Risale-i Nur’dan Cezaevi Mektupları

Tabiat bir nakıştır, Nakkaş olamaz

Yeni Asya - - Lahika - Lem’alar, Otuzuncu Lem’a (Eskişehir Hapishanesi’nin Bir Meyvesi), Altıncı Nükte, s. 643

Evet, bir Zat ki, O’na yıldızların icadı zerreler kadar kolay gele; ve en büyük şey, en küçük şey gibi kudretine musahhar ola; ve hiçbir şey hiçbir şeye, hiçbir fiil hiçbir fiile mâni olmaya; ve hadsiz efrad, bir ferd gibi nazarında hâzır ola; ve bütün sesleri birden işite; ve umumun hadsiz hâcâtını birden yapabile; ve kâinatın mevcudatındaki bütün intizamat ve mizanların şehadetiyle, hiçbir şey, hiçbir hal daire-i meşiet ve iradesinden hariç olmaya; ve hiçbir mekânda olmadığı halde, her bir yerde ve her bir mekânda kudretiyle, ilmiyle hâzır ola; ve her şey O’ndan nihayet derecede uzak olduğu halde, O ise her şeye nihayet derecede yakın olabilen bir Zat-ı Hayy-ı Kayyum-u Zülcelâl’in elbette hiçbir cihetle misli, naziri, şeriki, veziri, zıddı, niddi olmaz ve olması muhaldir. Yalnız, mesel ve temsil suretinde şuunat-ı kudsiyesine bakılabilir. Risale-i Nur’daki bütün temsilât ve teşbihat, bu mesel ve temsil nev’indendirler.

İşte böyle misilsiz ve Vacibü’l-vücud ve maddeden mücerred ve tecezzisi ve inkısamı her cihetle muhal ve tagayyür ve tebeddülü mümteni ve ihtiyaç ve aczi imkân haricinde olan bir Zat-ı Akdes’in kâinat safahatında ve tabakat-ı mevcudatında tecellî eden bir kısım cilvelerini ayn-ı Zat-ı Akdes tevehhüm ederek, bir kısım mahlûkatına ulûhiyetin ahkâmını veren ehl-i dalâlet insanların bir kısmı, o Zat-ı Zülcelâl’in bazı eserlerini tabiata isnad etmişler. Halbuki, Risale-i Nur’un müteaddit yerlerinde kat’î bürhanlarla ispat edilmiş ki: Tabiat bir san’at-ı İlâhiyedir, sâni’ olmaz; bir kitab-ı Rabbaniyedir, kâtip olmaz; bir nakıştır, nakkaş olamaz; bir defterdir, defterdar olmaz; bir kanundur, kudret olmaz; bir mistardır, masdar olmaz; bir kabildir, münfail olur, fail olmaz; bir nizamdır, nazım olamaz; bir şeriat-ı fıtriyedir, şâri’ olamaz.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.