Hazır olunca yollar açılıyor

Bir zamanlar deli saçması dediği yöntemlerin bugün eğitmeni olan Anette Inselberg, yaptığı işi o zamanlar tıpkı kendisinin yaptığı gibi eleştirenleri ikna etmeye çalışmadığını söylüyor çünkü herkesin yolu farklı ve herkes için doğru yol günü geldiğinde ka

Pozitif - - NEWS - Özlem Çetinkaya

Anette Inselberg, kişisel farkındalığın herkes için farklı bir zamanının olduğunu söylüyor.

Sosyal medyada insanın ruhsal gelişimi ile ilgili paylaşımları takip edenlerin birçoğunun bildiği bir isim Anette (Anet) Inselberg. ‘Zamazingo’ isimli bir blogu var. Kendi hayatına iyi geldiğini düşündüğü yazıları, bilgileri, kimi zaman bitkisel ilaç tariflerini takipçileri ile paylaşıyor. Inselberg’in tamamen kendisi için hazırladığı blog ile başlayan yolculuğu, onu yıllar evvel deli saçması g

ber dediği ruhsal gelişim alanında sel

In eğitmenliğe getirmiş. “Her tte şey adım adım ilerledi” ne diyor sevgili Anette…

A Birçoğumuzun sadece sosyal medya üzerinden tanıdığı Anette kim, neler yapar, hayata nasıl bakar; sosyal medyada bu kadar takipçisinin olmasını sebebi nedir diye merak ettik.

Sosyal medyada birçok insan tarafından takip edilen Anette Inselberg kimdir? Uzun seneler finans sektöründe ve arkasından kalite danışmanlığı alanında çalıştım. Fakat bütün bunları yaparken, ruhumda hep bir şeylerin eksik olduğunu farkındaydım. Kağıt üstünde bilançom çok iyiydi ancak ben mutsuzdum. Aileme ve arkadaşlarıma göre bana rahat batıyordu. Uzun bir süre onların bu fikirlerini kabul ettim ve ona göre yaşadım ama sonunda bıraktım. Şimdi kişisel gelişim alanında eğitimler

veriyorum. Onun dışında bir de bana iyi geldiğini düşündüğüm yazıları, bilgileri paylaştığım bir blogum var.

Finans sektöründeyken başkalarının gerçeklerini kendi gerçeklerin olarak kabul etmiştin diyebilir miyiz?

Aynen öyle… Onların doğru bildiği şekilde yaşıyordum ama işten eve her dönüşümde mutsuzdum. Öğlen tatillerinde mutsuzdum. Finans sektörü sürekli paradan konuşmak demek ve ben bundan da mutsuzdum. Her şey sanal bir ortamda geçekleşiyordu ve en sonunda, kim ne derse desin, o yolun benim yolum olmadığını anladım ve finans sektörü ile yollarımı ayırdım. Kendime gelmem üç senemi aldı. Mutsuzluğunu nasıl fark ediyordun? Eve geldiğimde kimseyle konuşmak

istemiyordum, istemiyordum, telefonlaraevde perdeleri bakmak kapatıp yatakta yatıp tavana bakmak istiyordum. Finans sektörünü kim seçmişti? Senin tercihin miydi?

Ben seçtim ya da öyle olduğunu zannediyordum. İlk başladığım senelerde çok coşkuluydum aslında ama sadece paranın konuşulduğu bir ortamda olmaktan bu kadar mutsuz olacağımı düşünmemiştim. Para bu kadar mutsuz eden, kötü bir şey mi?

Hayır değil tabii, para çok da iyi bir şey aslında ama araç olduğunda. Para araç olduğunda insanlara yardım edebilirsin, gezebilirsin, kitaplar alabilirsin… Amaç olduğu anda işin içine hırs, ego, başkalarını küçümseme, herkesi kölen gibi görme gibi insani zaaflar gözümün önüne seriliyor. Bunlar bende de olan şeyler aslında, bende olmayan şeyin başkasında farkına varamam zaten ama bütün bu saydıklarım benim kalbimi çok yordu.

Son derece hakim ve başarılı olduğun bir sektörü bırakmak ve bir bilinmeze adım atmak seni korkuttu mu? Elbette. Zaten karar vermem ve kararımı hayata geçirmem üç senemi aldı. O korkuyu nasıl yendin?

Hastalığımı kullanarak. O dönemlerde korkunç boyun ağrılarım vardı ve sürekli fizik tedaviye gidiyordum. Tedavi bir türlü sonuç vermiyordu. Bir gün yine tedaviye gittiğimde, özel sağlık sigortamdaki limitin dolduğunu, para ödemem gerektiğini söylediler. O kadar çok doktora gidiyordum anlayacağınız. Ve ben bir anda bunu fark ettim, artık yaşamadığımı hissetmeye başladım ve yeni bir yola gitmek için sağlığımı kullandım.

Peki, o güne kadar hayatında, bugün eğitimlerini verdiğin ruhsal gelişim konuları var mıydı?

Hiçbiri yoktu ve hatta bu konulara hiç inanmıyordum da. İşi bıraktıktan bir süre sonra tüm ağrılarımdan kurtuldum, o zaman sorgulamaya başladım. Ağrıların sebebi zihinsel etkenler olabilir miydi gerçekten? “Tüm Hastalıkların Zihinsel Sebepleri” adlı kitabıyla Louise L. Hay girdi hayatıma. Onunla birlikte de kendini sevmenin, kendine güvenmenin yolları, meditasyonlar ve arkasından enerjimi yükseltmek için reiki, vs… Daha sonra bütün bunlar hayatımın ayrılmaz bir parçası oldu.

Finans sektöründe çalıştığın zamanlarda birisi gelip sana reiki enerjisi vermek isteseydi cevabın ne olurdu?

“Bütün bunlar deli saçması” derdim ve asla inanmazdım. Tamamen pozitif bilimciydim. İki kere iki eşittir dört benim için tek gerçekti.

Şu anda birileri senin şu anda içinde bulunduğun konulara burun kıvırarak baktığında nasıl tepki veriyorsun?

O insanları hiçbir şeye inandırmaya ya da onları bir şeye ikna etmeye çalışmıyorum. Bunu kendimden biliyorum. Zamanı gelmişse, insan bir çaresizliğe ve derin bir çıkmaza düştüğünde bir arayışa giriyor. Herkesin yolu farklı ve herkes için doğru yol günü geldiğinde kişinin karşısına çıkacaktır.

Biraz önce “Kendimi buldum” diye bir ifade kullandın. Kendini nasıl kaybetmiştin?

Başkalarının hayat görüşlerini, başkalarının isteklerini ve doğrularını kendi doğrum yaptığımda… Finans sektörünü bıraktığımda, üç sene hiç çalışmadım ve sadece gezdim. O seyahatlerde kendimle ilgili çok şeyi fark ettim. Neydi o fark ettiklerin?

Datça’da gönüllü çalışan olarak gittiğim çiftlikte toprakla tanıştım ve toprak bana çok şey öğretti. Sabırlı olmayı öğrendim, orada kendime güvenmeye başladım çünkü içinde bulunduğum ortam bana çok yabancı olsa bile oraya uyum sağlayabileceğimi fark ettim. Bana ezberletilen hayatın dışında, başka hayatlar olduğunu ve insanların o hayatların içinde çok mutlu olduklarını gördüm. Fark ettiğim en önemli şeylerden biri de şuydu; bizler aslında hayatımızı kendimiz seçiyoruz. Yeter ki, kendimiz olmaya cesaret edelim ve kendimizi olduğumuz gibi kabul ederim. Biz bunu yaparsak herkes bizi olduğumuz gibi kabul ediyor. Seyahatlerinde tek başına mıydın yoksa arkadaş gruplarıyla mı?

Tek başıma yaptığım seyahatler de oldu, arkadaş gruplarıyla yaptıklarım da. Tek başıma gezmek bana çok şey kazandırdı. İlk defa yalnız seyahat etmeye başladığımda ne yemek istediğimi, nerede kalmak istediğimi, kaçta yatıp kaçta kalkmak istediğimi, nelerden gerçekten hoşlanıp nelerden hoşlanmadığımı fark ettim. Daha önce hiç kendimi ifade edemezdim, kimse kırılmasın diye hep uyumlu olmaya çalışırdım.

Şu anda birçok kişinin takip ettiği bir blogun var. Bu blog ne zaman ve nasıl başladı?

Mutsuz olduğum alandan çıkıp, kendimi keşfetmeye başladığım süreçte birçok eğitime katıldım, demin de söylediğim gibi birçok seyahat yaptım

ve çok değerli insanlarla tanıştım. Her birinden çok şey öğrendim. Bana iyi gelen sohbetleri, deneyimleri ve internetteki yazıları başkalarıyla paylaşmak istedim. Tecrübelerimi diğer insanlara da anlatmak bana da çok iyi geldi. Ben yaşadığım süreç içinde çok düştüm, birden fazla düştüm ve hep tek başıma ayağa kalktım. İstedim ki, insanlar benim kadar eziyet çekmeden, gülüp eğlenerek fark etsinler, öğrensinler, yön bulsunlar. Blog dışında eğitim de veriyorsun. Hangi eğitimleri veriyorsun?

Reiki, Kendini Sev Hayatını İyileştir, Access The Bars ve Access Facelift eğitimlerini veriyorum. Kolay bir şey mi kendini sevmek?

Keşke olsa. Hala çalışıyorum, her gün çalışıyorum. Elimden geldiğince çalışıyorum diyeyim. Sadece birkaç sene “Kendimi seviyorum”, “Kendime güveniyorum”, “Kendimi affediyorum” yazılı not kağıtları yapıştırılmış aynaya baktığımı biliyorum. Sadece bu çalışmaya birkaç senemi ayırdığımı biliyorum. Çünkü nedenini bilmiyorum ama zihin bir şekilde kendini sevmemeye programlanmış gibi… Zihin o notları gördüğü zaman gerçekten kendisini sevmeye başlıyor mu?

Başlıyor. Aslında bu bilimsel olarak da açıklanabilir bir durum. Beynimizde nöronlar var ve nöronlar çok tekrar eden düşüncelerde yeni yollar oluşturuyorlar. Eğer kendimi sevmediğime, hayatın kötü gittiğine kendimi odaklarsam o düşünce nöronlarını çoğaltıyorum ve otomatik olarak düşünce yapım oraya düşüyor. Bizim yapmaya çalıştığımız şeyse olumlu düşünüp nöronları olumlu düşünce ile beslemek ve büyütmek. Bu bastırmak değil, kendini kandırmak değil sadece zihni tekrar programlamak. Kişi bunları söylerken bunlara inanmak zorunda mı?

Hayır, inanmasa da bir süre sonra çalışıyor ama en önemlisi disiplinle çalışmak gerekiyor. Ciddiye alıp devam ettirmek gerekiyor. Neyi beslersem o da bana geri dönüş yapıyor.

“Ben sizin eğitimlerinizden birine katılmak istiyorum ama hangisine katılayım?” diyen birine yanıtınız ne olur?

Biraz konuşmak gerekli. Ne yazık ki ezbere bir ilaç yok, kendim için bile bugün hangisini çalışsam diye düşündüğüm oluyor, duruma göre hareket etmek gerekiyor. Kendine güvensiz biriyse, çok fazla başkalarının sevgileri ile takdir edilme ve onaylanma ihtiyacı varsa o zaman Kendini Sev; enerjim çok düşük diyorsa belki biraz enerjisini yükseltmek; para geldiği gibi gidiyor, neden bu işler böyle, her kurduğum işte neden hep başarısız oluyorum diyorsa bilinçaltı temizliği… Bunlar çok yüzeysel verdiğim örnekler tabii. Keşke çözümlemek bu kadar basit olsa ama insan dediğimiz şey kendini bile anlayamazken, neye ihtiyacı olduğunu bilemezken bir başkasının sorumluluğunu almak çok özen gerektiriyor, daha detaylı konuşmalar yapmak ve belki de birkaç tekniği birden almak gerekiyor. Bunlar aslında farklı ilaçlar diyorsun…

Sırası var, kişinin ona hazır olması var, sindirmesi var… Gerçekten seminerlerde de bunu söylüyorum çok fazla arka arkaya almayın; biraz sindirin, bir de cebinizi çok fazla doldurmayın. Ben de yaptım zamanında. Bir markete gidiyoruz onu da al , onu da al. Sonra kullanmıyorsun da hiçbirini, yazık hem zaman hem para gidiyor.

Bu işlere girmeden önceki Annette hayata nasıl bakıyordu, şimdiki Annette nasıl bakıyor?

Şu anda gerçekten hayatın bir mucize olduğunu hissediyorum. Hayatımda travmalar olmuyor mu oluyor, inişler çıkışlar olmuyor mu oluyor ama onların hepsinin artık bir ders olduğunu ve onları dönüştürmem gerektiğini ve onların tekamülüm gereği olduğunu bir kere anladım. Hayata daha pozitif bakmaya başladım. Çok güzel dostluklarım oldu. Yaptığım işi çok seviyorum, insanlarla büyümeyi çok seviyorum, kendimin ışıldadığını hissediyorum. Eski Anette işe ağlayarak gidiyordu ve gerçekten bıkkınlık vardı. O dönemden arkadaşların var mı?

O dönemden bir ya da iki arkadaşım var, çocukluk arkadaşlarımı ayrı tutuyorum… Çok değişti…

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.