Tasarımın Sağlık ve İyi Oluşa Etkisi

Arredamento Mimarlik - - CONTENTS - (Superbugs: The Fight For Our Lives)

ODTÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü ve ODTÜ-Teknokent bünyesinde ürün ve beraberindeki servisleri kapsayan tasarım projesi, yaşlılara ve yaygın sağlık sorunlarına odaklanan araştırma ve tasarım çözümleri çerçevesinde, mevcut e-sağlık çözümlerinin yaşlıların fizyolojik ihtiyaçlarına daha iyi cevap verebilecek hale getirilmesini hedefledi. Bahar Şener’in metni…

ODTÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü ve ODTÜ-Teknokent bünyesinde sağlık alanında faaliyet gösteren bazı firmaların danışmanlığında ürün ve beraberindeki servisleri kapsayan tasarım projesi, Türkiye özelinde yaşlılara ve yaygın sağlık sorunlarına odaklanan araştırma ve beraberinde önerilen tasarım çözümleri çerçevesinde, mevcut e-sağlık çözümlerinin yaşlıların fizyolojik ihtiyaçlarına daha iyi cevap verebilecek hale getirilmesini ve gelişmekte olan teknolojileri de devreye sokarak sağlık ve iyi-oluşun desteklenmesini hedefledi.

Bahar Şener Sağlıklı olmak, sağlığımızı korumak hepimiz için ortak bir hedef. Öyle ki yaş, cinsiyet ve milliyet gözetmeyen bir evrenselliğe sahip. Sağlık denince aklımıza genellikle fizikselfizyolojik temelli sağlık sorunlarının geldiği bir gerçek. Ancak, sağlığımız, dolayısıyla yaşadığımız hayatın kalitesi, sosyo-ekonomik faktörler, ailemizden taşıyıp getirdiğimiz genetik yapımız, besin kaynaklarına erişim, soluduğumuz havanın kalitesi gibi çevresel faktörlerle de yakından ilgili. İş ve özel yaşantımız arasındaki dengesizlik dahi stres artışına yol açıp, bizi olumsuz yönde etkileyebilmekte.

“İyi-oluş” kavramı son yıllarda özellikle dikkat çeken ve sağlıkla yanyana anılan bir kavram. İyi-oluş sadece fiziksel sağlıkla sınırlı kalmayıp bunun yanısıra insanların kaliteli bir yaşam sürebilmesinde büyük önem taşıyan zihinsel, duygusal, sosyal, çevresel hatta entelektüel iyi-oluş konularına da bir bütün olarak bakmakta. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) de benzer bir yaklaşımla sağlığı, sadece hasta veya rahatsız olmama değil; “fiziksel, zihinsel ve sosyal iyi olma durumu” olarak tanımlamakta. Birleşmiş Milletler ise “Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri” kapsamında “iyi-sağlık ve iyi-oluş”a vurgu yaparken, 2030 yılına kadar her yaştan insanın iyi-oluşunu destekleyecek ve sağlıklı bir yaşam sürmelerini sağlayacak hizmetlerin nitelik ve niceliksel olarak artırılmasını hedeflemekte.

Belki de pek çoğumuz iyi-sağlık, iyi-oluş ve tasarım arasında güçlü bir bağlantı bulunduğunun farkında değiliz.

Tasarım insanlar için. Sağlık ve sağlık hizmetleri için tasarım ise birçok insanı en savunmasız oldukları zamanda etkileyebilecek güce sahip. Öyle ki durumları hangi ciddiyette olursa olsun, hastalara şifa sağlayacak ortam, şüphesiz fiziksel mekanın tasarlanmasından daha öte bir konu. Hastaların streslerini azaltma sürecine bütünsel yaklaşmak ve sürece dahil olan herkesin deneyimini mümkün olduğunca olumlu kılmak da en az fiziksel mekan kadar önemli.

Endüstriyel tasarımcıların, insanlara ve ihtiyaçlarına odaklaması, yaşam kalitelerini artıracak ürün ve servisler sunması tamamen mesleğin doğasına özgü bir yaklaşım. Bu doğrultuda, 29 Haziran’da kutlanan 2018 Dünya Endüstriyel Tasarım Günü, iyi-sağlık ve iyi-oluş üzerinde tasarımın etkisini vurgulamak üzere, yaşantımızın fiziksel, zihinsel ve sosyal kalitesini etkileyen konulara tasarım odaklı çözümler etrafında küresel çapta bir diyalog başlatmayı amaçladı. Diyaloğun tek bir günle sınırlı kalmaması için tasarım komünitesi panel tartışmaları, atölye çalışmaları, tasarım yarışmaları, sergiler, enstalasyon ve benzeri bir dizi etkinliği yıl boyunca sürdürmeye devam edecek.

Bu diyaloğun Türkiye ayağında,

TMMOB Mimarlar Odası Endüstriyel Tasarımcılar Komisyonu’nun düzenlediği ve Ankara Şubesi’nin evsahipliğinde gerçekleştirilen “Sağlık ve İyi Oluş” paneli sayılabilir. Halka açık düzenlenen bu etkinliğin paralelinde beş üniversitenin (Atılım Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, Karabük Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi) endüstri ürünleri tasarımı bölümlerinde 2018 yılında yürütülen mezuniyet projelerinden sağlık temalı projelere ait bir seçki de yer aldı. Aynı tema Endüstriyel Tasarımcılar Meslek Kuruluşu’nun Dünya Endüstriyel Tasarım Günü’ne yönelik düzenlediği kutlama ve etkinliklerde de öne çıktı.

Yurtdışındaki sağlık temalı etkinliklerde de tasarımın ve tasarımcının sağlık hizmetlerine katkısının altı çizilmekte. Örneğin, Londra Bilim Müzesi’nde (Science Museum) halen devam eden “Süper Mikroplar”

sergisinin küratörü Sheldon Paquin, süper mikropların hastalar arasında yayılmasını engellemek için, sağlık hizmetlerinin baştan düşünülmesi ve yeniden tasarlanması gerektiğini belirtiyor. Toplumun zorlu antibiyotik direncine nasıl tepki verdiğini, dünyanın dört bir yanından gelen bilimsel araştırmalar ve süper mikroplara karşı savaş veren kişilerin hikayeleriyle birlikte sunan sergide; hatırı sayılır bir bölüm, Jake McKnight tarafından hastanelerde süper mikropların yayılmasını önleyici nitelikte tasarlanan ürün ve servis tasarımlarına yer vermiş. McKnight, “akıllı tasarımlar basit çözümlerle bakterilerin yayılmasını durdurabilir ve insanları güvende tutabilecek yöntemler sunulabilir” görüşünde. Tasarımları arasında, hastane personeline ellerini yıkamayı hatırlatan basit çözümlerden, bakterileri kaçıran mobilyalara kadar daha kapsamlı yaklaşımlar yer alıyor.

Akademiye baktığımızda, ulusal ve uluslararası ölçekteki bilimsel araştırma ve uygulamaya yönelik proje çağrılarıyla hibe duyurularında da (örn.: TÜBİTAK, AB Ufuk 2020 gibi) sağlık, demografik değişim ve iyi-oluş, toplum sağlığı, elektronik sağlık (e-sağlık) gibi konular öncelikli alanlar olarak karşımıza çıkıyor. Son yıllarda sağık sektöründe açılan girişimci firma sayısında gözlenen artış da bu önceliği takip etmekte. Artık akıllı telefonlarımız ve tabletlerin günlük hayatımıza artarak girmesi sayesinde, teknolojik ürün ve servislerin sağlık sektöründe kullanım alanları da genişlemekte. Bireylerin günlük hayatlarında kendi başlarına kullanabilecekleri uyku döngüsünün yönetilmesi, stres kontrolü, kilo ve diyet kontrolü gibi birçok uygulamanın yanısıra sağlık personeli ya da kuruluşların hastaların durumunu takip etmek üzere kullandıkları sağlık ve iyi-oluşa yönelik kalp atış/tansiyon ölçümü gibi daha profesyonel uygulamalar da sayıca hızla artmakta.

Bu güncel temanın ışığında, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü ve ODTÜ-Teknokent bünyesinde sağlık alanında faaliyet gösteren bazı firmaların danışmanlığında ürün ve beraberindeki servisleri kapsayan bir tasarım projesi yürütüldü. Proje, Türkiye özelinde yaşlılara ve yaygın sağlık sorunlarına odaklanan araştırma ve beraberinde önerilen tasarım çözümleri, mevcut e-sağlık çözümlerinin yaşlıların fizyolojik ihtiyaçlarına daha iyi cevap verebilecek hale getirilmesi; kontrolü mümkün olduğunca yaşlılara vererek psikolojik, sosyal ve duygusal ihtiyaçlarının da karşılanması; uzun dönemli kronik hastalıkları kontrol altına alma, komplikasyonları, başka hastalıkları ve kazaları engelleme; yeni ve gelişmekte olan teknolojileri de devreye sokarak sağlık ve iyi-oluşun desteklenmesi ve kontrol altına alınmasını hedefledi.

Öğrencilerin tasarladıkları ürün konseptlerinin kendileri gibi olmayan kullanıcı grupları tarafından ne kadar anlaşılıp kullanılabileceği konusunda yargıları bazen yetersiz kalabilmekte. Özellikle kronik hastalıklara sahip yaşlı nüfusun kullanıcı grubu olması ve proje boyunca kol kola devam eden kullanıcı araştırması ve ürün geliştirme süreci, sağlık için tasarım bağlamında sınırlı veya hiçbir deneyimi olmayan öğrencilerin insan-merkezli ve empatik tasarım yaklaşımını benimsemelerini sağladı. Tasarımcılar, sağlık sisteminde yer alan hastalar, sağlık personeli, mühendisler ve işinsanları gibi paydaşlar arasında adeta bir iletişim köprüsü görevi görmekteler. Mevcut problemlere farklı bakış açılarını dinleyerek, gözleyerek, anlayarak yaklaşmakta ve tüm paydaşların ihtiyaçlarını özümseyerek deneyimlerini olumlu kılacak (daha) insancıl ürün-servissistem önerileri sunmaktalar. Tasarımcılar her ne kadar yıllardır sağlık sektörüne katkıda bulunuyor olsalar da, son yıllarda seslerinin yükseldiği, görünürlük kazandıkları ve sağlık sektöründe kendilerine duyulan ihtiyacın giderek daha da artacağı şüphesiz.

1 Londra Bilim Müzesi’nde Kasım 2017-Mart 2019 tarihleri arasında gösterimde olan “Superbugs: The Fight For Our Lives” sergisinden (©The Board of Trustees of the Science Museum).

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.