibi yol alacaktı.

Dış gezegenlerin her 175 yılda bir gerçekleşen diziliminden yararlanması planlanan sondalardan ilkin Voyager 2, 20 Ağustos 1977’de; Voyager 1’se 5 Eylül 1977’de fırlatıldı. Voyager 1, 2’den sonra yollanmıştı ancak daha kestirme bir rota izlemesi, böylece Jüpiter’e kardeşinden önce varması planlanmıştı. Voyager 1’in 1979’da Jüpiter’e varışıyla da görevin bilimsel keşifleri başladı. Jüpiter’e yakından bakış Dünya, Voyager’ların kameralarından takip is- tasyonlarına gönderilen Jüpiter ve aylarının ilk yakın çekim görüntülerini heyecanla izledi ve bu dünyaların ayrıntıların ilk defa görebildi. Jüpiter’i sarmalayan koca fırtınaların türbülansından tutun da Jüpiter’in ayı Io’dan püsküren volkanlara, Europa’nın buzlu yüzeyinin belki de bir okyanus gizlediğine kadar, güneş sisteminin dış kısmıyla ilgili birçok bilgiye Voyager görevi sayesinde eriştik.

12 yıllık görev süresince Voyager’lar dış gezegenlerinyörüngesindedönen24 yeni uydu keşfetti ve NASA’nın Derin Uzay Ağı’nı uzaklardaki uzay araçlarından gelen sinyalleri dinleyebilecek biçimde geliştirmesineyardımcıoldu. Satürn ve ötesinde Jüpiter’in ardından iki Voyager da Satürn’le buluşmak üzere yola düştü. Voyager 1, önemli bir görevibaşararakSatürn’ündev ayı Titan’a yaklaştı. Birincil görevlerini böylelikle tamamlayan Voyager 1,

gezegenlerin yörünge düzleminin üstünde bir rotaya oturtuldu. Voyager 2’ninse görevi genişletilerek sıradaki iki gaz devini ziyaret etmesi sağlandı.

Voyager 2, 1986’nın Ocak ayında Uranus’ün yanından geçtiğinde, gönderdiği sinyaller beş yıl önce Satürn’den yolladığı sinyallerden çok daha zayıftı. Bu nedenle CSIRO’nun Parkes’taki radyo teleskobu NASA’nın Canberra’daki çanaklarıyla bir dizi oluşturacak biçimde bağlandı ve Voyager 2’nin zayıf radyo sinyali bu biçimde güçlendirildi. Bu, radyo teleskop dizilerinin bir uzay aracını takip amacıyla ilk kullanılışıydı.Yinedebudizininbile Voyager 2’nin 1989’da Neptün’denyollamasıbeklenen sinyalleri almaya yetmeyeceği öngörülmüştü.

O yüzden de Voyager 2 Neptün’e doğru giderken NASA, Canberra’nın en büyük radyo teleskobunun çapını, duyarlılığı artırmak amacıyla 64 metreden 70 metreye çıkardı ve Neptün’den gelen verileri daha iyi yakalayabilmek için bu teleskobu bir kez daha Parkes’taki 64 metrelik teleskopla eşleştirdi. Solukmavinokta 1990’daVoyager1kameralarınıyuvasınadoğruçevirdi. Hâlâ “Soluk Mavi Nokta” adıyla bilinen bu fotoğraf, Dünya’yı en uzaktan görüşümüzdü. Zifiri kara bir denizdeküçücükbirpikselden ibaretti gezegenimiz.

Daha fikir aşamasından başlayarak Voyager projesinin bir parçası olan efsanevi gökbilimci Carl Sagan, hayatımızın rolünü oynadığımız bu küçücük sahnenin uzaktan görünüşüne baktı ve bu görüntünün bizlere “bildiğimiz tek yuva olan o soluk, mavi noktayı koruyup zenginleştirmek için” ilham vermesi gerektiğini söyledi.

Her iki Voyager da dış gezegenleri çoktan geride bıraktı ve galakside farklı yönlerde ilerleyen iki kâşif olarak ilerlemeyi sürdürüyor. Bir yandan Dünya’ya hâlâ veri yolluyor, bir yandan da 40 yıl önce, fırlatıldıkları sırada aklımıza bile gelmeyen soruları yanıtlıyorlar.

Voyager’lar sadece Avustralya’yla haberleşiyor Canberra’daki takip istasyonu her gün iki Voyager uzay aracından da sinyal almayı sürdürüyor ve şu anda Voyager 2’yle sinyal alıp gönderme becerisine sahip tek takip istasyonu. Zira uzay aracı şu anda güneş sistemimizden güney yönüne doğru ilerlemeyi sürdürüyor.Dünyadanmilyarlarca kilometre uzakta oldukları için iki uzay aracının da gönderdiği sinyaller çok cılız ve bir watt’ın milyon çarpı trilyonda birinin ancak onda biri büyüklükte.

Voyager 1, 2012’de yıldızlar arasındaki boşluk olan yıldızlararası uzaya giren ilk uzay aracı oldu. Güneşimizin oluşturduğu manyetik balonun etki alanının dışında kalan Voyager 1, yıldızlararası ortamın bile- şimini ilk defa doğrudan inceleyebiliyor.

Voyager 1 hâlâ, sadece Canberra’daki çanak antenlerden gönderilebilen komutlara yanıt veriyor. Bu istasyon uzay aracının alabileceği şiddette sinyal gönderebilecek kadar güçlü bir vericiye sahip tek yer. Birer minibüs büyüklüğündeki bu iki uzay aracının sadece 256 kB belleği ve veri kaydetmek için sekiz kanallı bir bant sistemi olduğunu düşünürseniz, imza attıkları başarı gerçekten tarihe geçecek türden. Altın mesaj NASA’nın Voyager’ları inşa eden ve hâlâ da işletmeyi sürdüren, California merkezli Jet İtki Laboratuvarı, Voyager’ların güneş sisteminin dışına uzanan yolculuğunu uzun vadeli olarak planlamış. İki uzay aracının üstünde de tıpkı vinil plakları andıran birer altın plak yer alıyor. Bu plaklarda 1,5 saatlik dünya müziği kaydı ve evrene yollanmış 55 farklı dilde merhaba mesajı bulunuyor. Plakların üstünde, plakların nasıl çalınacağını gösteren resimli bir temsil ve Dünya’nın galaksideki konumununetraftakiatarcaların (pulsar) konumuna göre nasıl saptanacağını gösteren bir de harita yer alıyor.

İki Voyager’ın da gücü 2030 yılına kadar tükenecek. Böylece bilimsel aygıtları devre dışı kalacak ve artık Dünya’yla sinyal alışverişi yapamayacaklar. Ancak şu anki gibi saniyede 17 kilometre hızla yolculuklarına devam edecek, altın plaklarını yıldızlararası uzayda,okyanustakimesaj taşıyanşişelergibitaşımayı sürdürecekler. Güneş sisteminde biri kuzeye diğeri güneye doğru zıt yönlerde ilerleyen Voyager 2, uçuş rotası üzerindeki en yakın gezegen sisteminin yanından 40.000 yıl sonra geçecek. Voyager 1 ise parlak Sirius yıldızının yanından bundan 296.000 yıl sonra geçip gidecek. Voyager’ların bundan sonra da milyarlarca yıl boyunca, insan kâşifleri galaksimizin uzak köşelerine taşıyan bir uygarlığın tek izleri olarak sağkalmasınıumuyoruz.

Jüpiter’e yaklaşırken

Voyager 1 kamerasından Jüpiter’in en büyük uydusu ve güneş sisteminin en büyük ayı olan 5.262 km çaplı Ganymede. (Ay’ın çapı 3.475 km.)

Voyager 1’in kamerasından Jüpiter’in ayı Io’daki bir volkanik püskürme

Jüpiter’in ünlü kızıl noktasına yakından bakış

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.