Çocukluk hayallerimizin gücüyle pırıl pırıl bir ülke yaratmak!

Pozitif - - YAZAR -

Şu sıralar içimiz acıyor, yüreğimiz kanıyor ya, sıklıkla… İşte tam o an, en çok da o an gücümüzü hatırlama zamanı sevgili dostlar! Neden mi? Çünkü en çok üzüldüğümüz konu, yüreğimizi en çok sızlatan konu, hissettiğimiz o acı, öfke, ya da kızgınlık, aslında içimizdeki gücün “Durma, bu konuda bir şeyler yap!” demesi bizlere… Ama ne?

Ne yapacağımızdan önce, ne yapmayacağımıza bakalım. Yapabileceğimiz en kötü şey, olaya daha fazla acı, daha fazla öfke, daha fazla üzüntü katmak. Neden mi? Bir olaya verdiğiniz tepkiyle iki şey yapabilirsiniz: Ya ateşe odun atarsınız ya da onu söndürürsünüz. Her şey enerjidir ve o enerji bir yere gider. Eğer olaya yolladığınız enerji herhangi bir şeye, örneğin “teröre veya bir insana hayır!” veya manşetlerde, sosyal medya paylaşımlarında rastladığımız gibi “lanet” tarzı bir enerjiyse, çekim yasasını unuttunuz demektir. “Hayır!” diye bağırdığınız şeyi yaşamınıza daha çok çektiğinizi mesela. Hem de o “Hayır!” ne kadar güçlüyse, o kadar büyük bir hızla.

Çekim yasası “Neye odaklanıyorsak onu çekeriz” der, bilirsiniz. Herhangi bir şeye “Hayır!” dediğimizde ateşe odun atıyor, bu olaylardan daha fazlasını yaratmaya yardımcı oluyoruz, istesek de istemesek de. Elmayı bırakırsanız yere düşer, yer çekimi kanununu bilsek de bilmesek de… Çekim yasası da böyle çalışır. İyisi mi onu kabul edip, onun kurallarına göre yaşayıp, bilinçli yaratanlar olalım. Herhangi bir şeye “Hayır!” diye haykırmayı bırakıp, ne istiyorsak ona “Evet” demeyi seçelim.

‘Secret’ın DVD’sinde Rahibe Teresa anlatılır. Bilge lider, “Beni savaşa karşı hiçbir yürüyüşe çağırmayın, gelmem. Ama barış için düzenleyeceğiniz her etkinlikte en önde yer alırım!” demiştir. Çünkü o, neyi yaratmak istediğini biliyordu.

Peki ya üzüntümüz, acımız, o derin öfkemiz? Bu yoğun duygularla sizce daha fazla hangi enerjiye katkıda bulunuyoruz? Huzura, barışa, birliğe mi? Yoksa acıya, üzüntüye, ayrımcılığa mı? Bunun cevabını yazmaya gerek yok…

“Peki ama insanız, acı bir olay olduğunda sizin hiç mi yüreğiniz sızlamıyor?” diyebilirsiniz. Sızlamaz mı, hem de nasıl sızlıyor! Elimde değil, bazen gözyaşları süzülüyor yanaklarımdan. Ama sonra silkiniyorum. Derin bir nefes alıyorum ve “Hayır, ben bunu yaratmak, bu güzel ülkede daha fazla acı ve üzüntü yaratmak istemiyorum” diyorum.

Elimi koyuyorum yüreğime. Derin bir nefes alıyorum, ve başlıyorum dua etmeye. Şifaya ihtiyacı olanlardan başlıyorum çünkü biliyorum, avuçlarımda güçlü bir şifa enerjisi var. Şifa eğitimi veya

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.