ŞÜKRÜ OKÇU

Ralli parkurlarından mavi denizlere

Yacht - - DENİZİN ÇAĞRISI -

Zamanının en ünlü rallicilerinden biriydi Şükrü Okçu. Sadece yarışçı kimliğiyle değil, camianın halen özlemle anılan bir mekânına imza atan kişi olarak da hatıralarda yerini aldı. Okçu’nun son yıllardaki sevdası ise deniz. Bodrum’daki teknesinde eşi ve köpeğiyle birlikte emekliliğin tadını çıkarıyor. Okçu ailesinin mavi hayatını yakından tanıyalım...

Otomobil yarışı camiası ve elbette bu yarışların takipçileri Şükrü Okçu’yu iyi tanırlar. Okçu’nun ustalığı ve ünü yarışla da sınırlı değildi; 1970’li yıllarda Ralli Oto Elektrik adlı otomobillere servis veren dükkânı, bugün adeta efsaneleşmiş rallicilerin bir araya geldiği, zamanının en popüler sosyalleşme ortamı idi. Tüm bunları geride bırakan Okçu, otomotiv sektöründeki yoğun iş hayatından sonra yıllardır süregelen deniz tutkusunu hayatının merkezine taşıdı. Aslında aileden gelen bu sevdayla büyüyen Şükrü Okçu, yedi yıldır eşi Ayşe Hanım ve köpekleri Lila ile birlikte Milta Bodrum Marina’da, bir trawler olan Chakkilla adlı teknesinde mutlu bir yaşam sürüyor. Sizleri biraz tanıyabilir miyiz? Eşim ve ben İstanbulluyuz. Senelerce İstanbul’da yaşarken hem otomotiv sektöründe iş hayatına devam ettim, hem de deniz merakım çok genç yaşta başladı. İstanbul’da yoğun tempolu iş hayatımın içinde yine çok aktif sayılacak bir spor olan ralli yaptım. Ralli tabii çok meşakkatli, antrenmanlarının ve yarışlarının çok zor olduğu bir spor dalıdır. Onu 1983'te noktaladıktan sonra bizim deniz aşkımız daha da ileri gitti. Şimdi oğlumun başında olduğu otomobil iç tasarımı ve imalatı yaptığımız bir firmamız var. VİP araçların yapıldığı, iç piyasaya verildiği ve ihracat da yapan bir firma. Ben artık çekilmiş durumdayım; oğluma devrettim, o da başarılı bir şekilde yürütüyor. Biz de eşimle kalktık geldik Bodrum’a. Yedi yıldır da teknede yaşıyoruz eşimle. Denizle ilişkiniz nasıl başladı? Mesela, ilk tekneniz... Zaten denizi çok seven bir aileydik. Ailemizde de zaten her zaman tekne olduğu için o merak aileden geldi ve kapsamlı bir şekilde büyüdü. Babam Paşabahçe’de rakı fabrikasının müdürüydü. Biz de iskelenin yanındaki yalıda otururduk. Evimizin önünde o zamanın yatı denilebilecek 10 metrelik teknemiz dururdu. Onunla Boğaz ve ada gezileri yapardık. Çocuklukta hep teknenin başaltında uyuduğumu hatırlıyorum. Genetik olarak bir miras kaldı. Teknesiz bir hayatımız hiç olmadı. Ayşe’yle de çok genç yaşta evlendik. İlk deniz aracımız da bir sandaldı. 19 yaşında, evlenmeden evvel aldık sandalımızı. İstanbul’da hep Boğaz’da oturduğumuz için denizle iç içe büyüdük. Ayşe de Kuzguncuk’ta hep denizin içinde büyüdüğü için ikimiz de aynı paralelde olduk daima. Çocuklarınızı da denizle iç içe mi yetiştirdiniz? Evet, çocuklarımızı bellerine ip bağlayıp Bebek’te denizde yüzdürürdük. Biliyorsunuz, Bebek çok akıntılı bir yerdir. Akıntı onları sürüklerdi, biz de iple çekerdik. Midye de çıkartırlardı. Her iki çocuğumuz da öyle büyüdü.

ÇİĞDEM YURTSEVER cigdem.yurtsever@gmail.com

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.