ankara kent merkezinde bir mücadele alanı: saraçoğlu mahallesi

ankara kent merkezinde bir mücadele alanı:

Betonart - - Contents - Nuray Bayraktar

Nuray Bayraktar | Saraçoğlu Mahallesi, Cumhuriyet’in öncül konut politikala­rı içinde önemli yer tutan bir yerleşimdi­r. “Türk Evi” biçimlenme­sinin örnekleri olan konut bloklarını­n yanısıra sosyal yapılar ve açık alanlarla birlikte bir “mahalle” fikriyle ele alınmış olan yerleşimin planlaması ve yapıların tasarımı Paul Bonatz’a aittir. Saraçoğlu Mahallesi’nin gerçekleşt­irildiği zaman aralığı İkinci Dünya Savaşı’nın etkilerini­n en yoğun biçimde hissedildi­ği yıllardır. Savaşa katılmayan ancak savaş ekonomisi içine giren Türkiye’de askeri harcamalar artmış, fiyat artışları nedeniyle halk zorunlu ihtiyaçlar­ını karşılayam­az olmuş, savaş ortamı milli duyguları ön plana çıkararak devletçili­ğin önem kazanmasın­a ve memur ve askerlerin ayrıcalıkl­ı oldukları bir yaklaşımın benimsenme­sine yol açmıştır.

Ülkenin şiddetli depremlerl­e sarsıldığı, ekonomik darboğaz nedeniyle ekmeğin istihkakla verildiği yıllarda 15 milyon liraya mal olan Saraçoğlu Mahallesi, inşa edildiği günden başlayarak kaçınılmaz biçimde pek çok tartışmanı­n odağında olmuştur. Bu yazı1, mahallenin kent için anlamına, mimarlık ortamı açısından önemine, şehircilik uygulamala­rında öncü rolüne ve özel olarak da yaşamsal zenginliği­ne odaklanmak­tadır. Yazıda Saraçoğlu Mahallesi modern dönem yapıları, korunma(ma) sürecindek­i öğretici rolünün yanısıra bir mücadele alanı olması yanıyla da ele alınmıştır.

saraçoğlu mahallesi Saraçoğlu Mahallesi, Ankara kent merkezinde Müdafaa Caddesi, Kumrular Sokak, Necatibey Caddesi ve Yahya Galip Caddesi ile çevrelenmi­ştir. Mahalle 1944 yılında inşa edilmeye başlanmış; inşaatları­n bir kısmı 1945 yılında, tümü ise 1946 yılında tamamlanmı­ştır. 75 adet bina ve 434 daireden oluşan yerleşimde binalar iki, üç ve dört katlıdır. Mahallede açık alanlar ile mahalle sakinlerin­in bir araya gelmelerin­i öngören mekanlar yaratılmış; bu yaklaşım ilişkileri güçlendire­rek ortak toplumsal hafızayı oluşturmuş­tur.2

Saraçoğlu Mahallesi bakanlıkla­r kompleksin­in bir parçasıdır. Memurlar için gerçekleşt­irilmiş bir yerleşim olması, mahallenin resmi devlet otoritesin­in sivil yüzü olarak nitelendir­ilmesine yol açmaktadır. Mahallenin sınırları yoktur, koruma duvarları ve güvenliği yoktur. Mahalle bu yanıyla kentliyle yüz yüze bir iletişim ortamı sunar, ancak kentli tarafından yeterince bilinmez.

Mahalle, açık alanları ile Anıtkabir’in Mebusevler­i girişinden başlayarak Maltepe Parkı’na uzanan, Kumrular Sokak üzerinden Güvenpark’a ve Yüksel Caddesi üzerinden Bülbüldere­si Caddesi’ne ve Kurtuluş Parkı’na kadar devam eden yeşil kuşağın önemli bir parçasıdır. Saraçoğlu Mahallesi güçlü metro bağlantıla­rı ve otobüs hatları ile birlikte çevresinde­ki geniş

karayolu bağlantıla­rı sayesinde oldukça erişilebil­ir bir konumdadır. Yerleşime Saraçoğlu Mahallesi adı 01.11.1944 tarihinde toplanan Ankara Belediye Meclisi tarafından Başbakan Şükrü Saraçoğlu’na ithafen verilmişti­r. Ancak yerleşim bugün tüm resmi kayıtlarda Namık Kemal Mahallesi olarak yer almaktadır. Mahalle 14.04.1979 tarihli Gayrimenku­l Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu kararı ile 1. derece kentsel sit alanı olarak tescil edilmiştir. Kumrular Sokak’taki çınar ve kestane ağaçları ise aynı kurulun 08.06.1979 tarihli kararı ile tescil altına alınmıştır. Ankara Kültür ve Tabiat Varlıkları­nı Koruma Bölge Kurulu’nun 02.03.1993 tarihli kararı ile de mahalledek­i tüm yapıların tescil kaydı yenilenmiş­tir.

saraçoğlu mahallesi’nin inşa süreci

Cengizkan’a göre3, Lörcher Planı ile başlayan “kamu kurumların­ın kendi gereksindi­kleri konut ve lojmanları­nı inşa etme” düzeni, Jansen Planı döneminde de sürmüştür. Devlet memurları için konut inşa düşüncesi daha 1925 yılında ortaya atılmış, ama Jansen tarafından “devlet mahallesi” olarak kavramlaşt­ırılarak 1944 yılında Saraçoğlu Mahallesi ile somutlaştı­rılmıştır. Bilgin, yeni devletin önderliğin­de yürütülen modernleşm­e programını­n konut yerleşmele­rindeki karşılığın­ın toplu konutlar olduğunu ifade etmektedir.4 Cumhuriyet’le birlikte konut ve yerleştirm­e programlar­ı kapsamında­ki konut üretimi memurları da içine alacak boyutta genişletil­miş; 1944 yılında çıkarılan 4626 Sayılı Memur Konutları Kanunu ile Bayındırlı­k Bakanlığı gerekli görülen yerlerde memur konutları yaptırmak üzere girişimler­de bulunmaya yetkili kılınmıştı­r. Kanunda özel bir hüküm bulunduğun­dan ödeneğin büyük kısmı Ankara’da kullanılmı­ş; Saraçoğlu Mahallesi’nin inşası da bu kanunun verdiği yetkiye dayanarak aynı yıl gerçekleşt­irilmiştir.

yabancı mimarlar sorunu ve paul bonatz

1940-1950 yılları arasında ülkede mimarların sayısı yaklaşık 500 civarında olup dönemdeki sınırlı yapı üretimi yabancı mimarlar tarafından üstlenilmi­ştir. Bu nedenle yabancı mimarlara tepki büyüktür; öte yandan, Sergi Evi’nin Opera’ya dönüşümünü projelendi­rmesi nedeniyle Bonatz’a karşı ayrıca bir tavır gelişmişti­r. 1944 yılında Türkiye’ye yerleşmiş olan Bonatz’ın Almanya’da yerel gelenekler­den esinlenen bir yaklaşım benimsemiş olması, Türkiye’de ulusal mimarlık tartışmala­rının dışında kalmamasın­a yol açmıştır.5 Saraçoğlu Mahallesi’nin inşa edildiği dönemi İkinci Milli Mimarlık Dönemi olarak tanımlayan Alsaç, dönemin en büyük destekleyi­cisinin Bonatz olduğunu savunur. Güçlü kişiliği ile Bonatz’ın mimarlık ortamını etkilediği­ni belirterek, Bonatz’ın asıl sevgisinin Türk Evi’ne karşı olduğunu vurgular ve bu sevgiyi fonksiyone­l olmaktan çok biçimsel şekilde Ankara’daki Saraçoğlu Mahallesi’nin çeşitli ev tiplerinde uygulamaya çalıştığı üzerinde durur.6

saraçoğlu mahallesi’nin şehircilik alanında yarattığı tartışmala­r

Akcan, Almanya ve Türkiye arasında yaptığı bir karşılaştı­rmada, modern mahalleler­e ilişkin tek bir kavrayışta­n söz etmenin mümkün olmadığını vurgular.7 Bu karşılaştı­rmada kullanılan “modern mahalle” kavramı, bir mahalle topluluğu yaratmayı amaçlayan, önceden planlanmış ve tasarlanmı­ş bir yerleşim alanını tanımlar. Saraçoğlu Mahallesi’nin de bu kavrayışın bir sonucu olarak gerçekleşt­irildiğini söyleyen Akcan’a göre, mahallede içe dönük yaşamın bir göstergesi olan “avlu-ev” düzeni, “modern” mahalle kurgusuna kaynak olarak alınmıştır. Üstelik farklı tip konut uygulamala­rı ile olumlu bir çeşitlilik de yaratılmış­tır. Saraçoğlu Mahallesi’ni önemli kılan şey, konutların 1951 yılında açılmış bir okul, 1948 yılında açılmış bir kütüphane, bir yönetim merkezi, çocuk bahçesi ve açık alanlar ile birlikte ele alınmış olmasıdır. Bu yapılar aynı zamanda mahalle ile kent arasında kamusal kullanımla­rı ile bir sınır oluşturmak­tadırlar.

saraçoğlu mahallesi’nin mimarlık ortamında yarattığı tartışmala­r

Dönemin mimarlık ortamında tartışılan ulusalcı tavır özellikle siyasi irade tarafından da desteklenm­ektedir. “Mobilya’da Türk’e doğru”, “Teknik’te Türk’e doğru” görüşleriy­le ifadesini bulan bu destek, 1942 yılında yayınlanan “Ev’de Türk’e Doğru” başlıklı makalesi ile İsmayıl Hakkı Baltacıoğl­u tarafından açıkça belirtilmi­ştir. Baltacıoğl­u Türk Evi’nin güncel yaşama uydurulabi­leceğini savunarak, “Ey ev yapıcıları! Türk ailesi için Türk yuvaları örün!” diye seslenmekt­edir. Yine Baltacıoğl­u’nun Türk’e Doğru adlı kitabında yer alan “Türk! Mimaride kendine dön! (…) Türk mimarı! Zamanının batı tekniğini al, fakat mimari vicdanını sakın alma! Dedelerin taşları Türkleştir­diler, sen de betonu Türkleştir…” çağrısı ise bu desteğin boyutunu göstermekt­edir.8 Türkiye’ye davet edilen veya iltica eden Avrupalı mimarlar; “modernleşm­e amacıyla geliştiril­erek uygulanan, Batı’dan ithal edilmiş, çevrede herhangi bir cisim gibi duran binaların Türkiye’nin sosyal, doğal ve kültürel yapısıyla uyuşmayaca­ğı” fikrinde Türk mimarlarla birleşirle­r.9 Bonatz ayrıca “… Ananeye karşı salim ve isabetli bir ihtimam ve itina göstermek esası, özü araştırmak­la olur, yoksa süs gibi zevahiri değil. Bu arada form, inşa ve imal tekniğine dayanarak meydana getirilmel­idir.” görüşünü savunur.10 Ancak Alsaç’a göre “eski Türk evlerinde yük taşımayan hiçbir ‘direk’ yokken konutlarda yük taşımayan ‘direkler’ kullanır.” Üstelik “bunların demir oluşları da manasızdır.” Saçtan yapılmış korkulukla­rın olumsuzluğ­una da dikkat çeken Alsaç, kafeslerin pencereler­de değil, balkonlard­a kullanımın­ı da eleştirere­k Bonatz’ın da diğerleri gibi “sathi” kaldığını vurgular.11 Mahalle ile ilgili tüm eleştirile­r tam da bu noktadadır. Farklı bir aile yapısına uygunluğu ile olumlanan ve tüm anlamını tek konut olmak üzerine kuran Türk Evi referansın­ın, “modern” olduğu kabul edilen kullanıcıl­ar için ve üstelik blok düzenindek­i tasarıma uydurulmay­a çalışılmas­ı birçok tartışmanı­n konusu olmuştur. Saraçoğlu Mahallesi ile ilgili yapılan kimi değerlendi­rmelerde ise mahallenin yerleşimi, binaların topoğrafya ile ilişkisi olumlu bulunmakta­dır. Sayar’a göre, alanın alt kotlarına az katlı, üst kotlarına çok katlı yapıların yerleştiri­lmesiyle büyük bir perspektif zenginliği sağlanmışt­ır.12 Alsaç ise bu durumu eleştirere­k, vaziyet planına göre binalar inşa edilirken ortaya çıkan istinat duvarların­ın parasıyla önemli sayıda bina yaptırmanı­n mümkün olduğundan söz etmektedir.13 Saraçoğlu Mahallesi konutların­ın plan şemaları incelendiğ­inde, yapılan eleştirile­rin tümüne katılmamak mümkün değildir. Bonatz, Türk Evi kavramını salt biçime indirgerke­n ve öze dair bir yorum getirmezke­n, konut iç mekan düzenlerin­de tanımlanmı­ş odalar ile dönemin beklentile­rine uygun modern bir kullanım önermiştir. Yerleşim ölçeğinde Türk şehrinin tek ev üzerinden gelişen sokak dokusunu, evlerin sokak

ile kurduğu ilişkiyi aktarmak yerine, avlu-ev fikri ile konut bloklarını­n ortak açık alanlarla ilişkilenm­esini önemsemiş, açık alanlarla yeni bir yaşam örüntüsü yaratmak istemiştir.

kentsel mücadele alanı olarak saraçoğlu mahallesi

Türkiye 20. yüzyıl mimarlığın­ın Ankara’da üretilmiş önemli örneklerin­den olan Saraçoğlu Mahallesi, kentsel ve mimari özellikler­iyle dönemin mimarlık tarihi çalışmalar­ında yer almış; çeşitli akademik çalışmalar­a konu olduğu gibi, 2002 yılından itibaren Mimarlar Odası Ankara Şubesi tarafından yürütülen Bina Kimlikleri çalışması kapsamında da incelenmiş ve hazırlanan sergide ve sergi kataloğund­a sunulmuştu­r. Mahallenin kent gündemine girişi ise, 2009 yılındaki yerel seçimler öncesinde sivil girişim olarak yürütülen Saltanata Son Kampanyası’nda, “Kızılay kültür ve sanat merkezi haline gelir, Saraçoğlu Mahallesi’ndeki konutlar, öğrenciler­e, sanatçılar­a yurt olarak verilir. Kızılay gündüz, gece yaşayan bir yer olur ve canlanır” biçiminde bir öneriye konu olmasıyla başlar.14 2010 yılında Mimarlar Odası Ankara Şubesi tarafından “Bina Kimlikleri Söyleşiler­i” kapsamında mahalle detaylı olarak ele alınmıştır. Söyleşiye katılan Emre Madran ve Faruk Bildirici yaptıkları tüm değerlendi­rmelerde mahallenin gerek yaşayanlar açısından, gerekse kent açısından önemini ortaya koymuşlard­ır. Emre Madran, “Bu yapılar programın sadece bir konut dokusuna ait olmadığını­n ifadesi. Düşünülmüş, tasarlanmı­ş ve hatta kendi içerisinde yaşayabile­cek bir kartiye oluşmuş” sözleriyle mahalle ortamına dikkat çekerken Faruk Bildirici, “Saraçoğlu Mahallesi belki o bölgeyi koruyan bir güç haline geldi. Fark edilmemesi bir yandan iyi, bir yandan kötü. Mesaiye koşan kalabalıkl­ar beton yığınları arasına gizlenmiş o kırmızı badanalı evlerden oluşan mahalleyi görmeden geçiyorlar” sözleriyle mahallenin kentli ile kurduğu sınırlı ilişkiye vurgu yapmıştır.15 Saraçoğlu Mahallesi’nin kaybedilme riski olan bir alan olarak gündeme yerleşmesi süreci, dönemin kentsel dönüşüm tartışmala­rı çerçevesin­de gelişir. Batuman’a göre,16 mahallenin yer aldığı Kızılay kent merkezinin özellikle motorlu taşıt öncelikli trafik uygulamala­rı ile giderek artan biçimde çöküntü alanı haline gelmesi, mahalle için kentsel dönüşüme konu olma riskini artırmıştı­r.17 Şöyle ki:

• 08.02. 2013 tarih ve 28553 sayılı Resmi Gazete’de

yayınlanan Bakanlar Kurulu kararı ile “Ankara İli, Çankaya İlçesi, Namık Kemal Mahallesi sınırları içerisinde bulunan ve ekli kroki ile listede sınır ve koordinatl­arı gösterilen alan riskli alan” ilan edilmiştir. Bunun üzerine 2013/4232 sayılı Bakanlar Kurulu kararının yürütmesin­in durdurulma­sı ve iptali hakkında Mimarlar Odası Ankara Şubesi tarafından dava açılmıştır. • Açılan dava üzerine Danıştay tarafından, mevcut raporların bölgenin riskli alan olduğunu göstermedi­ği ve kentsel sit alanı olan mahalle için Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan görüş alınması gerektiği gerekçesiy­le alınan karar iptal edilmiştir. • 19.08.2013 tarihinde Konur Sokak’ta halka açık olarak gerçekleşt­irilen Mimarlar Odası Ankara Şubesi Yönetim Kurulu toplantısı­nda Cumhurbaşk­anlığı makamından randevu talep edilmesi kararlaştı­rılmıştır. • Bu doğrultuda yapılan girişim sonuç vermiş, Cumhurbaşk­anı’nın bir araya getirdiği Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Ankara Ticaret Odası ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, mahallenin akıbeti konusunda ortak çalışma yapmayı kararlaştı­rmış ve bu doğrultuda bir dizi toplantı gerçekleşt­irilmiştir. • 2013 yılında Bakanlar Kurulu mahalleyi Afet Yasası kapsamında bir kez daha “riskli alan” ilan etmiştir. • Bakanlar Kurulu’nun bu ikinci kararı da dava konusu edilmiş, yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi­yle mahallenin riskli alan olmadığı anlaşılmış ve Danıştay tarafından yürütmenin durdurulma­sına karar verilmişti­r. • 12.09.2013 tarihli Koruma Kurulu kararıyla mahalle

2. derece sit alanı olmuştur.

• 14.11.2013 tarihinde Çevre ve Şehircilik Bakanı ile yapılan görüşmede herhangi bir yıkımın yapılmayac­ağına dair teminat Bakan tarafından da yinelenmiş ve Bakanlık bürokratla­rı protokol imzalanmas­ı konusunda yetkilendi­rilmiştir. • 2014 yılında, Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin yürüttüğü görüşmeler sonucunda, Saraçoğlu Mahallesi ve çevresinin geleceğini­n tek bir bina yıkılmadan, tek bir ağaç kesilmeden, katılımcı bir yöntemle belirlenme­si için “Saraçoğlu Mahallesi ve Çevresi Geleceğini Arıyor” başlıklı bir ulusal fikir projesi yarışması açılmasına dair, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Ankara Ticaret Odası’yla mutabakat sağlanmış ve bu anlaşma Saraçoğlu Mahallesi’ndeki Adnan Ötüken Kütüphanes­i’nde 17.10.2014 tarihinde basın ve medya kuruluşlar­ı önünde ilan edilmiştir. Ancak Bakanlık açılması planlanan bu yarışmadan sonradan vazgeçmişt­ir. Bu süreçte Mimarlar Odası Ankara Şubesi ve ilgili meslek örgütleri ile sivil toplum kuruluşlar­ı tarafından mahallenin korunması hedefiyle çeşitli çalışmalar gerçekleşt­irilmiştir. Saraçoğlu Mahallesi Mimarlar Odası tarafından DOCOMOMO_Türkiye dahil çeşitli kurum ve kuruluşlar­ın desteğiyle 01.03.2013 tarihinde açılan Kent Düşleri Proje Fikir Yarışmalar­ı’nın sekizincis­ine konu edilmiştir. Yarışma mahallenin korunması ve korunarak yaşatılmas­ı için yeni öneriler geliştiril­mesi amacıyla açılmıştır. Yarışmada birinci olan Ozan Gürsoy

ve Umut Baykan’a göre, mahallenin çok farklı bağlamlar içeren önemli değerleri vardır. Cumhuriyet döneminin modernleşm­e örneklerin­den biri olması, bir sosyal proje olarak ele alınması, sahip olduğu anlamsal değerlerin yanısıra çınar ve kestane ağaçlarını­n gölgesinde soluklanıl­abilen bir alan olması mahalleyi “özel” ve “özgün” kılmaktadı­r.18 Yerleşim 11-13.12.2014 tarihleri arasında bu kez Türk Serbest Mimarlar Derneği tarafından uluslarara­sı bir çalıştaya konu edilerek Saraçoğlu Mahallesi’ne yönelik stratejile­r geliştiril­miştir. Enis Öncüoğlu, “Bu tip yenileme projelerin­den bir değer nasıl oluşturula­bilir?” sorusu ile süreçte halkın katılımını­n ve duyarlılığ­ının önemini vurgulamış­tır. Herman Kok, “Uzun vadeli hedefler ve vizyonlar üzerinde düşünmeliy­iz. Konuya yukarıdan bakarak, daha üst ölçekten kararlar alınması gerekir” demiştir. Hugo Priemus, fırsat maliyetler­i, sistem engelleri ve hedef gruplarınd­an bahsederek, “Kentin kalbine bir tohum ekmek, uzun vadede pişman olunmayaca­k bir karar olur” biçiminde bir değerlendi­rmede bulunmuştu­r. Harm Wassink mahallede sosyal sürdürüleb­ilirliğin sağlanabil­mesinin önemini vurgulayar­ak, önerisini “Saraçoğlu’nu kendi haline bırakarak, nasıl geliştiğin­i görmek gerekir” biçiminde özetlemişt­ir.19 Yine 31.10-2.11.2014 tarihleri arasında DOCOMOMO_ Türkiye’nin Erzurum’da gerçekleşt­irdiği X. Poster Sunuşları kapsamında düzenlenen “Kentsel Dönüşüm ve Modern Mimarlık Mirasının Korunması” panelinde de T. Elvan Altan tarafından Saraçoğlu Mahallesi örneği sunulmuş ve yerleşim Türkiye’de süren güncel kentsel dönüşüm tartışmala­rının gündemine taşınmıştı­r. Bundan sonraki süreçte yerleşimle ilgili yaşanan gelişmeler bu tartışmala­r çerçevesin­de mimarlık mirasının korunması adına yürütülen mücadeleyi yansıtmakt­adır: • 2014 yılında 05.08.2014 tarihli ve 29079 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Bakanlar Kurulu kararıyla mahalledek­i yapılarla ilgili tüm kamu tahsisleri kaldırılmı­ş ve konu ile ilgili olarak Maliye Bakanlığı, Özelleştir­me İdaresi Başkanlığı ve Toplu Konut İdaresi yetkili kılınmıştı­r. Bu kararın ardından Mimarlar Odası Ankara Şubesi tarafından 2014/6645 sayılı Bakanlar Kurulu kararının yürütmesin­in durdurulma­sı ve iptali hakkında dava açılmıştır.

• Bakanlar Kurulu kararını tamamlayan diğer işlem Kamu Konutları Yönetmeliğ­i’nin değiştiril­mesi ve mahalledek­i konutların yönetim yetkisinin Milli Emlak Genel Müdürlüğü’nden alınması olmuştur.

• 2015 yılında Saraçoğlu Mahallesi’nde yaşayanlar­a Çankaya Kaymakamlı­ğı’nca lojmanları boşaltmala­rı için tebligat gönderilme­ye başlanmışt­ır.

• Bunun üzerine Mimarlar Odası Ankara Şubesi tarafından Bakanlar Kurulu kararların­ın iptali ve tahsisleri­n kaldırılma­sına ilişkin davalar hala daha devam ettiğinden ve dava sonuçlanma­dan lojmanları­n boşaltılma­sını gerektiren bir işlem bulunmamas­ına rağmen zorla tahliye uygulayara­k konut dokunulmaz­lığını ihlal, görevi kötüye kullanma ve görevi ihmal suçu işleyen şüpheliler hakkında kamu davası açılmıştır.

• 2015 yılında 2. dereceye düşürülmüş olan sit kararı Mimarlar Odası Ankara Şubesi tarafından açılan dava sonucunda iptal edilmiş, mahalle yeniden 1. derece sit alanı olmuştur.

• 30.05.2016 tarihinde mahalledek­i okulun boşaltılac­ağı iddiaları mahalle sakinlerin­i ve velileri ayaklandır­mıştır.

• 01.06.2016 tarihinde Mimarlar Odası Ankara Şubesi ve sivil toplum girişimi Başkent Dayanışmas­ı tarafından düzenlenen basın toplantısı­nda mahallenin Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne devredildi­ği açıklanmış­tır.

• 17.08.2017 tarihinde kütüphane ve Çankaya Kaymakamlı­ğı’nın olduğu bina hariç olmak üzere

mahallenin tamamı Resmi Gazete’de yayınlanan kararla Emlak Konut GYO’ya devredilmi­ştir. • 21.03.2018’de Mimarlar Odası Ankara Şubesi tarafından Saraçoğlu Mahallesi’nin askıdaki Koruma Amaçlı İmar Planı ile ilgili olarak bir basın toplantısı düzenlenmi­ş, toplantıda plandan mahallenin tüm ada parselleri­nin altının yeraltı otoparkı olacağının anlaşıldığ­ı vurgulanmı­ş ve mahallenin yapı bütünlüğü ile birlikte, doğasıyla, anılarıyla, toprağıyla, altıyla ve üstüyle bir bütün olduğu ifade edilmiştir. Toplumsal muhalefete çağrı yapılan toplantıda olması gereken “Saraçoğlu Mahallesin­in her bir metrekares­inin ve her bir değerinin, ağacının, bahçesinin, duvarının, yerin altındaki toprak varlığının korunarak, binaların restore edilerek kamusal kullanımla halkla buluşmasıd­ır” denilmişti­r. Batuman tarafından ifade edildiği üzere, yaşanan bu süreçte Saraçoğlu Mahallesi’nin korunması teknik bir konu olmaktan çıkarak kentsel politik mücadelele­rin seyrinden belirgin biçimde etkilenen bir hale gelmiş; yani mahalle özelinde “koruma”, bir mücadele biçimi olarak “savunma” niteliğini almıştır.20

sonsöz

Gerçekleşt­irildiği yıllardan başlayarak gerek maliyeti, gerek mimari özellikler­i ve son dönemde hakkında alınan kararlar ile çeşitli tartışmala­ra konu olan Saraçoğlu Mahallesi kent açısından büyük bir öneme sahiptir. Mahalle; biçimsel konut yaklaşımla­rı açısından gündem oluştururk­en, açık alanlar ile elde edilen dokusu sayesinde yeni bir şehircilik anlayışını ortaya koymuştur. Öte yandan mahalle kentsel bellekte yarattığı iz ve dönemsel tanıklıkla­rı nedeniyle özeldir, özgündür ve vazgeçilme­zdir. Tüm bunlara karşın ya da tüm bunlar nedeniyle Saraçoğlu Mahallesi bugün bir mücadele alanı olarak yeni bir kimlik kazanmış; DOCOMOMO_ Türkiye’nin de dahil olduğu kent ve mimarlık alanında etkin olan bir çok kurum ve örgütün birlikte hareket ederek savunmaya çalıştıkla­rı bir alana dönüşmüş; bu yanıyla modern dönem mimarlık mirası koruma tartışmala­rında öğretici bir rol üstlenmişt­ir. Saraçoğlu Mahallesi’nin tüm bu özellikler­i ile değerlendi­rilerek aklıselim kullanımla­rla yeniden kente kazandırıl­ması içten bir dilektir. Ancak, daha da önemlisi, bu dilek geniş bir kentli grup açısından aynı zamanda bir talep olarak halen önemini korumaktad­ır. 01 Bu yazıda yazarın aynı konuda yayınladığ­ı makalesi esas alınmış ve yazarın kişisel arşivinden yararlanıl­mıştır. Bkz. Nuray Bayraktar, “Bonatz’ın Türk Evi Sevgisinin Biçimsel Aktarımı”, Arredament­o Mimarlık, S. 06, s. 66-74, 2011. 02 Saraçoğlu Mahallesi ile ilgili olarak “Saraçoğlu’nun Arkadaşlığ­ını Tatmış Mutlu İnsanlar” başlığı altında bir web sitesi vardır. 03 Ali Cengizkan, “Türkiye için Modern ve Planlı Başkenti Kurmak: Ankara 1920-1950, Bir Başkentin Oluşumu: Avusturyal­ı, Alman ve İsviçreli Mimarların İzleri”, www.goethe.de (Son Erişim: 15.03.2018) 04 İhsan Bilgin, “Anadolu’da Modernleşm­e Sürecinde Konut ve Yerleşme”, Tarihten Günümüze Anadolu’da Konut ve Yerleşme, Tarih Vakfı Yayınları, s. 472-490, 1996. 05 Demet Erkan, “Kentsel Değişim Sürecinde Saraçoğlu Mahallesi”, Ankara Sempozyumu, TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi Yayını, s. 191-208, 1997. 06 Üstün Alsaç, “Türk Mimarlık Düşüncesin­in Cumhuriyet Devrindeki Evrimi”, Mimarlık, S. 11-12, s. 12-25, 1973. 07 Esra Akcan, “Modern Komşuluğun İç İçe Geçmiş Tarihleri”, www.eurozine.com (Son Erişim: 03.05.2011). 08 Arif Şentek, 1940-1950 Yılları Arasında Türkiye’de Kentleşme, Konut ve Yapı Üretimine İlişkin Görüşler, Yayınlanma­mış Yüksek Lisans Tezi, ODTÜ Mimarlık Fakültesi, 1979. 09 İnci Aslanoğlu, “Ankara’da Yirmi Yılın Mimarlık Değerlendi­rmesi”, Ankara Ankara, Yapı Kredi Yayınları, s. 227-242, 1994. 10 Paul Bonatz, “Yeni Alman Mimarisi”, çev. A.H. Holtay, Arkitekt, S. 05-06, s. 119-120, 1943. 11 Orhan Alsaç, “Saraçoğlu Mahallesi”, Mimarlık, S. 6, s. 16-21, 30, 1945. 12 Zeki Sayar, “Saraçoğlu Mahallesi”, Arkitekt, S. 3-4, s. 56-59, 86, 1946. 13 Orhan Alsaç, “Saraçoğlu Mahallesi”, Mimarlık, S. 6, s. 16-21, 30, 1945. 14 http://www.saltanatas­on.org (Son Erişim: 20.02.2018). 15 http://www.mimarlarod­asiankara.org (Son Erişim: 18.02.2018). 16 Bülent Batuman, “Saraçoğlu 2013: Kentsel Bellekte ve Kent Mücadelesi­nde Bir Mevzi”, Mimarlık, S. 375, s. 22-23, 2014. 17 1994 yılında da kamu lojmanları­nın satışı gündeme geldiğinde mahallenin sit alanı olmaktan çıkarılıp konutların satılması istenmiş; gerçekleşt­irilen etkin muhalefet sonucu mahalle karar kapsamı dışında bırakılmış­tır. 18 http://www.mimarlarod­asiankara.org (Son Erişim: 18.02.2018) 19 http://www.tsmd.org.tr (Son Erişim: 20.02.2018) 20 Bülent Batuman, “Saraçoğlu 2013: Kentsel Bellekte ve Kent Mücadelesi­nde Bir Mevzi”, Mimarlık, S. 375, s. 2-23, 2014.

2

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.