Hallac-ı Mansur ne demek istemişti?

Pozitif - - UYANIŞ -

‘Ben Ben’im’ deyince akla tasavvuf açısından büyük öneme sahip “Ene’l Hakk (Ben Hakk’ım)” diyen Hallac-ı Mansur geliyor. Konu hakkında görüşlerine başvurduğumuz Sadık Yalsızuçanlar, Mansur’un ‘kendini Hakikat’e adamış bir aşk şehidi’ olduğunu vurguluyor önce. Kaynaklar, Mansur’un 858-922 yılları arasında Horasan’ın güneyindeki bir köyde, Tur’da, Basra, Tuster, Hindistan, Talekan, Türkistan, Maçin, Turfan, Keşmir, Ahvaz, Sus ve Bağdat’ta yaşadığını söylüyor. “Karmatiliğin, (Karmatilik, İslamiyet’in Şiilik mezhebinin alt kollarından biri olan köktendinci bir mezhep) egemen sistemin nosyonlarına ve baskısına yaptığı köktenci itiraz dalgası onu da vurur ve Abbasî halifesinin emriyle ölüm cezasına çarptırılır” diyen Yalsızuçanlar, “Hallac’ın yaşamıyla ilgili, Louis Massignon ile Yaşar Nuri Hocanın kitaplarına bakılmalı… Massignon yıllarını verdi Hallac’a. Yaşar Hoca da, Fethi Gemuhluoğlu’nun aziz vasiyetini yerine getirip, iki cilt nefis bir monografi bıraktı bize” diye önerilerde bulunuyor konuyu merak edenlere.

AŞK ŞEHİTLERİ NİN EN ÇİLELİ Sİ

anlar zuç lsı Ya k dı a S

Yalsızuçanlar’a göre; Hallac’ın, işaret parmağıyla koca bir pamuk yığınını saçması menkıbesi bir yana, ‘sır hallacı’ olduğu yani Hak sırrını ifşa ettiği vurgulanmalı. Bu ifşanın bedelinin ‘ölüm’ olduğunu söyleyen Yalsızuçanlar, “Ölüm kelimesini tırnağa alıyorum çünkü, ölmeden evvel ölenler için ölüm yoktur. Onların Azrail’i kendileridir. ‘Azrail nitedir ki, kastedesi canıma’ diyor Yunus. Aşıklar ölmez, ölen hayvandır. Hallac-ı Mansur aşk şehitlerinin en çilelisidir” diyor. Peki Allah’a şirk koştuğu iddiasıyla öldürülen Mansur aslında ne söylemek istiyordu? Yalsızuçanlar bu konuda şunları söylüyor:

“‘Ene’l-Hak’, düz okursak, ‘Ben Hakk’ım’ demek. Ben hakkım, ben hakikatim… Hakikat benim. Hallac’ın iddiası, uluhiyyet (ilahlık) iddiası değildir. Hakk’ın, en yetkin biçimde insandan göründüğü gerçeğidir. ‘Et ü derü büründüm, Yunus deyu göründüm…’ (Ete kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm.) Cenab-ı Hakk’ın, fiil, isim, sıfat ve zat düzeyinden tecellisi, açılması, izhar olması, görünmesi halinde, en kamil biçimde insandan göründüğü malum. Hallac, birliğe, daha doğrusu tekliğe, vahdete, cem’e ulaştığında bu sözü söylemiştir.” ‘Ben benim’ kavramının benmerkezcil bir varoluş düşüncesini ifade etmesi halinde tasavvufun buna köktenci biçimde karşı olduğunu belirtmek gerektiğini vurgulayan Yalsızuçanlar, “Yok eğer, bu, Hakk’ın ‘Kendinden Kendine’ seyrini ima ediyorsa bizatihi tasavvuf irfanının temel ilkesidir. Hayvani ben’in, insani ruha dönüşmesidir tasavvuf. Bu, İlahi Ben’dir. İlahi Ben ise ancak, ‘Ben, Ben’im’ der. Kişinin benini tanrılaştırmaktan kurtulması ancak İlahi Ben’e dönüşmesiyle mümkündür. Ve bu dönüşümü gerçekleştirmiş kişi ancak, ‘Ben, Ben’im’ diyebilir”sözleriyle tasavvuf penceresinden konuyu değerlendiriyor.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.