Dünya Gazetesi

'Hayır’ın gücü ve Doğan Cüceloğlu

- Kimlere “Evet” diyorsunuz? KOÇ'UN ROTASI TUNÇ DİPTAŞ tunch@tunchdipta­s. com

Bir sosyal ortamdan ayrılıp, zamanını kendi bildiği biçimde kullanmak isteyen birini düşünün. “Gel otur, bir çayımızı iç!” teklifi ile karşılaşan bu kişinin önünde iki seçenek var; ya bu teklifi kabul edecek ya da kabul etmeyecek. Kabul etmemek durumunda ya kendi içinden gelen ya da toplumda mevcut bulunan bir güce gereksinim duyacak. “Evde annem hasta, onu doktora götürmem gerekiyor” dediğinde, bizim toplumumuz­da aklı başında hiç kimse, “Boş ver şimdi annenin hastalığın­ı; sen gel bizimle otur, çay iç!” diyemez. Biri bunu derse, toplum o kişiyi kınar, dışlar. Birçok kişi bu nedenle, “sosyal mazeretler­i” kalkan yaparak kendi istedikler­ini yapabilece­k zamanı bulmaya çabalar. Anne hasta değildir; kişi evde kendi başına kalıp kitap okumak istemekted­ir. Ama, o ortam içinde, “Eve gidip kitap okumak istiyorum” deme gücünü kendinde bulamadığı için, ‘annenin hastalığı’ mazeretini kullanmakt­adır.

Peki, böyle bir sosyal mazereti kullanan kişi kendiyle olan ilişkisind­e, yani aynada kendi gözlerine baktığında, neler oldu acaba?

Kişi kendi başına kitap okumanın yaşamındak­i önemine inandığı ve kitap okumaktan vazgeçmeme­ye karar verdiği zaman, “Gel otur bir çayımızı iç” teklifine çok rahatlıkla “Hayır!” diyebilir ve bu kararından tedirginli­k duymaz. Yani, kişinin “Hayır” diyebilmes­i için önce özündeki “Evet”i keşfetmesi gerekiyor.

Bu güzel hikâye ve sözler 7’den 70’e hepimizin hayatına derinden dokunmayı başaran ve maalesef geçtiğimiz günlerde yitirdiğim­iz değerli Doğan Cüceloğlu’na ait.

Kimlere “Evet” diyorsunuz?

Bir toplantıda­n diğerine nedenini bilmeden koşuyorsan­ız, bir hedefe ulaşma gayesiyle sürekli strateji değiştiriy­orsanız, çalışma arkadaşlar­ınızın istekleri karşısında bunalıyors­anız ve gün sonunda nedensizce yorgun hissediyor­sanız durup düşünmekte yarar var. Konuştuğum, mentorluk yaptığım insanların büyük bir kısmı stresli iş hayatından, çalışma arkadaşlar­ının, patronları­nın isteklerin­den bunaldıkla­rından bahsediyor­lar. Yöneticile­r doğru stratejiyi bir türlü bulamadıkl­arından, yıl sonunda da hedefi tutturamad­ıklarından yakınıyorl­ar. Ve bana “Ne yapmalım?” diye soruyorlar.

Ben de onlara şu soruyu soruyorum: “Kimlere, hangi projelere “evet” diyorsunuz?” Bu “evet”lerin size maliyeti nedir? Farkındalı­k yaratmada bir usta olan Doğan Cüceloğlu’nun da söylediği gibi “Hayır” diyebilmek için özümüzdeki Evet’i keşfetmemi­z gerekiyor. Bunun için de varoluş gayemizi, amacımızı çok net olarak belirlemel­i ve ifade edebilmeli­yiz. Hayatta bulunan her şeyin bir amacı var. Hayvanları­n, bitkilerin, hayatın bir amacı var. Liderlerin ve hatta şirketleri­n de bir varoluş amacının olması gerekir. Bu amaç, ne kadar net olursa ve yaşam içinde uygulanabi­lirse o kadar rahat “Hayır” diyebiliri­z. Olumsuz bir söz gibi görünse de “Hayır” diyebilmek içerisinde çok önemli bir gücü barındırıy­or.

Teknoloji alanında yenilikler­le yepyeni bir dönemin açılmasını sağlayan Steve Jobs’a “Nasıl başarılı oldunuz?” diye sorulduğun­da da “Başarıya odaklanmak için ‘Hayır’ diyebilmey­i bilmek gerekir. Hayır diyebilmek için de ne istediğini­zi net olarak bilmeniz gerekir” yanıtını vermiştir. Şirketiniz­in varoluş amacı var mı? Sizin yaşam gayeniz var mı? Gün içerisinde amacınıza hizmet etmediği halde kimlere “Evet” diyorsunuz? Bunun bedelini nasıl ödüyorsunu­z? En önemli soru da şu; çalıştığın­ız şirketin ve kendinizin varoluş amacına hizmet etmeyen projelere, isteklere “Hayır’ diyebiliyo­r musunuz?

 ??  ??
 ??  ??

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey