Birgi: Tarihe dokunan belde

Günümüzde Ödemiş’in bir mahallesi olan Birgi, Lidya, Pers, Helen ve Roma dönemlerinden Aydınoğulları ve Osmanlılara kadar varlığını sürdürdü ve yüzlerce yıllık geleneksel evleriyle son dönemde turistlerin ilgi odağı oldu.

Atlas - - Içindekiler -

Birgi’de eski evlerin dizildiği dar sokaklardan birine arabayı park edip yürümeye başlıyoruz. Çok değil henüz 30-40 metre yürümeden yağmur çiselemeye başlıyor, hafif bir toprak kokusu yayılıyor havaya. Ortaya çıkan bu koku hepimizi çocukluğumuza, yağmurların betona değil de toprağa yağdığı yıllara götürüyor. Ne yazık ki artık yağmurlar toprağa düşmüyor ve biz o enfes kokudan mahrum kalıyoruz. Çocuklarımız onu ciğerlerine çekebilecekler mi? Çok iyimser değilim. Bu düşüncelerden yağışın aniden hızlanmasıyla kurtuluyoruz. Çiseleyen yağmur sağanağa dönüşüyor. Hazırlıksız yakalandığımız için sağımıza solumuza bakıp sığınacak bir yer arıyoruz. Biraz ilerdeki çay bahçesi kurtuluş umudumuz oluyor.

Hızla çay bahçesine doğru giderken yanımızdan koşarak bir köpek geçiyor. Çay bahçesine gidip sırılsıklam bir şekilde oturuyoruz. Oturduğumuz masa, tentenin hemen sınırında. Kenarda oturanlar az da olsa ıslanıyor. Masaya iyice yerleşmeye çalışırken biraz önce koşan köpeğin bizim masanın altına sığınmış olduğunu görüyoruz. Garson hızla çay getirip ısınmamızı sağlıyor. Hem kendimize, hem de köpeğe yiyecek ısmarlıyoruz. Sıcak çaylar ve ardından yediğimiz tostlarla biraz ısınıyoruz. Yaklaşık yarım saat kadar yağan yağmur önce hızını azaltıyor, sonra da yavaş yavaş kesiliyor ve karşımızdaki tepeler muhteşem bulutlarla kaplanıyor.

Yolculuğumuz da böyle güzel bir havada başlamıştı. Yanlışlıkla ana yoldan çıkarak köy yollarına sapmamız, yolculuğumuzu daha cazip bir hale getirmişti. Bozdağ’ın köylerinden yukarı doğru çıkarken bir an “acaba yanlış yolda mıyız” demekten kendimizi alamamıştık. Yanlış girdiğimiz köy yollarından ana yola çıkınca da kısa süre durumun pek farklı olmadığını gördük. Yol çok yıpratıcıydı. Kenarda mısır, patates ve bölgede yetişen diğer ürünleri satanların açtığı tezgâhlar yolculuğun daha uzun sürmesine neden oluyordu, çünkü araçlar yol boyunca durarak alışveriş yapıyordu.

Bozdağ’ın güney yamaçlarında yer alan Birgi, tarihin izlerini hâlâ taşıyan geleneksel bir yerleşim. Ödemiş’in bir mahallesi olan Birgi’nin geleneksel mimarinin hâkim olduğu sokakları dışında en dikkat

çeken yönü yeşilliği. Çınar ve ceviz ağaçları köye başka bir güzellik katıyor. Lidya, Pers, Helen ve Romalılara ev sahipliği yapmış Birgi. Bizanslıların Pyrgion olarak andığı Birgi 1300’lü yıllarda Aydınoğulları’nın başkenti olmuş.

Yağmurdan sonra açan güneş kısa sürede yağmurun izlerini yok ediyor ve biz Ege’nin şirin köyü Birgi’nin sokaklarını keşfetmeye başlıyoruz. Çay bahçesinin hemen çıkışında tek bir yapı dikkatimizi çekiyor. Demirli Mağaza denilen bu yapı erken dönem Osmanlı mağazalarından. Dörtgen planlı ve tonozlu yapının altında taş merdivenle inilen bir de bodrum var. Bodrum, su ve zeytinyağı deposu olarak kullanılmış. Yapı Sarıyar Deresi’nin tam üzerinde ve şu anda geleneksel giysi ve ürünler satılıyor.

Dereyi sağımıza alarak cadde boyunca yukarı ilerliyoruz. Sağımızda önce karakol çıkıyor karşımıza. Biraz ileride caddenin solunda Bıçakçı Çeşmesi beliriyor. Çeşme 1807-1808 yılları arasında Balıkçı Esseyid Hacı Ali Ağa tarafından yaptırılmış. Çeşme yalağı olarak Roma döneminden kalan boğa başlı bir mermer lahit taslağı kullanılmış. Çok iyi korunmuş

çeşmenin kitabesi olduğu gibi duruyor. Çeşmeyi geçince restore edilmiş eski Birgi evleri çıkıyor karşımıza. Daha sonra Derviş Ağa Camisi’ni ziyaret ediyoruz. Caminin girişi ilk günlerindeki gibi ve çok etkileyici. İlerlemeyi sürdürüyoruz, evlerin kimisi eski görüntüde, kimisi ise satın alınıp daha modern hale getirilmiş, ancak geleneksel görünüşünden bir şey kaybetmemiş. Sağdaki köprüden geçerek eski yapıların yoğun olduğu bir sokağa giriyoruz ama fazla ilerleyemiyoruz. Tüm sokak kapatılmış, reklam filmi çekiyorlarmış…

Evlerin bir kısmında satılık ilanı var. Anlaşılan Birgi’nin gördüğü ilgi, evlerin değerlenmesine yol açıyor. Geleneksel evlerin çoğunluğu bozulmadan kalmış. İlk katları taş, üst katları ahşap bu evlerin pencerelerini saksı çiçekleri süslüyor. Sağa dönen hafif yokuştan tırmanarak Aydınoğlu Mehmet Bey Camisi’nin bulunduğu meydana ulaşıyoruz. Burası aynı zamanda bir alışveriş alanı. Buradaki dükkânlar daha çok Birgi’ye ait ürünleri satıyor. Camiyi geçince ortadaki meydanda Ümmü Sultan Türbesi çıkıyor karşımıza. Türbe Aydınoğlu Mehmet Bey’in kız kardeşi Ümmü Sultan’ın 1310 yılında ölümü üzerine yaptırılmış. Meydanı terk ederek eski Birgi sokaklarına dalıyoruz. Görülecek daha çok yer var, ama zamanımız az. Sokaklarda dolaşırken zaman içinde yolculuk yapıyoruz sanki. Özelliğini kaybetmemiş evler ile bu evlerde yaşayanların komşuluk ilişkileri bizi eskilere götürüyor. Geçirdiğimiz kısa zaman içinde bile bunu gözlemleyebiliyoruz.

Birgi’de görülecek o kadar fazla yer var ki mutlaka bir gece kalmalı. Geleneksel mimarisi korunmuş evlerin içinde hâlâ yaşam olması ve birçok geleneğin devam etmesi de bu güzel köyün özelliği olsa gerek

Birgi’nin çevre illerden turistik AçıDAn Büyük IlGI GörEn GElEnEksEl EvlErInDEn BIrI (kArşı sAyFADA solDA). LIDyA, PErs, HElEn vE RomAlılArA Ev sAHIplIğI yApmış olAn BIrGI 1300’lü yıllArDA AyDınoğullArı’nın BAşkEntI olmuş (üsttE).

Birgi’de tarihi evlerin çoğu hiç bozulmadan duruyır, İlk katları taş, üst katları ahşap olan bu evler panjurlarından kapılarına kadar geçmişin izlerini taşıyor.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.