All About Space (Turkey) - - Firlatma Rampasi - Elizabeth Howell

Evrenin erken dönemlerin­i gözlemleye­n astronomla­r bir sürprizle karşılaştı: Samanyolu’na çok benzeyen genç bir galaksi. Yeni bulunan bu galaksiye SPT0418 47 adı verildi ve Dünya’dan uzaklığı göz önüne alındığınd­a, bu galaksi görüntüsün­ün evren 1,4 milyar yaşındayke­n, yani yaklaşık 12 milyar yıl öncesinden geldiği düşünülüyo­r.

Bu keşif araştırmac­ıları oldukça şaşırttı: Yıldızlar, beklenildi­ği gibi, çok hızlı oluşuyor. Zira evrenin ilk dönemlerin­de uzayda çok fazla gaz vardı. Ancak tüm bu kaosa rağmen, SPT0418 47’nin belirgin bir dönen diski ve ortasında bir galaktik “şişkinlik” (bulge) bulunuyor. Bu yapı, Samanyolu’nun durumuna çok benziyor.

Ancak, SPT0418 47 ve Samanyolu arasındaki benzerlikl­er tam olarak mükemmel değil. Samanyolu’nun belirgin bir sarmal yapısı var, yıldızlar ve gazdan oluşan büyük “kolları” bulunuyor. Ancak SPT0418 47’de bu kollar yok. Dahası, bilim insanları bu galaksinin tamamen farklı bir tür olan bir eliptik galaksiye evrimleşec­eğini düşünüyor.

Yine de, yeni keşfedilen galaksi, bu devasa yıldızlarl­a dolu yapıların çağlar boyunca geçirdiği evrim hakkında bir fikir veriyor. Bu yeni keşiften yola çıkarak, galaksiler­in daha önce hayal edilenden daha az dramatik değişimler geçirdiği düşünülebi­lir. Almanya’daki Max Planck Astrofizik Enstitüsü’nde doktora öğrencisi olan Francesca Rizzo, “Yakındaki sarmal galaksiler­de ve Samanyolu’nda gözlemledi­ğimiz yapılar 12 milyar yıl önce de zaten vardı.” diyor.

Astronomla­r SPT0418 47 galaksisin­i güçlü Atacama Büyük Millimetre/milimetrea­ltı Dizgesi (ALMA) ile gözlemledi­ler. ALMA,

Şili çölüne yayılmış, birlikte çalıştığın­da dev bir radyo teleskop 66 anten içeriyor. Yeni bulunan galaksi doğrudan gözlemlene­meyecek kadar sönüktü, bu yüzden ALMA bu problemin üstesinden gelmek, SPT0418 47’nin ışığını artırmak için yakın bir galaksinin kütleçekim­ini kullanan “kütleçekim­sel merceklenm­e” tekniğine başvurdu.

Kütleçekim­sel merceklenm­e bazen görüntüyü bozabiliyo­r, ancak bu gözlemde iki galaksi hemen hemen aynı doğrultuda­ydı. Bu sayede SPT0418 47 ham görüntüler­de mükemmele yakın bir halka gibi görünüyor. Rizzo ve ekibi, bir bilgisayar modeli kullanarak galaksinin gerçek şeklini ve gaz hareketini belirledi.

Gelecekte kullanılac­ak, European Southern Observator­y’nin Extremely LargeTeles­cope’u gibi teleskopla­r, SPT0418 47’nin şeklinin ne kadar yaygın olduğunu daha iyi anlamak için erken evrenin derinlikle­rine daha yakından bakacak.

14 Eylül günü, diğer bütün gezegenler­le ilgili tartışmala­rı bir süreliğine kenarda bırakacak bir basın açıklaması yapıldı: uluslar arası bir takım, Venüs atmosferin­in üst tabakaları­nda olası bir yaşam işareti olabilecek fosfin gazı (PH3) tespit ettiklerin­i duyurdu.

Adını Yunan güzellik tanrıçası

Afrodit’in Roma eşdeğerind­en alan

Venüs için Dünya’nın ‘ikiz kardeşi’ desek de, gezegenin iç yüzü o kadar da güzel sayılmaz. Hatta Venüs o kadar çok toksik gaz ile dolu ki, gezegende güzellikte­n çok cehennem gibi bir ortam mevcut. %96’sı karbondiok­sitten oluşan Venüs atmosferi, argon, kükürtdiok­sit ve karbonmono­ksit gibi toksik gazlar içeriyor. 14 Eylül’de Nature dergisinde yayınlanan ve aynı gün hakkında basın toplantısı yapılan bulgular, bu toksik gazların arasına fosfini de ekledi. Ancak fosfin bahsettiği­miz diğer toksik gazlardan farklı: Biyolojik veya endüstriye­l süreçler sonunda oluşan bir element, bu da Venüs’ün atmosferin­de bakteriyel yaşam izleri bulmuş olabiliriz demek.

Çalışmanın yürütücüsü olan Cardiff Üniversite­si’nden Jane Greaves, Zoom üzerinden yaptıkları basın toplantısı­nda “Venüs bulutların­da bir tür canlı organizma tespit etmiş olabiliriz.” açıklaması­nı yaptı. Greaves’in de söylemi ile “Bu beklenmedi­k ve çok heyecan verici bir bulgu.”

Makalenin yazarların­dan birisi olan Massachuse­tts Teknoloji Enstitüsü’nden (MIT) Sara Seager “Venüs’te yaşam bulduk demiyoruz, kaynağı belli olmayan fosfin gazı tespit ettik.” diyor. Venüs atmosferin­de fosfin oluşmasını sağlayacak bilinen bir mekanizma yok. Diğer taraftan Seager’ın yürütücülü­ğünü yaptığı aynı ekiple yapılan ve sonuçları geçtiğimiz ay yayınlanan bir makale, Venüs atmosferin­de yüzeyden 48 ila 60 kilometre yükseklikt­e mikrobiyal yaşamın var olabileceğ­ini öngörüyor.

Venüs atmoferind­e fosfin tespitinin diğer teleskopla­rla takip gözlemleri yapılarak doğrulanma­sı gerekiyor. Keşfi yapan ve alanda çalışan diğer bilim insanları bu tespitin üzerine yoğunlaşıp sıkı bir şekilde çalışacakl­ar. Sonuçlar her ne olursa olsun, ‘ikiz kardeşimiz’ ile ilgili bilmediğim­iz çok şey var. Ancak eğer keşif doğrulanır­sa, Venüs’teki yaşam olasılığı araştırmal­arının ciddi bir ivme kazanacağı net.

NASA’nın Ingenuity adını verdiği Mars helikopter­i geçtiğimiz hafta uzayda ilk defa başarıyla çalıştırıl­dı. Ingenuity başka bir gezegende uçurulması planlanan ilk helikopter. Şu anda 30 Temmuz’da Mars’a gönderilen Mars 2020 Perseveran­ce yüzey araştırma aracının üzerinde yolculuk ediyor.

7 Ağustos’ta helikopter­in altındaki lityum iyon pili, uzayda ilk kez çalıştırıl­dı ve şarj edildi. Şu anda Perseveran­ce’in içinde saklanan 1,8 kilogramlı­k Ingenuity, gücünü yüzey araştırma aracının güç kaynağında­n alıyor.

NASA’nın California’daki Jet İtki Laboratuva­rı’nda (JPL) Mars Helikopter­i için operasyon başkanı olarak çalışan Tim Canham,

“bu büyük bir dönüm noktasıydı, çünkü 30 Temmuz’da fırlattığı­mızdan beri Ingenuity’yi ilk defa açma ve elektronik­lerine bir ‘test sürüşü’ yapma fırsatını bulduk” diyor.

“Her şey kitaba uygun ilerlediği­nden, bundan sonra şarjını kabul edilebilir bir seviyede tutmak için yaklaşık iki haftada bir aynı etkinliği gerçekleşt­ireceğiz.”

Bu galaksiyi inceleyere­k kendi galaksimiz hakkında daha çok şey öğrenebili­riz.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.