Evrende her yer sihir dolu

260 günlük Maya takvimine göre zaman döngüsel; yani yaşadıklarımız aslında sürekli olarak kendini tekrar ediyor. Peki bu kısırdöngüyü nasıl aşabiliriz? Maya Astrolojisi bunu fark edebilmemiz için kadim bir rehberlik sistemi sunuyor.

Pozitif - - NEWS - Burcu Öztınaz Kömürlü

İngiliz enerji terapisti Jerry Sargeant, hayalini kurduğumuz her şeyin içimizde uyuduğunu anlattı.

Mncı ba aya takvimi Sa n hakkında i yl çok şey A söylendi, özellikle son birkaç yılda... 2012’de biten takvim kıyametin gelişi olarak yorumlandı çoğu kez. Kadim bir medeniyet olan Mayalar, aslında bu takvimle insan bilincindeki yükselişten söz etmişlerdi. Onlar zamanın doğrusal değil, döngüsel (dairesel) olduğunu biliyorlardı. 2012’den sonra insanlık, düşük bir döngüden daha yüksek bir döngüye geçecek ve zaman da kendini yeni bilince göre ayarlayacaktı.

“Maya Astrolojisi”nin döngüselliğe dayandığını bilmek, kendimizi çözmek ve kendi döngülerimizi yakalamak açısından önemli çünkü Mayalar, zamanı ve olayları kuantum bir bakış açısıyla incelemişler. Doğayı ve insanı birbirinden ayırmadan; tamamen insanın ruhsal gelişimine, birlik ve bütünlüğüne dayalı bir bilinçle açıklamışlar. Oluşturdukları takvime de “kutsal Tzolkin takvimi” adını vermişler. Mayalar’da toplumdaki her birey rollerini doğumları esnasındaki enerji ve işaretlere göre üstlenmiş. Her günün başka bir enerjisi ve farklı bir titreşimi olduğu için, kişi hangi gün doğduysa yetenekleri ve yaşam amacı da ona uygun olarak belirleniyormuş. Böylece Mayalar kendi yeteneklerine göre gelişmiş ve herkes yapması gereken işi yapmış o dönemde.

Kendi yeteneklerine göre gelişen insanlardan oluşan bir toplum olan Mayalar, karmaşa ve kaos olmadan yaşamışlar. Günümüzde kendini bu yöntemi yeniden canlandırmaya adayan ve bu kadim rehberlik sistemini insanlara anlatarak rehberlik sunan bir isim de Aylin Sabancı. Maya Astrolojisi Uzmanı Aylin Sabancı, eğitimini Maya Astrolojisi’nin Türkiye’deki tek eğitmeni olan Fatih Keçelioğlu’ndan almış. Eğitimden sonra kendini geliştirerek takvimi bir sisteme oturtmuş. Seanslarında kendi tabiriyle “biraz da sezgilerini işin içine katarak” danışanlarına kendilerini çözmelerinde yardımcı olmak için rehberlik ediyor.

RUHSAL EVRİME YÖNELİK BİR REHBERLİK SİSTEMİ

Maya takvimi, Orta Amerika’da yaşayan ve Şamanik bir kültür olan Maya Uygarlığı’nın geliştirdiği bir tür rehberlik sistemi. Mayalar, Tzolkin dedikleri takvimi astronomik gözlemlerle değil, şamanik trans halleri içinde oluşturmuşlar. Maya Astrolojisi’nin klasik astrolojiden ayrılan önemli nitelikleri var. Aylin Sabancı, en temel farkının Mayalar’ın zamanı dairesel olarak kabul etmeleri olduğunu söylüyor. Klasik astrolojiden ayrıldığı bir diğer nokta, ruha ve tekamüle dayalı olması. Ayrıca yorumlanması derin fakat okunması basit bit takvim sunuyor. Aylin Sabancı, ”Bir süre sonra kendi takviminizi kendiniz ilerletebilirsiniz, bir öğreticiye ihtiyacınız olmaz” diyor. Klasik Batı astrolojisi, gökyüzü olaylarını açıklarken Maya Astrolojisi daha ziyade dönemleri ve döngüleri içeriyor. Bu da zamana ve olaylara kuantum bir bakış açısından bakıp, bütünü görmemizi sağlıyor. Zamanı lineer (doğrusal) değil, dairesel olarak ele alıyor ve kilit nokta tam da burada kendini gösteriyor. Maya burcunuzu öğrendikten sonra size özel oluşturulan bir yıllık takvim ile sizin için önemli olan günleri öğreniyorsunuz. Hangi günlerde nasıl mesajlar alabileceğinizi gösteren, sezgilerinizi nasıl kullanacağınız konusunda ipuçları veren ve yaşadığınız tekrarları fark etmenizi sağlayan bir rehber oluyor elinizde. “Öyle ki günlerinizi Miladi takvimden öte Maya takvime göre planlamaya başlayabilirsiniz” diyor Aylin Sabancı. Daha fazlasını kendisinden dinleyelim…

Nedir Maya Astrolojisi? Hepimizin bir Maya burcu mu var?

Aslında bizim terminolojimizde bir karşılığı olmadığı için astroloji olarak adlandırıyoruz bu sistemi. Maya Astrolojisi’ni anlatmadan önce Mayalar’ın insanı ve doğayı yorumlama biçimlerini anlamak daha iyi olur. Mayalar günümüzden 4-5 bin yıl önce göksel olayları zaten tamamen kavramışlar, Venüs’ün ve Güneş’in hareketlerini bulmuşlardı. Fakat, insanların dünyada ruhla tekamülünü sağladığını düşündükleri için maddesel bir şeyi bunu açıklamakta kullanamayacaklarını düşünmüşler. Şamanik bir kültür olarak tevekküle çok önem vermişler. Vahdet-i vücuttaki gibi “tek ve yek” olduğumuzu, birbirimizden farkımız olmadığını fark ettikleri için “kendini Tanrı’ya aç” demişler. Kendini Tanrı’ya nasıl açacaksın? “Onun yarattıklarına bak. Düşen yaprağa bak, esen rüzgarı hisset, güneşe bak, toprağı kokla…” Mayalar bunları hissedip doğada doğal bir döngü olduğunu anlamışlar. İnsanın da doğanın bir parçası olduğunu kabul etmişler ve doğayı anlarlarsa insanı anlayacaklarını

kavramışlar. “Şamanik bir vecd hali ile doğayı insana nasıl entegre ederiz?” diye izlemeye başlamışlar. Bunun sonucunda doğada 20’ lik bir döngü olduğunu fark etmişler. Doğada 20 günde bir, bir şeylerin değiştiğini görmüşler. Fakat bu 20’nin içindeki hiçbir günün de diğerine benzemediğini anlamışlar. O zaman “Günler, aylar aynıdır ve birbiri ardına gelir diyemeyiz” demişler. Bu kez günlerin her birini daha odaklı izlemişler ve her günün enerjisinin ve yapılacak işlerinin farklı olduğunu bulmuşlar.

Takvim kaç günü kapsıyor o halde?

Temel 20’den çıkıyor. Önce her günün enerjisini tanımlıyorlar. Daha sonra bakıyorlar ki, 20’den başka bir döngü daha var. Bu da 13’ lük döngü. Bunu da tonlama olarak adlandırıyorlar. Müziğin notalarındaki tonlar gibi. Örneğin kimi gün yumuşak bir uyum var, kimi gün sert bir enerji var. Bunu iki çark gibi düşünüyorlar. Çarklardan biri 20’ lik diğeri 13’ lük. Her bir dişli diğerine geçtiğinde gün dönüyor. Her gün bir burç değişirken, başka bir burç da 13 günlük döngüde arka fonda takılı kalıyor. Bu 13 günlük döngülere de Trecana deniyor. Dolayısıyla 20 ve 13’ü kabul ettikten sonra Tzolkin takvimini buluyorlar. Bu takvim 260 günü kapsıyor.

Trecana ve tonlar nasıl bir etki yaratıyor hayatımızda?

Trecana dönemlerinde evren 13 gün boyunca herkese aynı mesajı verir. Örneğin geyik trecanası zamanlarında sezgisel olarak açığızdır. Kendimizi ve ailemizi korumayı bilmeli, kendi çözümümüzü kendi içimizden çıkarmalıyız bu dönemlerde. Işık trecanasında her şey ortadadır. “Bu, bu mudur acaba?” demenize gerek yok. “Gördüğünü kabul et ve gereğini yap” diyor evren. Su trecanası zamanlarında bilinçaltı çalışmaları yapılabilir. Suyun kenarına gidilebilir, sudan bilgi istenebilir.

Rüzgar trecanası ise tamamen özgür olmamız gereken dönemler. Biraz gergin de geçer. Her trecananın verdiği mesaj farklı...13 günlük trecana döngülerinin içinde de yine her bir günün kendine has bir titreşimi vardır. Bunlara 13 ton adını veririz, müzikal anlamda kullanılan ton bizim için iyi bir benzetme olacaktır. 13, Mayalara göre ilahi planın sayısıdır. Bizde bu 13 tondan birinde doğduğumuza göre ilahi plan ile aramızdaki ilişkiyi bu tona bakarak anlayabiliriz. Doğduğumuz ton (trecananın kaçıncı günü olduğunu belirten sayı) bizim büyük resimde nerede durduğumuza dair bir ayna tutar. İlahi plandaki rolümüzü anlamamızı sağlar. 20 burçtan hangisinde doğduğumuzu yüksek benliğimizle kendimiz seçeriz ve buna bireysel yaşam amacı diyebiliriz. 13 tondan hangisinde doğduğumuzu ise biz seçmiyoruz, bu daha çok bize verilen bir görev gibidir. Tasavvuftaki Cüz-i İrade ve Külli İrade ilişkisine benzer. Etrafınızdaki insanlara yaydığınız enerjidir, misyonunuzdur. Bu sayı sizin sayınızdır ve deneyimlediğiniz şeylerle de yakından ilgilidir.

1 TONU: Başlatır 2 TONU: Bir tepki yaratır 3 TONU: Aktive eder 4 TONU: Sabitleştirir 5 TONU: Güçlendirir 6 TONU: Akış yaratır 7 TONU: Örtülü olanı açığa çıkarır 8 TONU: Uyum ve denge getirir 9 TONU: İleri doğru hareket yaratır 10 TONU: Zorlar, meydan okur 11 TONU: Berraklık getirir 12 TONU: Anlayış getirir 13 TONU: Tamamlar

Maya burcumuz nasıl belirleniyor?

Mayalara göre insan ile evren arasında doğrudan bir ilişki var. Evrenin kaynağında dört yöne açılan bir yaşam ağacı olduğuna inanıyorlar. Dünyayı bir yaşam ağacı gibi görüyorlar ve “İnsan olarak bizler de bir yaşam ağacıyız” diyorlar. Buna göre, merkezdeki öz burcumuz dışında dört ana yönümüzde dört burç bulunuyor. Bunlar; dişi burç, erkek burç, geçmiş burç ve kader burcu. Her 20 gün içinde bir öz burç günümüz, bir kader, bir geçmiş burç günümüz, bir dişi bir de eril burç günümüz var. Bu yönlerinizde hangi burçların olduğunu doğum gününüze göre hesaplayarak buluyoruz. Kişinin doğum tarihini biliyor olması gerekiyor. Bilmeyenler olduğunda da ben biraz sezgisel gidiyorum. Maya takvimine göre doğdunuz saati de da aşağı yukarı bilmeniz gerekiyor, gece mi gündüz mü olduğu önemli. Çünkü Mayalar şafağa kadar bir önceki gün olarak kabul ediyorlar. Kişinin önce takvimini çıkarıyorum, takvimdeki temel unsurları açıklıyorum. Öz burcunun anahtar anlamlarını, temel engellerini anlatıyorum. Akaşik kayıtlarla ilgili olarak sezgisel bir okuma yapıp kişiye aynalık ediyorum.

İç gözlemlere dayanan Maya takvimi eşzamanlılıklar üzerinde çalışıyor.

Tekrarlarımızı bulmak için neye dikkat etmemiz gerekiyor peki?

Öz burcunuzu bulduktan sonra hesaplamalarla size özel takvim oluşturuluyor. Bu takvimde sizin için önemli günler işaret ediliyor. Günlerin enerjilerine göre yaşanan olaylar ve o günlerde yapılacaklar da farklı oluyor. Buna göre kendi tekrarınızı bulursanız çözebiliyorsunuz. Döngüleri yakalamak için yaşadıklarınızı not almanız pratikte çok işe yarıyor. Doğa gibi insanlar da tekrar içinde. Hangi günlerde hangi enerji ile yaşadığınızı bilirseniz bir daha o günü yakaladığınızda, işinize yaradıysa o enerjiye müsade edersiniz, ya da sizin enerjinizle o günün enerjisi uymadıysa değiştirirsiniz. Örneğin geçmiş burç gününde; geçmişinle, atalarınla özdeşleştiğin enerji aktif. Sen her geçmiş burç gününe geldiğinde geçmişinden bir mesaj alabilir, oraya soru sorabilirsin. Onların bedenleri öldü ama ruhları var. Senin kodunda geçmişten bir şey var ve o hiç gitmiyor. Kader burcu günlerinizde mutlaka geleceğinizle ilgili bir şeyler barındırır. Her günün bir anlamı var ve size özel olanı bilirseniz fark etmeniz daha kolay çünkü o gün sizinle ilgili bir şeyler aktif. “Bu hep neden benim başıma geliyor?” dediğinizde bunu fark etmeniz gerekiyor. Aslında dışarıda bir şey yok, her şey içeride, bu da sizin içinizdeki tekrarı gösteriyor. Örneğin bir kartal olduğunuzu fark etmezseniz bir kartal gibi davranmazsınız. Yaşam amacınızı bilmek aynı zamanda temel engellerinizi bilmek demek. Seanslarda danışanın takvimini çıkarıp onu nasıl kullanacağını öğretiyorum ki onu bir metot olarak kullanabilsin ve hayatına bir sentez yapabilsin.

Geçmiş burç günlerinde eskilerden hatırladığımız hisler mi aktif oluyor? Ya da geçmişte yaşadığımıza benzer olaylar mı geliyor başımıza?

Örneğin geyik gününde hayat geyik şarkısını söyler. Eğer senin geçmiş burç günün geyik ise ve sen o gün geyiği dinlersen onun sözlerinden bir şeyler alabilirsin. Çünkü, “Geyik senin geçmişinin ve atalarının şarkısıydı. Sen geyikten geldin” diyor. Öz burç gününüz hayatta varoluş, buraya geliş amacınızla ilgili. O gün esas yaşam amacınızı bilmeniz gereken gün. O gün mutlaka kendi varlığınıza ait bir şey yapmanız lazım. Ya da zaten yaptığınız ve yapageldiğiniz şeyi “Acaba bu benim özümle özdeşleşiyor mu? Bana hizmet ediyor mu?” diye fark etmeye yarıyor.

Maya takvimine göre ruhsal doğum günlerimiz de var. Peki bu günlerde neler deneyimliyoruz?

Tzolkin doğum günlerimiz 260 günde bir gelir. Doğduğunuz günün dizilimini barındırır. Bu sizin ruhsal doğum gününüzdür, yani doğduğunuz günün enerjisi tekrar aktiftir. Dünyaya neden geldiğinizle ilgili çok önemli ipuçları yakalayabilirsiniz, yeni kararlar alıp adım atabilirsiniz. Aslında enerji 13 gün öncesinden başlar. Yani bir trecana öncesinden size mesajlar gelir. Öyle bir zaman geçirirsiniz ki, eski bir dostla karşılaşırsınız, işyerinizde bir şey olur, evde olur, bedeninizde bir şey olur ve dersiniz ki “Nasıl bir döneme girdim ben?” Aslında herkes sana aynı şeyi anlatmaya çalışıyordur. O sebeple bugün aksakallı dede gelmez. Hayat, “Bugün anladın mı? 13 gündür ne yaşadığını anlamlandırdın mı?” diye sorar o gün. Bunların dışında diğer önemli günler de atılım günlerimizdir. 65 günde bir gelir. O gün hayat size fırsatlar sunar. Bunları değerlendirebilirseniz kaderinizi değiştirebilirsiniz.

Maya takviminin 2012’de sona ermesini nasıl açıklıyorsunuz? Bu durum takvimi hala geçerli kılar mı?

Mayalar bir bilinç evriminin olacağını biliyorlardı. Takvim aslında bitmiş değildi. Yeni açılan bilinç daha üst bilinç olacaktı. Herkes ilerleyecek ama frekans değişecekti... Kişinin frekansı değiştiğinde hayatı da değişiyor. Maya astolojisinin amacı insanları içe, ruha döndürmek. Zaman doğrusal değil, dolayısıyla holografik bir durum oluşuyor burada. Yani anlar içerisinde karşılaşmalar, eşzamanlılıklar olduğunda kader, oradaki iradeye göre değişebiliyor. Örneğin ben sizi görüyorum burada, sizinle konuşurken orada bizim döngülerimiz çarpışıyor. Orada bir şey oluyor ve belki evvelden de bir şey vardı ve sonra da olacak. Ama bugünkü resimde biz bunu daha bilmiyoruz... Kendi düştüğüm tekrarları bulup fark edersem, hiçbir şeyin tesadüf olmadığını da bilirsem seçimlerimi ona göre yaparım. Hiçbir şey ilk değil. Hep aynı tekrarı yaşayan, aynı sahnenin farklı oyuncularıyız biz. O sebeple sahneye her oyun konulduğunda biz daha bilinçli olmalıyız ki evrilelim. Aynı oyunu ezberden oynadığımızda aynı sonuca gidiyoruz. Evrilmek bu sebeple neslin görevi.

Hep aynı tekrarı yaşayan, aynı sahnenin farklı oyuncularıyız biz. O sebeple sahneye her oyun konulduğunda biz daha bilinçli olmalıyız ki evrilelim.”

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.