GÖCEK'TE tam bir değişim fırtınası

2017 sezonuna adım atarken ilk gezi izlenimlerinde “Gökova’da değişim rüzgârları” başlığını kullanmıştım. Ardından Göcek’te küçük bir gezi yaptık. Burada değişim rüzgârı, fırtınaya dönmüş durumda. Tüm yat mola noktaları baştan aşağı yenilenmiş. Ben biraz

Yacht - - KÜÇÜK KOYLAR -

Haziran başında dört beş gün amatör denizciliğimizin kraliçesi Göcek sularında seyir yaptık. Geçen ay Yacht Türkiye yazımın başlığı “Gökova’da değişim rüzgârları” idi. Göcek’teki değişimi anlatmak için ‘rüzgâr’ sözcüğü az gelir, tam bir ‘fırtına’ söz konusu. Göcek’te mini turumuza Irmak Yachting’in Demir San isimli Bavaria 37 New Cruiser’ıyla çıktık. Geçen yıl lanse edilen iki dümenli yeni nesil bu tekneyi çoktandır test etmek istiyordum. Hem ekonomik olması, hem de kolay kullanılabilirliği nedeniyle 37 feet tekneler özellikle yalnız denizcilerin gözdesi. Bavaria 37 hakkındaki düşüncelerimi de kısaca paylaşacağım. Ama önce… Göcek’te değişim fırtınası…

GÖCEK’TE İLKBAHAR

Tüm Göcek’i severiz ama ilk göz ağrımız ve keyif imparatorluğumuz Göbün…

Kış aylarında Göbün ahalisinin Facebook’ta paylaştıkları fotoğraflarla kapsamlı bir restorasyon çalışmasının başladığını fark etmiştim. Hatta Muammer, Deniz, İsmail gibi dostlar yenileme ve inşaat fotoğraflarını paylaşmaya başladıklarında “Eyvah eyvah, galiba görkemli bir inşaat söz konusu,” endişesine kapılıp hemen “Biz Göbün’de ayağımız denize, çakıla değsin isteriz. Gökyüzüne baktığımızda yıldızları, çamların dallarını görelim isteriz. Beton, plastik istemeyiz,” gibi mesajlar döşenmiştim. Demir San’a yerleşip ayaklarımızın-gözümüzün tuzlu suya değmesiyle birlikte hemen Göcek’in güneybatı ucundaki Göbün’e doğru yola çıktık. Hava çok güzeldi, güneş yeterince ısıttı. Önce Domuz Adası’nın kuzeybatı köşesindeki Uzun Ali Koyu’nda bir yüzme molası verdik. Sonra da nasıl bir yenileme ile karşılaşacağımızı bilmemekten kaynaklanan hafif bir endişe ile Göbün’ün gizli cennetine burnumuzu soktuk. Koyun dibindeki tesisleri ilk gördüğüm anda endişelerim bir tüy gibi uçtu gitti. Gerçekten tebrikler! Göbün Ailesi kış aylarında alışık olmadıkları kadar çalışıp çok güzel, doğayla tamamen uyumlu yeni bir tesis inşa etmiş. Çok emek var: Tuvalet ve duşlar rıhtıma yakın bir yere alınmış, yenilenmiş. Orman Bakanlığı’nın 2015 yılı ihale şartnamesine uygun şekilde bir kapalı salon yapılmış, hemen yanına da tertemiz bir açık mutfak. Salonun önünde altı masalı bir mini teras var. Sanırım bu yıl, özellikle hafta sonlarında o 6 masalı terasta rezervasyon için kıyamet kopar.

Bu arada… İskele, rıhtım ve tonoz sistemi tamamen yenilenmiş. Kıyıya, rıhtımın köşesine bir küçük plaj yapılmış, kum dökülmüş. Plaj ve rıhtıma güneşlenme şezlongları, şemsiyeler yerleştirilmiş. (Özellikle uzun deniz yolculuklarından sonra karaya biraz ayak basmayı sevenler bayılacaklar.)

Rıhtımda bağlanma noktalarına elektrik üniteleri konmuş. Denizciler bilir; Göcek’te Göbün, Manastır, Sarsala ve Tersane’de elektrik hattı yok. Jeneratör ve güneş enerjisi sistemleriyle kendi elektriklerini üretirler. Göbün ahalisine “Burada herkese elektrik mi veriyorsunuz?” diye sordum. Dediler ki, “Sadece acil ihtiyacı olan küçük teknelere verebiliyoruz. Bir motoryat yanaştı, elektriğe bağladı, klimalarını çalıştırdı. Adama ‘Bizim enerji kaynağı senin klimana yetmez’ diyemiyoruz. Küçük sigorta koyduk, hemen atıyor. O kadar elektriğimiz yok ki…” Velhasıl, Göbün’de şaşırtıcı güzellikte bir yenilenme tespit ettik. Mutlu olduk.

MANASTIR EFSANELERİ

Ertesi sabah, kahvaltımızı aceleyle tamamlayıp Göcek’in diğer yat mola noktalarını gözlemlemek üzere yola çıktık. İlk durak olarak da körfezin dibine Manastır’a yollandık…

Manastır’da oldum olası ortaklar arasında bir huzursuzluk vardı. Geçtiğimiz yıl kooperatif kurulup da Göbün, Sarsala, Bedri Rahmi ve Manastır’daki yat mola noktaları için MUÇEV ile beş yıllık kontrat imzalandıktan sonra bir yatırımcı teklif vermiş ve Manastır’daki hisselerin çoğunu satın almış. Yatırımcı dediğimiz de tıp dünyasının önde gelen isimlerinden Prof. Dr. Mete Düren.

Manastır’daki restorasyon seviyesi konusunda müthiş efsaneler ortalıkta dolaşıyor. Örneğin; daha denize açılmadan önce MarinTürk’teki iskelede eski bir tanıdıkla karşılaştım. “Allah aşkına Manastır’a bir git ve tuvalete uğra. Armatürlerin altın kaplama olduğunu, ortadaki hole de büyük bir Chesterfield kanepe koyduklarını söylüyorlar. Bak bakalım, doğru mu?” diye ilk haberi almıştım. Göcek’te gezinirken bir denizci arkadaşla konuşuyordum. “Yaa Ali’cim, git de şu Manastır’ın ne hale geldiğini gör. Olacak şey mi? Deniyor ki, yüzer iskeleyi megayatlara göre yeniden düzenlemişler. İskelenin belli noktalarına da ‘Zeki Bey, Hüsamettin Bey’ diye plakalar yerleştirmişler. İskelenin bağlanma noktalarını belirli teknelere mi satıyorlar nedir?” diye haberleri verdi. Anladığım kadarıyla, bu abartılı efsanelerin ardındaki neden, Manastır’da diğer yat mola noktalarına göre çok daha özenli ve rafine bir yenileme yapılmış olması. Hatta bu konuda da bir efsane var. Göcekli dostlar restorasyonun titizlik seviyesini şöyle ifade ettiler: “İnşaatın başında Mete Bey’in eşi vardı. Her santimini kontrol ediyordu. Mesela duvar işçileri bir binanın 5 metre duvarını örmüşler, sabah geliyor, bakıyor ve en ufak bir hata gözüne çarparsa yıkın bu duvarı yeniden örün’ diyor, dönüp arkasını gidiyordu.”

GERÇEKLER, GÖRDÜKLERİMİZ

Manastır Koyu yat mola noktasının ismi artık Göcek-Ayda. Mete Bey, ortağı Atilla Akalın ile birlikte Manastır yat mola noktasının hisselerinin yüzde 70’ini aldıktan sonra çok büyük yatırım yapmış. Diğer Göcek koylarında olduğu gibi burada da Orman Bakanlığı İhale Şartnamesi’ne uygun bir şekilde tüm tesis yenilenmiş. Üstelik diğer koylardan farklı olarak, binalar örme taş olarak yeniden inşa edilmiş. Rıhtımdaki ahşap çardaklar son derece zevkli ve modern bir görünümde. Restorandaki masa ve koltuklar da oldukça modern, kaliteli. Ve evet! Efsanelerde bir haklılık payı var; wc-duş bölmesinin dekorasyonu North Shield salonunu aratmayacak seviyede. Bu arada iyi bir çevre düzenlemesi de yapılmış. Arazideki boşluklara yeni, büyük zeytin ağaçları dikilmiş. Manastır’ın bordalanan eski üç pontonundan ortadaki kaldırılmış, dış ponton yenilenmiş ve biraz uzatılmış.

Yine efsanelerdeki gerçeklik payı! Tesis, yeni yüzü ile hizmete açıldığı ilk günlerde iskelede tekne rezervasyonlu alanlar plaka ile belirtiliyormuş. Ama tepki gelmiş ve bu uygulama hızla terk edilmiş. Biz Göcek’te iken Boynuzbükü’nden Manastır’a su hattı yapılıyordu. Temmuz’dan itibaren teknelere su ikmali de yapılabilecek kapasitede kaynak suyu gelmesi planlanıyordu.

Bu arada tesisin işletme sorumluları hâlâ eski ortaklar Yüksel ve Mehmet Yorulmaz kardeşler. Yüksel Yorulmaz’ın kooperatif başkan yardımcılığı da devam ediyor. Dolayısıyla tesisin yerel bağı kopmuş değil. Zaten mahrumiyet bölgelerinde yerel bağı kopan bir tesisin yaşaması çok zor. Örneğin; Turunçpınarlı Balıkçı Osman da tesisini tanınmış dizi yapımcısı Timur Savcı’ya sattı, ama oğlu Deniz Aydın ve deneyimli ekibi işletmeyi yönetmeye devam etmese dışarıdan gelen bir profesyonel kadronun aynı kaliteyi ve istikrarı koruması çok zor olurdu.

SARSALA, TERSANE

Hızlı turumuzda ikinci durak Küçük Sarsala. Ramazan ve Sezgin de kış aylarında büyük bir değişime imza atmış. Tüm tesis binalarının yanı sıra, özellikle iskele çok güzel bir şekilde yenilenmiş.

Sarsala, her zaman derli toplu ve bakımlı bir yat mola noktası idi. O yüzden insan çok fazla bir şey yapılmamış gibi hissedebiliyor. Oysa tüm binalar yenilenmiş, teras düzenlemesi yapılmış durumda. Söylentilere göre yatırım miktarı açısından birinci sırada Manastır geliyorsa, ikinci sırada Küçük Sarsala ve geçtiğimiz yıl yenilenen Bedri Rahmi (Zeytin) var. Emek gücünü büyük ölçüde aile içinde halledebildikleri için benzer yenilemeler yapılmasına rağmen yatırım miktarı açısından en sonda Göbün geliyor.

Sarsala için tek uyarım, eskiden özellikle boş zamanlarda uzun iskeleye aborda olmak bazen çok kolay bir seçenek idi. Yeni yapılan iskelede eğer büyük usturmaçalarınız yoksa bu tehlikeli olabilir. Çünkü palamar halatlarını bağlamak için iskelenin alınlığına 8-10 santim kabarıklıkta U demir yerleştirilmiş.

Bu kadar gezdikten sonra hava kötülüyordu. Göcek’ten çıkmadan önce gidelim Tersane’nin her zaman ayna gibi olan sakin denizinde uyuyalım, dedik. Hem de Göcek’teki balıkçı teknelerinin konaklama noktası Tersane’dir, her zaman taze balık ve hatta erken yaz aylarında güzel-taze-yerli karides bulunabilir.

Tersane’ye vardığımızda gördük ki, Yıldıray ve Yeşim de kış aylarında boş durmamışlar. Hem sahibi oldukları birkaç yıkık

Rum evini aslına uygun bir şekilde restore etmişler, hem de üzerinde hoplaya zıplaya yürüdüğümüz derme çatma iskeleyi sağlamlaştırmışlar ve üstünü de güzel bir ahşap ile kaplamışlar. Bu arada Tersane’de de wc-duş ünitesi rıhtıma yakın bir yere taşınmış, çok güzel bir şekilde yenilenmiş. Yani kısacası, geçen yıl Bedri Rahmi’de yapılan yeni tesis çıtayı öyle bir noktaya çekti ki, bu yıl tüm Göcek yat mola noktalarında ciddi bir yatırım ve yenileme söz konusu.

(Tek istisna Boynuz Bükü. Orada yıl sonunda yeni sözleşmenin yapılması bekleniyor. Sonra en azından ilk etapta iskelenin yenilenmesi planlanmış.)

Üstelik Göcek’te köylere yayılan bu yatırım fırtınası, temizlik ve hizmet kalitesine de yansıyor. Bu yaz Göcek koylarında masalarda beyaz keten örtülerle karşılaşırsanız şaşırmayın.

Sanırım, artık kimse bu güzel amatör denizci mola noktalarımız için "Hem salaş, dökülüyor, hem de kazıkçı" gibi hakkaniyete sığmayan eleştiriler getirmeyecek. Ama bu kadar yatırım yapıldıysa, Göcek’te bu yıl bazı fiyat artışları da yaşanabilir.

(En azından dört yat mola noktasının 2016’dan itibaren MUÇEV ile yaptıkları yeni kira sözleşmesi uyarınca 2015’e göre dört kat daha fazla kira ödediklerini de hesaba katmakta fayda var.)

ALİ BORATAV aliboratav@gmail.com Fotoğraflar ALİ BORATAV Terastan manzara, Göbün...

Göbün'deki yeni tesis ve plaj

Manastır İskele

Manastır Koyu'ndaki yat mola noktası yenilendi.

Tersane, İskele

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.