Yıldız Tozu

Popular Science (Turkey) - - İÇINDEKILER -

BESLENMEKONUSUNUNBELKI DE GEÇMIŞTEKI TÜM ZAMANLARDANDAHAÖNPLANDAOLDUĞUBIRDÖNEMDEYIZ.

Elbette bu durum çağımızın bir getirisi. Birçok kişi sağlıklı beslenmek istiyor, yediklerinin ne olduğunu bilmek ve bu farkındalık ile hayatını devam ettirmek istiyor. Arama motorlarına başvuruluyor, gazetelerin ekleri takip ediliyor, televizyon programları pür dikkat izleniyor, kitaplar alınıyor ancak bu kadar farklı görüş içinde ulaşılabilecek en doğal sonuca ulaşılıyor: Kafa karışıklığı. Karbonhidrat konusu da bu kafa karışıklığı oklarının hedefi haline geldi, ancak birkaç küçük sınıflandırma ve terimsel farklılıklar ile hak ettiği değeri geri kazanabilir. Karbonhidratları sev(m)iyormuyuz? Ne düşünürsek düşünelim, fizyolojik olarak karbonhidratı seviyoruz, karbonhidrataihtiyacımızvarvebu besin grubunun yokluğu vücudumuz için gerçek bir facia olur. Tüm vücut sistemlerimiz ve metabolizmamız karbonhidratı kullanma, depolama, üretme üzerine kurulu. Yalnızca bu bile vücudumuzun karbonhidrata ihtiyacı oluşunun yeterli bir göstergesi olabilir. Bütün yaşamsal faaliyetlerimiz için gereken enerjiyi karbonhidratlardan elde edebiliyoruz. Protein ve yağların da enerji olarak kullanılabiliyor olması bu gerçeği değiştirmiyor, gereken dokuya ulaşıp kullanılabilmesi için glikoza dönüşmesi, kanda taşınması ve hücreye alınması gerekiyor. Glikoz ise en temel karbonhidrat grubu molekülü. Ancak tıpkı her besin grubunda olduğu gibi burada da sağlıklı seçimler yaparak fayda görebiliyoruz. Bizim için sağlıklı olan karbonhidratlar, vücudumuzun bu gruptan beklentilerini karşılayabilmeli. Bu beklentiler yalnızca enerji vermesi ile sınırlı değil; özellikle B grubu vitaminlerini içermesi, posa gibi birçok biyoaktif maddeyi alabileceğimiz bir kaynak olması gerekiyor. Kompleks karbonhidratlar olarak da adlandırılan tam tahıllar, kurubaklagiller, meyve ve sebzeler vücudumuzun bu beklentilerine yanıtoluyor.Birdiğeryandaise“basit/işlenmiş karbonhidrat” kavramı var,birçokhastalıktanvemetabolik stresten sorumlu tutulan bir grup bu. Şeker, saflaştırılmış buğday gibi bitkilerin faydalı etkilerinin uzaklaştırılması sonucu oluşan, enerjisi yüksek yararı düşük hatta belirli bir tüketim sınırından sonra zarara dönüşen maddelerden bahsediyoruz. Bu iki farklı grubun karbonhidrat başlığı altında yer alması günümüzdekarbonhidratlarakarşı oluşan önyargının temelini oluşturuyor. Ancak bunu yine kendi elimizle yaptığımızın, istenilmesi halinde çok sağlıklı bir besin tüketim örüntüsüoluşturabileceğimizfarkına varmalıyız .Vitamin, mineral ve diğerspesifikmaddelerlebezenmiş tam tahılları işleyip yalnızca enerji veren beyaz un haline getirmek bu durumun güzel bir örneği. Beyaz un üretirken, bir buğday tanesini incelediğimizde gördüğümüz üç temel kısmın ikisini uzaklaştırıyoruz. Uzaklaştırılan bu bölgeler buğdaydanalabileceğimizfaydanın minimuma inmesine sebep oluyor.

İki çeşit posa, onlarca etki... Üzerinde çok fazla durulduğunu düşünüyor olabilirsiniz ancak posa yalnızcasindirimsistemimizidüzenlemektenbaşkagörevleridekendinde toplamış durumda. Nitekim sindirim sisteminin düzenlenmesi de doğrudan kolon kanserileri ile bağlantılı. Bağırsak yapısının sağlıklı bir şekilde sürdürülmesi bağırsaktaki yararlı bakterilerin varlığının sürdürmesi anlamına geliyor. Bundan birkaç ay önceki bahsettiğimiz mikrobiyotakonusunuhatırlayanlarınız olacaktır, küçük bir atıfta bulunacak olursak mikrobiyotanın kronik hastalıklar, alzheimer, depresyon ile ilişkili olduğunu belirtmek, posanın yalnızca bu düzenleyici etkisinin bile nasıl bir zincirin başlangıcı olduğunu gösteriyor. Posa konusunu biraz detaylandırdığımızda karşımıza “çözünür posa” ve “çözünmez posa”adı altında iki tür posa çıkıyor. Çözünür posa; kalp hastalıkları, diyabet,karaciğeryağlanmasıgibihastalıklara karşı koruyucu etki gösteriyor. Karaciğer kaynaklı kolesterol ve yağ asidi üretiminin azaltılması ve kan şekerinin normal seviyelerde tutulmasına destek oluşu, çözünür posanın en önemli etkilerinin başında geliyor. Kan yağlarının ve kan şekerinin sağlıklı seviyelerde olması, insülin direnci ve vücuttaki yağlanmanın da önlenebilmesi için oldukça önemli. Bu etkilerinden dolayı çözünür posa özellikle çocuklardaki hiperlipidemi (kan yağlarının yüksekliği) ve obezite problemleri için tıbbi destek tedavilerinde gönül rahatlığı ile kullanılıyor. Çocuk hastalar için ilaç veya girişimsel diğer müdahalelerdenmümkünolduğuncasakınmakvebüyümegelişmedöneminiolumsuzetkilemeyenendoğal tedavi koşullarını sağlamak çok daha önemli. Bununla ilgili verilerde günlük 1000 kaloriden alınan çözünür posadaki 3 gramlık azalmanın, çocuklardaki çevresel yağlanmada %21 lik bir artışla ilişkili bulunduğunu görmek, tüm bu özelliklerin kanıtı niteliğinde. Yaşamlarının ilk yıllarında olan bu bireyler için diyet posasının kullanımı ile gelecekteki birçokprobleminönünegeçebilmek de mümkün oluyor. Günümüzdeki önemli birçok hastalığın otoimmün faktörler ile ortaya çıkması söz konusu. Otoimmünite tanımı vücudun bağışıklık sisteminin normal işlevinin dışına çıkıp kendi hücre ve dokularına zarar vermesi olarak özetlenebilir. Bağırsak miktobiyotasının bozulması bağırsak duvarının geçirgenliğinin artmasına sebep olarak intestinal ortamdaki zararlı molekül ve canlılara karşı vücudumuzun savunmasız hale gelmesine olanak sağlıyor. Diyet posası ile birlikte alınan çözünmez posa ise mikrobiyotamızdaki bakteriler için enerji kaynağı haline gelerek bu devamlılığın ve bağırsağımızın koruyucu bariyerinin varlığının sürdürülmesine katkı sağlıyor. Kazan-kazan ilişkisi… Sağlıklı karbonhidratlar ile besin sağladığımız bağırsak bakterileri, sindiremediğimiz posa grubunu fermente ederek ihtiyaçları olan enerjiyi elde ederken bazı moleküllerin de açığa çıkmasına sebep oluyorlar. Bu fermentasyon işleminin temel ürünleri ise biyoaktivite gösteren kısa zincirli yağ asitleri. Bu yağ asitlerinin yalnızaca bağırsak boşluğundaki varlığı dahi konakçı birey için avantaj sağlıyor, ortamın pH’ının düşmesi sağlanarak birçok patojen organizmanın bağırsak bütünlüğüne zarar vermesi engelleniyor. Bunun yanı sıra kullanamadığımızbesinmaddeleriyeniden kullanabildiğimiz bir forma dönüşmüş oluyor, kısa zincirli yağ asitleri de bağırsak lümenindeki hücreler için enerji kaynağı olarak kullanılıyor. Bağırsak hücrelerinin elde etkileri bu enerjiyi hücre yenilenmesivemaddetaşınmasında kullandıklarını görüyoruz. Aynı zamanda bu hücrelerden beyine iletilen sinyallerin artışından kaynaklanan tokluk hissi oluşumunu da desteklediğini belirtmekte fayda var. Tüm bu işlemlerden sonra bağırsak boşluğunda kalan kısa zincirli yağ asitleri de emilerek karbonhidratveyağmetabolizmasına katılmak üzere emiliyor. Burada özellikle yağ yakımı için tetikleyici etkiler göstermesi; diyet lifi, mikrobiyota ve obezite ilişkisinin bir kez daha altını çizdirebilecek faktörlerden. Bu kadar fazla geri dönüşüm ağının olduğu bir mekanizma hem insan için hem bağırsak bakterileri için maksimum verimle sonuçlanmış oluyor. Biz de kenara çekilip bu şahane mekanizmanın işleyişini takip etmeye ve bozmamaya çalışıyoruz…

Şekilde “Endosperm” olarak gösterilen bölge, sadeleştirilen tahıllarda kabuk ve ruşeym bölgesi uzaklaştırıldıktan sonra kalan tek bölge olarak karşımıza çıkıyor. Tahıl tanesinin %80-85’ini oluşturan bu bölgenin yalnızca kabuğa yakın kısımlarının protein içerdiğini söyleyebiliriz. Geri kalan kısmı ise nişasta içeriğine sahip. Ancak en dış katmanda bulunan kepek/kabuk kısmı, buğday tanesinin ortalama %7-12 sini oluşturuyor ve tamamiyle posa, çeşitli mineraller, B grubu vitaminleri (B1, B2, B3, B5) ve diğer biyolojik aktif fitokimyasalları içeriyor. Üçüncü bölüm ise “Ruşeym” olarak adlandırılan, bir tahıl tanesinin en kıymetli içeriklerinin bulunduğu alan; B ve E vitaminlerini, çeşitli mineralleri, fitokimyasallar, antioksidanlar ve sağlıklı yağlar. Tam buğdayın klinik olarak kanıtlanan yararlarının,bu kısımların varlığı ile gerçekleştiğini söyleyebiliriz.

Bu yağ asitlerinin tayini, tıpta birçok farklı değişkenin gözlenmesinde etkili. Yağ asitlerinin türü ve miktarı bireyin diyet örüntüsü hakkında bilgi verebilir veya sağlıklı bir beslenme düzenine rağmen normalden az miktarda üretilmesi, bozulmuş bir mikrobiyotayı işaret edebilir. Bu durumların gözlenmesi sonucu prebiyotik-probiyotik takviyelerle, bireyin bağırsak sağlığının tekrar kazandırılması sağlanabilir.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.