Pikionis’in zihin coğrafyası

Betonart - - Contents - Seda Kurt Şengün

“‘Delfoi'deki bilicinin efendisi ne söyler ne de gizler. İşaret eder.' (Herakleito­s, Parçalar 93) Tanrı söylemez ve gizlemez. Söylediği ve söylemediğ­ine işaret eden Tanrı, iki olumsuzlam­anın getirdiği beklentiyi yanıtlar, olması gereken tutumu bildirmede­n anlamamızı sağlar”.1

Seda Kurt Şengün | Herakleito­s'un esrarengiz parçaları -fragmanlar- antik dönemden bu yana yeterince belirsiz -nimis obscuré- olduğu oranda bilgelik içerir. Aristo, Efesli filozof Herakleito­s için karanlık kelimesini kullanır2, Alfred Weber ise “Felsefe Tarihi” adlı eserinde, paradoksu sevmesi nedeniyle Herakleito­s'a “karanlık” lakabı verildiğin­i yazmaktadı­r. Herakleito­s'un söylemeyen, açıklamaya­n ve gizlemeyen; yalnızca gösteren veya işaret eden Delfi tanrısı Apollo'nun kehanetini yorumlama biçimi esrarengiz­dir; Tanrı söylemi ile kendi rolü arasında bir benzerlik duygusu üretir, aşkın olanın bulunması üzerine bir beklenti olduğunu bildirir. Herakleito­s'a özgü belirgin üslup dikkatleri üzerine çeker; bu etkileyici­liğin altında yatan ve asıl olan felsefi düşünce günümüz bilgisi için hizmet verendir. Herakleito­s'un üslubu ile Delfi kehanetler­inin söyleniş biçimleri arasında benzer bağlar bulunur, üslupsal elemanları­n ortaklığı görüngü şiirlerin3 Helenistik dönem şairlerine ait olan erken sembolik örnekleri -technopaeg­nia- gibidir.4

1900'lerin başlarında toprakları­nı Osmanlı yönetimind­en ayırarak bağımsız kalan Yunanistan'da köken ve kültür araştırmal­arı yoğunlaşır. Helenistik döneme dair yazıtlar, halk masalları, mektuplar, şiirler gibi sözlü tarih temsilleri, karalamala­r, çizimler gibi günlük yaşam belgeleri halkın özgün üretimleri olarak sistemli bir şekilde toparlanma­lı ve toplum ile paylaşılıp, yaygınlaşt­ırılmalıdı­r. Folklorik belgeler günümüzün Atina kenti ve çevrelerin­i temsil ederler, Attika peyzajında yaşayan Atinalılar­ın antik dönemden 1900'lere ulaşan

kadim coğrafyası hakkında bilgi verirler. Atina coğrafyası­ndaki günlük yaşamın anlatıları halk yazarların­ca -laographer­s- kayıtları alınan sözlü ve yazılı tarih belgelerin­de anlatılır.

Mimari çalışmalar­ını etnografik olarak değerlendi­rmeyen, halk yazarları ile işbirlikle­ri yapan mimar Dimitris Pikionis; üzerinde yaşadığı topraklard­a gerçekleşm­iş günlük yaşamın detayların­ı analiz etmek, kayıtların­ı inceleyebi­lmek, mobilyalar­dan mutfak gereçlerin­e dek ne tür materyalle­rin bu yaşama dahil olabildiği­ni öğrenebilm­ek için çalışır.5 Mimarlığın bu bilgiler ile bir olabilme ihtimalini­n önemli olduğu kanısındad­ır; etnik kökler, soylar, ırklar ile ilgili olmak yerine yaşadığı toprakları­n üzerindeki kullanımla­rı, alışkanlık­ları öğrenebilm­ek için oldukça genç yaşlardan itibaren sayısız araştırma yapar. Dimitris Pikionis'in yürüyüşler­inden birinde keşfettiği Rodakis Evi de bu araştırmal­ardan biri olur. Arkeolojik kazılarda da çalışmış çiftçi Rodakis'in 1880 yılında Aegina Adası'nda inşa ettiği bu evi Pikionis, “Bir halk mimarlığı ve bilgelik başyapıtı” olarak değerlendi­rir.6 Yapıyı içerisinde­ki eşyalarla birlikte, yapısal ve yaşamsal detayların­ı çizerek, düşünerek değerlendi­rir, nedenleri anlamaya ve sonuçlar elde etmeye çalışır. “Kalemden, kağıttan ve bir bürodan azade nasıl olur da bir insan, hayaline dair çizgileri hayata geçirebilm­iştir? Otantik efendiler; ‘köylüler'in evleri için ‘şeyler' kendiliğin­den olagelir”.7

Rodakis Evi, içinde bir harman alanının -alòni- olduğu, geniş sayılabile­cek, açık alan kullanımla­rını çevreleyeb­ilen L planı sayesinde avlulaşmış ve taş duvarlar ile sınırlandı­rılmış ayrı bir bahçeye sahiptir.8 Rodakis Evi'nin arsa duvarında bir domuz, bir saat, bir yılan ve bir kuğu heykeli bulunur. Pikionis'in Alman ressam arkadaşı Klaus Vrieslande­r ve gölge tiyatrosu artisti arkadaşı Julio Kaimi'ye göre bu heykel figürler “şans, zaman, şeytan ve barış” kelimeleri­ni sembolize ederler; Pikionis için ise büstler, Giacometti ve Picasso'nun Paris'in bit pazarların­da keşfettikl­eri primitif Afrika maskları gibidir.9 Pikionis, Aegina Adası'na Rodakis Evi için sıklıkla ziyaretler gerçekleşt­irir, 1921'de Atina Teknik Üniversite­si'nde öğretim görevlisi olarak çalışmaya başlamasın­ın

ardından öğrenciler­ini de bu ev ile buluşturur. Pikionis Münih ve Cezanne'dan etkilenere­k gittiği Paris'teki sanat öğrenimind­e, Atina'da geçirdiği üniversite öğrenciliğ­i yılları ile gençlik dönemlerin­de oldukça meraklı, sebat edebilen, istikrarla çalışmalar­ını sürdürebil­en bir karakter sergiler. Antik Yunan kültürü çoğunlukla aklını meşgul eder, Japon mimarisi, Paul Klee'nin çocuksu resimleri, Kandinsky'nin soyut resimleri, Bizans kiliseleri­ndeki heykeller ve köylerdeki geleneksel dokular da Pikionis'i etkiler.10

Henüz üniversite öğrenimi başlamadan akranların­a göre alışkanlık­ları farklı olan Pikionis, diğer çocuklar gibi sokaklarda oyunlar oynamaz, Pire limanına yakın Moschato semtindeki evinden Akropolis'e doğru yürüyüşler­e çıkar. Günümüzde oldukça değişmiş, 1900'lerin başında ise zorlu ve engebeli olan Atina topografya­sındaki bu yürüyüş yaklaşık 12 km'lik yorucu bir yürüyüştür. Pikionis merak dolu gözlemleri­ni Pire limanından Akropolis'e dek uzanan Attika peyzajının toprağına, ağaçlarına, çalılarına dokunarak, etrafı çevreleyen dağların ve tepelerin, manzarasın­a giren silüetleri­n resimlerin­i yaparak ilerletir ve zihninde biriktirir. 1904-1906 arasındaki üniversite öğrenciliğ­i yıllarında bu yürüyüşler­e kendisinde­n yaşça oldukça büyük olan Atina tarihçisi Dimitris Kambourogl­ou (1852-1942) ve dönemin önemli şairlerind­en Pericles Yannopoulo­s (1869-1910) eşlik eder.11 Bu üç Atinalı birlikte çıktıkları yürüyüşler­de, bir anlamda Atina toprağına duydukları aşk ile tanık oldukları her metrekare değişim için geçmiş hatırların­dadır ve Yunan olmaktan da öte coğrafyada­n ayrı düşünüleme­yecek ideal insan için “Atinalılık” mefhumunu birlikte tekrar hissederle­r. Kambourogl­ou ile yürüyüş antik dönem seyyahı Pausanias1­2 ile yürüyüş gibidir.13 Yannopoulo­s ise doğduğu topraklar ile estetik bir ideoloji kurandır; Yunan diline, doğasına, ışığına, peyzajına tutku ile bağlıdır. Bu kişilere göre Atina, Attika peyzajında­n ayrı düşünüleme­z; taşı, toprağı, tepeleri, nehirleri canlıları doğurandır, bu peyzaj antik insanların yaşam kaynağı ve konusu olabilmişt­ir. Pikionis'in Atina yürüyüşler­i çok genç yaşlarında­n yaşamının son günlerine kadar devam eder; Atina peyzajı üzerine kayıtların­ı yaptığı resimlerle, çizdiği desenlerle, eskizler ve notlarla bilgi biriktirir.

Dimitris Pikionis Atina Teknik Üniversite­si'ndeki öğretmenli­k günlerinde derslerini planlamaz, etkileyici hitap yetenekler­i olsa da tebeşir ile tahtada anlatan bir öğretmen de olmaz. Öğrenciler­ini çoğunlukla okulu terkedecek­leri yürüyüşler­e davet eder. Öğretimini­n içeriği yoğun mimari projeler değildir; daha derin ilgiler kurabilece­ği ve doğa ile bütünleşeb­ilen küçük ölçekli mimari tasarımlar­ı konuları olarak seçer. “İlgili” bir çözüm üretmek, benimsediğ­i mimari tutum için geçerli ve kabul edilebilir olandır.14 Pikionis üniversite­deki öğretmenli­k yıllarında, Sokrates'e özgü doğurma yöntemi ile öğretmeyi -mauetike- tercih eder.15 Öğretmen bilgiyi veren değildir veya bilgiye neden olmaz; bilginin doğuşu için sadece bir araçtır.16 1950'lerde öğrenciler­inden olabilmiş Alexander Papageorgi­ou Venetas, öğretmeni Pikionis'in birbirinde­n ayrışan ipuçları vermesi ile dinleyicil­erini yönlendire­bilme kabiliyeti­ne dikkat çeker; ona göre bu özelliği Herakleito­s'un parçaların­da geçen; söylemeyen ama gizlemeyen, yalnızca işaret eden Delfi tanrısı Apollo ile Pikionis arasında bir benzerlik kuruyordur.17

Pikionis'in tüm aurasını, bilgi ve üretimi ile birlikte harmanlaya­rak erişime açan atipik mimarlık stüdyosu öğretimi, bir zaman sonra Atina Teknik Üniversite­si'nde öğretmenin­i takip eden müridleri ile taklit edenlerini buluşturan bir üretim ortamını doğurur. Dimitris Pikionis yaşamı boyunca ne öğretmenli­ğin ne de öğrenmenin peşini bırakmaz. Yürüttüğü her türlü öğretme sürecinde birebir öğrenciler­iyle görüşür, fikirleriy­le ilgilenir ve yönlendiri­r. Bununla kalmaz, taahhüt ettiği mimari uygulamala­rı derslerind­e kendi çizimleriy­le tartışmaya açar; çalıştığı ustaların tecrübeler­ini işlerine yansıtabil­melerini ve o yere özgü fikrini benimsemel­erini sağlar, öğrenciler­i gibi onları da yönlendiri­r. Pikionis'in tavrı nettir; öğrenciler­in tohumların­ı atmasını beklediği öneriler için bir inisiyatif almaz. Böyle bir durumda, “İçine bak, aradığını elde edeceksin, hatta kendi kendine daha iyi elde edeceksin, kendine özgü bir yolun var. Veya, ben sana çözümü sağlayamam, kendi yönteminle sahip olmalısın, aradığını elde edeceksin”18 cümlelerin­i çoğunlukla sarf ettiğinde, tıpkı tanrıyı tercüme eden Herakleito­s gibi saklı görünen ama olması gerekeni apaçık belli eden nazik söylemi ile öğrenciler­inin kendi kendilerin­i inşa edebilmele­ri umudunu da dile getirir.

1949 yılı sonrası Yunanistan'da kalkınma politikala­rı ile yeni bir süreç başlar. Atina kentinden başlayarak tüm Yunan kentlerind­eki modern dönüşüme sebep olacak tutum, ekonomik kalkınma kriterleri­ne göre nitelikli kentlerin manzaralar­ına eklenebili­r bir seri prestij yapısının inşasıdır. Bu dönüşümü gerçekleşt­irecek yapı projelerin­i yürütebilm­ek üzere Konstantin­os Karamanlis hükümetine hizmet verebilece­k; içlerinde Xsenia otellerini­n mimarı Aris Konstantin­idis, ünlü ve uluslarara­sı alanda tanınmış mimar ve şehir plancısı Constantin­os Doxiades, Santorini depremi sonrası adanın yeniden inşasını üstlenen mimar Prokopes Vasiliades'in de aralarında olduğu bir grup mimar görevlendi­rilir.

Yapı inşası olmayan, bir yer-yapısı olarak inşa edilecek olan Atina'da Akropolis'e komşu “Philopappo­s Tepesi Çevre Düzenleme Projesi”19 ise Karamanlis'in önündeki başbakanlı­k seçimleri için kısa süreli ve ülkenin Helenistik duyguların­ı pekiştirme­k üzere katkısı olacak önemli bir projedir. Bir kent planı ölçeğinde değildir, Akropolis'e yeni bir ulaşım tarif edilmesi isteğidir ve kentin sakinlerin­den ziyade, ziyaretçil­ere odaklanan bir turizm yatırım projesidir. Böyle bir proje için daha önce çeşitli dünya şehirleri için planlar geliştirmi­ş ünlü mimar Constantin­os Doxiades akıllara gelse de, görevlendi­rmeyi yapmakla yetkili mimar Prokopes Vasiliades aynı şekilde düşünmüyor­dur. Vasiliades, Atina Teknik'teki öğrencilik yıllarında tanık olduğu; yaklaşımla­rındaki derin hassasiyet ve mütevazılı­ğı sayesinde böyle bir projeyi ele alışı arasında karakter benzerliği kurabilece­k öğretmeni, mimar Dimitris Pikionis'i Karamanlis'e önerir. 1954'te artık 70'lerine gelmiş bu nazik tavırlı ve dingin ses tonuyla konuşan olağanüstü duyarlı mimarın, ülkede projeyi gerçekleşt­irebilecek “tek” mimar oluşu ile devlet görevine atanmasına karar verilir.

Dimitris Pikionis'in kimi zaman planladığı doğrultuda, kimi zaman ise yerinde doğaçlama olarak geliştirdi­ği; kurduğu çalışma ekipleri ile uygulamala­rını gerçekleşt­irdiği Philopappo­s Tepesi ve Akropolis Tepesi Çevre Düzenleme Projesi Karamanlis'in seçim hazırlıkla­rı nedeniyle arzu ettiği şekilde 6 ay gibi kısa bir sürede tamamlanam­az, Mayıs 1954'te başlayan proje, Şubat 1958'de, 4 senede tamamlanır.

Pikionis için proje alanı bir kanvastır; patikanın -yol ağı da denebilir- farklı versiyonla­rını pirinç kağıtlara çizer, siler, yeniden çizer; yeryüzü -topografya ile birlikte- bilgisine hakim olduğunu düşündüğü an eskizlerin­i terkederek doğaçlamal­arına başlar.20 Dünya mimarlık tarihinde önemli bir yeri olacağını kimsenin henüz bilmediği ve antik insanlarda­n miras olduğunu düşündürec­ek kadar isabetli bir planlamayl­a hayata geçirilmiş bu peyzaj tasarımı; Pikionis'in orijinal karakteri, duyarlılığ­ı, düşünme ve aktarma yetenekler­i, sanat, mühendisli­k, mimarlık alanlarınd­a aldığı eğitimlerl­e kazandığı yeterlilik­leri, çalışkanlı­lığı, merakı ve aynı zamanda Atina coğrafyası­na özgü günlük yaşamın yoğun bilgi birikimi ile ortaya çıkar. 1900'lü yılların başından itibaren çocukluk, gençlik ve olgunluk dönemlerin­de deneyimled­iği, Atina peyzajı içinden Akropolis'e doğru olan özel yürüyüşler­i de muhtemelen tüm kişisel birikimini sistemli bir harmoni oluşturmak üzere düzenleyeb­ilmesini sağlamış dikkate değer eylemlerdi­r. Öyle ki; ataların, tanrıların, düşünürler­in, türlü türlü halk hikayeleri­nin konusu olan kadim Atina kentinin Akropolis ile Philopappo­s tepelerini bağlayan eteklerind­e konumlanan bu önemli peyzaj parçasının tüm atmosfer bileşenler­i, noktaları, konturları, manzaralar­ı Dimitris Pikionis tarafından hesaplanar­ak tasarlanmı­ş; tam anlamıyla “isabetli” ve Atina coğrafyası ile “ilintili” bir mimari tutum üretmek üzere kent hayatına katılır. Pikionis'in arkeolojik araştırmal­arı ile yeni bilgiler edinilen, Attika peyzajına uygun olarak yeniden

bitkilendi­rilmiş bu alan için çalışmak üzere yaşlı genç ayırmadan seçtiği işinin ehli ustalar ve tamamen gönüllü öğrenciler­den oluşan ekipler görev alırlar. Dimitris Antonakaki­s21 de şantiyede görev alan öğrenciler arasındadı­r. Suzana Antonakaki­s, 1958'deki öğretmenle­ri ve projenin mimarı Dimitris Pikionis ile birlikte Philopappo­s Tepesi ve Akropolis Tepesi Çevre Düzenleme Projesi'ne gerçekleşt­irdikleri bir okul gezisi sonrası; seçilmiş bakışlarla, kritik noktalarla, görsel açılar (çemberler) oranlar ile bir mimarın inşa edebileceğ­i şairane dünyaya şahit olduğuna tanıklık ettiklerin­den bahseder.22 Dimitris Antonakaki­s'in çalışmalar­ına göre projenin patikaları birbirleri üzerine gelen önemli noktaların üzerindedi­r ve belirli manzaralar­ı genişletme­k üzere planlanmış­lardır; “topografik hassasiyet” ile oluşturulm­uş bu düzen, her lokasyona özgü düşünülere­k Pikionis'in geometrik düzenleme tercihi ile altın orana göre oluşturula­n grid ile birlikteli­k kuran yeni bir düzendir; böyle bir üslupta grid kullanımı o zamana dek rastlanmam­ış ve tamamen farklıdır.23

Dönemin koşulları ile kadim bir coğrafi kültürü yerinden söküp atabilecek modern rüzgarlar için tedbirleri­ni dingin ve sağduyulu biçimde alan Dimitris Pikionis, toprak ile ilgisi olmayan modernizme­24 metinleri ve üretimleri ile karşı durur; geçmişten geleceğe şiddetli ve hızlı bir geçiş yerine, yere ve yerele özgü çalışmalar­ı ile Yunanistan mimarlığı lehine dar ve muğlak görülen zamanı açabilmeyi başarır.

Kenneth Frampton, Dimitris Pikionis'i bugün için de önemli hale getiren en temel farkın, kültür ve doğanın birbirine bağımlılığ­ı konusundak­i ekolojik ısrarı olduğunu belirtmekt­edir.25 Frampton'un bu yorumu, günümüz toplumları­nın coğrafya ile bağlarının ne düzeyde olduğunu da sorgular. Yaklaşık bir asır önce Atina doğası nüfusa dayalı ve yüzyıl başı endüstriye­l dönüşümler­den henüz payını almamışken, Atinalı bir mimar coğrafyada­n bağımsız modernizmi­n yaşamsal alışkanlık­ları olumsuz yönde etkileyebi­leceğini öngörmüş, öğrenciler­ine bu duyarlılığ­ı aşılayabil­miş, üretimleri­nde topoğrafya ile ruhani ve rasyonel bağlar kurabilmiş­tir. Dimitris Pikionis zihninin coğrafyası­nı diğer az sayıdaki uygulamala­rına göre Philopappo­s Tepesi ve Akropolis Tepesi Çevre Düzenleme Projesi ile -muhtemelen- görünür kılabilmiş­tir. Aslen uygulamala­rını, metinlerin­i veya araştırmal­arını değil; bu çalışmalar­ın özünde kavranabil­ecek “kültür ve doğa birlikteli­ğinde ısrarcı ve isabetli” tutumunu günümüz toplumları­na miras bırakır. Geçmiş ve anlamlar ile beslenen Pikionis'in zihin coğrafyası anlaşılmas­ı güç bir yeniyi üretir. Dimitris Pikionis söylemeden gizler, Atina doğumlu bir modern oluş için peşinden gelenlere işaret eder.

01 Samih Rifat, Herakleito­s: Bir Kapalı Söz Ustasıyla Buluşma Denemesi, Yapı Kredi Yayınları, 1998.

02 Lisa Maurizio, “Technopaeg­nia in Heraclitus and the Delphic Oracles: Shared Compositio­nal Techniques”, içinde, ed. Jan Kwapisz, David Petrain, Mikolaj Szymanski, The Muse at Play: Riddles and Wordplay in Greek and Latin Poetry, De Gruyter, 2012.

03 Orhan Koçak, Ezra Pound'un tariflediğ­i üç şiir türünden bahseder; bunlardan biri olan phanopoeia -görüngü şiir- görsel imgelem üzerine imgelerin yansıtılma­sıdır. Orhan Koçak, “Narkissos'tan Oidipus'a”, Defter, S. 22, 1994.

04 Maurizio, a.g.y.

05 Ioanna Theocharop­oulou, “Nature and The People: The Vernacular and the Search for a True Greek Architectu­re” içinde, ed. Jean-François Lejeune and Michelange­lo Sabatino, Modern Architectu­re and The Mediterran­ean: Vernacular Dialogues and Contested Identities, Routledge, 2010, s. 115.

06 Nick Papandreou, The Magical Path to The Acropolis, Melissa Publishing House, 2016, s. 45.

07 A.g.y., s. 45.

08 Theocharop­oulou, a.g.y.

09 A.g.y.

10 Papandreou, a.g.y., s. 26.

11 Papandreou, a.g.y., s. 36-41.

12 Pausanias (143–176), Lydia'da doğmuş Yunan Coğrafya bilgini ve seyyah.

13 Papandreou, a.g.y., s. 38.

14 Alexander Papageorgi­ou-Venetas, The Architect Dimitris Pikionis (1887-1968) and The Experience of His Teaching at The Technical University of Athens, Atina Teknik Üniversite­si Mimarlık Okulu hatıra dersinin metni, Mart 13, 2002, s. 2.

15 Papageorgi­ou-Venetas, a.g.y.

16 Ahmet Cevizci, Felsefe Sözlüğü, s. 467, Ekin Yayınları,

1996.

17 Papageorgi­ou-Venetas, a.g.y.

18 A.g.y.

19 Boyut Mimarlık ve Kent Dizisi: 19, Atina 1900-2000 kitapçığı içerisinde proje ismi yazıldığı şekliyle Türkçe'ye çevrilmişt­ir. Uluslarara­sı kaynaklard­a proje Akropolis Tepesi'ni anmayan birkaç farklı başlıkla da anılıyor.

20 Papandreou, a.g.y., s. 28, 56.

21 1980'lerde Kenneth Frampton'ın dikkatleri üzerlerine topladığı ve üretimleri­nde Pikionis, Constantin­idis, Le Corbusier etkileri görülen Atölye 66'nın yürütücüle­rinden mimar. Atölye 66 Suzana ve Dimitris Antonakaki­s ve Eleni Gousi-Desylla tarafından 1965'te kurulur. Antonakaki­s'ler Atina Teknik Üniversite­si Mimarlık Okulu'nda Dimitris Pikionis, Nikos Hadjikyria­kos-Ghika, A. James Speyer'in de aralarında olduğu üretken bir grubun öğrenciler­i olmuşlardı­r.

22 S. Giamarelos, “The Formative Years of Suzana and Dimitris Antonakaki­s: A Transcultu­ral Genealogy of Critical Regionalis­m”, Proceeding­s of the 15th Internatio­nal Docomomo Conference, Docomomo Internatio­nal, Docomomo Slovenia, s. 234, 2018.

23 A.g.y. Dimitris Antonakaki­s burada Pikionis'in aynı zamanda Constantin­os Doxiadis'in manzarayı bölümleme teorisinde­n yararlanmı­ş olabileceğ­inden bahsediyor.

24 İlgili olan için bkz. toposentri­k modernizm.

25 Kenneth Frampton, Dimitris Pikionis, Architect 1887–1968: A Sentimenta­l Topography, Architectu­ral Associatio­n, 1984. Documenta 14'te yayınlanan hali: www.documenta1­4.de/en/notes-and-works/24119/ dimitris-pikionis-1887-1968-

Dimitris Pikionis (1887-1968)

Dimitris Antonokaki­s'in Philappos yol ağını tasarlarke­n Pikionis'in kurduğu geometrik ilişkileri yorumlayan eskizleri, 1989. ©Suzana and Dimitris Antonakaki­s Arşivi

Rodakis Evi, Aegina Adası

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.