“Teknolojide çok fırsat var”

Xerox PARC, dünyanın en önemli Ar-Ge merkezlerinden biri. Bu merkezi ise bir Türk yönetiyor. CEO Tolga Kurtoğlu, “Şu anda teknolojide yapay zeka, makine öğrenimi ve otonomi konularında çok fazla fırsat var” diyor. Ayrıca sanal ve geliştirilmiş gerçekliğin

Start Up - - Içindekiler - AYÇE TARCAN AKSAKAL aaksakal@capital.com.tr

Xerox PARC, dünyanın en önemli Ar-Ge merkezlerinden biri. Bu merkezi ise bir Türk yönetiyor. CEO Tolga Kurtoğlu, “Şu anda teknolojide yapay zeka, makine öğrenimi ve otonomi konularında çok fazla fırsat var” diyor.

Dr. Tolga Kurtoğlu, bilgisayardan fareye (mouse) kadar binlerce önemli buluşun ilk kez ortaya çıktığı Ar-Ge merkezi Xerox PARC’ın CEO’su. Geçtiğimiz ocak ayında bu göreve atanan Kurtoğlu, Silikon Vadisi’ndeki tek Türk CEO unvanını da aldı. Çok sayıda bilim insanının çalıştığı Xerox PARC’ta 7 yıl önce çalışmaya başlayan Kurtoğlu, İzmir Bornova Anadolu Lisesi mezunu. Lisenin ardından ODTÜ Makine Mühendisliği Bölümü’nü bitirdi. 4 yıl Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi NASA’da araştırmacı bilim insanı olarak görev yaptı ve sonra PARC’a geçti. “Çocukluğumda en büyük hayalim savaş pilotu olmaktı” diyen Kurtoğlu, PARC’ta sağlıktan enerjiye kadar çok sayıda yeni teknoloji üzerinde çalıştıklarını söylüyor. PARC gibi bir yeri yönetme şansına sahip olduğu için çok heyecanlı olduğunu anlatan Kurtoğlu, “Şu anda teknolojide büyümek isteyenler için yapay zeka, makine öğrenimi ve otonomi konularında çok fazla fırsat var” diyor. Sanal ve geliştirilmiş gerçekliğin de çok fazla potansiyel taşıyan bir alan olduğunu belirten Kurtoğlu, hesaplama ve hissetme teknolojilerinin entegrasyonunun önümüzdeki 10 yılda dünyayı hatırı sayılır ölçüde etkileyeceğini ifaed ediyor. Xerox PARC’ın Türk CEO’su Tolga Kurtoğlu ile dünyanın en önemli Ar-Ge merkezinde zirveye kadar yükselmesini ve teknoloji alanındaki yeni fırsatları konuştuk:

Dünyanın en önemli Ar-Ge merkezlerinden birini yönetiyorsunuz. Bu iş, çocukluk hayaliniz miydi?

Çocukluk hayallerimin tamamında savaş uçağı pilotu olmak vardı. Sanırım babamın Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nda hava trafik kontrolörü olarak görev yapması nedeniyle doğal olarak gökyüzünü ve uçma düşüncesini çok seviyordum.

Savaş pilotu olmak yerine makine mühendisi oldunuz. Neden mühendisliği tercih ettiniz?

Birçok kişinin beklediğinin aksine, mühendislik bir tutku veya erken yaşta kasıtlı bir seçimle yönlendirilen bir karar değildi. Okul hayatım boyunca matematik ve fizik

derslerini gerçekten çok sevdim ve lisenin bitimine doğru kendime uygun mesleği seçerken yakınlarımdan birçok tavsiye aldım. Sonunda da mühendislik okumaya karar verdim ve eğitim alanı olarak makine mühendisliğini seçtim. Geçmişe baktığımda makine mühendisliği okumamın harika bir seçim olduğunu düşünüyorum.

Neden böyle düşünüyorsunuz?

Çünkü benim için makine mühendisliği, inşaat mühendisliğiyle birlikte iki temel mühendislik disiplininden biri. Diğer mühendislik branşları ise bu iki alanın üzerine kurulan yan dallar.

Kariyerinizdeki en önemli dönüm noktaları neler oldu?

Kariyerimde birkaç önemli dönüm noktası aklıma geliyor. Eşim ile çok erken yaşlarda tanışmak ve evlenmek bunlardan en önemlisiydi. Eşim bana her zaman en iyi olabilmem için destek oldu ve kariyerimle ilgili vermem gereken tüm kritik kararlarda bana hep yardımcı oldu. Dell’de çalıştıktan sonra üniversiteye geri dönmeye karar verdiğimde veya PARC’taki daha riskli ve zorlayıcı bir iş için NASA’dan ayrılmaya karar verdiğimde eşim doğru kararlar vermemde çok yardım etti.

4 yıl boyunca NASA’da hangi teknolojiler üzerinde çalıştınız?

NASA’da “Intelligent Systems” bölümündeydim. Hava-uzay sistemlerinin yapılışında modelleme ve simülasyon teknolojileri üzerine çalıştım. Bu sistemlerin olabilecek en güvenli şekilde yaratılması için erken üretim safhalarındaki tasarım metotlarının geliştirilmesinden sorumluydum.

Bu görevinizin, kariyeriniz açısından önemi neydi?

Bu görev, benim üniversite dışında ilk kez inovasyon, araştırma ve geliştirme konularıyla karşılaştığım dönem oldu ve bana sistemsel düşünce becerilerimi geliştirme fırsatı sağladı.

2010’dan beri PARC’ta çalışıyorsunuz. CEO’luk görevine atanmayı bekliyor muydunuz?

PARC’ta araştırmacı bilim insanı olarak çalışmaya başladığınızda böyle bir organizasyonun CEO’su olmayı düşünemezsiniz. Bu nedenle ben de böyle bir sonuç beklemiyordum. Ancak kendine güvenen, hırslı, genç bir araştırmacı olarak dahil olduğum tüm Ar-Ge projelerine büyük ve önemli katkılarda bulunacağımı biliyordum.

CEO olduktan sonra ne hissettiniz?

Geriye dönüp baktığımda, benim için PARC liyakat esaslı görevlendirme sistemi ve çalışma kültürüyle yeteneklerimi ve tutkularımı geliştirmem için çok doğru bir yer oldu.

PARC’ta CEO olmadan önce hangi teknolojiler üzerinde çalışıyordunuz?

Yapay zekadan hesaplamalı bilim ve mühendislik alanlarının kesişiminde yer alan birçok konu ve teknoloji üzerinde çalıştım. Çeşitli gömülü sistem uygulamaları için yapay zeka tabanlı teknolojiler üzerinde çalıştım. Bunu daha sonra sistem tasarımı, sistem geliştirme ve üretim otomasyonu teknolojileri izledi.

Uluslararası bir teknoloji şirketinde terfi etmek için hangi yeterliliklere sahip olmak gerekiyor?

Bence tutkulu, iyimser ve yüksek enerjili, çalışkan bir kişi olmak başarılı olmanın temel taşlarını oluşturuyor. Özellikle teknoloji şirketlerinde yükselebilmek için derin bir teknik yeterliliğe sahip olmak da gerekiyor. Tabii ki tüm bunları başarılı iş sonuçlarına dönüştürebilecek bir liderlik yeteneğine sahip olmak da kritik önem taşıyor.

Şu anda hangi projeler üzerinde çalışıyorsunuz?

PARC’ın şu an üzerinde çalıştığı akıllı asistanlar, nesnelerin interneti, temiz enerji, akıllı ambalaj, yapay zeka, makine öğrenimi ve analitiği, güvenlik ve gizlilik, basılı elektronikler ve dijital üretim yöntemleri beni gerçekten çok heyecanlandırıyor.

Neden bu konular sizi bu kadar heyecanlandırıyor?

İş ortaklarımızla ve müşterilerimizle birlikte çalışarak, geliştirdiğimiz teknoloji portföyümüzü hayata geçirdiğimizde birçok sektörde ve tüketicilerin gündelik yaşamında devrim yaratacak sonuçlar alacağımızı düşünüyorum.

Yeni CEO olarak en önemli hedefiniz nedir?

Beni her zaman motive eden şey, uygulamalı bilim ve teknoloji yaklaşımlarıyla farklı konular ve bilimsel alanlar üzerinde çalışan takımları gerçek dünya problemlerinin çözümüne yönelik ortak çalıştırmak ve pazara yeni inovasyonlar sunmak. PARC’ın kimliğinin özü olan bu temel ilke 2017 ve ilerisi için ana hedefim olmaya devam edecek.

Teknoloji piyasasında büyüyebilmek için hangi alanlarda fırsat görüyorsunuz?

Teknolojide büyümek için şu an çok fazla fırsat olduğunu söyleyebilirim. Yapay zeka ve makine öğrenimi bunlardan

biri. Bir diğeri ise otonomi. Sanal ve geliştirilmiş gerçeklik de çok fazla potansiyel taşıyan bir alan. Ayrıca hesaplama ve hissetme teknolojilerinin entegrasyonunun önümüzdeki 10 yıl içinde dünyayı hatırı sayılır ölçüde etkileyeceğini düşünüyorum.

Ar-Ge çalışmalarına ayrılan bütçeler artıyor mu?

Ar-Ge sektörünün durumu gayet iyi. İnovasyon ve Ar-Ge çalışmalarına yönelik düzenli bir yatırım hali söz konusu. Ayrıca inovasyonların ortaklık tabanlı olarak elde edilip yeni teknoloji ve hizmetlere uyarlandığı “açık inovasyon” kavramı da benimsenmeye başlandı. Bu gibi gelişmeler Ar-Ge sektörünün geleceğini heyecan verici kılıyor.

Dijital dönüşüme ve inovasyona ilgi gösteren şirketlere başarılı bir dönüşüm süreci geçirebilmeleri için ne önerirsiniz?

Benim düşüncem, başarılı bir dijital dönüşüm için teknolojik gelişmelerin iki durumla ilişkilendirilmesi gerektiği yönünde. İlk olarak, dijital dönüşüm genellikle yeni iş modelleri ve iş modellerine yönelik inovasyonların yapılmasını gerektiriyor. Müzik sektörüne yönelik Spotify uygulamasının iş modelini buna örnek olarak vermek istiyorum. İkinci durum ise insan merkezli inovasyon anlayışı. Bu anlayış çerçevesinde, inovasyon ve dijital dönüşüme yönelik alınan bütün kararlar, tüketiciler ve son kullanıcılar baz alınarak alınmalı ve uygulanmalı.

Start up’larla birlikte gerçekleştirdiğiniz projeler var mı?

PARC olarak start up ekosistemiyle hem Silikon Vadisi’nde hem global skalada çok yakından ilgiliyiz. PARC’ta sürekli içinde 5-6 start up’ı barındıran bir kuluçka programımız mevcut. Start up’ların teknolojinin ticarileşmesi ve inovasyon açısından önemli bir yeri olduğunu düşünüyorum.

Piyasadaki yeni bir teknoloji, geçmişle kıyaslandığında ne kadar hızlı hayata geçiyor?

Teknolojik gelişmeler ilerledikçe, konular birbirleriyle ilişkilendirildikçe yeni inovasyonların hayata geçişi hızlanıyor. Bu hızlı gelişme trendi önümüzdeki dönemde daha da artarak sürecek.

Teknolojinin ticarileştirilmesi konusunda yaşadığınız zorlukların üstesinden nasıl geliyorsunuz?

Herhangi bir kural yok ancak bazı prensiplerden söz edilebilir. Teknolojik gelişmeyi iş modeli inovasyonuyla birlikte düşünmek gerekiyor. Her zaman müşteriye kulak vermek, alınan geri bildirimler doğrultusunda hareket etmek, çıtayı yükseltecek doğru ortaklıkları kurmak bu süreçte dikkat edilmesi gereken ana prensipler olarak sayılabilir.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.