Başarı nasıl geliyor?

Pozitif - - RÖPORTAJ -

Mahatma Gandhi’nin bir sözü var; “Söyledikleriniz düşüncelerinize, düşünceleriniz duygularınıza, duygularınız davranışlarınıza, davranışlarınız alışkanlıklarınıza, alışkanlıklarınız değerlerinize, değerleriniz karakterinize, karakteriniz kaderinize dönüşür” diye… Kurumsal yapılarda da kaderimizi belirleyen performansımızdır. Duygudan davranışa ve performansa uzanan bu sürecin zemininde hangi fizyolojik kavram var diye sorulduğunda “homeostazis” diyorum ve bu kavramı da otonom sinir sistemi dediğimiz, işini bize sormadan yapan sistemin “dengede olması durumu” diye açıklıyorum. Otonom sinir sistemi işini kendisi gören ve bize sormayan mucize sistem. “Şu an çok korktum, kalp pompasını daha hızlı mı çalıştırsam?” diye bize sormuyor, ne gerekiyorsa onu yapıyor dengede ve sağlıklıysa. Bu sistem dengedeyse yalnızca daha sağlıklı değil, daha yaratıcı, daha mutlu ve yüksek performanslı olabiliyoruz. Bu dengeyi oluşturmanın, sağlamanın ve sürdürebilmenin yollarından biri ve en önemlisi de solunum ya da nefes çalışmaları. Çünkü kontrolümüz dışında çalışan bu sinir sisteminin kontrol edebildiğimiz tek fonksiyonu solunum. Nefes çalışması derken gerçekten her gün düzenli yapacağımız ve nefesimizi kontrollü şekilde alıp vereceğimiz çalışmaları kastediyorum. Bunları yaparken en değerli bilgi, sistemin sağlıklı çalışmasını sağlayan “homeostazis” yani hassas denge durumunu destekleyen ve “resonant rate” (rezonans hızı) denen dakika nefes sayısı ki bu da bilimsel çalışmalara göre 5-6 civarında. Yani nefesi dakikada altı kez, burnumuzu kullanarak alacağımız kontrollü nefes çalışması. Yani günde on beş dakika yavaş, sakin, odaklanarak, burnumuzdan çok derin olmayan ancak derine, diyaframa gönderdiğimiz nefesler alıp veriyoruz. Dakikada sekiz nefes iyi bir ilk hedef olabilir ki bunu da aşağı yukarı dörde sayana kadar geçen süre boyunca alıp yine dörde kadar sayıp vererek başarabilirsiniz. Rahat ettiğiniz bir pozisyon bulup oturun ve başlayın nefes alıp vermeye! Bir, iki, üç, dört sayıp alın ve yine dörde kadar sayarken verin. Siz yolu açın, gerisini bilge beden halleder. Ağzınızdan çıkan sözcükler de değişir, kaderiniz yani performansınız da. Tekrar etmekte fayda var; sağlıklı bir otonom sinir sistemi, sağlıklı bir prefrontal kortekstir. Yani insanı insan yapan, beynin CEO’su diyebileceğimiz bu alanın sağlıklı çalışmasıdır. Bu da daha sağlıklı, mutlu, yaratıcı, üretken, uyumlu olmaktır. Unutmayalım ki yaşam yarışını daha hızlı ya da güçlü olan değil, uyumlanma mekanizmaları daha iyi çalışan kazanır.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.