OZON TABAKASINA ZARAR VEREN İNSAN

Yacht - - HAVANIN KOKUSU -

İnsan vücudunda DNA, UV-B radyasyonunu kolayca absorbe edebilen bir nükleik asit. DNA üzerindeki moleküller ihtiyacı kadar UV’yi aldıktan sonra fazlası bu molekülleri bozuyor, şeklini değiştiriyor, bazı hücreleri de öldürüyor. Ancak canlı hücreler “akıllı”, UV-B radyasyonunun tahribatını tamir edebiliyorlar. Bir bakıma “belli bir seviyeye kadar” vücudu UV’ye karşı korunabiliyoruz.

Canlı hücrelerin tamirine “bireysel bir savunma” dersek, küresel kapsamda tüm canlıları bu zararlı ışınlardan koruyan, savunan ne? Tabii ki OZON. Yukarı seviye atmosferde bulunan ozon, güneşten gelen fazla UV ışınımını emen ve çoğunun dünyaya ulaşmasını engelleyen kimyasal bir tabaka. Hatta öyle ki, UV-C’yi komple izole ediyor, yere ulaşmasını engelliyor. O gelse zaten tamamen bittik.

Şimdi yazımın başındaki “fazlası zarar” kısmına geri gelelim. 1970'lerin ortalarından beri, insan faaliyetleri, bu ozon tabakasına zarar veriyor. Atmosferin kimyasını, stratosferdeki (biz atmosferin troposfer tabakasında yaşıyoruz, stratosfer de bir üst katman oluyor.) ozon miktarını azaltacak şekilde değiştiriyor. Yani bu ne demek oluyor? Mor ötesi ışınların atmosfere, özellikle yılın belirli zamanlarında dünya yüzeyine geçebileceği anlamına geliyor. Bu durumda UV’nin fazlası yakıp yıkıyor. İnsanda deri hastalıklarından göz problemlerine kadar çok çeşitli zararlarının olduğunu biliyorsunuz, yıllarca konuştuk, ezberledik herhalde. O yüzden biyosferde yaşayan bizden başka canlıları konuşalım. Bu canlılar arasında gözle görülemeyecek kadar minik planktonlar da var, buzullarda ikamet eden kutup ayıları da..

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.