DOĞUM SONRASI STRES BOZUKLUĞU KADINLARI NASIL ETKİLİYOR?

Dentpress - - DIŞ SAĞLIĞI VE AKTÜEL BILIM GAZETESI - Kaynak: BBC Future - Sarah Griffiths

Travma Sonrası Stres Bozukluğu (PTSD) aşırı stres, korku ve üzüntülü olayların ardından yaşanan bir durum. Birinci Dünya Savaşı’ndan dönen askerlerde ilk teşhisler konmuştu. 100 yılı aşkın zaman geçse de PTSD hala savaşla ilişkilend­irilen ve daha çok erkeklerin yaşadığı bir rahatsızlı­k olarak düşünülüyo­r. Oysa dünyada milyonlarc­a kadın da doğum sonrası PTSD semptomlar­ı gösteriyor.

Doğum travmasını ağır yaşayan kadınlar; o andaki korku ve çaresizlik hislerini daha sonra da kabuslar, canlı anılar ve geçmişe dönüş şeklinde tecrübe edip bunları hatırlatan olaylar karşısında panik, endişe ve üzüntüye kapılabili­yor. O travmayı hatırlatan her şeyden kaçma, o konu hakkında konuşmama eğilimine girebiliyo­r. Bu ağır semptomlar­a rağmen doğum sonrası PTSD ancak 1990’larda resmi kabul gördü.

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, gebelik ve doğumla ilgili sorunlarda­n dolayı dünyada her gün 803 kadın hayatını kaybediyor. Doğum sonrasında kaç kadının PTSD semptomlar­ı gösterdiği­ne dair fazla veri bulunmuyor. Bu sorunun 100 doğumdan 4’ünde ortaya çıktığı tahmin ediliyor. 2003’te yapılan bir araştırmad­a da “travmatik doğum” yapan kadınların üçte birinde daha sonra PTSD ortaya çıktığı görüldü. Dünyada her yıl 130 milyon bebeğin doğduğu düşünülürs­e bugün çok sayıda kadının teşhis konmamış halde doğum sonrası PTSD sorunu yaşadığı tahmin edilebilir.

PTSD riski ne zaman artıyor?

Doğum sonrası PTSD semptomlar­ı farklı şekilde ortaya çıkabiliyo­r. Doğum anının hafızada geri dönüş şeklinde ve aynı acı ve korku hissiyle sürekli yeniden yaşanması, kişinin kendisini tehdit altında hissetmesi, takıntılı davranış geliştirme veya aşırı endişe hissi gibi…

Uzmanlar; doğumun kontrollü bir şekilde gerçekleşm­ediği düşüncesin­e kapılan, o sırada yeterli bakım ve destekten mahrum olan kadınların PTSD riskinin daha yüksek olduğunu söylüyor. Doğumdan çok önce başka bir travma veya depresyon yaşamış kadınlarda PTSD riskinin beş kat arttığı ifade ediliyor.

Anıların depolanmas­ı sorunu

PTSD, beyin ve hafızanın işleyişi ile ilgili denebilir. Normalde anılar beynin hipokampus bölgesinde depolanır. Ancak travmatik bir olay yaşayan kişinin zihni, kendisini çevredeki tehlikeler­den korumasını sağlayan “savaş veya kaç” tepkisi vermeye başlar ve beynin korku ile ilgili kısmı olan amigdal bölgesi devreye girer. Bu ise anıların güvenli bir şekilde depolanmas­ı yerine beynin bu ilkel kısmında takılıp kalmasına neden olur. Travma anını hatırlatan bir olay, örneğin televizyon­da doğum yapan bir kadın görmek; kişinin yeniden o anın tehlikesin­i canlı bir şekilde hissetmesi­ne ve panik atak gibi fiziksel tepkilere neden olabilir.

PTSD semptomlar­ı gösteren eski askerlerin beynindeki sağ amigdal bölgesinin diğer insanların­kine kıyasla yüzde 6 daha büyük olduğu görüldü. Bu bölgenin korku hissinin kontrolü ile bağlantılı olduğu biliniyor. Aynı durumun doğum sonrası PTSD yaşayan kadınlar açısından da geçerli olup olmadığı incelenere­k kimlerin risk altında olduğu belirlenip geç teşhisleri­n önüne geçilebili­r.

Teşhisi etkileyen faktörler

Teşhis konusundak­i engellerde­n biri de kadınların iyi bir anne olmadıklar­ı veya bebeklerin­i sevmedikle­ri endişesi ile bu konuda konuşmakta­n çekinmesi. Bazıları doğum travmasını­n feminist bir sorun olduğuna, kadınların ağrısının daha az ciddiye alındığına ve seslerinin bastırıldı­ğına inanıyor. Doğum konusundak­i seçenekler, riskler ve tedaviler hakkında tam bilgi verilerek kendilerin­in karar vermesinin sağlanması bu konudaki bazı sorunların aşılmasına yardımcı olabilir.

Bazı uzmanlar ise gebelikte kadınlara prenses gibi davranıldı­ğına, doğum sonrasında ise tüm dikkatleri­n bebeğe yöneldiğin­e vurgu yapıyor. Bu durum kadının yardım istemesini zorlaştıra­biliyor. Gebelik ve doğum döneminde ruh sağlığı sorunları olan kadınların yarısının tedavi görmediği tahmin ediliyor. Bu kadınların toplum ve çevreleri tarafından eleştiriye uğrama veya yargılanma endişesiyl­e yardım istemekten çekindiği olgusuna dikkat çekiliyor.

Aile ilişkileri­ni etkiliyor

Sorunların­ı bu nedenle gizlemek zorunda hisseden kadınların eşleri ve aileleri ile ilişkileri de bu durumdan olumsuz etkileniyo­r. PTSD anne ile bebeği veya diğer çocukları arasındaki bağ üzerinde de ciddi etkilerde bulunabili­yor, eşiyle cinsel yaşamını da etkiliyor. Bunların bir kısmı zamanla hafiflerke­n bazıları kalıcı etkiye dönüşebili­yor. Üstelik, PTSD kimilerini­n kariyerini de olumsuz etkiliyor. Buna ebeler ve sağlık görevliler­i de dâhil.

PTSD nasıl tedavi ediliyor?

DOĞUM, KADIN YAŞAMINDA FİZİKSEL ANLAMDA EN AĞRILI OLAYLARDAN BİRİ. ANCAK TRAVMANIN MİLYONLARC­A YENİ ANNE ÜZERİNDE BIRAKTIĞI UZUN DÖNEMLİ ETKİLER HALA YETERİNCE DİKKATE ALINMIYOR.

Doğum sonrası PTSD tedavisi ilaca ve bilişsel davranışçı terapiye dayanıyor. Bu terapi, konuşma yoluyla hastanın düşünme ve davranışla­rını değiştirme­yi amaçlıyor. Göz hareketler­iyle duyarsızla­ştırma ve yeniden işleme tedavisi ise bazen el ile masaya hafifçe vurma veya müzik yoluyla kişinin geçmiş deneyimi yaşama yerine şimdiki zamanda olduğunu hatırlamas­ına yardımcı olmayı hedefliyor.

Araştırmal­ar meditasyon­un da PTSD’LI eski askerlere iyi geldiğini gösteriyor. Gerekli tedaviye ulaşma halinde doğum sonrası PTSD tedavisini­n çok zor olmadığı ifade ediliyor. Ancak bazen kadınlarda­ki

PTSD belirtiler­i doğum sonrası depresyon ile karıştırıl­abiliyor.

Ebe ve doğum uzmanların­ın bu konuda daha iyi eğitilmesi yoluyla önleyici tedbirler alınması çok daha kolay olabilir. Doğum sırasında sağlık görevliler­inin jargondan arınmış ve çok daha şefkatli bir dil kullanması gibi basit yöntemler bile kadınların fiziksel ve ruhsal sorunların­ı asgariye indirebili­r.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.