“Taş Değirmen” zeytinyağı görücüye çıkıyor

Havadis Gazetesi - - ÖN SAYFA - Sayfa

Birkaç yıldan beridir Kıbrıs Türk Esnaf ve Zanaatkarlar Odası’nın tarımsal üretim alanlarında kooperatifleşme çalışması yürüttüğüne tanık olmaktayız. Oda, farklı alanlarda bireysel üretim gerçekleştirip markalaşamayan, ucuz ve güvenli ürün elde edemeyen ve sonuçta başarısız olan üreticileri bir çatı altında toparlamaya ve pazarda daha güçlü durmalarına çalışıyor. Birkaç yıllık çalışma sonunda şimdiden zeytin ve üzüm kooperatifleri kurulmuş bile. Ürünlerin tanıtım ve pazarlanmasını sağlayacak bir de pazarlama kooperatifi kurulmuş. Kooperatifin ilk üretimi olan zeytinyağları, “Taş Değirmen” adı altında pazartesi gün görücüye çıkacak. Sırada, peynir-hellim, harnıp, ceviz ve hurma üretimine yönelik yeni kooperatifler var.

Bu girişimleri yürüten Kıbrıs Türk Esnaf ve Zanaatkarlar Odası Koordinatörü Hürrem Tulga ile bir görüşme yaparak kooperatifçilik işine neden ve nasıl giriştiklerini sorduk.

Sayın Tulga, Esnaf ve Zanaatkarlar Odası özellikle tarımsal üretim alanlarında neden kooperatifleşme gereksinimi duydu?

Uzun süreli deneyimlerimizden sonra bu ülkede en önemli sorunun katma değerli üretim yapamama sorunu olduğunu öğrendik. Ülkede katma değer artışı sağlanması gerektiği kanaatine vardık. Ve ilk girişim olarak mesleki eğitimden başladık. Dedik ki; yabancı işgücü ile bu ülke dönmez. Bu alanda 2002’den beridir ciddi hamleler yaptık hatta okullar ve kampus aşamasına kadar da geldik. Bu yaptığımız bu ülkedeki önemli bir katma değer artışıdır. İşgücü piyasasına kattığımız her eleman, aslında paranın ülke içinde kalmasına hizmet eder.

Tabii ki bu yaptığımızın yeterli olmadığını biliyorduk ve 2012 yılında Avrupa Birliği ile muazzam bir tartışmaya girdik. Biliyorsunuz ki Kuzey’de AB’nin bir ofisi vardı ve toplum için 249 milyon Euro’luk bir kaynak açmışlardı. 201112’ye geldiğimizde, harcanan paraların hedefine gitmediği yönünde ciddi bir tartışma vardı. Sayın Serdar Denktaş’ın başlattığı ve sonunda AB’nin de itiraf ettiği bir tartışma. Ayni anda AB içinde başlatılan tartışmalara davet edildik ve orada dedik ki; yürütülen destek programları ile ne marka yaratılabilir, ne de katma değer üretilebilir. Bu tartışmalara iki öneri sunduk. Birincisi kaynaklara dayalı bir gelişme modeli benimsenmesi lazım, ikincisi ise Lefkoşa Surlariçi gibi Kuzey’deki potansiyel cazibe merkezlerine ciddi yatırımlar yapılması.

Tartışmaların sonunda üreticilerin bir araya gelmeleri, kooperatifleşme gerektiği, üretici güçlerin bir araya gelmeleri ile ancak daha büyük ölçekli işler yapılabileceği, belirli bir ölçeğe gelinmesi halinde gıda güvenliğinin sağlanabileceği sonucuna varıldı. Biz orada kalmayarak ülke çapında bir ürün haritası çıkarma yönüne gittik. Yani nerede ne üretilir? Karpaz’dan Lefke’ye kadar geniş bir alan çalışması yaptık. Ham olarak satma yerine üzerinde çalışarak, katma değer yaratarak ihraç edebileceğimiz ürünler peşindeydik. Lefke bölgesinde yeterli olmasa da ceviz ve hurma üretimi, Mesarya’da süt, hellim ve peynir üretiminde bir yoğunlaşma olduğu, Karpaz’da ise Harnıp, üzüm ve zeytin üretimi dikkat çekti. Beş değişik bölgede üretimde kümelenme olabileceği tespitini yaptık. Önce kendi aramızda, sonra da bölgelerde belediyelerin de desteği ile kooperatif kurma çalışmaları başlattık. Yedikonuk ve Mehmetçik bölgelerinde üreticilerin geçmiş kötü kooperatifçilik deneyimlerinden dolayı yeni bir kooperatif serüvenine hazır olmadıklarını gördük. Israrlı tartışmalar sonucu onları, geçmiş deneyimlerin evet kötü olduğuna ancak bireysel üretim çabalarının da sonuçsuz kaldığına ikna ettik. Gıda güvenliği, sanayileşme ve markalaşma sağlayabilmek için güçlerini birleştirmeden başka seçenekleri olmadığı konusunda mutabık kaldık. Bu noktada KOBİGEM’in de hakkını vermek gerekiyor. Bize sürekli teşvik edici oldular. 2015 yılında AB’nin yerel uzmanları, bizim bu çalışmalarımıza tanık olunca bu sürece kendilerinin de dahil olmak istediklerini söylediler. “Bizim aradığımız projeler bunlardı” dediler. Yapılmak istenen işin fizibilitesini çıkarmaya talip oldular ve zeytin üretimi üzerinden bir girişim yapılırsa, yüzde

450 katma değer kazanılabileceği sonucuna vardılar. Kümelenme yani tarımsal sanayi oluşması halinde siyah zeytin, çakıstez, sabun ve turistik ürünlerle iyi sonuçlar alınabileceği ortaya çıktı.

Bu durum anlaşılınca, 2016 yılında yine AB teknik desteği ile kooperatiflerimizi kurduk. Mehmetçik bölgesinde üzüm temelli olarak üzüm kooperatifi, Büyükkonuk ve çevresinde ise zeytin temelli zeytin kooperatifi kurduk. Bu iki kooperatife ek olarak odamızın da içinde yer aldığı üreticilerle birlikte bir çatı örgütü, pazarlama kooperatifi de oluşturduk. Pazarlama kooperatifinde, gelecekte kooperatif kurmayı planladığımız Girne, Lefke ve Mesarya bölgelerinden de temsilcilere de yer verdik. Kooperatifler kurulduktan sonra en hazır ürünün zeytin olduğu ortaya çıktı ancak bu defa da işletme sermayesi sorunu ortaya çıktı. Üretim-tüketim döngüsü yaratabilmek için hazır bir paraya gereksinim vardı. Bu sorunu, hükümetin de desteği ile Kalkınma Bankası’ndan elde ettiğimiz uzun vadeli işletme kredisi ile çözdük. Varlıklarımızı ipotek göstererek, ilk etapta bize yeterli olacak kadar bir işletme kredisi sağlamış olduk. Böylece bizimle sözleşme imzalamış olan bütün zeytin üreticilerinin ürünlerini olabildiğince peşin para ödeyerek satın aldık. Satın aldığımız zeytinleri, gıda mühendislerinin denetiminde yağa dönüştürdük ve silolara aktardık. Üreticilerimize litre başına 20 lira peşin, satış sonrası ise 10 lira daha olmak üzere 30 lira bir ödeme durumuna geldik. Ürüne kavuştuktan sonra üreticilerle bir araya gelerek bir marka oluşturma çalışması yaptık. İsmimizin “Taş Değirmen” olması konusunda karara vardık. Elde ettiğimiz mükemmel nitelikteki yağları, çeşitli ebatlarda, turistik olarak, sarımsaklı, biberli aromalarla zenginleştirdik ve 14 Ocak’ta gerçekleştireceğimiz bir tanıtım ve tadım gecesi ile ilk defa piyasa ile buluşturacağız. Bu tanıtımdan sonra ürünlerimiz market raflarında yerlerini almaya başlayacaklar.

Pazarlama kooperatifimiz, ürünlerimizin pazarlanmasının en doğru yolunun mevcut pazarlama şirketleri üzerinden olabileceği sonucuna vardı ve mevcut şirketler ile değerlendirmeler yaptık. En uygun dağıtım teklifini, Adem Kaner şirketi verdiği için işi bu şirketle yapmaya karar verdik.

Bu sezon zeytin hasadının az oluşması sonucu sadece yağ üretimi yapabildik. Gelecek sezon ilaveten siyah zeytin ve çakıstez üretimimiz de başlayacak. Mevsim yağışlarının çok olumlu geçmesi sonucu gelecek yıl çok daha büyük miktarlarda verim bekliyoruz. Gelecek yıl ayrıca üzüm üretimimizin de pazara çıktığı yıl olacak.

Hürrem Tulga’ya bölgede kaç üretici olduğunu, bunlardan kaçının kooperatife dahil edilebildiklerini soruyoruz.

Tulga bölgede ölçek olarak iyi durumda olan 6 yüz civarında üretici olduğunu, bunlardan 100 kadarı ile şimdiden üretim ilişkilerine girdiklerini söylüyor ve şöyle devam ediyor:

“Mevsimin kurak ve hasadın düşük kalması sonucu pazar için öngördüğümüz miktarda yağ elde edememe ihtimaline karşı sözleşme yapamadığımız üreticilerden de zeytin alımına gittik.

Ancak yine de öngördüğümüz miktarlara ulaşamadık.”

Pazarlama kooperatifinin büyük tüketim yapan oteller ve restoranlara yönelik olarak taahhüt ettiği yağı karşılayabilmek için ise, Türkiye’den 25 ton iyi nitelikte zeytin yağı ithal etmek zorunda kalmışlar. Silolarda tuttukları bu yağları, şişeleme yapmadan büyük hacimler halinde satışına başlamışlar.

KıbrısTürkEsnaf veZanaatkarlar Odası’nıntarımsal üretim alanlarında kooperatifleşme çalışmalarının sonucu olarakkurulan ÜreticilerKooperatifi markalaşmış ilk ürününüpiyasaya sunmayahazır

Newspapers in Turkish

Newspapers from Cyprus

© PressReader. All rights reserved.