“HİÇBİR TRAVMAYA ‘VAH VAH’ DEMEYİZ”

Pozitif - - ENERJI -

Enerji bedenlerimizi nasıl tanımlıyorsunuz? Katmanlardan mı oluşuyoruz?

Fizik beden görebildiğiniz ve bütün semptomları okuyabildiğiniz beden. Daha sonra Brennan Şifa Bilimi’nden bakarsak 7 ayrı bedenden bahsederiz. Bir tanesi çok fizikseldir, fizik bedenin birebir sağlığını gösterir. İkinci beden kişinin kendisiyle ilgili duygularını gösterir. Bu, “Kendimi seviyorum-sevmiyorum”dan, “Kendimi suçlu hissediyorum”a kadar varabilir. Üçüncü beden, düşünsel bedendir ve sadece düşünceleri gösterir. Bunlar katman katman gibi anlaşılsa da aslında iç içedirler. Her hücrenin içinde de bunlar mevcuttur. Üçten sonra daha ilişkisel bedenler devreye girer. Canlılarla ilişkiniz, cansızlarla ilişkiniz, Tanrısal tarafla ilişkiniz... Üsttekiler daha spiritüel katmanlardır.

Blokajlar bu bedenlerde mi oluşuyor?

Brennan, dört tane boyutla çalıştığımızı söyler. Bir boyut sadece fizik beden, bir boyut 7 katman, aura diyebileceğimiz enerji alanı, bir boyut niyet boyutu (hara boyutu), en derindeki boyut ise öz ışık boyutudur. Bu özde hastalık, rahatsızlık yoktur. Niyet boyutunda bozulmalar kırılmalar olabilir. Örneğin ben dünyaya gelmeden önce annem bir kayıp yaşamıştır, niyet boyutunda bir kırılmayla dünyaya gelmişimdir. Fakat zaten bu şekilde dünyaya gelmemin de bir nedeni var. Daha büyük resimde böyle de bakabilirsiniz. Çünkü öyle dünyaya gelmem gerekiyor ki, belirli özgün nitelikleri de geliştirebileyim. Travmalara hiçbir zaman vah vah demeyiz yani. Bir kapıyı kapatır, başka kapıyı açar; bir tarafı bloke eder, öbür tarafları görmenizi sağlar. Tabii ki bu bozulmalar ve kırılmalar oldukça ona göre enerji alanı şekillenir.

Peki bir korkumu fark ettim ama değiştiremiyorum diyelim. Ne yapmalıyım bu durumda?

Fark ettiğin anda birinci kural şu: Bedenimde ne oluyor? Bu korkuya girdiğimde bedenimde ne hissediyorum? Mesela kişi kaybetme korkusu sebebiyle çoğu zaman fazla verici davrandığını fark ediyor ama durduramıyor kendini. Orada biraz yavaşlamayı becerse, hemen davranışa geçmek yerine önce durup; “Bir dakika, şimdi ne oluyor bedenimde? Hislerimde ne oluyor? Düşüncelerimde ne oluyor?” diye baksa. Sonra hayal edebilir, “O kişinin istediğini yapmasam ne olur?” diye... Üzülür diye bir inancı var diyelim ama diğeri belki de hiç üzülmeyecek. Yavaşlayıp arada kendine soru sorsa korkusunu yakalayacak. “Şu korkuyla bir durayım bakayım, ne oluyor?” dese. Bunu yapmadığında defans mekanizması devreye giriyor. Bir şeyi niye savunursunuz? Onunla ilgili bir yaranız varsa... Kişi önce kendini fark edecek, neyi neden yaptığını sorgulayacak ve kendini gözlemleyecek. Merakı kendine yöneltecek. Farkındalık budur.

Davranışı değiştirdiğinde, duygusu ve onunla ilgili enerji de çözülüyor mu?

Davranışı değiştirebilmesi için önce yarasına da sahip çıkması gerekiyor. Çünkü o yara karşısındaki kişi ile alakalı değil. Hepsi kendi hikayesiyle alakalı. “Bu hikaye bana ait ve ben bunu bugünkü ilişkime yüklemek zorunda değilim” anlayışına gelmesi gerekiyor. Ancak ondan sonra, yeteri kadar yavaşlarsa ve yeni seçim yaparsa davranış değişir. Bu kez kendi öz değerine ve öz saygısına sahip çıkmış olacak çünkü. “Başkalarını düşünmeyin” demiyorum. Fakat onlar adına düşündüğüm yerde, varsayımlar yapıyorum demektir. Bu yansıtmadır, kendi gerçeğinizi başkasına yansıtıyorsunuz. O sizin gerçeğiniz. Maalesef bunu “Etraf ne der, toplum ne der?” diye de genişlettik. Bu bizim kültürel bir yamukluğumuz. Fakat bu dışarıya yetki vermektir. Başkasına bu yetkiyi vermezsek kimse bizi etkileyemez. Örneğin sizin beni üzme yetkiniz yok. Benim size bunun için izin vermem lazım.

Enerji alanımız başkalarından etkileniyor ama değil mi? Enerjimizi alan insanlar yok mu?

Eğer zayıf düşerseniz etkilenirsiniz. Ama zayıf düşmek için de yetkiyi dışarıya çok fazla vermiş olmanız gerekiyor. Dışarısı sizden konuşuyorsa ya da bakışlarını size yönelttiyse eğer siz güçlüyseniz etkilenmezsiniz. Farkındaysanız ve kendi enerjinize sahip çıkan biriyseniz enerjisel olarak zarara uğramazsınız. Bunun için fizik beden olarak da sağlıklı olmanız gerekir. Yeteri kadar su içiyorsanız, dengeli besleniyorsanız, hareket ediyorsanız bilin ki enerji alanınıza kimse giremez.

Kişi düşüncelerinin sorumluluğunu aldıysa ve belli bir farkındalığa ulaştıysa kendi kendini iyileştirebilir mi? Ayrıca enerjisel bir çalışmaya ihtiyacı var mı?

Ben ve ekibim sadece bu sebeple YOUniversity eğitimini oluşturduk. Biz buna “kendin olma okulu” diyoruz. Kendimizi bütünüyle tanımadan, bilincimizin uyuyan taraflarını kendi ışığımızla aydınlatmadan, özgürlüğümüze giden yolu bulamayız. Hayat tecrübelerinin sorumluluğunu almaya hazır olan herkese yol göstermek için tasarlanmış bir farkındalık okulu diyebiliriz. Fiziksel olarak majör bir sağlık sorunu yaşamamış olan, yani genel sağlığı yerinde olan insanlara bu eğitimi verelim ki, hem fiziksel hem de psikolojik sağlıklarına sahip çıksınlar dedik. Çünkü farkındalık ve enerji her şeydir... İyileşmeye bütüncül olarak bakmalıyız.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.