Yıldız Tozu

ESKIDEN YALNIZCA MESLEK HASTALIKLARIKATEGORISINE DAHIL EDILEN BIR PROBLEMDENBAHSEDECEĞIZ;AĞIRMETALBIRIKIMI. Sebebiiseartıkdaha geniş kitlelerin hatta dünyanın neredeyse tamamının risk kategorisinde olduğu bir sağlık problemi olması…

Popular Science (Turkey) - - İÇINDEKILER - Dyt.Sevgi Akdaş

Yoksa Beethoven Zehirlendi Mi? Dünyaca ünlü müzisyen Beethoven ile ilgili anektotlara baktığımızda Tuna nehrinden tuttuğu balıklar ve kendisine hediye gelen, yüzeyi kurşunla kaplı cam armonikadan bahsediliyor. Bunun nedeni ölümüyle birlikte yastığından toplanan saçların incelenipkurşuniçeriğininnormalbir insanda beklenenden 100 kat daha fazla olması ile ilişkilendirilmiş. Ölümünü aydınlatmak amacıyla vurgulananbuolaylarbeethoven’ınaslında sağırlık ve davranışsal bozuklukları olsa da ölümünün kurşun zehirlenmesinden kaynaklı olma olasılığı mevcut. Ölümünde yalnızca kurşun birikimi toksitesinin etkisi mi vardı bilemiyoruz elbette ancak kurşun birikimi diğer sağlık problemleri ile birleşince tetikleyici ve hızlandırıcı olmuş olabilir. Çünkü kurşun bir ağır metal grubu bileşiği olarak endokrin bozucular kategorisinde yer alıyor. endokrinbozanmetaller Günümüzde sağlık çevrelerinde “Endokrin Bozucular” başlığı adı altında günümüzdeyaşadığımızbirçoksağlık sorununu aslında nasıl, ne oranda ve hangi mekanizma ile çevresel faktörlere dayandığı konuşuluyor. Bu endokrin bozucular vücudumuz için yabancı olan veya vücudumuzun belli bir miktardan sonrasını tolere edemeyeceği birçok farklı molekül olabilir. Böcek ve tarım ilaçlarından mobilya yüzeylerinde koruyucu amaçla kullanılan birçok farklı maddeye kadar geniş bir yelpazesi olan endokrin bozucuları, vücudumuza herhangi bir yol ile almaktan kaçınmamız, günümüz dünyası için neredeyse mümkün olmayan bir durum. Ancak bu, ipleri tamamiyle bıracağımız anlamına da gelmemeli. Kontrol edebileceğimiz alımlarımızı bireysel önlemler veya gıda politikaları ile düzenleyebilmek adına bilinçlenmemiz de bir o kadar önemli. Endokrin bozucular arasında bu nedenle bugün altını çizmemiz gereken grup “ağır metal” grubu. Bunun sebebi ise doğadaki ağır metal kirliliğinin devamlı artıyor oluşu. İnsan da doğanın bir parçası ise yine kendi kısır döngümüzü kendimiz başlatıyoruz. Metallerinvücudumuzdaişine? Metaliyonlarıtemeldevücudumuz için oldukça önemli birçok enzim ve bileşiği destekleyerek yaşamsal fonksiyonlarımız için olmazsa olmaz maddelerden. Bunun en canlı örneğini; aldığımız oksijeni kullanabilmemiz için dokulara ileten “demir” metalinde görebiliyoruz. Eksikliğinde anemi gibi geniş çaplı toplumsal sorunlara yol açabilen mikro ögelerden bahsediyoruz. Gereklilikleri bu denli önem teş- kil ediyor. Ancak Paracelsus’un 16. yüzyılda söylediği ve tüm sağlık personellerininkulağınaküpeolmuş sözünü buraya aktaracak olursak; “Her madde zehirdir, zehir olmayan madde yoktur; ilacı zehirden ayıran dozudur.” Metaller için maruziyet miktarı, süresi ve depolanabilirliği, onun toksik yani zehir olup olmayacağını belirleyen faktörlerdir.

Bu birikim için endokrin bozucu maddelerinin genelinin izlediği yol, yağ dokusunda birikme durumu. Devamlı maruz kalınan bu bileşiklerin “sürekli kullandığımız şeyler bunlar, neden bir şey olmadı?” sorusu ile aklanabilmesinin veya öneminin azaltılmasının önüne geçen özellikleri de yağ dokumuzda birikiyor olması. Vücutta birikimi olan bir madde en genel tabirle “sinsice” ilerlemeye oldukça müsait. Yağ dokusundaki birikimin hangi düzeyde olduğunu, size ne kadar zarar verdi-

ğininetolaraktahminedemiyoruz. Bu noktayaekolarakdoğadakimetalbirikiminin,ilktüketicisinden,bizinsanlar gibi yüksek canlılara doğru ilerledikçe oldukça önemli oranlarda artışı söz konusu. Nitekim bu da biyobirikim kavramının esasını oluşturuyor. Temel olarak yağ dokusunda birikiyor olmaları vücudun farklı dokuları için riskoluşturmadığıanlamınagelmesin. Ağır metallerin toksik etkileri başta karaciğer,böbrek,merkezisinirsistemi olmak üzere dolaşım sistemi, akciğer ve deri üzerinde toksisite bulguları ile seyredebiliyor. Bu farklılıklar vücuda alınan metalin özelliğine göre değişebiliyor.

Endokrin bozucuların ve endokrin bozucu olarak ağır metallerin bilimsel çalışmalardaki yeri çok güncel bu da bize konu ile ilgili birçok yeni bilginin aktarımını sağlıyor. Örneğin 2017 de Amerika’da hatırı sayılır bir klinikten yayınlanan bir çalışmada glutensiz beslenme tarzının vücuttaki ağır metal birikimini artırabileceği belirtiliyor. Bu 11,354 bireyin bilgilerini içeren oldukça kalabalık bir çalışma aynı zamanda. Çalışmanın iki değişkeni de meraklı gözleri üzerine çeken başlıklar. Bu düşüncenin temeli glutensiz beslenme ile beslenme düzeninden birçok tahılın çıkarılması ve yerine deniz ürünleri de dahil olmak üzere hayvansal gıdaların ve yetiştirildiği ortamın özelliğine göre riskli olabilecek pirincin konulmasına dayandırılıyor. Birikimi değerlendirilen ağır metaller ise kurşun, kadmiyum, arsenik, cıva ve kobalt gibi ağır metaller.Bizim çalışmadan çıkarabileceğimiz bir başka sonuç da şu olabilir o halde; “Yüksek proteinli diyetlerin sağlık çıktıları arasında ağır metal birikimi riski de olabilir mi?”. Çünkü son yıllarda dalga dalga yayılan beslenme trendlerinden biri glutensiz beslenme iken biri de proteinibolbeslenmetürleri.Buküçük beyin fırtınası bir kenara ağır metal birikiminin yağ dokusunda gerçekleştiğini tekrar düşünecek olursak bir noktanın daha altını çizebiliriz. Vücudumuzun bu ağır metalleri alıp yağ dokuya göndermesinin nedeni, kendine zarar veren bir maddenin dolaşımda bulunmasını istemeyişi olduğunu varsayalım. Hızlı kilo kaybını vaat eden ve sağlayan birçok diyet tarzı olabilir. Ancak bu kilo kaybının hızı yağ dokusundaki ağır metallerin, hızlıca kana verilmesine de sebep olabilir. Medyada gördüğümüz hızlı kilo kaybını sağlamak isteyen bireylerin yaşamını kaybetmesi ile ilgili üzücü haberler, derinlerde bir yerde bu nedeni barındırıyor olabilir. Hayatlarını kaybetme sebepleri genellikle kalp krizi olarak bilinen bu bireylerin belki de gerçekten yağ dokularında birikmiş olan ağır metallerin açığa çıkıp hayati fonksiyonu olan organları birer birer etkilemesi söz konusu olabilir. Şu anki inceleme yöntemlerimiz veya rutinlerimiz olayın bu boyutuna bakmaya yönelik değil ama önemli olanbuihtimallerinveçalışmaların ortaya konması ve gerisini “bilginin kümülatifliğine” bırakmak.

İnsan, besin piramidinin en tepesinde olan yüksek canlılar arasında belirtiliyor. Doğada depolanma ve besin zinciri aktarımı yoluyla bir üst kademede daha yüksek konsantrasyonlar oluşturacak biyobirikimlerden biri de ağır metal biyobirikimi olarak karşımıza çıkıyor.

Vücut fonksiyonları için kullanılan metaller, genellikle “kofaktör” adını alan vücuttaki enzim ve reaksiyonlara yardımcı olan, hızlandıran veya düzenleyen maddeler arasına dahil edilebilir. Ancak bizim için bu bileşiklerin önemi ilgili metallerin türü ve dozu ile ilişkilidir.

Ağır metal birikimi doğayı ve biyolojik döngüleri bozan çevresel bir kirlilik. Doğadan temizlenebilmeleri için yapılan çalışmalar mevcut ancak zor ve maliyetli oluşu dünyadaki ekolojik yaşam için ağır metalleri tehdit haline getirebilir.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.