Tesettür tarz değil, farzdır

Yeni Asya - - Elif - Said Yüksekdağ sa d_yuksekdag@hotma l.com

Tesettür, günümüz içtimaî hayatta birçok defa gündeme gelen ve sürekli tartışma konusu olan bir mes’eledir. Kimisi tesettürü sıradanlaştırarak bir tarz ve ticarî bir meta olarak görmekte, kimisi de Kur’ân’da böyle bir emrin olmadığını iddia etmektedir.

Evet, bugün olduğu gibi eski zamanlarda da kadınlar kendilerini mahrem gözlere gösteriyor ve bunu yaparken Allah’ın verdiği güzelliği kendinden bilip kibirleniyorlardı. Ancak, İlâhî rahmet olarak gelen İslâm dini, esfel-i sâfilîne yuvarlanan bu insanlığı ıslah etmek için birtakım emir ve yasaklar getirmiştir. Bu emirlerden birisi de tesettür emridir.

Bu emrin yer aldığı âyetler şunlardır: “Ey Peygamber; hanımlarına, kızlarına ve mü’minlerin hanımlarına söyle. Baş ve boyunlarını örtmek için cilbablarını üzerlerine alsınlar.”1 ; “Mü’min kadınlara da söyle: Gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Ziynet yerlerini açmasınlar. Bunlardan kendiliğinden görünen kısmı müstesnadır. Başörtülerini yakalarının üstüne koysunlar.”2

Evet, bu âyetlerin muhatabı direkt kadınlar değil ilk etapta Peygamberimiz (asm) ardından bütün erkeklerdir. Bu yüzden erkeklerin de kadınlar kadar tesettür konusuna hâkim olmaları ve tesettürün nasıl olması gerektiğini anlatmaları gerekir.

Tesettür; “setretmek” fiilinden türemiştir. Lûgatte örtünmek, gizlenmek, bir şeyin içinde veya arkasında gizlenmek mânâsına gelmektedir. Bir fıkıh terimi olarak ise erkek veya kadının şer’an örtülmesi gereken yerlerini örtmesi demektir.

Tesettür teriminin dışında dikkat edilmesi geren bir nokta da ilk âyette yer alan “cilbab” terimidir. Maalesef günümüzde kadınların çoğu cilbabın ne olduğunu tam olarak bilmemektedir. Bu da bazı sıkıntılara sebep olmaktadır. Bu sıkıntılardan en büyüğü kadınların tesettüre tam olarak riâyet edememeleridir. Bazıları tesettürü sadece başını örtmekten ibaret sanmakla kalmayıp bir tarz olarak görmekte ve tesettürsüzlüğe bürünürek Peygamberimizin (asm) tabiriyle “giyinik çıplak” olan, kibirlenerek yürüyen kadınların3 durumuna düşmektedirler. Bu da ne yazık ki içler acısı bir durumdur. Bu yüzden cilbabın ne olduğunu doğru anlamak gerekmektedir.

Cilbab, Müslüman bir kadını baştan aşağı örten ve mü’min hanımların alâmeti olan çarşaf, ferâce gibi dış kıyafettir. Müslüman kadınların evden dışarıya çıktıkları vakit üstlerine giydikleri bol ve geniş bir örtü olup onları tanınmayacak şekilde örten bir nevi çarşaf demektir.4 Yani cilbab, mü’min kadınların Allah’ın tesettür emrine uymak için giydikleri dış örtünün Kur’ân-ı Kerîm’deki adıdır. Moda veya tarz olacak bir kıyafetin adı değildir.

Cilbab aynı zamanda “Hem tesettüre girerim hem de istediğim kıyafeti giyerim” anlayışına ve tesettürün bir tarz olmasına sed çekmektedir. Çünkü tanımda da yer aldığı gibi dış kıyafet mutlaka ziynet yerlerini örtecek şekilde bol ve geniş olmalıdır. Vücud hatlarını belli eden ince, dar elbiseler olmamalıdır. Hatta erkek kıyafeti olan dar pantolonlar da giyilmemelidir. Çünkü Peygamberimiz (asm) kadınlardan erkeklere benzeyenlere lânet etmiştir.5

Hem tarz deyip dikkat çeken dar elbiseler, pantolonlar giymek ve başını da deve hörgücü gibi yaparak örtmek mahrem gözleri uzaklaştırmaz. Aksine heveslerine düşkün erkeklerin meyletmesine sebep olur ve Peygamberimizin (asm) tarif etmiş olduğu “Giyinik olduğu halde çıplak, meyleden erkekleri kendilerine meylettiren, başları Horasan develerinin hörgücüne benzer kadınlar”6 olurlar. Böyle bir duruma düşmemek için tesettüre tam riayet edilmelidir.

Elhasıl: Mezkûr ifadelerden anlaşılacağı üzere tesettür modaya uydurulacak bir tarz değil, Cenâb-ı Hakk’ın emrettiği bir farzdır. Şefkat kahramanları olan hanımlara düşen bu farzı en güzel şekilde yapmak ve lisan-ı hâlleriyle örnek olmalarıdır.

D pnotlar: 1) Ahzab Sûresi, 59. âyet. 2) Nûr Sûresi, 31. âyet. 3) Müslim, 2128. 4) http://www.sorularlaislamiyet.com/article/7569/cilbab.html

5) Buhari, Hadis Nu: 5751; Ebu Davud, Hadis Nu: 4098

6) Müslim, 2128.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.