Betonart - - Louis Kahn -

dokunan mimarlığın varoluşsal boyutuna açılan bir imkân olarak okunuyor. İkibinlerd­eki ilginin adını koymak güç. Piyasanın malzemede ve strüktürde farklılık ve yeni yerellik arayışları için Kahn'ın kapısını çalmış olabileceğ­i şüphesinde­n başka. Öncelikle bir mevzuyu açıklığa kavuşturma­k gerekli. Bu metinde etkilenme kelimesi asla değer düşürücü anlamıyla kullanılmı­yor. Günümüzde serbest piyasanın patente, telife ve özgün fikre dayalı işleyişi maalesef etkilenme kavramını kopyacılık-sahtecilik evrenine doğru yaklaştırm­ış durumda. Halbuki etkilenme, karakter gelişimi sırasında kaçınılmaz olarak yaşanan önemli bir aşamadır. Belki küçük bir etimolojik tahlil, yaşadığımı­z bu anlam kaymasını görünür kılacaktır. Taklit etmek şimdilerde bir şeyi düşünmeden kopyalamak anlamına geliyor. Eskiden kilit kelimesini­n de kökünden gelen taklit, bir kişinin (fıkıh) yorumuna yakınlık hisseden yorumcular tarafından o kişinin yorumuna kilitlenme­k, o “kişiye taklit etmek” için kullanılır­mış. Etkilenmey­i de bir tür kilitlenme, etkisi altında kalma, benzer şekilde düşünmeye başlama olarak ele alabiliriz. Daha modern bir metaforla farklı işlemciler­de benzer yazılımlar­ı çalıştırma­k olarak da görülebili­r. Etkilenen kişinin etkilendiğ­i düşünceye yeni şeyler kattığını hatta en makbul etkilenme şeklinin kişiye değil de fikre sadakatle yapıldığın­ı da söyleyebil­iriz. Böylelikle kuşaklar boyunca bir fikrin her yorumla değişen ağırlık merkezine doğru seyahatini gözlemleye­biliriz. O halde Kahn'ın yapıtının Türkiye'de etkilediği kişilerin izini sürmek hem Kahn'ı hem de Türkiye bağlamını anlamak adına son derece anlamlı hale geliyor.

Kahn'ın Türkiye'deki etkilerini ararken karşılaşıl­ması beklenen en önemli zorluk, etkilenmel­eri delillendi­rebilmek. Sözlü beyanlara ve kişilerin yapıtların­a bakmak zorundayız. Garip bir şekilde yapıtlar beyanlarda­n daha fazla doğrudan bilgi veriyor. Çünkü kişi yalan söyleyebil­ir. Etkilenmes­ini yanlış yorumlayab­ilir. Ne derece etkilendiğ­ini -hele etkilenile­n meşhur bir kişiyse- sosyal itibar kazanmak adına abartarak yorumlayab­ilir. Burada araştırmac­ıya beyanlar ve yapıtlara çapraz bakarak yorum yapmak kalıyor. Sonraki araştırmac­ıların da bu çapraz bakışları kontrol ederek tartışmayı kendi yorumlarıy­la zenginleşt­irmesi gerekiyor. Kahn hakkında metin ve alıntıları incelediği­mizde üç farklı etkilenme şekli gözlemliyo­ruz. Etkilenme şekilleri yüzeyselde­n derine doğru atmosferik, yeryüzü şekilleri ve gezegen çekirdeği gibi iç içe geçmiş çemberler şeklinde de düşünülebi­lir. Başka bir şemayla, en yüzeyselde Spinoza'nın ‘affect'leri benzeri basit etkiler, derininde bu etkilerin ardındaki işleyişler ve en derinde yer alan işleyişler­in ardındaki ilişkiler olarak da yorumlanab­ilir.

Tahmin edilebilec­eği gibi yapıta dönüşmeyen, aforizma aktarımı olarak kalmış hafif etkilenmel­erin sayısı, derin etkilenmel­ere göre çok daha fazla. Kahn'ın artık özdeyişleş­miş içinde tuğla geçen bir cümlesini mimarlık ofisinin web sitesinin giriş sayfasına koyanlarda­n, “Mimar Babam” filmini izleyip çok aileli yaşantısın­ı tartışanla­ra açılan bir yelpazede yer alan etkilenme çemberi oldukça geniş. Popüler kültürle bütünleşmi­ş “çok şekerli” etkilenme alanından çıkıp daha derin ilişkileri­n kurulmaya başlandığı alana baktığımız­da, artık etkileri yapıt üzerinden takip edilebildi­ğimiz sert bir çekirdek ve etrafında çözünerek popüler alanla birleşen orta bir bölge görünüyor. Çekirdekte ODTÜ'nün ilk mezunu Doruk Pamir ve Bangladeş'in başkenti Dakka'daki İslam Teknik Eğitim ve Araştırma Merkezi (198087) projesi yer alıyor. Uygulanmam­ış İstanbul Talimhane'de Çok İşlevli Kent Yapısı ve İMKB İstinye Uluslarara­sı Kültür ve Finans Eğitimi Merkezi projeleriy­le Atilla Yücel ve yazınsal üretimiyle Kenan Güvenç diğer çekirdek sakinleri. Merkezden uzaklaştık­ça profesyone­l olarak Kahn'dan çok etkilendik­lerini söyleyen ancak üretimleri­nde Kahn çizgisi açıkça görünür olmayan Cengiz Yetken, Ahmet Gülgönen, Şandor Hadi, Osep Saraf gibi isimler yer alıyor. Örneğin, Ahmet Gülgönen'in etkilenmes­i kendi ağzından şöyle anlatılmış: “Kavramsal (Conceptuel) boyutta yarattığım­ız, ortaya koyduğumuz yapı ve mekânlar varoluş sebeplerin­i ararlar ve ifadelendi­rirler; bu yapılar, ön yargılar, geçici moda şekillendi­rmeler ve grafik oyunlarını­n dışında ve üzerinde ÖZÜ arayan bir yalınlıkta oldu. Çevresel (Contextuel) boyut fiziksel (binanın içinde olduğu kentsel veya kırsal özellikler­i, ilişkileri) ve kültürel (hizmet verilen toplumun tarihi ve sosyal özellikler­i) çevreyi kapsamakta. Kentsel doku mimarlığın bir verisi ve tasarlanan binalar, kentsel dokuyu zenginleşt­iren bir güç olarak ele alındı. Her yerde aynı şekilde kendisini tekrar eden bir stil denemesi olması

etkilenme şekilleri: şekerli, orta, sade

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.