SURİYE ÇELİŞKİLERİNE DEVAM

Yeni Asya - - BAŞ SAYFA - Cevher İlhan cevher@yeniasya.com.tr

ABD, İngiltere ve Fransa’nın mübârek Mi’rac Gecesi’nde Müslüman komşu ülkenin topraklarını yüzlerce kilometre mesafedeki üslerinden ve savaş gemilerinden attıkları füzelerle ve uçaklarla vurup, Suriye’yi yeni imal ettikleri en güçlü silâhlarını deneme tahtası haline getirmesine Fransa muhalefeti, saldırının hiçbir yasal temelinin olmadığını ve parlamentoda onaylanmadığını bildirip, “Operasyon bizi öngörmediğimiz tehlikelere götürür, barış zeminini yok eder ve Fransa’yı dışlar” diye tepki gösterirken, bizim Dışişleri Bakanlığı’nın daha saldırının ilk saatlerinde tıpkı İsrail gibi “Bu operasyonu yerinde bir tepki olarak görüyor ve memnuniyetle karşılıyoruz” demesi, kırılmanın vardığı son noktayı ortaya koyuyor.

UFUKSIZ, SIĞ POLİTİKALARIN AKIBETİ

İngiltere’de muhalefet parlamento kararı olmadan operasyon emrini verdiği için Macron’u topa tutar ve Amerika’da Demokratlar, “Kongre kararı olmadan Suriye’nin vurulması”nı kıyasıya eleştirirken, İslâm âleminden Latin Amerika’ya, Şili’ye, bütün dünyadan binlerce kişi sokaklara dökülüp Amerikan bayraklarını yakarken, AKP iktidarının şahsiyetli bir duruş yerine ABD’YI alkışlaması, vahameti su yüzüne çıkarıyor.

Hükümet sözcüsü, “Bizi bilgilendirdiler!” diye ecnebilerin okyanuslar ötesinden gelip bir başka ülkenin topraklarını bombalamasını “meşrû” görürken, Başbakan “Bugüne kadar neredeydiniz? Operasyonu olumlu bir adım olarak görüyoruz” diye sevinip, bombalamada geç kalındığından serzenişte bulunuyor.

Keza Cumhurbaşkanı, bir yandan “12 bin kilometreden burayı vurmak için niye geliyorsun?” diye sorarken, diğer yandan Ankara’da Türkiye’nin Rusya ve İran ile imzaladığı “Suriye’nin toprak bütünlüğünü, egemenliğini, bağımsızlığını ve siyasî birliğini” açıkça ihlâl edip bu ülkeyi parçalamayı hedef alan küresel operasyon için “Doğru buluyoruz” sözü arasındaki tenâkuz, Ankara’nın sürüklendiği girdabı açığa çıkarıyor.

Ve bu manevra ile, Suriye’nin barış ve istikrarı için önemli adımlar atılan Astana ve Soçi süreçlerinin bizzat Ankara’nın günübirlik, sığ, ufuksuz, akıbetsiz politikalarıyla bir defa daha ne denli tahrip edildiğinin açık ikrarı oluyor.

HANGİ MÜDAHALE BARIŞ GETİRDİ?

Şu hale bakın ki, Ankara bir yandan “asrın projesi” olarak lanse ettikleri Rusya ile nükleer enerji santrali ihalesi başta olmak üzere birçok stratejik ekonomik anlaşmayı imzaladığı Rusya’nın “bölgeyi ve uluslar arası ilişkileri kaosa sürükler” diye kınadığı, Müslüman komşu İran’ın “Ortadoğu’da yıkıma neden olacak bir cinâyettir”diye takbih ettiği, İsrail’in güvenliği, hegemonya ve çıkarları hesâbına Irak gibi Suriye’nin de çökertilmesini amaçlayan yabancı güçlerin saldırısını “memnuniyetle karşılıyor”!

Bununla kalınmıyor; “iktidara iliştirilmiş medya”da, iktidarın yaptığı her yanlışa medhiyeler dizmekle kendilerini “görevli” ve “mecbur” bilen yorumcular, “Türkiye’nin operasyondan zarar almadan çıktığını” ileri sürüp, Astana ve Soçi süreçlerini tahrip eden ve Suriye’yi Irak gibi bölüp parçalama maksatlı küresel zâlimlerin saldırısını Ankara’nın yerinde görmesini, “Erdoğan’ın yeni stratejisi” olarak allayıp pulluyorlar.

Sormak lâzım; şimdiye kadar ABD – İngiltere ve işgal – savaş koalisyonunun bölgede ve İslâm ülkelerinde yaptığı han- gi müdahale barış getirdi? Hangi operasyon, Türkiye’nin ve İslâm ülkelerinin faydasına oldu? Suriye’nin bölünüp parçalanması Türkiye’nin ve bütün bölgenin zararına olmayacak mı?

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.