“Elsa Çelik Kapı’yı küresel marka yapmayı hedefliyoruz”

Bölge Ekleri - - KAYSERI -

Erkek egemen iş dünyasında bir kadın olarak fark yaratan Elsa Çelik Kapı firma sahibi Arife Güler Kaftancı, sadece iş hayatında değil; tiyatro oyunculuğu, yönetmenlik ve senaristlik gibi sosyal ve kültürel alanda da kadın kimliği ile öne çıkan başarılı bir kadın. Heybesine koyduğu umudu ve yaşam sevincini yine hayatla paylaşmasını bilen Kaftancı, “Aç kaldım, borca battım, çok çalıştım ama hiç yılmadım” diyerek, başarısının arkasındaki emek ve inancı açıklıyor. Hayatın bir sınav olduğunu söyleyen Kaftancı, kadınlara ve gençlere hayallerinden vazgeçememelerini öğütlüyor. Kaftancı, “Korkmasınlar, cesur olsunlar. Ne istediklerini bilsinler ve mücadele etsinler” diyerek, yine umut dolu mesaj veriyor.

Anadolu’da, orta gelirli bir ailenin çocuğu olduğunu söyleyen Arife Güler Kaftancı, “Bugünlere gelmem kolay olmadı. Tüm hatalarımın bedelini ödedim. Defalarca battım, çıktım. Asla pes etmedim ve bugünlere geldim” diyerek başlıyor hikâyesini anlatmaya. Hayatındaki en önemli rol modelinin babası olduğunun altını çizen Kaftancı, “Küçük bir köyde yetiştik. Dokuz kardeştik. Orta gelirli bir Anadolu ailesinden geliyorum. Ancak çocukluk yıllarımızı ve dönemin sosyal şartlarını düşündüğümde özelikle babamın bizi çok modern yetiştirdiğini anlıyorum. Babam bizi bisiklete bindirir, balığa götürürdü” diyerek, o günleri anlatıyor. Çocukluk yıllarında tiyatro ile tanıştığını anlatan Kaftancı, aile içindeki bu sosyal ve kültürel zenginliğin kişiliğinin şekillenmesinde etkili olduğunu dile getiriyor. Öyle ki, ailenin hiçbir sorunundan ayrı tutulmadığını aksine sorumluluk, dayanışma ile herşeyin parçası olduğunu anlattı. Kaftancı, “Tüm bunlar yöneticilik ve girişimcilik için hayatımda önemli köşe başları oldu. Bu yüzden her zaman çocukların korkak yetiştirmesine ‘yapamazsın’ kelimesiyle yetiştirilmesine hep karşı çıktım. Özelikle kız çocuklarına, ‘sen sus, kızlar konuşmaz, kızlar yapamaz’ demeyin. Kız çocukları için aile figürü önemli” diyerek, kız çocuklarının ailede başlayan ve sosyal yaşamda devam eden beceri ve özgüvenlerinde ailenin önemine vurgu yaptı.

“İşinin efendisi olmak için, kölesi olman gerekiyor”

Halihazırda sahibi olduğu Elsa Çelik Kapı’nın, aylık yaklaşık 2 bin adet üretim yaptığını kaydeden Arife Güler Kaftancı, Kayseri OSB’de faaliyet gösterdiklerini ifade etti. Son dönemde yaşanan ekonomik gelişmelerden olumsuz etkilendiklerini bu nedenle üretimi bir süre için minimum düzeye düşürdüklerini ancak 2019 yılı için umutlu olduklarını anlattı. Elsa’yı küresel marka haline getirmek istediklerini belirten Kaftancı, iş yaşamına girişini ve Elsa’nın hikâyesini ise şu sözlerle anlatıyor: “İstanbul Üniversitesi’nde işletme okuyordum. İkinci sınıfa geçtiğimde henüz 19 yaşındaydım ve evlendim. Eşimle görücü usulü evlendik. İlk etapta evlenmek istemiyordum ancak zaman-

la anladım ki, eşim benim bu hayattaki en büyük şansım. Evliliğimle aynı dönemde okuldan bir hocamın isteği ile işe başladım. Çanta imal eden bir firmada ücretli çalışan olarak işe başladım. Ardından hisse teklif ettiler, bir süre daha çalışmaya devam ettim. Böylece evlilik, okul, iş derken yoğunluğum arttı. Sonunda birinden vazgeçmem gerektiğine karar verdim. Ben de okulu bıraktım. Çalışmak ve üretimin içinde olmak bana çok iyi gelmişti.”

Söz konusu süreçte eşinin asker olduğunu ve tayin sebebiyle 1998 yılında Kayseri’ye geldiklerini söyleyen Arife Güler Kaftancı, şunları anlattı: “Eşim 12. Hava Üs Bölgesi’nde çalışmaya başladı. İstanbul’daki işi bıraktım. Kayseri’ye de taşındığımızda en fazla üç ay evde oturabildim. Kısa bir araştırma sürecinden sonra Kayseri’de çelik kapı sektörünün canlı bir sektör olduğunu gördüm. Sektöre ilk adımımı bir çelik kapı firmasına ortak olarak attım” dedi. Bu tarihten sonra gerek iş yaşamıyla gerekse hayattan çok şey öğrendiğini sözlerine ekleyen Kaftancı, “Yarı yolda bırakıldım, borç altında kaldım, battım, güvendiğim insanlardan zarar gördüm, aç yattığım geceler oldu ve nihayet bir şeyi çok iyi anladım: ‘işinin efendisi olmak için, kölesi olman gerekiyor.’ Yaptığın işin her ayrıntısını ne kadar iyi bilirsen o kadar iyi bir yönetici oluyorsun. Yaklaşık 4 trilyonluk borcu ödemek için her şeyimi sattım. Eşim işten çıktıktan sonra fabrikada benimle çalıştı. Kartonların üzerinde uyudu ve sabah tekrar kendi işine gitti. Bu dönemde en büyük dayanağım yine eşim oldu. Kötü zamanlarda hep yanımda oldu. Zorlu bir mücadelenin sonunda 2008 yılına geldiğimizde Elsa’yı kurdum.”

İki oğlu olduğunu söyleyen Arife Güler Kaftancı, çocuklarının ticareti sevmedikleriwni ve kendilerine farklı yollar çizdik- lerini dile getiriyor. Çocuklarının kararlarına saygı duyduğunu söyleyen Kaftancı, yine de Elsa’yı dünya markası yapma hayalinden vazgeçmediğini de sözlerine ekliyor. Kaftancı, “50 yaşıma yaklaştım ve kendimi artık tecrübeli görüyorum. Fabrika içinde ustalarımı yetiştiriyorum. Ayrıca dış ticareti iyi bilen, yabancı dili olan genç arkadaşlarla da görüşmeler yapıyorum. Gerekirse onlara Elsa’da kar ortaklığı vereceğim. Hem bu gençler için bir fırsat olacak hem de onların vizyonu ile Elsa dünya markası olacak. Gençlerin dinamik rüzgarı ile Elsa’nın marka bilinirliğini artırarak, sürdürülebilirliğini sağlayacağım” diyor.

Öte yandan kendisinin de işçilikten gelen biri olduğunu hatırlatan Arife Güler Kaftancı, çalışanlarını da Elsa ailesinin bir parçası olduğunun altını çiziyor. Onların özel hayatları, sorunları ve eğitimleri de dahil olmak üzere yakından ilgilendiğini aktaran Kaftancı, “Kadınlar ve gençler toplumsal ve ekonomik hayatta daha fazla söz sahibi olmalı. Kimse, birilerini dönüştürüp topluma kazandırma misyonunu sahiplenmiyor. Ben bir çocuğu aldım işe, çocuk uyuşturucu kullanıyormuş. Ona iyileşip isteyip ietemediğini sordum, yanıtı evet olunca, düşünmeden işe aldım. Tedavisi için elimden geleni yaptım. Sonunda biz kazandık. Şimdi evli ve çalışma hayatına devam ediyor. Genellikle şirketler için kullanılan ‘sürdürülebilirlik’ kavramı, insan ve toplum için de geçerli” dedi. Bunun yanı sıra öğrencilere burs verdiklerini belirten Kaftancı, eğitimin önemine dikkat çekerek, bu konuda herkesin duyarlı olması gerektiğini belirtti.

“Gerçekleştirmek istediğim çok fazla hayalim var”

İş hayatı dışında da oldukça renkli bir hayatı olan Arife Güler Kaftancı; tiyatro, sinema ve yazarlık faaliyetlerine yaklaşan seçimler vasıtası ile muhtar adaylığını da ekleyerek, daha fazla sosyal yaşamın içinde olmak istediğini dile getiriyor. Sinema ve tiyatronun hayatında önemli bir yer tuttuğunu söy- leyen Kaftancı, kaleme aldığı bir senaryo ile Hollanda’dan ödül aldığını belirtti. Kaftancı, “Okumak ve yazmak insana hayatın içinde dinlenecek bir köşe sunuyor. Tiyatro benim için bir tutku ancak bunu artist olma hevesi ile yapmıyorum. Gençleri yetiştirmek ve sosyal sorumluluk projeleri ile topluma küçük de olsa bir katkı sunmak istiyorum. Doğumumdan 14 gün sonra bebeğimle sahneye çıktım. Gaziler için bir oyunumuz vardı. Son oyun günü oyunculardan biri gelmedi. Çıktım ve oynadım. Tiyatro ile ilk kez ortaokulda tanıştım. Gür sesliydim, en ön sırada sunum yapan, İstiklal Marşı okuyan, şiir yorumlayan hep ben olurdum. Sonraları ben de vazgeçilmez bir tutku oldu” dedi.

“Gerçek mutluluk, sevdiğin şeyi başarmakta gizli”

Gaziantep Üniversitesi’nden drama eğitmenliği ve usta tiyatro eğitmenliği belgesi aldığını söyleyen Arife Güler Kaftancı, dokuz yıldır Talas Belediyesi’nde ve Erciyes Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi’nde tiyatro topluluklarına hocalık yaptığını aktardı. Tiyatro ve sosyal sorumluluk projelerini buluşturduklarını anlatan Kaftancı, “Bu kapsamda Kartal Cezaevi’nde oynadık. Hali hazırda tiyatroyu koruma ve yaşatma derneğini hayata geçiriyoruz. Elde edilen geliri ise öğrencilere burs olarak veriyoruz” dedi. Öte yandan toplumun kültür ve sanat alanında duyarlı olmadığı söyleyen Kaftancı, “Kayseri’de tiyatro kültürü yoktu. Bizimle birlikte biraz biraz arttı. Küçüçük de olsa toplumda bir farkındalık oluştuysa bu, benim için yeterli. Gerçekleştirmek istediğim çok fazla hayalim var. Zaman alıyor, zor oluyor ama severek yaptığım için bunları hissetmiyorum. Herkese tavsiyem; inandıkları şeyden vazgeçmesinler. Gerçek mutluluk; sevdiğin şeyi başarmakta gizli” ifadelerini kullandı.

“Elsa Çelik Kapı olarak Kayseri OSB’de faaliyet gösteriyoruz. Aylık yaklaşık 2 bin adet çelik kapı üretimi yapıyoruz. Son dönemde yaşanan ekonomik gelişmelerden olumsuz yönde etkilendik. Bu nedenle üretimi bir süreliğine minimum düzeye düşürdük. Ancak 2019 yılı için umutluyum. Orta vadede Elsa’yı, küresel bir marka haline getirmek istiyorum. Dış ticareti iyi bilen, yabancı dili olan genç arkadaşlarla da görüşmeler yapıyorum. Gerekirse onlara Elsa’da kâr ortaklığı vereceğim. Hem bu gençler için bir fırsat olacak hem de onların vizyonu ile Elsa dünya markası olacak. Gençlerin dinamik rüzgarı ile Elsa’nın marka bilinirliğini artırarak, sürdürülebilirliğini sağlayacağım.”

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.