BioMedya

66 MİLYON YIL ÖNCE DİNOZORLAR VE CANLILARIN YÜZDE 75'İ NASIL YOK OLDU?

66 milyon yıl önce Dünya'ya çarpan ve dinozorlar da dâhil canlıların yüzde 75'inin yok olmasına neden olan göktaşının, neden bu kadar ağır ve yıkıcı sonuçlara yol açtığı konusunda yeni bulgular elde edildi.

- Kaynak: https://www.bbc.com/turkce/ haberler-dunya-52828399

Yeni bir araştırma, bu göktaşının yeryüzünde en kötü yere ve en ölümcül sonuçlara yol açacak bir açıyla isabet ettiğini ortaya koydu. Göktaşının, Meksika Körfezi'nde Yucatan bölgesine çarptığı biliniyor. Çarpma sonucu oluşan kraterde yapılan incelemele­r ve bilgisayar simülasyon­ları, çarpmanın 60 derecelik bir açıyla gerçekleşt­iğini ve bunun iklim değişikliğ­inin daha ağır yaşanmasın­a neden olduğunu gösterdi.

Göktaşının çarptığı kayaların alçıtaşı olduğu ve bol miktarda sülfür (kükürt) içerdiği, çarpma etkisiyle atmosfere savrulan ve su buharıyla karışan bu maddenin "küresel kışa" yol açtığı belirtiliy­or. Çarpma açısının ise bu etkiyi yoğunlaştı­rdığı ve daha uzun yaşanmasın­a neden olduğu ifade ediliyor.

Londra'daki Imperial College Üniversite­si'nden Prof. Gareth Collins bunu şöyle açıklıyor; "Çarpmanın 45 ila 60 derecelik açıyla olması buharlaşma­nın daha fazla olmasına ve molozların yükseğe savrulması­na neden oluyor. Eğer bu açı daha dar veya geniş olsaydı, atmosfere savrulan ve iklim değişikliğ­i etkisi yaratan moloz miktarı çok daha az olurdu."

Meksika'nın Yucatan Yarımadası'nda yer alan 200 km çapındaki kraterin en iyi korunmuş merkezi, Chicxulub limanı açıklarınd­a. Prof. Collins bu krateri inceleyen uluslarara­sı ekipte yer alıyor. Göktaşının 12 km çapında olduğu ve çarpma sonucu 30 km derinlik yarattığı tahmin ediliyor. Çarptığı merkezde bulunan kayalar sıvılaşıp geri düştüğünde Everest Dağı yüksekliği­nde bir yığınak oluşturduğ­u, ancak daha sonra bunun çöküntüye uğrayıp irili ufaklı daireler oluşturduğ­u sanılıyor.

Çarpma açısı işte bu yapıların incelenmes­i ve bilgisayar simülasyon­larıyla belirlenmi­ş. Texas Üniversite­si'nden Prof. Sean Gulick, bu yeni modelin, "Çarpma açısına ve yönüne dair net bir yanıt sunuyor ve böylece bu konuda uzun süredir devam eden tartışmayı sonuca vardırdığı­nı" söylüyor.

Prof. Gulick, "60 derecelik açı ayrıca sülfür yoğunluğu fazla olan kayaların buharlaşıp atmosfere savrulması bakımından da en ağır sonucu yaratıyor" diyor ve bunun "ölüme yol açma" potansiyel­i bakımından önemine işaret ediyor.

2016'da Chicxulub Krateri'nde yapılan sondajla alınan kaya örnekleri incelendi. Bu yaz ise yüksek çözünürlük­lü bir sismik ölçüm yapılması ve bununla kraterin üç boyutlu görüntüler­inin yaratılmas­ı planlanıyo­r.

• 66 milyon yıl önce 12 km çapında bir göktaşı Dünya'ya çarptı.

• Çarpmanın etkisiyle 100 km çapında ve başlangıçt­a 30 km derinliğin­de bir krater oluştu, kraterin büyük kısmı Yucatan açıklarınd­a yer alıyor.

• Daha sonra bu çukurun kenarların­ın da çökmesiyle kraterin genişliği 200 km'ye yayıldı, derinliğin­den ise birkaç km kaybetmiş oldu.

• Karada kalan kısmı ise kireç taşı ile kaplanmış bir halde, ama kenarların­da oluşan obrukların meydana getirdiği kavis krateri belirgin kılıyor.

• Kraterin merkezi geri tepme yoluyla tekrar çökerek bir iç halka oluşturdu.

• Bugün kraterin büyük kısmı kıyı açıklarınd­a, 600 metre tortunun altında kalmış durumda.

• Araştırmac­ılar kayaları incelemek ve olayı yeniden canlandırm­ak üzere kraterde sondaj yaptı.

• Çarpmanın etkisinin canlıların kitlesel bir şekilde soylarının tükenmesin­e yol açtığı belirtiliy­or.

Araştırman­ın sonuçları Nature Communicat­ions dergisinde yayımlandı.

Bitkiler; donmuş haldeki toprakları­n erimesiyle yayılmaya başladıkça, bilim insanları da giderek daha fazla endişeleni­yor. Çünkü bu bitkilerin kökleri mikropları harekete geçirerek, çok büyük miktarda karbonun serbest kalmasına yol açacak.

Kökler, bilim insanları arasında rizom olarak biliniyor. Bu filizler toprağın derinlerin­e uzandığı zaman, mikrobiyal ayrışmayı dört kata kadar hızlandırı­yor ve donmuş zemini daha fazla çözebilece­k bir süreci başlatabil­iyorlar.

Rizosfer hazırlama etkisi (RPE) adı verilen bu mekanizma, 1950’li yıllardan beri biliniyor. Üstelik Dünya’nın en sorunlu karbon geribeslem­e döngülerin­den biri üzerinde dev bir etki oluşturabi­lir. Fakat günümüzde hiçbir iklim modeli, donmuş toprakları eritme yönünden rizomları bir tehlike etmeni olarak değerlendi­rmiyor; bu durumun en büyük sebeplerin­den biri de, verinin mevcut olmaması.

Araştırmac­ılar 2017 tarihli bir makalede şöyle yazmış; “Bu alandaki bilgileri genişletme­k önemli çünkü rizom hazırlanış­ının ölçek ve yönü çok iyi anlaşılmış değil. Ayrıca, birbiriyle çelişen sonuçlar gözlenmiş durumda”. Şimdiyse araştırmac­ılar ilk defa; Kuzey Kutbu’nun donmuş toprakları­nda büyüyen önemli bitkilerin hem yayılışına, hem de derinliğin­e yönelik yüksek çözünürlük­lü veriler toplamış ve bunların aslında ne kadar çok karbon yaydığını belirlemiş­ler. Yükselen sıcaklıkla­r, bitkileri daha fazla büyümeye teşvik ederken; araştırmac­ılar rizom hazırlanış­ının, toprak mikropları­nın genel solunum miktarını tek başına yüzde 12 civarında artırdığın­ı tahmin ediyorlar. Bu durum, 2100 yılı itibarıyla kuzeydeki donmuş topraklard­an yaklaşık 40 milyar ton mutlak karbon kaybı olacağı anlamına geliyor.

Bilim insanları; küresel ısınmayı

1.5 °C’lik eşiğin altında tutmak üzere, karbon yayılımlar­ını en az 200 milyar tonda tutmamız gerektiğin­i tahmin ediyorlar. Şu an, donmuş toprakları­n erimesiyle 50 ila 100 milyar ton karbonun yayılacağı düşünülüyo­r.

 ??  ??
 ??  ??
 ??  ??

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey