Su akar yolunu bulur

Kıbrıs Postası - - Haber Yorum -

Türkiye’ye işgalci diyenler, bugün neden bu kadar cami yapılıyor da okul yapılmıyor ya da bu kadar camiye ne gerek vardı, okul yapılmalıydı diyerek halkımızı bölmeye çalışıyor. Özellikle son iki gündür yapılan bu açıklamaların ana sebebi hiç kuşku yok ki sel faturasını dahi Türkiye’ye kesme çabasıdır.

Bu ülkenin hem camiye, hem de okula ihtiyacı var. Çünkü her ikisi de ilim yuvasıdır. Kimi çevreler, Kıbrıs Türk halkının sosyal alışkanlıklar yönünden farklı olduğunu vurgulayarak, arka planda aslında herhangi bir inanç olmadığı yönünde bir algı oluşturmaya çalışıyor. Maksatlı, ancak beyhude bir çaba... KKTC halkı, değerlerinin, kültürünün ve özünün farkında çünkü.

Şimdilerde okul istiyoruz diyenler, ilahiyat koleji yapılırken adeta ortalığı ayağa kaldırmış, okul açıldıktan sonra da çocuk yaştaki öğrencilere hakaret edebilecek seviyeye dahi düşmüşlerdi. Samimiyetten çok uzak olan bu yaklaşım, maksadın okul olmadığını zaten gösteriyor.

Cami ve okul kıyasının yapılması, daha doğrusu bu düşüncenin ortaya atılması tamamen art niyetlidir. Kaldı ki güney komşumuz da dâhil olmak üzere hiçbir ülkede böyle bir kıyas yapıldığına şahit olamazsınız. Her ülkenin kendi yaşayış ve inanışına özgü olarak hassasiyetleri bulunmaktadır. Bu hassasiyetlere dinamit koymak isteyenlerin tek bir gayesi olabilir. O da ayrıştırma...

Gelelim sel meselesine. Hayatını kaybeden insanlar üzerinden dahi siyaset gayesi ile hareket edenlerin varlığına şahit olmak gerçekten üzücü. Ancak bu zihniyet yapısına teşekkür etmemiz gerekiyor sanırım. Çünkü buldukları her fırsatta sürekli olarak kendilerini hatırlatmaları, toplumsal hassasiyetin diri tutulmasına vesile oluyor.

Öncelikle hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah'tan rahmet diliyor, maddi hasara uğrayan tüm yurtdışlarımıza da geçmiş olsun temennilerimi iletmek istiyorum.

Dünyaca ünlü bir belgesel kanalının belgesellerinin başında 'Felaketler öylesine gerçekleşmezler. Bir dizi kritik olayın sonucudur.' şeklinde bir ibare bulunur.

Ülkemizdeki sel felaketini de açıklayan bir ifade olduğu için aklıma geldi sanırım.

Teknik konulara girmeyeceğim. O detaylar meseleye hakim olan ya da olmayan herkes tarafından günlerdir zaten konuşuluyor. Felaketin hem bugününü, hem de dününü ortaya koyan sürece dikkat çekmek istiyorum.

Türkiye Cumhuriyeti devleti tarafından altyapının geliştirilmesi maksadıyla sağlanan katkı ve bütçenin yerinde kullanılmaması ya da geç kullanılması noktasında kim sorumludur?

Anavatan Türkiye Cumhuriyeti, yıllardır ülkemiz için bütçe ayırıyor, bunu değerlendirmek ve ortaya proje koymak ise KKTC idarecilerine düşüyor.

Sadece birkaç ayda sona erecek olan inşaatların yıllar sürmesi, başlanan projelerin yarım bırakılması ya da hiç proje hazırlanmaması, kimin ihmalidir?

Bunca ihmalin üzerine bir de kalkıp cami ve okul kıyası yapmak, pişkinlik değil de nedir? Kaldı ki tadil edilen ya da derslik sayısı arttırılan okullarımızdaki inşaat projeleri, Hem TC Kalkınma ve Ekonomik İşbirliği, hem de Kıbrıs Vakıflar İdaresi katkıları ile yapılıyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nın kendi kaynakları ile yapılan kaç proje var? Sorusunu da gözden kaçırmamak lazım…

Biz sivil toplum alanında çok sayıda proje ile Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği'nin kapısını çaldık. Ve bugüne kadar tek bir defa bile geri çevrilmedik.

Bu konuda mücadele eden herkese sormak isterim. Hangi okul inşaatı için proje hazırladınız ya da nereye okul yapmak istediniz de geri çevrildiniz?

Sonuç olarak vurgulamalıyım ki KKTC halkı, hem inancına, hem de Anadolu insanı ile arasında olan köprülere dinamit koymak isteyenlerin farkında. Beyhude çabalar sonuç vermeyecek, doğru ile yanlış ise su akar yolunu bulur gerçeği üzere ayrışacaktır...

Newspapers in Turkish

Newspapers from Cyprus

© PressReader. All rights reserved.