I Görmesin Her yerde barış ve bereket var bilene...

Pozitif - - BILINÇALTı -

Enteresan geliyor belki de bu söylediğim sana ama şayet zihnini-ruhunu-bedenini kontrol edebilirsen, darbenin, savaşın ortasında dahi barış ve bereket bulabilir, kendi gerçekliğini yaratabilirsin. 15 Temmuz günü İngiliz Konsolosluğu’nda bir partiye davetliydim. Bir gün önce Fransa’nın Nice kentinde yaşanan katliam, on gün önce Atatürk Havalimanı’nda gördüğümüz acı tablo; hiç keyfim yoktu. Uzun süredir de yok... Kokteyli anlatmadan evvel… “Hah tamam! Şimdi her şey daha iyiye gidecek” dediğimiz anda gelen yeni bir patlama, katliam hepimizde ,“Yeter ama dayanamıyorum, bu kadarı da fazla” deyip, her şeyden uzaklaşma, buralardan kaçıp gitme duygusu uyandırıyor. Ya da “Yeter artık! Bu durum ile ilgili bir şey yapılmalı, gerekirse dişe diş, göze göz!” deyip sokağa akın edesi geliyor insanın... Sizce de öyle değil mi?

Peki, hangisi doğru? Aslında ikisi de değil! Her iki davranış şekli de senin özündeki “gerçek gücünden” kaynaklanmıyor… Biyolojik yapımızdan kaynaklanıyor! Yaşamsal bir tehlike karşısında alarma geçen beynimizin en küçük ve en eski parçalarından biri olan amigdalanın refleksleri sebep oluyor o davranışlara.

Nasıl mı? Yaşamsal bir tehlike söz konusuysa beynin amigdala bölümü hızla devreye girer ve neocorteks’i ( Yeni beynimizin entelektüel ve mantıklı düşünen kısmı) devre dışı bırakarak, kontrolü ele

Deneyim

geçirir. Liderlik amigdalaya geçtiğinde sana yaptıracağı iki ana hareket vardır: Savaşmak ya da kaçmak. Oysa insan bilinci de diğer her şeyde olduğu gibi evrimleşti: Bir kaplanla karşı karşıya kaldığınızda amigdalanın “savaş ya da kaç!” emri çok işe yarayabilir ama bu iki ilkel komut, asansörde tanımadığımız biriyle yalnız kaldığımızda ya da televizyon başında bombalanan yerleri seyrederken hiç işimize yaramıyor, öyle değil mi?

Teknolojide yaşanan “Kuantum Sıçrayışı” gibi bilincimiz de yeni bir gerçekliğe uyanmaya başladı ve bu uyanış devam ediyor. Peki; ekonomik krizlerin, savaşların, ölümlerin yaşandığı fiziki gerçeklikte bilincimizi nasıl yüksek tutar ve kendi gerçekliğimizi yaşatmaya devam etmek için neler yapabiliriz?

Öncelikle şu mutlak gerçeği kafamıza iyice kazıyalım: Darbe, savaş, ekonomi, ilişkiler ya da sağlıkla ilgili krizlerin ortasında bile “içindeki gerçek gücü” ortaya çıkarman mümkün!

Gelin dönelim kokteyle…

Güzel mini beyaz elbisemi giydim, kırmızı ayakkabılarımı ayağıma geçirdim ve partiye gitmek üzere beklediğim arkadaşım beni İstinye’den aldı, Taksim İngiliz Konsolosluğu’nda düzenlenen kokteyle katıldık. Parti, Fransa’da yaşamını kaybedenlere saygı duruşu ile başladı. Bahçede sohbetler devam ederken havadaki helikopterler dikkatimi çekti. “Vay, güvenliğe önem veriyor olmalılar, baksana kaç tane helikopter geçti” diye düşündüm.

Evren bilmen gereken tüm durumlar ile ilgili her an sana işaretler yollar. Gördüğün, duyduğun hiçbir şey tesadüf değildir.

İlerleyen saatlerde arabamıza doğru gitmek için çıkış kapısına yöneldiğimizde güvenlik görevlisinin annesi ile telefon görüşmesine kulak misafiri oldum. Tesadüfe bak! “Nasıl? Köprüler mi kapatılmış?” dedim. Kimsenin hiçbir şeyden haberi yok! “Böyle bir duyum aldık ama daha çok yeni, ne olduğunu bilmiyoruz” dedi kapıdaki güvenlik görevlisi... Arkadaşıma döndüm. “Önemli bir şey olduğunu düşünmüyorum, dönüş yolunda neler olduğuna da bakarız belki” dedim.

Darbe gecesi yollarda

Yolda radyodan ve internetten haber almaya çalıştık ama henüz medyaya yansıyan bir haber yoktu. Telefondan kafamı kaldırdığım an önümüzde duran yüzlerce değil binlerce gibi duran otomobilin kırmızı ışıklarını gördüm. “Sakın girme!” “Sakın bu yola girme trafiğin içinde tıkanır kalırız” derken arkadaşım “Merak etme ilk çıkıştan Etiler’e doğru çıkarız” dedi. İçgüdülerim “Girme” diyordu, biraz daha ilerledikten sonra gördüklerim neticesinde dingin ama otoriter bir ses tonu ile “Hemen geri vitese tak ve acil şeritten geri geri çık” dediğimi duydum. Arkadaşımın direnmesine rağmen zihnim de ruhumda verdiği karardan emindi. “Hemen geri geri çık buradan!” dediğimde geri vitese takmıştı bile.

Ana yola çıktığımızda, yukarıdan gelişgidişin de tıkalı olduğunu, binlerce insanın araçlarından inmiş, ne olduğunu anlamaya çalıştıklarını gördük. Trafiğe bakayım boş yollardan kendimizi güvene alabileceğimiz bir yere gidelim dediğimde telefonum çaldı.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.