FİLDİŞİNDEN KULEYDİM

Havadis Gazetesi - - NEWS -

Birisi, ömrünüzün herhangi bir zamanında karşınıza geçip ancak filmlerde, romanlarda rastlanabilecek bir sevda yaşayacağınızı söylese...

Birisi gelip, dünyayı karşınıza alabileceğiniz, para denen, ün denen, kariyer denen, çevre denen iğreti oluşumları elinizin tersiyle itebilecek “O”na rastlayacağınızı anlatsa; ve yine o birisi, rüya gibi, gerçek gibi, şiir gibi yaşayacağınız sevdanın hastalık, ölüm ya da herhangi bir nedenle bitebileceğini dillendirse, siz ne yapardınız? Hastalığa, ölüme, herkesin görebildiği, herkesin gerçeklerine aldırmayarak

“fildişinden bir kuleydim yıktım kendimi”

diyebilecek bir “biz” olmaya koşar mıydınız?

Gerçek denilen yalanın ezberini bozar mıydınız? Hediye süsü verilmiş ayrılıklar, “ikbal”dan çıkan plastik sevgililerle kokuşmuşken her yer, hücreleri kemiren hastalığa rağmen her türlü sonu göze alır mıydınız? Ve bir yıl, üç yıl, beş yıl sonunda, onca sevgi dolu öpüşün, sarılışın, günün, gecenin, şiiirin, şarkının, güneşin, deryanın yoldaşlığı sürerken, ölümün ya da ayrılığın kapı ardında durduğu unutulmuşken, gitmenin soğuk nefesi aşkınıza düşerse hangi gerçekle ortada kalırdınız?

"ölüm değilse bizi ayıran yazık olmuş" der miydiniz? yoksa

"madem yaşıyoruz toprak olmadık, biz ikimiz birden yalancıymışız" diyerek eski bir sözü mü ezberlerdiniz?

Bazı insanlar için yaşamdaki ölüm ayrılıksa, bazıları için ayrılık sadece elde olmayan tek neden olan ölümdür. Ölüm haricinde bazı eller birbirinden ayrılamazlar.

Onlarınki bir öykü olsaydı büyük, acılı hatta trajik bir aşk öyküsü olurdu. Var ile yokun, varken yok olanın, yokken var kalanın, yani eskitilen ve yozlaştırılan aşkın gerçeği yazılırdı... Onlarınki ancak arabesk filmlerin sonlarında rastlanabilecek bir veda sahnesiydi. Onlar, sizin, benim, herkesin değil, kendi gerçeklerinin peşinde aşklarının gerçeğindeydiler. Koskocaman bir ömre sığdırılabilecek anların izinden gittiler. Ortalığı cayır cayır yakan bir yaz öğleninde sıradan bir acı kayıp ilanı gibi zaman ve mekan kavramından süzülüp gitti “onlardan birisi”. Diğerine veda sahnesini yaşamak düştü. Bir de, “biz sana demiştik” diyen cümlelerle savaşmak. Ölümden başka hiç bir güç onları ayıramazdı diyen şarkılar yazıldı yollarına...

Kafamda bir filmin sahnesinde aklıma kazınan soru cümlesi yandı. Melekler Şehri (City of Angels) filminde aşık olduğu Maggie (Meg Ryan) için ölümsüzlüğü bırakarak ölümlü bir hayatı seçen ve çok kısa bir süre sonra sevdiğini kaybeden Seth’e (Nicolas Cage) filmin son sahnesinde arkadaşının sorduğu soru takıldı aklıma:

"Böyle olacağını bilsen yapar mıydın?"

“onun saçını bir kez okşamayı, dudağından bir kez öpmeyi, bir kez olsun elini tutmayı onsuz bir sonsuzluğa tercih ederdim”...

diye yanıtlamıştı Seth filmin sonunda. Tıpkı onlar gibi aşklarını savunmuştu, sevgisiz bir dünyanın adaletsiz yolunda... Onlara ve gerçek olmayacak gerçeklerin peşinde koşarak, her şeye, herkese ve hatta ölüme rağmen aşkı seçenlere selam olsun...

Newspapers in Turkish

Newspapers from Cyprus

© PressReader. All rights reserved.