İlişkilerin de biyolojisi var

Nasıl oluyor da kendi üzerimde yaptığım çalışmalardan soyağacımdakiler, ailem hatta çevremdekiler etkileniyor? Nasıl oluyor da farkındalık ve bilinç seviyemi başka bir boyuta taşıdığımda 10 bin kişi benimle birlikte dönüşüyor?

Pozitif - - TERAPİ - PINAR GOGULAN

Herkesin yarası ilişkiler... Eşimizle, ebeveynlerimizle, evlendiğimiz kişinin ailesiyle, sosyal veya entelektüel çevremizle, çocuklarımızla ve hatta kendimizle ilişkimiz yaşamın içinde bizi öyle ya da böyle sınıyor, zorluyor. Kimi zaman çuvallarız çetin sınavlarda, kimi zamansa neyi hangi sebeple yaşadığımızı fark ediyor ve çözümler üretiyoruz. Toplumda farklı ilişki dinamikleri var. Yetişkin-yetişkin iletişimi en sağlıklısıyken, iki yetişkinin bedeninde çocuklar iletişim kurduğunda yine iki çocuk gibi küsüyor ve zaman içinde neden küstüğümüzü bile unutuyor, değil sınavı geçmek o sınavdan koşa koşa kaçıyoruz.

Polonya’da ilk Recall Healing eğitimlerini aldığımdan beri DNA’mın değiştiğini hissediyorum. Sağ olsun yaşamımın ortakları ve yoldaşlar da bu gözle görülür değişimi fark edip destekliyorlar.

Nasıl oluyor da benim kendimle çalışmamdan benim soyağacımdakiler, ailem hatta çevremdekiler etkileniyor? Nasıl oluyor ben kendimle muhabbeti güçlendirdiğimde, farkındalık ve bilinç seviyemi başka bir boyuta taşıdığımda 10 bin kişi benimle birlikte etkileniyor?

Geçtiğimiz aylarda Romanya’da gerçekleşen Semboller eğitiminde yine coşkuyla açıkladı sevgili Dr. Gilbert Renaud; beynimiz sistemde 10 bin kişiyle bağlantılı. Dolayısıyla kendi yaşamımızın gözlemcisi olduğumuzda, Recall Healing’in bize öğrettiği güçlü alet edevatı kullanıp davranışlarımızın kaynağına eriştiğimizde yaşamımız ciddi anlamda dönüşüyor.

Recall Healing’in 14-15-16 Eylül’de İstanbul’da da gerçekleştirilecek olan “İlişkilerin Biyolojisi” adlı eğitimi ise sizden aynalarınızı da yanınızda getirmenizi istiyor. Yüzleşmek için bir alan açıyor. Yüzleşmek cesaret istiyor elbet... Kazandırdığı özgürlüğün tadı ise hiçbir şeyde yok!

Peki Recall Healing ile nasıl bakıyoruz ilişki dinamiklerimize? Negatif yüklü ilişkileri tekrar tekrar hangi sebeple yaşıyoruz ve onlardan nasıl özgürleşiyoruz? Ben sormaya, üstat ise anlatmaya doyamadı. Şimdiden içimde yeni bir filiz oluştu. Sağlıklı ilişkilerin meyvelerinden şölen yaratmak duasıyla... İlişkilerin Biyolojisi ne demek?

Böyle bir soruya yanıt vermek basit değildir. Bunun için öncelikle Recall Healing’in ne olduğunu açıklamamız gerekir. Recall Healing, Karl G. Jung’un psiko-analiz alanındaki çalışmalarının, Dr. Ryke Geerd Hamer’ın Yeni Alman Tıbbı yaklaşımının ve Dr. Claude Sabbah’ın geliştirdiği Total Biyoloji kavramlarının birleşimine dayalı bir bilgiler bütünüdür. Son 27 yıldır, yukarıda belirtilen çalışmaları başka birçok yaklaşımla birleştirerek, iyileşme sürecini en uygun hale getirmekte ve insanların neden hastalandığının ve/veya çatışan davranışlar gösterdiğinin anlaşılmasını kolaylaştırmakta kullanıyorum.

Recall Healing’in amacı, rahatsızlıkların ve davranışların arkasında yatan baskın, büyük, ezici, duygusal ve psikolojik travmaların tanımlanması ve çözümlenmesidir. Bu, iyileşme sürecinin ilk adımıdır. Bu amacı gerçekleştirebilmek için, Recall Healing uygulayıcısı üç ana araç kullanır:

1Bireyin

şimdiki halinden geriye doğru gidilerek doğumuna kadar olan süreçteki yaşamı ile ilgili Zaman Çizgisi’ni oluşturmak.

2

Proje Amacı’nın incenlemesi ki bu doğumdan 18 ay öncesini, doğumu ve doğumdan sonraki bir yılı kapsayan zaman aralığıdır. (Proje Amacı sürecinde, ebeveynlerin ve büyükbaba-büyükannelerin yaşadığı birçok olay, sanki çocuk da bu olayları yaşamışçasına çoçukta kaydolur.) 3 Üç nesli içeren soyağacının oluşturulması ile edindiğimiz bilgiler.

Recall Healing yaklaşımı ilk olarak iyileşme sürecinin en uygun hale getirilmesi için ortaya konmuşsa da kısa zamanda birçok olguyu anlamakta çok kullanışlı bir araç haline gelmiştir. Örnek vermek gerekirse; genetik, aile hafızası, davranışlar, kalıplar, meslek/iş seçimi, eş seçimi, ardıl nesillerin yaşadığı tekrarlayan dramlar vs.

Recall Healing bize bütün cevapları vermiyor tabii ki fakat her şeyin arkasındaki “Neden?”i araştırmak için inanılmaz bir süreç. Evet, “Neden?” sorusunu sormak bize bir problemin arkasında yatan gerekçeyi, onun kaynağını keşfetmemizi sağlıyor. Başlangıçta karmaşık gibi görünse de aslında, nasıl çalıştığını anladığınız zaman hayat, tarım gibi çok basit bir hal alıyor. “Neden”i anlamak birçok problemin yüzde 60’ını çözümlememizi sağlıyor.

Nedenin bulunmasına yönelik bir örnek verebilir misiniz?

Örneğin egzama, çoğu zaman hızlı şekilde iyileşen basit bir deri rahatsızlığıdır. Bazı insanlardaysa bu rahatsızlık hayat boyu var olur. Aslında egzama, “basit ayrılığın” (bir kişiden ayrılma) getirdiği çatışmanın tedavi fazının bir evresi olarak ortaya çıkar. Danışan, bu “tedavi edilemez egzama” ile geldiği zaman, bunu neden yaşadığını bulmalıyız. Önce egzamanın ilk olarak hangi tarihte ortaya çıktığını (bireyin kaç yaşında olduğunu) bulmamız gerekir. Sonra, egzama kendini göstermeden -genellikle- birkaç ay öncesinde birinden ayrıldığı anı bulmamız gerekir. Bunu tanımladığımızda, çoğu zaman, seanstan birkaç gün sonra egzamanın kaybolduğunu gözlemleriz. Sadece “neden”i bularak...

Tabii ki egzama basit bir rahatsızlıktır fakat başka birçok rahatsızlık için de süreç aynıdır. Önemli/yoğun çalışmalar gerektiren önemli/ağır rahatsızlıklar vardır. Recall Healing’de biz “rahatsızlıkların ve davranışların arkasında yatan duygusal travma”ya dikkat ederiz. Danışanın doktorlarıyla, sağlık uzmanlarıyla uyum içinde çalışırız; tıbbi yaklaşıma müdahale etmeyiz. Birisi rahatsızlandığı zaman gerekli tedavileri almalıdır. (Geleneksel tıp, homeopati, ayurvedik tıp, akupunktur vs.) Duygusal çalışma ve tıbbi destek çoğu zaman iyi sonuçlar verir. Hiçbir şey mucizevi değildir, ciddi çalışmalara dayanır. Bazen çözüme ulaşılamadığında, bu sorunun kaynağını bulamamamız sınırlı varlıklar olduğumuz içindir.

Recall Healing’de, “biyoloji” kelimesi bedendeki “biyolojik işlevlere” ve kendi soyağacımızın ilgili olduğu “biyolojik kökenlerimize” atıfta bulunur. En önemli “biyolojik bağlantı”mız birinci dereceden ebeveynlerimizi kapsar: Anne ve baba. Sonra ise dört (iki taraftan da) büyükannebüyükbabalarımız ve daha da sonra sekiz büyük büyük-anne-babalarımız.

Büyükannenizi ve büyükbabanızı asla tanımamış olabilirsiniz, bu bir şeyi değiştirmez çünkü onlar bizim “hücresel hafıza”mızda yaşarlar. Bu bir inanma meselesi değildir, bir gerçektir.

Bizler, tarım yasalarına dayanan biyolojik ürünleriz. Ne ekersen, onu biçersin. Bu, yaşadığımız pek çok tecrübenin atalarımızın tarafından çözülmemiş şeylerin sonucu olduğu anlamına gelir. Başarı öykülerimiz de aynı şekildedir. Hatta, bir yaşam partneri seçme zamanımız geldiğinde de bu şekilde olacaktır.

Yaşam partnerlerimizi nasıl seçeriz?

Doğumdan itibaren çocuklar, ebeveynlerini gözlemler. Beyinleri ebeveynleriyle ilgili her şeyi; nasıl yaşadıklarını ve birbirleriyle ilişkilerini kaydeder. Aynı zamanda beyin, Proje Amacı’nın içinde olan her durumu da kaydetmiştir: Annenin ve babanın yaşadıklarını, aralarında neler olduğunu, yaşamlarını nasıl sürdürdüklerini vs. Dolayısıyla ilişkiler konusuna geldiğimizde, ebeveynlerimiz bizim ilk modelimiz olurlar. Beyin, “Şimdiye kadar var olmayı ve yaşamayı sürdürdüysem bu yaşam şeklim işe yaradığı içindir. O zaman bu ilişki modelini tekrar etmeliyim” sonucunu çıkarır. Bütün bu hatıralar, her bir bireyin bilinçaltında çok köklü bir şekilde kaydedilmiştir. Bizler de birey olarak, kendi hayatımıza adım atarken ebeveynlerimizin etkisinden bağımsız olduğumuzu düşünürüz. Soru: Gerçekten bağımsız mıyız? Hayatımızı kim yönetir; bilinç mi yoksa bilinçaltı mı? İlişkilerinde ciddi sorunlar yaşayan insanlara nasıl yardım ediyorsunuz? Recall Healing’de biz sorunları çözümlemeyiz; sadece bu problemlere neden sahip olduğumuzu, bu problemlerin nereden geldiğini keşfetmeye çalışırız. Çoğumuz ilişkilerimizde, geçmişimizde var olduğunun farkında olmadığımız sorunları yaşıyoruz. Hayatımızın önceki evrelerinde çözemediğimiz konuları, kalıpları tekrar ettiğimiz gibi, ebeveynlerimizin ve atalarımızın bu tür sorunlarını tekrar ediyoruz. Tanımlama ve keşfetme, genellikle bağımsızlaşmak için atılması gereken ilk adım oluyor. Evet! Sadece problemin kaynağının farkına varmak bile, problemden kurtulmada büyük katkı sağlıyor. Neden? Çünkü bu problem beyinde, hayatı başarılı bir şekilde sürdürebilmenin yolu olarak kaydedilmiş durumda. Evet ama bu ebeveynlerimize ve atalarımıza ait, günümüzde bireyin yaşamına devam edebilmesi için artık gerekli değil.

Bir “üçlü”den bahsediyorsunuz: -Annebaba-çocuk… Ve sekiz adet daha üçlü olduğunu söylediniz. Kısaca açıklayabilir misiniz?

Recall Healing’deki biyolojiye göre üçlü, çocuk ve ebeveynleri arasında kurulan ilişkiyi anlatır. Annenin babaya olan tavrı, babanın

anneye olan tavrı ve her ikisinin çocuğa olan tavrı nasıldır?

Çocuk, bir gözlemcidir ve hayatı boyunca ilk yaşlarında gözlemlediği şeyleri tekrarlamaya meyillidir. Psikolojide denir ki beş yaşından önce hayatımızın geri kalanında kullanacağımız şeylerin yüzde 85’ini öğreniriz. Peki o zaman okullarda veya üniversitelerde ne öğreniyoruz? Her birimiz gözlemlerimizden öğreniyoruz!

Aslında, sekiz adet üçlüden daha fazla üçlü vardır ama bu anne-babaçocuk arasındaki sekiz adet üçlü Recall Healing’de en sık gözlemlenen üçlülerdir. Önemlidir çünkü çocuğun hayatı boyunca başından geçebilme ihtimali olan çeşitli rahatsızlıkların ve/veya sahip olabileceği davranışların bir programını ortaya koyar. Dolayısıyla üçlüleri anlamak, bireye olabilecek şeyleri engellemek, ilişkileri iyileştirmek ve hatta sorunları çözümlemek için çalışma imkanı sağlar. Hayat eşimizi seçerken bu gözlemlerden yola çıkıyoruz o zaman… Yukarıda söylenenlerden yola çıkarak, eşimizi kendi Proje Amacımız sürecinde kaydettiklerimizle ve hayatımızın ilk yıllarında gözlemlediklerimizle bağlantılı olarak seçtiğimizi görüyoruz. Sigmund Freud’un gözlemlerine göre, çoğu insan yaklaşık olarak 3,5- 7 yaş arasında bir “cinsel uyanış” yaşıyor. Bu uyanış sırasında erkek çocuk anneyi, kız çocuk ise babayı arzuluyor. Diğer ebeveyn oradayken, müsait olmadığı için, arzu ettiği ebeveyne sahip olamayacağını anlıyor. Böylelikle çocuğun beyni, bilinçaltına “arzu edilecek eş” tipini ilerleyen zamanlarda açığa çıkacak şekilde kaydediyor. Daha sonra yaşamızının ilerleyen zamanlarında, eşimizi bu saklı hatıralardan yola çıkarak seçiyoruz. Bu eski programları değiştirebilmeyi ve/ veya modifiye edebilmeyi sağlayabilecek en önemli şey bireyin “bilinçli farkındalık” durumuna gelmesidir.

Recall Healing İlişkiler Atölyesi sırasında, öğrenciler ailelerinin hayat hikayelerinden gelen muhtemel senaryoları ve modelleri öğreniyorlar. Çocuğun tecrübe edebileceği ilişki türünü programlayabilecek dolayısıyla da ileride eş seçiminde büyük rol oynayacak 10’dan fazla “üçlü”yü gözlemliyoruz. Çoğu insan eşlerini kendilerinin seçtiğini düşünür; bu bir yanılsamadır! Tabii ki bazı insanlar kendi seçimlerini yapabilir fakat ben insanların genelinden bahsediyorum.

Yumurtalıklarında veya testislerinde problem olan bir danışana nasıl yardımcı oluyorsunuz? Bu tür çatışmalar da ebeveynlerimizle ya da atalarımızla bağlantılı olabilir mi? Yumurtalıklar bir çocuğun doğmasını sağlayacak yumurtaları üretir. Testisler de bu yumurtaları dölleyerek çocuğun doğmasını sağlayacak spermleri taşır. Çoğu vakada, bir yumurtalık veya testis problemi; kürtaj, düşük, ölü doğum, evlatlık verilen çocuk, çocuğun kaybı gibi çocuklarla ilgili tecrübelere dayanmaktadır. Bir ebeveynin ölümü, sevilen bir yakının ölümü, birini kaybetmek gibi durumlar da bunu mümkün kılabilir. Testisler ve yumurtalıklar; evcil hayvanın kaybı, iş kaybı dahil her türden kayıp karşısında aşırı hassastır. Terapist, bireyin yaşadığı asıl çatışmayı tanımlamak için açık fikirli olmalıdır. Bir yanda genellemelerimiz varken diğer yanda da her bireyin bir problemi kendine göre tecrübe etme durumu vardır.

İlk soru “Ne zamandan beri bu problemi yaşıyorsun?” dur. Sonra “Bu problemin kendini gösterme anı ile birkaç ay öncesi arasında ne oldu?” sorusu, ardından da “O sırada nasıl bir duygusal travma yaşadın?” sorusu sorulur. Bireyin yaşamı incelendikten sonra, problemle ilgili çok büyük bir bilgi kaynağı olması itibarı ile Proje Amaç’ın bütününü incelememiz gerekir. Sonra sıra soyağacının bütününe gelir. Ebeveynlerimizin ve atalarımızın başından geçen kayıplara ilişkin çatışmaları araştırırız. Farkındalık en büyük iyileştiricidir.

Recall Healing uzmanı, problemin kaynağını keşfetmek için sorduğu sorularla adeta bir tür Sherlock Holmes’a veya Columbo’ya dönüşür. Çoğu problemin geçmişte yaşandığından yola çıkarak, halihazırda bitmiş bir şey için rahatsızlık hissetmemiz gerekir mi?

“Her birey kendi üzerinde çalıştığı zaman, bütün bir ülkenin çatışmalarını çözümlemedeki yolunu açacaktır. Hepimiz kollektif bir bütünün, kollektif bilincin ve bilinçaltının parçalarıyız.”

Hayatlarına bir erkek figürü sokmayan kadınlar var. Bunu Recall Healing yaklaşımıyla nasıl açıklarsınız?

Birinin hayatında bir erkek figürü olmaması, çoğunlukla soyağacının üstlerinde var olan, erkeklerle ilgili yaşanmış bir drama bağlıdır. Bizler çoğunlukla “Görünmez Aile Sadakatleri”mizin merhametine kalmışızdır. Bu sadakatler genellikle seçimlerimizi belirler, bu yüzden de bu konu üzerinde çok dikkatli bir şekilde çalışmamız gerekir. Atalarımız arasında şiddete meyilli erkekler kimlerdi? Hangi baba karısını ve çocuklarını dövüyordu? Bunlara benzer sorular sormalıyız. Testosteron, eril enerjiyi temsil eder. Bunu ortadan kaldırmak, beynin negatif eril enerjiyi elimine etme yoludur. İlk adım, soyağacındaki şiddete meyilli erkeklerin ve bu şiddete maruz kalan kadınların listesini yapmak olacaktır. Buna bir tür “atalarımızın hatırasını yad etme” denilebilir. Bu süreç beynin “Sezar’ın hakkını Sezar’a vermesi”ni sağlar. Aslında, bu hatıraların farkında olduğumuz zaman, artık önceden olduğu gibi bizi kontrol edemezler. Basit bir süreç gibi görünmektedir. Gerçekte, kuantum fiziğinin “Bir gözlemci, deney üzerinde gözlem yaptığı anda deneyin sonuçlarını değiştirir” söylemi ölçüsünde basittir. Çoğu seviyede de durum böyledir. Karl G. Jung, geçmişteki belirli kalıpların ve hatıraların farkına vardığımızda, bunların kaderimizde tekrar bize dönmediğini fark etmiştir.

Eril enerji ve dişil enerji dengesini nasıl sağlarız?

Eril enerji “yayıcı”dır, dişil enerjiyse “alıcı”dır. Her erkek ve kadın, gerekli olduğunda diğerine geçiş yapabilir. Bizler bunu bilinçaltımızdan gerçekleştiriyoruz fakat ailelerdeki ve toplumlardaki şartlanmalar, yaşımız ilerledikçe bunu zorlaştırıyor. Bir problemi çözümlemek için aşırı çaba harcadığınızı ve bunun işe yaramadığını gözlemlediğiniz oldu mu? Bazen inatla ve hatta saldırgan bir şekilde bu çabaya devam edersiniz. Bazı durumlarda bu işe yaramaz. Ne yazık ki en sonunda pes edersiniz ve başka bir şey düşünmeye başlarsınız, belki de sinemaya gidersiniz. Ertesi sabah, sihirli bir şekilde aklınıza bir çözüm gelir. Burada ne olmuştur? Birazcık kendinizi bırakmışsınızdır ve alıcı bir hal durumuna geçmişsinizdir. Problemlerin çözümlenmesinde alıcı ve yayıcı haller arasında gidip gelmek zaruridir.

Bazı zamanlar kalbimize yönelmemiz (alıcı olmamız), bazı zamanlar da aklımıza yönelmemiz (yayıcı olmamız) gerekir. Böylece kalbimize ve aklımıza uygun bir şekilde aksiyon almamız çok daha kolay hale gelir. Tamamlamak gerekirse; kalp ve akıl ilk defa ebeveynlerimiz tarafından temsil edilir. Kalp annedir, akıl ise babadır; ilk dişil ve eril sembollerimizlerdir.

Onlardan ve onların davranışlarından neler gözlemledik? Bu hatıralarla uyum içinde miyiz? Bir ebeveynin diğeriyle, hayatın zorluklarıyla vs. başa çıkma yollarıyla ilgili negatif kareleri hala bizimle taşıyor muyuz? Ebeveynlerimizin geçmişteki sorunları çözümleme yollarına veya çözümlememelerine katılmak/hak vermek zorunda değiliz. Olanı o şekilde “kabul etmenin” bir yolunu bulmamız gerekir. Fakat bu, onu tekrar etmemiz gerektiği anlamına gelmez. Burada yinelemekte fayda var; geçmiş kalıplara ilişkin gözlemler, bireyin daha dengede olmasını sağlar.

İlişki atölyelerine katılanların hayata nasıl katkıları olur?

Çoğumuz aşk ilişkilerimizde her türden zorluğu yaşarız. Büyük bir kısmımız ayrılığı ya da boşanmayı düşünür. Sayıca çözüm arayanlar da, genellikle, tersini düşünenler kadar olmaz. Recall Healing İlişki Atölyeleri’nin başladığı bu beş yılda, katılan çiftlerin yüzde 90’ından fazlasının ilişkilerinin devam ettiğini söyleyebiliriz. Neden mi? Çünkü, problemlerin kaynağını tanımladıktan sonra, bu problemler artık çiftler için bir engel teşkil etmiyor. Problemin anlaşılması, çözümlenmesi için daha iyi bir kabiliyet sağlıyor. Bu bir mucize değil, bir gerçek.

Sekiz üçlüyü, davranışlar ve rahatsızlıklarla beraber gözlemlediğimizde, ilişki atölyesi sağlık sorunlarımızın ve davranışlarımızın nereden geldiğinin farkına varmamızın başka bir yolu haline geliyor. Ayrıca, eğer ebeveynseniz, çocuklarınızın eğitiminde eşinizle aranızdaki ilişkinin önemini çok daha iyi anlayabilirsiniz.

Çocuklarınız yok mu? Bir şeyi anlayıp gözlemlediğinizde, kendi ailenize de bir değişim getirmek konusunda etkiniz oluyor, sonuç olarak hepimiz birbirimize bağlıyız. Siz ileri bir adım attığınızda, ailenizi de bir adım atmaya teşvik ediyorsunuz. Karl G. Jung, “kollektif bilinç ve bilinçaltını”nın önemini açıklamıştır: Kendi üzerinizde çalıştığınız zaman size bağlı herkes bundan bir fayda sağlıyor. O halde neden duruyorsunuz?

HAYATINA ERKEK ALMAYAN KADINLAR NEYİ FARK ETMELİ?

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.