mimari temsilin paradigmatik rolü

Betonart - - Contents - Tan Kâmil Gürer

Tan Kâmil Gürer | Mimarlık mesleği Rönesans’tan beri aşamalı olarak temsil gerçeğine başvurmaktadır. Oysa Rönesans’ı hazırlayan uzun Ortaçağ döneminde temsil olgusunun nasıl kullanıldığına dair veriler çok net değildir. Ortografik temsil araçları, perspektifin yeniden matematize edilmesi, devasa boyutlarda yapılan maketler, Rönesans’ta taş ustalarına karşı mimarların ayrıcalıklı konumlarını da belirlemiştir.1 Bu andan sonra mimarlığın vücut bulduğu ortam sadece binanın inşa edilmiş hali değildir. 1500’lerden beri bu durum teknolojik farklılıklarına rağmen egemenliğini halen sürdürmektedir. Öyle ki, 20. yüzyılın ikinci yarısından sonra etkisini gösteren modern sonrası düşünce içerisinde temsil, mimarlık aktivitesinin kendisi olarak dahi gösterilmiştir. Mimari temsilin ontolojik yapısında meydana gelen bu değişim ne ifade eder ve acaba bu değişimde araçların rolü ne olabilir? Mimari temsil araçları mı fikirlere yol gösterir yoksa fikirler mi araçlara? Bu, mimari temsilin paradigmatik yapısına dikkat çeker mi?2 Bu soruların cevaplarını bulmak için mimari temsil araçlarındaki değişimlerin izlerini sürerek mimarlık mesleği içinde ortaya çıkan dualiteye -temsil etme/ sonuç ürün, ikame etme/gerçek yapı- araçların paradigmatik yapısı üzerinden bakmaya çalışalım.

perspektif ve rönesans

Antik Yunan ve Roma dönemlerinin belirgin kent planlama yöntemi ızgara plandır. Bu planlama yöntemi uzun bir süre egemenliğini korur ve kültüre göre farklılıklar içerir. Fakat Rönesans’ta bu sistem kısmen yeni bir entegrasyona uğrar: perspektif. Filippo Brunelleschi’nin önemli çalışmaları hem mimarlık hem de resim alanında perspektifi önemli bir araç haline getirir. Sadece İtalya değil Avrupa’nın diğer ülkelerinde de perspektifin etkileri inanılmazdır. Roma kenti ise perspektif ile yeni bir boyut kazanır. Kentin ızgara planı Papa IV. ve V. Sixtus’un çabaları ile perspektife dayanan yeni akslar, bulvarlar kazanır. Belirli meydanlara dikilitaşlar eklenmesini ve bunların caddelerle birleştirilmesini isteyen yine V. Sixtus’tur.3 Gentile Bernini, Raphael ve Leonardo gibi çok yönlü karakterler resimlerinde perspektifi coşkuyla kullanırken gerçek mekân da perspektifin etkisiyle dönüşüme devam eder.

Perspektif bir temsil aracı olarak bu dönemde yeniden matematize edilmiştir. Yoksa Antik Roma’da perspektif bilgisinin olduğunu Vitruvius’un On Kitap’ından biliyoruz.4 Perspektif Rönesans felsefesi ile de doğru orantılıdır. Antik Yunan’dan sonra hümanist dünya görüşünün insanın merkeze yerleştirilerek yeniden benimsenmesi ve bunun yansıması olarak görüntünün ideal bir noktaya göre yorumlanması tesadüf değildir. Merkezi perspektif tabiri bu dönemin bir ifadesi olarak karşımıza çıkar. Fakat şöyle bir gerçek var ki, perspek-

tif mimarinin zeminini değiştirir. Merkezi planlı yapılar, sokak tasarımları bu dönemden sonra tüm Avrupa’ya yayılır. Öyleyse perspektif devreye girmese bunca yapı ve tasarım, sanat eseri ortaya çıkabilir miydi ya da hayatımızı farklı bir zeminde mi gerçekleştiriyorduk? Bir araç olarak perspektif fikirlerimize yön vermiş olabilir mi?

aksonometri: görsel optik olana karşı

1920’lerden beri aksonometri mimarlar, sanatçılar ve mühendisler için önemli bir temsil aracıdır. Tarihsel geçmişi Çin ve Japon resim çalışmalarına kadar geri gitse de aksonometri, tutarlı resimsel bir dilin parçası ve Avrupa merkezli perspektif tabanlı gerçekçi betimlemeye karşı değerli bir alternatiftir.5 17. yüzyılda misyonerlerin Çin’den beraberinde getirdikleri resimsel temsil yöntemi daha sonra Avrupa matematiği içinde aksonometri olarak çözümlenir. Fakat o dönemlerde aksonometrinin resimsel ve estetik niteliklerinden çok geometrik işlevselliğinden faydalanılır.

Needham’a göre aksonometrik perspektif esas olarak modern teknoloji içerisinde çok önemli bir yere sahiptir, çünkü nesnelerin görünüşleri üç yönde ölçeklenmiş bir şekilde ifade edilebilir.6 Fakat ne var ki, Needham izometrik, dimetrik, trimetrik perspektifi aksonometrinin bir parçası olarak tarifler. Oysa izometrik perspektif 19. yüzyılda William Farish tarafından keşfedilir. Farish izometriyi endüstriyel devrimin gerekleri doğrultusunda hassas mekanik çizimler üretmek için ortaya koyar. Bu dönemde mühendisler merkezi perspektifin amaçlarına uygun olmadığını kaçış noktasının nesnenin gerçek doğasını bozduğunu farkederler. İzometri bu sorunu aşmak için vardır ve teknik ressama gerçek nesnenin göreli üç boyutlu ifadesini oluşturmasını sağlayan matematiksel bir araç sunar.7 İzometri, teknik çizimi okunabilir hale getirir ve eğitimsiz bir çalışanın endüstriyel alanda parçaların nasıl birleştirileceğini daha kolay kavramasını sağlar.

Sanat tarihçisi Bois, Farish’in bu hamlesinin aksonometri üzerinde muazzam bir ilgi yarattığını belirtir.8 Aksonometri böylece mühendislik ve mimarlık eğitiminin önemli bir bileşeni haline gelir fakat daha çok yapıların strüktürel detaylarını ifade etmek için kullanılır. Aksonometrinin gerçek kabulü 1920’lerde merkezi perspektifin empresyonist mekânsal yapısını reddeden Kübistler tarafından sağlanır. Bu yeni yaklaşım açıklık ve görsel berraklık temelinde gerçekleşirken asırlık resmetme geleneğinde kökten bir değişiklik meydana gelir: Merkezi perspektif optik etkiyi, modernist resim görsel olanı ön plana çıkarır. Modernist yaklaşım içerisinde aksonometriyi çalışmalarında ilk kullananlardan birisi Theo van Doesburg olur. Özellikle zaman mekân sentezine dayalı mimari kuramlarında aksonometri, arkitektonik kavramsallaştırmaları ifade etmenin önemli bir aracıdır. 1923 yılında Paris’te

düzenlenen De Stijl sergisi aksonometrinin birçok mimar tarafından kabulünü sağlar ve modernist mimarinin sembolü haline gelir.9

Aksonometrinin önemli özelliklerinden bir tanesi resim mekânına sıra düzensiz davranmasıdır. Ön plandaki figür ve nesneler arka plandakiler gibi aynı ölçekte çizilirler. Bu nitelikleriyle aksonometri modern hareketin en önemli temsil aracı olarak birçok alanın görsel ifadesine dönüşür. Günümüzde halen egemenliğini sürdüren bu temsil biçiminin fikirlerimiz üzerinde etkisi olmuş mudur? Bilgisayar grafiklerinin dahi vazgeçilmez temsil biçimi olan aksonometri ya da izometri keşfedilmemiş olsa modern hayatın akışı nasıl etkilenirdi?

bilgisayar: yeni mimarlık düzeni

20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren bilgisayar üzerinde hızlanan araştırmalar ve teknolojik gelişmeler hem donanım hem de yazılım üzerinde önemli yol kat edilmesini sağlar. Bu gelişmelerden yaşamın birçok alanı fayda görürken mimarlığın uzak kalması imkânsızdır. Bilgisayarın devreye girmesi mimarlar açısından çeşitli kazanımlar sağlar. Öncelikle uygulanması zor olan tasarımları hayata geçirme imkânı doğar. 20. yüzyılın başında Rus Konstrüktivistlerinin ya da İtalyan Fütüristlerinin çalışmalarının çoğu teknoloji engeline takılır. Oysa günümüzün önemli mimarlarından Frank Gehry, tasarımlarında bilgisayar teknolojisinin verdiği özgüveni inşa etmektedir.

Önceki çalışmalarında tasarı geometriye başvuran Gehry, inşa edilmiş ürün ile tasarım arasındaki uyumsuzlukları bulma konusunda hayal kırıklığına uğrar. Temsil edilenle gerçek bina arasındaki bu sorunları aşmak için bilgisayara başvurur. Kullandıkları yazılımlar ona hem eskizleme hem de modelleme fırsatı sunar.10

Bilbao’daki Guggenheim Müzesi, Los Angeles Walt Disney Konser Salonu, Paris Louis Vuitton Vakfı vb. binalar, bilgisayar teknolojisinin sunduğu temsil etme imkânları olmasa acaba varolabilir miydi?

Hernan Diaz Alonso için de durum benzer bir görüntüye sahip: Teknolojik araçlar her zaman sınırları değiştirebilir. Bu araçların bir kısmı bize en azından yaptığımız işin üzerinde düşünme imkânı sunuyor. 1980’ler ve 90’ların başlarında mimarlık mesleği film, animasyon ve video teknolojileri ile yakın bir ilişki kurar. Bu, mimarlık için yeni bir platform oluşturur ve merkezi perspektifin Rönesans’ta yaptığı etkiye benzer bir durum ortaya çıkartır. Alonso, Gehry’e paralel olarak, dijital temsil araçlarının temsil ile konstrüksiyon uygulamaları arasında doğrudan bir ilişki kurduğunun ve bunun da temel bir değişimi açığa çıkardığının altını çizer.11 Daha kusursuz imalatlar, yeni bir hayal gücü, yeni biçimler dağarı sunan bilgisayar ve temsil teknolojileri kendine özgü yeni bir kültür yaratmış mıdır? sonsöz Rönesans’tan bu yana temsil araçlarındaki değişimler, mimarlığın nesnesi olan binanın algılanmasında önemli değişimlere imza atmış gibi görünüyor. Peter Eisenman özelinde ve belki de benzer yolu seçenler açısından belirgin bir ayrım oluşmuş gibi: mimarlık etkinliğini binanın kendisi ile eşleştirenler ve temsil ortamında bırakanlar. Eisenman için gerçek mimarlık mimari temsil ortamında gerçekleşir ve bu bile temsilin, temsil araçlarının gücünü ve etkisini gösteriyor. Temsil araçlarındaki zihinsel veya teknolojik gelişmeler mimarlığa bakış açısını etkiliyor, hatta yeni bir mimarlık kültürünün oluşmasını sağlıyor. Bunu Rönesans’ta perspektif ile modern dönemlerde ise aksonometrinin yarattığı yeni dilde deneyimledik. Günümüzde ise bilgisayar teknolojisinin açık uçlu yerleşmiş ortamını yaşıyoruz. Temsil araçları içinde bulundukları dönemde ait oldukları kültürü geliştiriyor, değiştiriyor ve oyunun yeni kurallarını tanımlıyor. Dolayısıyla mimari biçime ve mekâna ait fikirleri kavrayabilmenin yolu onu aktaracak temsil araçlarının yapısını anlamaktan geçiyor.

Thomas Kuhn, “Bilimsel Devrimlerin Yapısı”nda paradigma değişimini yaşama yön veren ortodoks yapının yeni sorunlar karşısında yetersiz kalmasıyla ortaya çıkan bir durum olarak tanımlar. Günümüzün mimarlık kültürü belirgin bir şekilde bilgisayar teknolojisi içinde kökleşmiş durumda ve onun parametreleriyle etkinliğini gerçekleştiriyor. Görünen o ki yenilikçi tasarımları bilgisayar teknolojisi olmadan temsil etmek ya da hassas bir şekilde üretmek artık oldukça zor. Paradigma değişimi gerçekleşmiş gibi gözüküyor. 01 Spiro Kostof, The Architect, Oxford University Press, New York, 1977. 02 Tan Kâmil Gürer, “Bir Paradigma Olarak Mimari Temsilin İncelenmesi”, Yayınlanmamış Doktora Tezi, İTÜ, Fen Bilimleri, İstanbul, 2004. 03 Leonardo Benevolo, Avrupa Tarihinde Kentler, AFA Yayıncılık, İstanbul, 1995. 04 Vitruvius, Mimarlık Üzerine On Kitap, Şevki Vanlı Yayınları, Ankara, 1990. 05 Jan Krikke, “Axonometry: A Matter of Perspective. Computer Graphics and Applications”, IEEE, C. 20, S. 4, 2000. 06 Joseph Needham, Science and Civilisation in China, C. 4, Cambridge University Press, 1971. 07 Krikke, a.g.e. 08 Yve-Alain Bois, “Metamorphosis of Axonometry”, Daidalos 1, ss. 40-59, 1981. 09 Krikke, a.g.e. 10 Tim Abrahams, “Computers in Theory and Practice”, The Architectural Review, Mayıs, S. 1395, 2013. 11 Eric Owen Moss, “There is Always A Historical Moment When Techniques and Methodology Influence Culture”, The Architectural Review, Mayıs, S. 1395, 2013.

| 1 Abraham Bosse, Les perspecteurs, Paris, 1647-48. | 2 Filippo Brunelleschi, Pazzi Şapeli, Floransa (Creative Commons). | 3 Çin sanatındaki “üç kralın romansı” adlı illüstratif çalışmadan dimetrik çizim (Wikimedia Commons). | 4 Walt Disney Konser Salonu, Los Angeles, Frank O. Gehry (Wikimedia Commons). | 5 Guggenheim Bilbao Binası, Bilbao, Frank O. Gehry (Wikimedia Commons).

1

2

3

4

5

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.