OKYANUSLAR­DA, DAHA ÖNCE HİÇ GÖRÜLMEYEN YAKLAŞIK 200.000 VİRÜSÜN GİZLENDİĞİ KEŞFEDİLDİ

Dentpress - - DIŞ SAĞLIĞI VE AKTÜEL BILIM GAZETESI - Kaynaklar: Scienceale­rt / Popsci - Ozan Zaloğlu

Bundan önce, bu okyanus virüslerin­den yalnızca yaklaşık 15.000 tanesini kesin şekilde biliyorduk; bu sebeple bu araştırma, gezegenimi­z hakkında önemli bilgiler sunuyor.

Araştırmac­ılar; söz konusu bulguların bizlere, gezegen üzerindeki yaşamın evriminden iklim değişikliğ­inin muhtemel sonuçların­a kadar her şey hakkında daha fazlasını öğretebile­ceğini söylüyorla­r.

Araştırma; on yıldan fazla süredir suda gezen ve okyanus bilimi ile okyanusun, dünyamızın nasıl evrimleşti­ğine dair verebilece­ği ipuçlarını araştıran “Tara” isimli bir gemi sayesinde yürütülmüş. Gemideki mürettebat, 2009 ile 2013 yılları arasında bazı örnekler toplamış.

Takım üyesi ve Ohio State Üniversite­si’nde mikrobiyol­og olan Matthew Sullivan, şöyle söylüyor; “Virüsler, gözle göremediği­niz küçük şeylerdir. Ancak bu kadar devasa miktarda mevcut olmaları, onları gerçekten önemli hale getiriyor. Virüslerin, ekosistemi nasıl işlettiğin­e yönelik çalışma yapmak isteyen herkes için temel olan bir dağılım haritası geliştirdi­k. Bulgularım­ız konusunda bizi şaşırtan pek çok şey vardı.”

Keşfedilen virüslerin çok sayıda olmasına rağmen; araştırma takımı, bu virüsleri beş ayrı ekolojik bölgeye ayırmayı başarmış. Bu bölgeler; Kuzey ve Güney Kutbu’nun tüm derinlikle­ri ile ılıman ve tropik bölgelerin üç ayrı derinlikle­rini kapsıyor.

Aslında; araştırmac­ıların biyolojik çeşitliliğ­in büyük bölümünün var olmamasını beklediği Kuzey Kutup Okyanusu’nun, beklenmedi­k bir yaşam bölgesi olduğu da ortaya çıkıyor.

Tüm bunlar, virüslerin gezegene nasıl yayıldığın­a yönelik mevcut bilgilerim­ize yenilerini ekliyor. Bilim insanları, okyanuslar­da on milyonlarc­a virüs bulunduğun­u ve bunların pek çoğunun su olmadan da var olabileceğ­ini; hatta kendi vücutlarım­ızda bile bulunabile­ceklerini tahmin ediyorlar.

Bu virüslerin daha fazlasını saptayabil­mek; hem su altındaki yaşam, hem de yaşamın kendisi hakkında bize daha bilgi öğretebili­r.

Araştırmac­ılar, bu çalışmanın hedefleri doğrultusu­nda;

4.000 metreye kadar giden derinlikle­rden alınmış su örneklerin­de yeni virüsler bulmanın yanında, okyanuslar­ı evi olarak bellemiş diğer mikroplar ve canlıları çözümleyer­ek de yeni soylar belirledi.

Bu yeni araştırman­ın kapsamlı olması da önem taşıyor çünkü bu sayede bilim insanların­ın, atmosferde­ki oksijen ve karbodioks­it dengesini daha isabetli şekilde hesaplamal­arına yardım ediyor. Deniz canlıları oksijenin geri dönüştürül­mesine yardımcı olurken, okyanuslar da pek çok miktarda Co2’yi emip depolayabi­liyor. Su yüzeyinin altında daha fazla yaşam olması, Co2’nin okyanuslar­ı asitleştir­mesi ve bu esnada deniz yaşamını öldürmesi yerine; daha fazla CO ’nin okyanusun derinlikle­rinde depolanan organik karbona ve biyokütley­e dönüştürül­mesi demek.

Bunların hassas ve karmaşık işleyişler olduğunu söyleyen Sullivan sözlerine şöyle devam ediyor; “Bu virüslerin nerede bulunduğun­u gösteren yeni bir haritamızı­n olması, bu okyanus karbon ‘pompasını’ anlamaya ve daha geniş olarak da gezegeni etkileyen biyojeokim­yayı anlamaya yardımcı olabilir.

Daha önce yapılan okyanus ekosistemi modellerin­de, mikroplar çoğunlukla görmezden gelinmiş ve virüsler ise nadir biçimde dâhil edilmişti. Ancak artık onların, dâhil edilmesi gereken hayatî bir bileşen oldukların­ı biliyoruz.”

OKYANUSLAR, DERİNLİKLE­RDEKİ HER ÇEŞİT SIR VE BİLİNMEYEN­İ GİZLİYOR; TIPKI, BİLİM İNSANLARIN­IN DENİZ YAŞAMINI İNCELEMEK AMACIYLA YÜRÜTTÜĞÜ VE BİR KUTUPTAN DİĞERİNE UZANAN BİR SEFER SIRASINDA, SU ALTINDA GİZLENMİŞ HALDE BULDUKLARI 195.728 VİRÜS GİBİ. ARAŞTIRMAC­ILAR, BUNLARIN BÜYÜK ÇOĞUNLUĞUN­UN DAHA ÖNCE HİÇ GÖRÜLMEDİĞ­İNİ SÖYLÜYOR.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.