Masallar ne anlatıyor?

Vezir senin aklın, kral kendi beden ülken, cellat senin öfken, hazineler erdem arayışın, sihirli halı ise seni bambaşka hallere sürükleyen aşkın ta kendisi... Masallara bir de bu gözle bakmaya hazır mısınız?

Pozitif - - NEWS - KEVSER AYCAN AŞKIM SAROĞLU

Gezgin yazar Özcan Yüksek, masallardaki sembolleri kitabında açıklıyor.

Yk kse ıllarca Atlas Yü n Dergisi’nin yayın a zc yönetmenliğini Ö yapan, halihazırda Mağma Dergisi yayın yönetmeni olan, Kayıp Deniz, Cinistan, Hakikatçi gibi kitaplara imza atan gezgin yazar Özcan Yüksek son kitabı Şehrazad’ın Sırları’nda Binbir Gece Masalları başta olmak üzere çeşitli masalların bize aktardığı hakikatleri deşifre ediyor. Kitabında masallarda geçen arketiplerin, sembollerin gerçek anlamlarının analizleri var. Mesela masallardaki hazine ve mücevherlerin aslında insanın erdem arayışını temsil ettiğini biliyor muydunuz? Üstüne binip bilinmeyen diyarlara uçabildiğimiz sihirli halı ise aslında tutulduğumuzda bizi bambaşka hallere, yollara sürükleyen aşkın ta kendisiymiş. Bilirsiniz; Balıkçı Abdullah’ın masalında Abdullah ağını denize atar ve ağa çok iri bir balık takılır. Ağı çeker, bir de ne görsün; ağında yarısı erkek yarısı balık bir mahluk yatıyor. Yakından baktığında Abdullah o erkeğin yüzünün kendi yüzü olduğunu görür. Aslında ağdan çektiği kendi bilinçaltının derinlikleri, kendi gölgesinden başka bir şey değildir. Özcan Yüksek ile işte bu masalları ve sembollerin bize gösterdiği sırları konuştuk.

Öncelikle siz bir gezginsiniz ve gezgin yazarsınız. Gezginlikle masalların bağlantısı nedir?

Gezginlik gerektiren bir iş yaptığım için, masalların ilham verdiği coğrafyalara gitme fırsatım çok oldu. Böylece masalları anlamak için gerekli olan dördüncü boyut mantığına girmem daha kolay oluyordu. “Açıl susam açıl”, “Bir varmış bir yokmuş” gibi masalların güçlü sözleri, bize dördüncü boyutun kapısını aralar. Bunun için sözcükler, kavramlar, manalar, sırlar, tuhaf vurgulamalar dünyasında yani dördüncü boyutta bir yolculuğa çıkmak gerekir. Gemi denilen benliğinin batması üzerine can havliyle ıssız bir adaya çıkman gerekir. İşte bu yolculuklar bana bunu sağladı, özellikle de Binbir Gece Masalları’nın coğrafyasına yaptığım yolculuklar... Çin, Hindistan, İpek Yolu, nehir yolu, orman yolu, limanlar, kıyılar, Serendip, başka adalar... Binbir Gece Masalları içinde zaten yer isimlerinin geçtiği, kahramanların sıkça yolculuğa çıktığı öyküler. Bütün bunlar sırlar yolculuğumun hasadının bol olmasını sağladı kendimce. Bugünün insanı aslında bir boyutu eksik bir dünyada yaşıyor. Masallar onu dört boyutlu dünyada dolaştırıyor, güzel olan da bu.

Masal nedir aslında ve kimin içindir? Bize nasıl ayna olur?

Masallar, geçmiş insanların bize anlattığı yaşam öyküleridir. Nasıl doğmuştur masallar? Bu soru, insan toplumunun ilk nasıl doğduğu sorusu kadar gizemli, tahminlere açıktır. Bu yüzden, yolculuklarım sırasında, hiç bozulmamış toplumların obalarını da ziyaret ettim. Bu insanlar, bugün artık ya yürümenin çok zor olduğu derin yağmur ormanlarının içlerinde, çölün ortasında ya da uzak adalarda yaşıyor. Bu toplulukların sanırım altısına veya yedisine çeşitli kıtalarda ziyaretçi oldum. Eşitlikçi, şefsiz, öfkesiz, kralsız bu toplumların öyküleri bizim masallara pek benzemiyor. Çünkü, insanın içindeki ifrit, hükümdar, katil, hırsız, açgözlü, efendi ya da köle yok bu toplumlarda. Bu insanların öyküleri, insanın başlangıcına ait küçük efsaneler; hayatın başlaması, kaplumbağanın doğuşu, ilk yemek, güneşin, ayın veya başka gök cisimlerinin ortaya çıkmasına ait efsaneler. Masal, işte bu ideal, eşitlikçi, adil, saf, vicdanlı, şiddetsiz, ortak toplumun bir hayali bana kalırsa. Üstelik kendi öykülerinin kahramanlarını; kralların, cellatların, hırsızların, ifritlerin aleminden alarak bunu yapıyor. Masal Sözlüğü örneğin vezirin insanın aklı demek olduğunu, her insanın kendi beden ülkesinin kralı olduğunu, celladın kendi öfkesi veya duyguları olduğunu bize söylemeye çalışıyor. Masallardaki tüm kahramanlar sensin, ama hepsi sensin. Böyle bir kurguya ulaşmak pek kolay olmasa gerek. Katil de sensin maktul de!

“Bir varmış bir yokmuş”un sırrı nedir ki bütün masallar onunla başlar?

Bir varmış bir yokmuş, yaşam ve ölümün aynı olması anlamına gelir. Diyalektik düşünen masalların seni öyküye çağırma törenselliğine ait büyüleyici söz. Bir anlamda her tür metafor, yaşamın görünmeyen dördüncü boyutunu bize tarif eder. Masalların büyüleyiciliği, olayın dört boyutlu olarak sunulmasıyla ilgilidir. Bir şey hem vardır hem yoktur ama aynı anda böyledir. Önce var, sonra yok olarak değil. Ölümden korkan, ölümü yaşamın bir parçası görmekten uzak günümüz insanına ölümün, öykünün sonunda olmadığını, yaşamın ölümle birlikte olduğunu anlatır. Yani “Bir

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.