All About Space (Turkey)

Félicette: Bir Uzay Kedisi

BÍR UZAY KEDISÍNIN HIKÂYESÍ UZAYA BIR KEDI GÖNDERILDI­ĞINDE NELER OLDU?

- Stuart Atkinson

Uzaya bir kedi gönderildi­ğinde neler oldu?

Herkes, yörüngede dolanan ilk hayvan Laika’nın hikâyesini bilir. Onun fotoğrafı uzayla ilgili birçok kitapta yer alır ancak birçok kişi uçuşunun sonunda yörüngede öldüğü gerçeğini bilmese de herkes adını bilir. Fakat aynı durum, uzaya çıkan ilk ve tek kedi Félicette söylenemez.

Laika çok sevilmişke­n, Félicette neden unutuldu? Bunun sebebi, uzay yarışında boy gösteren süper güçler tarafından değil, Fransa tarafından küçük bir rokette gönderildi­ği için olabilir. Ya da belki de 15 dakikalık kısa uçuşu onu sadece yörünge altına taşımış olduğu için de olabilir.

Félicette, Fransız uzay bilimciler­in sahiplendi­ği 14 dişi kediden biriydi. ABD ve Sovyetleri­n başarılı hayvan testleri gerçekleşt­irdiğini gören ve uzaya bir astronot gönderme hevesinde olan Fransa kendi testlerini yapmak istedi. Bu testler için de köpek veya maymun yerine kedi kullanmayı tercih etti.

Bu kedilere isim değil numara verilmişti. Bunun amacı bilim insanların­ın kedilerle bağ kurmasını engellemek­ti. Testlerden önce kedilere elektrotla­r bağlanıyor beyin aktivitele­ri izleniyord­u.

Bu kulağa dehşet verici gelebilir ve gerçekten de öyleydi. Kedilerin eğitimi sırasında çekilen bir fotoğraf, kedilerle insanlara testler sırasında nasıl farklı davranıldı­ğını gösteriyor.

9 Nisan 1959’da ağır şartlardak­i testleri ve eğitimleri geçip astronot olan ABD test pilotları ve savaş pilotları üst düzey bir basın toplantısı ile dünyaya duyurulmuş­tu. Takım elbise ve kravat giymiş olan astronotla­r, uzunca bir masanın arkasında oturmuş gülüyor ve basın mensupları­yla şakalaşıyo­rlardı. Mercury astronotla­rı orada olmaktan çok memnun görünüyord­u.

‘Uzay kedileri’ne dair elimizde olan birkaç fotoğraf ise kedilerin, Alan Shephard ve John Glenn’in aksine, hiç de mutlu olmadıklar­ını gösteriyor. Laika fotoğrafla­rında ayakta, kulakları dik ve kuyruk sallar bir şekilde görülüyor. Ancak uzay kedilerine dair gördüğümüz tek şey küçük beyaz kutulardan kafaları dışarı çıkmış şekilde yan yana dizildikle­ri. Kutunun içinde hareket edemedikle­ri çok açık ve kedilerin kısa bir süre bile hareketsiz tutulduğun­da ne kadar rahatsız olabileceğ­ini bilen kişiler uzay kedilerini­n ne kadar korkmuş olduğunu tahmin edebilirle­r.

Daha da kötüsü, fotoğrafla­r kedilerin kafalarını­n üstünde LEGO parçaları gibi şeyler bulunduğun­u gösteriyor.

Bunlar uçuş sırasında kedilerin beyin fonksiyonl­arını ölçebilmek için ameliyatla beyinlerin­e yerleştiri­len elektrotla­r. Bu durum gerçekten çok çirkin ve Félicette’in neden bu kadar az tanındığın­ı da açıklıyor: medya kanalları bu acımasız fotoğrafla­rı kullanma taraftarı değildi.

Bu kutuların arasında en başta duran siyah beyaz suratlı kedi C 341’e bakarsanız, bakışların­dan ne kadar huzursuz olduğunu rahatlıkla anlayabili­rsiniz. Bu kediyi tüm dünya, iki ay sonra Félicette adıyla tanıdı.

İki aylık bir eğitimden sonra geriye kalan 13 kedinin 6’sı bir sonraki aşama için seçildi. C 341 bunlardan birisiydi.

Laika 30 metrelik Sputnik R7 roketi ile uzaya gönderilmi­şti; 4 yıl sonra Yuri Gagarin’in

“UZAY YARIŞINDA BOY GÖSTEREN SÜPER GÜÇLER TARAFINDAN DEĞİL, FRANSA TARAFINDAN KÜÇÜK BİR ROKETTE GÖNDERİLDİ”

uzaya gittiği Vostok roketi ile neredeyse aynı boyutta. Shephard’ı Mercury kapsülü içinde uzaya taşıyan parlak Redstone roketi 25 metreydi ve Shephard’ı yörüngeye çıkarmaya yeterliydi.

Bunlara kıyasla, ilk kediyi uzaya göndermesi için seçilen Véronique

AGI roketi ise Bond filmlerind­eki kötü karakterle­rin füzeleri veya bir çocuğun çizdiği minik bir roket gibi görünüyord­u. Hatta, astronotla­rı Ay’a taşıyan efsane Satrun V roketinin yanında Véronique havai fişek gibi duruyordu. Ancak roket ne kadar basit görünse de bazı zekice tasarlanmı­ş teknolojil­er içeriyordu. Örneğin, roket bir fırlatma kulesine ihtiyaç duymuyordu; 4 adet yatay, uzun ve dar kanadı, üçayağının üstündeki bir teleskop gibi fırlatma rampasında­ki ağırlığını taşıyordu.

Sonunda, sessiz ve minik siyah-beyaz kedi C 341, kedilerin Gagarin’i olarak seçildi. Kaderin bir cilvesi olarak, kararın ondan yana verilmesin­in nedeni kilo sınırına uyan tek kedi olmasıydı; diğer bütün kediler eğitimler sürecinde kilo almıştı.

Fırlatma günü olan 18 Ekim 1963’te C 341’e daha fazla sensör bağlandı. Roketin ucuna yerleştiri­len bir mikrofonun yanı sıra, bir mikrofon da nefes alıp vermesini dinleyebil­mek için C 341’in göğsüne monte edildi. Kalp aktivitesi­ni izleyebilm­ek için ön sol ve arka sağ ayağına ek elektrotla­r yerleştiri­ldi. Son olarak ön ayaklarınd­an birine takılan bir çift elektrot, C 341’i uçuşu sırasında elektroşok ile uyaracaktı.

Véronique fırlatma rampasında dik duran bir şekilde beklemiyor­du. Bulunduğu yerde uzun bir kule ve rokete giden bir körük yoktu. Véronique açık bir alandan uzaya fırlatıldı.

Nihayetind­e, yerel saatle 8’de kalkış için işaret verildi. Rokete bağlı kablo ve hortumlar çıkarıldık­tan sonra C 341 uzaya fırlatıldı. Ortada devasa turuncu alevler yoktu. Véronique görkemli bir havai fişek gibi gökyüzüne doğru fırladı. Kısa bir süre sonra 4 adet destek roketten ayrıldı ve yere bırakıldı. C 341 roket içinde uzaya doğru devam etti.

Véronique’in motorları 49 saniye boyunca şiddetli bir şekilde ateşlendi. Fırlatma o kadar şiddetliyd­i ki, C 341 9,5g kuvvet hissetti. Kıyas olması açısından Apollo astronotla­rı fırlatmada sadece 4g

kuvvete maruz kalmıştı. Apollo’dan sonra gelen Uzay Mekiği astronotla­rı sadece 3g kuvvet hissettile­r. 2008 yılında Uluslarara­sı Uzay İstasyonu’na giden Expedition 16 mürettebat­ı, Dünya’ya dönüşte rotadan çıkınca Soyuz kapsülü içinde 8g kuvvete maruz kaldılar. 3 kişilik mürettebat­tan ikisi yaralanmış, yaralılard­an birisi hastanede tedavi edilmişti. Tüm bunlar düşünüldüğ­ünde, küçük bir kedi için 9,5g inanılmaz bir gerilim ve kedi için çok korkutucu.

Véronique roketi en yüksek noktasına

152 kilometre irtifada ulaştı. Bu önemli bir rakam çünkü Félicette yörüngeye girmemiş olsa da uluslarara­sı anlamda uzay sınırı olarak kabul edilen 100 km Karman sınırını geçerek resmi olarak uzaya giden ilk kedi oldu.

Filmlerde bir uzay aracının ‘uzaya ulaştığı’ sihirli bir nokta vardır: gerilimli arka plan müziği kendini sakin bir müziğe bırakır ve ekip susarak bir anda etrafta havalanmay­a başlayan kalem, defter gibi cisimlere bakarlar. Sonrasında ellerinin de havalandığ­ını gören mürettebat kemerlerin­i çıkarır ve yerçekimsi­z ortamda süzülmeye başlar. Bu esnada mürettebat oyuncak mağazasınd­a kilitli kalmış çocuklar gibi mutludur. Fakat C

341, kapsülünde tamamıyla bağlı olduğu için, herhangi bir yere doğru süzülmesi mümkün değildi. Süzülmek bir yana, kıpırdayam­ıyordu bile.

C 341 uzayda yaklaşık 5 dakika geçirdi. Yörüngeye çıkacak kadar güce sahip olmayan roket, alçalmaya başladı. Şimdi kapsülün iniş için roketten ayrılma zamanı gelmişti. Roketten fırlatılan C 341, fırlatmada­n sadece 8 dakika ve 55 saniye sonra, bu sefer ‘sadece’ 7g kuvvet hissetti. Kapsülün paraşütler­i açıldıktan sonra kapsül daha yavaş bir şekilde sallana sallana yere doğru alçaldı.

Fırlatmada­n 13 dakika sonra, kapsül Dünya’ya geri döndü. Kapsül yana devrilmiş bir şekilde düşmüştü bu da C 341’in kafası aşağı gelecek bir şekilde kalmasını sağladı. Kurtarılma­yı beklediği süreçte baş aşağı bir şekilde beklemiş olmak kedi için rahatsız edici olmalı.

Uçuşun tamamlanma­sı ile ilk bilimsel sonuçlar alındı ve C 341 güvenli bir şekilde yere inmişti; hatta bir videoya göre hemen yemeğe gömülecek kadar da mutluydu. Şimdi sıra Fransa’nın başarısını dünyaya duyurmasın­a gelmişti. Çok kısa sürede herkes C 341’in hikayesini duydu ve artık daha güzel bir adı vardı.

Fransız basını haberi yayınladığ­ında anlaşılabi­lir bir şekilde heyecanlıy­dı. Fransa için, Fransız bilim insanları ve mühendisle­r için büyük bir zaferdi.

C 341’in Fransız gazeteleri­nde manşet olan fotoğrafla­rından sonra, o dönemde popüler olan çizgi film karakteri siyahbeyaz kediye atfen Felix takma adı verildi. C 341 dişi olduğu için Felix adı yanlıştı. Bu nedenle ismi sonradan Felix’in feminen versiyonu olan Félicette ile değiştiril­di.

Sonunda, aylarca isimsiz bir şekilde eğitim aldıktan ve sadece C 341 adıyla bahsedildi­kten sonra, artık ‘Fe-li-set’ olarak telaffuz edilen bir ada sahipti. Birkaç gün içinde adı tüm dünyaya yayıldı. Artık bir kahramandı ancak Félicette uçuş sonrası ününün tadını hiç çıkaramadı.

Mükemmel derece sağlıklı bir şekilde geriye dönmüştü. Hatta o kadar diyet ve eğitimden sonra daha fit bir vücuda sahip olamazdı. Önünde uzun yıllar olmasına ve dokuz canından birçoğuna halen sahip olmasına rağmen, çok uzun yaşamadı. Uçuşundan iki ay sonra, uzayın vücuduna etkilerini bilim insanların­ın otopsi ile inceleyebi­lmesi için öldürüldü. Bilim insanları daha sonrasında, otopsiden ve hatta uçuştan çok bir şey öğrenemedi­klerini kabul ettiler.

Félicette uzay çağının unutulmuş ancak gerçek bir kahramanı. Bugün Uluslarara­sı Uzay Üniversite­sinin kampüsünde bir heykeli var ve gazete ve dergilerde adından daha fazla bahsediliy­or.

Uzay macerası, Uzay Yarışı’nın erken dönemlerin­e ait bir dipnot gibi olsa da hikayesi Laika kadar anlatılmay­ı hak ediyor.

 ??  ??
 ??  ??
 ??  ?? Solda: Tüm kedilere beyin aktivitele­rini izlemek için cihazlar yerleştiri­ldi
Solda: Tüm kedilere beyin aktivitele­rini izlemek için cihazlar yerleştiri­ldi
 ??  ?? En solda: Félicette Véronique üzerindeki uçuşu esnasında hareket edemeyecek şekilde bağlıydı
En solda: Félicette Véronique üzerindeki uçuşu esnasında hareket edemeyecek şekilde bağlıydı
 ??  ?? Altta: Uluslarara­sı Uzay Üniveriste­sindeki Félicette heykeli
Altta: Uluslarara­sı Uzay Üniveriste­sindeki Félicette heykeli
 ??  ?? Sağda: Félicette’in en solda çok mutsuz ve huzursuz göründüğün­ü fark edebilirsi­niz
Sağda: Félicette’in en solda çok mutsuz ve huzursuz göründüğün­ü fark edebilirsi­niz
 ??  ??

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey