İç pazarda daralma öngördüğümüz 2019’da ihracatta atağa kalkmalıyız

Bölge Ekleri - - IZMIR BÖLGE - ENDER YORGANCILAR Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı

Ekonomik açıdan baktığımızda, 2019 yılı için dikkate almamız gereken çok önemli bir tahmin bulunuyor. OECD ve IMF 2019 yılı tahminlerini revize ederek Türkiye’de büyümenin 0.5’e kadar düşeceğini, Moodys piyasaların daralacağını belirtti. Yeni Ekonomik Program’da ise 2019 için büyüme yüzde 2.3 öngörülüyor. Yüzde 5 büyürken, sıfıra ve hatta negatife düşmek kuşkusuz dengelerimizi bozacak.

Bu durum 2019’un gerek ülkemizde gerekse bölgemizde nasıl geçeceğine de işaret ediyor. Yani daralacak bir piyasa ile karşı karşıya olacağız. Bugünden işaretlerini aldığımız zorluklar, kuşkusuz 2019’da daha da netleşerek ilimiz iş dünyasını da etkileyecek.

İhracatta miktar değil katma değer önem taşıyor

Özellikle de iç pazarda ekonomik sıkıntıların yaşandığı dönemlerde ihracat her zaman kurtarıcı oldu. 2019 bu anlamda bir ‘ihracat atağı’ yılı olmalı. Türkiye nüfusunun yüzde 5’ini, ihracatın ve istihdamın yüzde 6’sını, vergi gelirlerinin yüzde 11’ini karşılamasıyla ülke ekonomimizin lokomotiflerinden biri konumunda bulunan İzmir de, yeni pazarlara açılarak, ihraç ürünlerini çeşitlendirerek bu zorlu süreçte çıkış kapısını aralamalı. Potansiyeli ve ihracat kültürü bunu gerektiriyor.

Ancak şu da bir gerçek, ihracatın miktar bazında değil değer bazında artması en büyük dileğimiz. 2008’de Türkiye’den ihraç edilen bir ürünün kilogram fiyatı 1,56 dolardı, 2018’de bu 1.26 dolara kadar düştü. O nedenle ülke genelinde de İzmir’de de yüksek katma değerli üretimin ve ihracatın peşinde olmak zorundayız. Bu anlamda farkındalığı yüksek illerin başında gelen İzmir’de; yenilenebilir enerji, sağlık biyoteknolojisi, havacılık ve savunma sanayii, bilgi-iletişim teknolojileri sektörlerinin bu kapsamda değerlendirilmesi, dijitalleşme yolunda önemli bir atılım sağlama fırsatı sunacak.

Mart ayında gerçekleştirilecek olan yerel seçimler ülkede farklı bir hareketlilik ve heyecanı beraberinde getiriyor. Küresel ekonomideki değişim ve dönüşüm kapsamında yenilenen seçimlerle birlikte yeni bir kent stratejisinin de önemi ortaya çıkıyor. Bu strateji odağında, 2019’da atılması gereken ilk adım, “akıllı üretim-akıllı şehir” ana ekseninde yeni bir İzmir vizyonu belirlenmesi. Dünyadaki marka şehirlere baktığımızda, lokal zenginliklerini teknolojiyle bütünleştirebildiklerine ve çağın gereklerine en iyi şekilde yanıt verebildiklerine tanık oluyoruz.

İzmir’in katma değer yaratıcı çok sektörlü bir ekonomik yapıya ve derin bir sermaye kültürüne sahip olması da, marka bir dünya şehri olması yönündeki en büyük avantajı. Kentimizin sahip olduğu 5 bin sanayi kuruluşu, 13 OSB, 2 serbest bölge, 74 Ar-Ge merkezi ve 4 teknoloji geliştirme bölgesi ile ülke sanayi üretiminin yaklaşık yüzde 8’ini karşılaması, katma değer yaratıcı üretime sunabileceğimiz pay hakkında da fikir verir nitelikte. Bu avantajı hayata geçirecek olan eylem de, kentin geleneksel zenginliklerinin, teknolojinin son nimetleriyle donatılması ve akıllı şehir hedefinin benimsenmesinden geçiyor. Akıllı şehir kapsamında İzmir’de yenilik ekosisteminin yerleşmesini gönülden diliyorum. Yeni yapılacak teknoloji üssünün de bu amaca hizmet etmesini ve küresel pazara entegre olan başarı hikayelerine ev sahibi olmasını diliyorum.

İzmir için çok değer verdiğimiz ve her alanda dile getirdiğimiz bir diğer husus da, yabancı sermaye kültürünün geliştirilerek zenginleştirilmesi. İmalat sanayiye yatırım yapan yabancı sermayeli firmalar açısından İzmir’in ülkemizde ilk sırada yer almasını, kentimizin bir başarısı olarak gördüğümüz kadar, yeni yatırımlar için de her zaman bir fırsat olarak ele aldık. Bu fırsatı, kent ve ülke ekonomisine kazandırmak için Ege Bölgesi Sanayi Odası olarak, uluslararası ilişkiler açısından önemli girişimlerde bulunmaya devam edeceğimizi de özellikle belirtmek isterim.

İzmir için Ankara’dan en büyük beklentimiz altyapı projelerinin tamamlanması. Özellikle, başta henüz başlanmamış Çandarlı Limanı olmak üzere, devam eden otoyolların, demiryolu bağlantılarının ivedilikle tamamlanması, İzmir’de kentsel dönüşümün bitirilmesi konularında destek olunmasını gönülden diliyoruz. Eksikler tamamlandığında, İzmir gerçek anlamda yerelde kalkınmanın örnek bir modeli olacak. Yerelden kalkınmayı başarmış ülkelerin çok daha hızlı yol aldıklarını hatırlatmak isterim. Sonuç itibarıyla, 2019’un zor bir yıl olacağını öngörüyoruz. Ancak, birçok zorlu süreci geride bırakmamızı sağlayan birlik ve beraberlik anlayışımızı 2019’da da sürdürerek, kent ve ülke için yeniliklere imza atacağımıza inanıyoruz.

İç pazarda ekonomik sıkıntıların yaşandığı dönemlerde ihracat, her zaman kurtarıcı oldu. 2019 bu anlamda bir ‘ihracat atağı’ yılı olmalı. Türkiye nüfusunun yüzde 5’ini, ihracatın ve istihdamın yüzde 6’sını, vergi gelirlerinin yüzde 11’ini karşılamasıyla ülke ekonomimizin lokomotiflerinden biri konumunda bulunan İzmir de, yeni pazarlara açılarak, ihraç ürünlerini çeşitlendirerek bu zorlu süreçte çıkış kapısını aralamalı. Potansiyeli ve ihracat kültürü bunu gerektiriyor.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.