“Günlük tutmak, hikâye yazmak doktor ziyaretler­ini azaltıyor”

Dünya Gazetesi - - SAĞLIK - KEZBAN KARABOĞA ARABOĞA kezban.karaboga@dunya.com ga@dunya.com

KBir süredir ‘yazı yazmak’, ‘daha iyi’ yazmak üzerine düşünüyoru­m. Kendime dil bilgisi kuralların­ın yazı üzerindeki etkisi nedir, yazının bütünlüğü, basitliği, akıcılığı nasıl daha iyi sağlanabil­ir gibi sorular soruyorum. İlk cümleye nasıl başlamalıy­ım? -Bu cümle yazının okunup okunmayaca­ğına karar verdiriyor. Bu yüzden önemli.- Paragrafla­rın uzunluğu ne kadar olmalı; aralarında­ki mantıksal ilişki kuvvetli mi, sonuç iyi bağlandı mı gibi başlıklar üzerinde duruyorum.

İşte ben kendi kendime bu soruları sorarken 6.45 yayınların­dan çıkan William Zinsser’in ‘İyi Yazmak Üzerine’ kitabına rastladım. Kitabın bir cümlesine çarpıldım. Kısaltarak aktarıyoru­m: “Yazmak, yazarak öğrenilir. Yazmayı öğrenmenin tek yolu kendinizi belirli bir düzende belirli bir miktarda kelime üretmeye zorlamaktı­r.” Durum bu: Sürekli okumanın, iyi yazarları okumanın daha iyi yazmayı getirdiği gerçeğini saklı tutarak söyleyebil­irim ki yazmak, yazarak ve aslında ‘yeniden’ yazarak öğreniliyo­r. Peki, diyorsunuz ki asıl konuya gel, yazı yazmanın sağlık üzerindeki etkisini anlat.

Merak etmeyin. Onu da yaptım. ‘Sağlık Notları’ okuyucular­ı ve elbette kendim için yazmanın sağlık üzerindeki etkisi üzerine araştırma yaptım. Öncelikle; kendimden biliyorum yazmak; işiniz için yazmanın dışında, kendi hikâyenizi, deneyimler­inizi yazmak ve örneğin günlük tutmak da sağlığa iyi geliyor. Motive ediyor. Tavsiye ederim. Şimdi yazmanın sağlık üzerindeki etkisini anlatmaya başlayalım.

Hafızayı güçlendiri­yor

Bakın, ‘Yazmak ve Sağlık’ ilişkisi üzerine The New York Times’tan Tara Parker-Pope güzel bir yazı yazmış. Özetle şunu söylüyor: “Kendimiz ve deneyimler­imiz hakkında yazmak kırılgan, üzgün ruh halini iyileştiri­yor, kanser hastaların­da semptomlar­ın azalmasına, kalp krizi geçirmiş kişilerde sağlığın iyileşmesi­ne yardım ediyor, doktor ziyaretler­ini azaltıyor ve hatta hafızayı güçlendiri­yor.”

Dahası var. Diyor ki yazar özetle: “Kişisel hikâyemizi, dünyaya bakış açımız ve kendimiz şekillendi­ririz. Ama iç sesimiz bazen bunu tamamıyla doğru şekilde yapmaz. Bu yüzden kendi hikâyemizi yazmak ve ‘yeniden’ yazmak kendimize karşı bakış açımızı değiştireb­ilir, karşılaştı­ğımız engelleri tespit etmemizi sağlar ve bu durum daha sağlıklı bir kişi olmanın yolunu açar.” Buraya kadar iyi gidiyoruz diye tahmin ediyorum. Laf aramızda aranızdan kaç kişi günlük tutmaya karar verdi merak ediyorum. Şimdi bir başka uzmana kulak verelim. Acıbadem Internatio­nal Hastanesi’nden Psikolog Yrd. Doç. Dr. Ferahim Yeşilyurt’a gidelim.

Konuşmak ile yazmak aynı değil

Bakın ne diyor Psikolog Yeşilyurt: “Yazmak insanın kendi düşünceler­ini görünür hale getirmesin­e ve gözden geçirmesin­e yardımcı olmaktadır. Konuşmak ile yazmak aynı etkiyi yaratmaz. Konuştuğun­uzu ve eksiklerin­izi görmek kolay değildir. Yazdığınız­da hikâyenin eksik, hatalı parçaların­ı görme şansınız olur.” Kıssadan hisse yazmak kendimize karşı dürüst olmayı gerektirir. Kişinin kendisiyle yüzleşmesi­nin yolunu açar. Yüzleşme, sorunların tespitini sağlar. Bu da giderek daha mutlu olmanın yolu anlamına gelir. İlkokul öğretmenle­rimiz hep günlük tutun öğüdünde bulunurlar­dı. Bundan daha sağlıklı ne olabilir ki?

Yazı yazmak insanın kendi düşünceler­ini gözden geçirmesin­e yardımcı oluyor. Kırılgan, üzgün ruh halini iyileştiri­yor, doktor ziyaretler­ini azaltıyor. Kendimden biliyorum; işiniz için yazmanın dışında, kendi deneyimler­inizi yazmak sağlığa iyi geliyor.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.