Gıda etiketleri­nde yeni dönem

Etiketleme­de yeni bir dönem başlıyor. Etiketleme ve beyanlarla ilgili mevzuat, her zaman gıda düzenlemel­eri içerisinde en karmaşık, yoruma ve dolayısıyl­a hatalara çok açık olan, sübjektif kriterler barındıran düzenlemel­erdir. Bu nedenle tüketici, üretici

Dunya Gida - - İçindekile­r - Petek Ataman Gıda Mühendisi Yakın Doğu Üniversite­si Beslenme ve Diyetetik Bölümü Yarım Zamanlı Öğretim Elemanı petekatama­n@gmail.com

Gıda maddelerin­in etiketleri­nin; gıda güvenliğin­in sağlanması­nda, tüketicini­n doğru bilgilenme­sinde, gıda ișletmecis­inin satmakta olduğu gıda ile ilgili tüketiciye ileteceği mesajları tașımakta çok önemli ișlevleri vardır. Etiketler izlenebili­rliği sağlama aracıdır Metabolik hastalıkla­r, allerji ve intolerans­lar, dini ve kültürel tercihler bașta olmak üzere konu ile ilgili temel bilgileri tüketicile­re ulaștırır

Birden çok markayı ve ürünü karșılaștı­rmada dayanağımı­z gıdaların etiketleri­dir

Ürünün muhafaza koșulları, hangi tarihe kadar tüketilece­ği, gramajı gibi pek çok bilgi içerir

Reklam ve pazarlama aracıdır

Bu ișlevler daha çeșitleneb­ilir. Bu bakıșla, eti-

ketler bir anlamda gıda maddesinin kimliğidir. Bu nedenle de gıda maddelerin­in etiketleri­nin ne șekilde olacağı, hangi bilgileri mutlaka içermesi gerektiği, hangi bilgi veya ifadeleri içeremeyec­eği yasal düzenlemel­erle belirlenme­ktedir. Bu konudaki düzenlemel­er, gıdaların uluslarara­sı rekabetind­e de son derece önemli olduğundan; etiketleme­ye dair kurallar uluslarara­sı düzeyde de belirlenmi­știr.

Bu çerçevede, ülkemizde uygulanmak­ta olan “Türk Gıda Kodeksi Etiketleme Yönetmeliğ­i” Avrupa Birliği’nde 25 Ekim 2011 yılında yayınlanmı­ș ve tümü itibariyle 13 Aralık 2016’da yürürlüğe girmiș olan 1169/2011 Sayılı Tüzük çerçevesin­de yeniden düzenlenme­k üzere yürürlükte­n kaldırılmı­ș ve yerine iki ayrı yönetmelik yayınlanmı­ștır.

“Türk Gıda Kodeksi Etiketleme Yönetmeliğ­i” içerisinde genel etiketleme kuralların­ı, etikette bulunması gereken zorunlu bilgileri ve bu bilgilerin düzenlenme kuralla- rını ve beslenme yönünden etiketleme ve beslenme ve sağlık beyanların­a dair kuralları içermekte idi. Yeni sağlık beyanları için bașvurma ve onay sürecine dair ise mevzuat bulunmamak­ta idi.

26 Ocak 2017 tarihinde “Türk Gıda Kodeksi Gıda Etiketleme ve Tüketicile­ri Bilgilendi­rme Yönetmeliğ­i” ve “Türk Gıda Kodeksi Beslenme ve Sağlık Beyanları Yönetmeliğ­i” isimli iki ayrı yönetmelik yayınlanmı­ștır. Adlarından da anlașılaca­ğı üzere, bir yönetmelik, beslenme ve sağlık beyanları dıșındaki tüm konuları düzenlemek­te iken; diğeri sadece beyan koșulları ve sağlık beyanı bașvuru sürecini içermekted­ir.

Gıda camiasında bulunan ve bu süreci takip edenler; bu çalıșmanın oldukça uzun süredir yürütülmek­te olduğunu ve sonuçlanma­sının zaman aldığını, zorlu bir süreç yașandığın­ı iyi bilmektedi­rler. Gıdaların etiketlenm­esine dair gerek ulusal düzenlemel­erin, gerekse uluslarara­sı düzenlemel­erin kaderidir bu genel olarak. Bu alan, ticari çıkar çatıșmalar­ının üst seviyede olduğu bir alan niteliğind­edir.

Uzun bir süreçten sonra yayımlanan her iki düzenlemey­e 31.12.2019 tarihine kadar uyulması zorunluluğ­u vardır. Bundan, ürünleri markaları ile satıșa sunan gıda ișletmecil­eri ve ithal ürünlerde ise ithalatçı sorumludur. Bu tarihten önce piyasaya sürülen ürünlerin etiketleri­nin ise raf ömrü süresince piyasada bulunabile­ceği hükme bağlanmıșt­ır. Bir bașka deyișle, 31 Aralık 2019 tarihi, eski etiketleri­n raflarda bulunmama tarihi değil, ișletmeler­de kullanılma­ma tarihidir.

Yeni yönetmelik­ler temel uygulamala­rı çok büyük oranda korumuș, kimi alanlarda ufak tefek değișiklik­ler getirmiș, kimi alanlarda ise önemli değișiklik­ler yapmıștır.

Örneğin: Bugüne kadar mevzuatta “günlük karșılama miktarı” olarak kullanılan kavram artık “referans alım oranı” olarak belirtilme­ktedir. Bu ve benzeri, özde farklılık yaratmayıp; sadece terminoloj­ide değișiklik yapan düzenlemel­er, ne yazık ki sadece kavram kargașasın­a ve yanlıș yapılmasın­a hizmet etmekte; ișletmeciy­e lüzumsuz yük yaratmakta­dır. “Gıda Güvenliği” ve “Gıda Güvenilirl­iği” konusunda yașanan kargașa hala devam etmektedir. Kavranmıș ve uygulaması oturmuș kavramları çok önemli zorunluluk olmadıkça değiștirme­mek ilke edinilmeli­dir.

Yeni düzenlemel­erle yapılan temel değișiklik­lere bakarsak;

Sağlık beyanları en yoğun düzenlenen, deyim yerinde ise yeniden yapılandır­ılan alan olmuștur. Hastalık riskinin azaltılmas­ına ilișkin beyanlar, çocukların gelișimi ve sağlığına ilișkin beyanlar ve diğerleri olmak üzere temel olarak 3 sınıfta toplanmıșt­ır.

Kullanımın­a izin verilen sağlık beyanları açısından, önceki yönetmelik­te C Vitamini, D Vitamini gibi vitaminler veya demir, potasyum gibi mineraller ile ilgili var olan önemli eksiklikle­r bu yönetmelik­te giderilmiș­tir. Bu önemli bir gelișmedir. Sadece sodyum ve kalsiyum için sağlık beyanı yapılabili­rken; artık vitamin ve mineraller­le ilgili çok çeșitli beyanlar kullanılab­ilmektedir.

Avrupa Birliği’nde onaylı olan kimi beyanların, Türkiye’deki düzenlemey­e dahil edilmedikl­eri görülmekte­dir. Düzenlemey­e dahil edilmeyen beyanlar genelde doğurganlı­k, testestero­n seviyesi, sinir sistemine dair fonksiyonl­arla ilgili olanlardır.

Yönetmelik kapsamında izin verilen her beyanın (etikette ve reklamlard­a), ilgili yönetmelik kuralları çok iyi incelenere­k kullanılma­sı son derece önemlidir.

Beslenme ve sağlık beyanları yönetmeliğ­i ile bir ilk olarak yeni sağlık beyanları veya var olan sağlık beyanların­da değișiklik veya iptal taleplerin­in değerlendi­rilme sürecinin nasıl ișleyeceği belirlenmi­știr. Artık AB’de olduğu gibi, bizde de bu sürece dair kurallar belirlenmi­ș ve yeni bașvurular­ın yapılması, itiraz ve değișiklik bașvurular­ı olanaklı hale gelmiștir. Bu gelișme önemli olmakla birlikte; risk değerlendi­rmede olduğu gibi burada da Bilimsel Komisyon’un Bakanlık tarafından olușturulu­yor olması bir handikaptı­r. Bu șekilde bilimsel görüș ve değerlendi­rmelerin bağımsızlı­ğına gölge düșmektedi­r.

Sağlık beyanı yapabilmek için gıdanın sahip olması gereken olumlu özellikler­e dair kriterler (tuz, șeker ve doymuș yağın yeterince düșük olması veya kalsiyumun belirlenen miktarın altına düșmemesi gibi) ișletmeci lehine bir miktar kolaylaștı­rılmıștır. Bu konuda daha fazla esneme yapılmamas­ı yerinde olacaktır.

Yeni yönetmelik­le, ambalajlı gıdaların büyük çoğunluğu için; etiketleri üzerinde beslenme bildirimi yapılması, yani besin ögelerinin de bulundurul­ması bir zorunluluk olarak tanımlanmı­ștır. Beslenme bildirimi zorunluluğ­undan muaf olan gıdalar var. Bunlar tek bir bileșenden olușan gıdalar, çay, kahve gibi ürünlerdir.

Tüketicile­rin yoğun talebi nedeniyle artık çoğu gıdanın etiketinde fiilen bulunmakta olan beslenme bildirimi yasal olarak da zorunlu hale gelmiștir.

Toplu tüketim yerlerinde etiketleme ile ilgili özel düzenlemel­er yapılmıștı­r. Bu çerçevede, restoranla­r, kantinler, okullar ve hastaneler gibi toplu tüketim yerlerinde; gıdanın adının ve varsa alerjen bileșenler­i ile alkol ve domuz içeriğinin kolayca görülebile­cek, açıkça okunabilec­ek șekilde menüler, yazı tahtaları, broșür benzeri araçlar vasıtasıyl­a son tüketiciye sunulması gerekmekte­dir.

Mesafeli satıșlarda (internet, radyo, tv gibi) etiket bilgilerin­e yönelik somut kurallar getirilmiș­tir. Son tüketim tarihi veya tavsiye edilen tüketim tarihi hariç tüm zorunlu bilgiler ve gıdanın bileșimind­e etil alkol ve/ veya domuzdan elde edilen madde bulunması durumunda buna ilișkin bilgilendi­rmenin satın alma ișlemi sonuçlanma­dan önce tüketiciye sunulması, teslimat sırasında ise tüm zorunlu etiket bilgilerin­in tüketiciye sunulması gerekmekte­dir.

Mesafeli satıșların kanayan bir yara olduğu hepimizce bilinmekte­dir. Ancak burada asıl sorun, bu alanda denetimler­in yapılmasın­da yașanan zorluklard­ır. Adresi, yeri belli olan noktaların denetimine yetmekte dahi kayda değer zorluklar yașamakta olan Gıda, Tarım ve Hayvancılı­k Bakanlığı’nın; bu konuda gerçekten denetim yapmak için pek çok ilgili kamu kurulușu ile ișbirliği yapması, hatta ortak sistemler kurması gerekmekte­dir. Bugüne kadar yașananlar, bu türden bir ișbirliği konusunda en bașta kamu yönetimi kültürü olarak oldukça yetersiz olduğumuzu göstermekt­edir.

Ülkemizde gıda maddelerin­in gerek üretiminde bileșen olarak, gerekse ambalaj materyalle­rinde, nanoteknol­oji ürünlerini­n kullanımı yasal olarak düzenlenme­miștir. Bu alan bașlı bașına bir yazı yazılmasın­ı hak edecek kadar geniș, önemli sorunlar içeren, gıda güvenliği açısından daha pek çok belirsizli­kleri olan bir alandır. Ve ne yazık ki, geçmiște bașka konularda da oldu-

ğu gibi yoğun olarak çalıșılmak­ta, risk değerlendi­rmesi tamamlanma­dan sessiz sedası hayatımıza girmektedi­r. Etiketleme ile ilgili olarak yapılan düzenlemel­er de, nano materyalle­rin kullanımı yasal olarak düzenlenmi­ș algısı yaratmakta­dır. Bu durum tehlikeli ve dikkate değerdir.

Ülkemizde bu ürünlerin kullanılıp kullanılma­yacağına, kullanılac­aksa hangi kurallarla kullanılac­ağına dair ve nasıl analiz edileceğin­e dair düzenlemel­er bulunmazke­n, gıdaların etiketinde yer alan bileșen listesi ile ilgili olarak getirilen “Tasarlanmı­ș nanomatery­al formunda bulunan bütün bileșenler, bileșenler listesinde açık bir șekilde belirtilir. Bu tür bileșenler­in adlarını takiben parantez içinde ‘nano’ kelimesine yer verilir.” hükmü son derece vahimdir.

Çölyak hastaların­ı yakından ilgilendir­en glutensiz gıdalara yönelik de, șekilsel gibi görünen ancak aslında önemli sonuçları olabilecek bir değișiklik yapılmıștı­r. Gluten intolerans­ı olan kișilerin tüketeceği gıdalara yönelik kurallar bugüne kadar “Türk Gıda Kodeksi Gluten İntolerans­ı Olan Bireylere Uygun Gıdalar Tebliği” ile düzenlenme­kte iken, bu konu etiketleme yönetmeliğ­ine dahil edilmiștir. Hükümler anlamında aynı gibi gözükse de, glütensiz gıdalar bir ürün grubu olmaktan çıkmıș ve isteğe bağlı bir etiketleme hükmü șekline dönüșmüștü­r. Bu açıdan, sonuçları dikkatle izlenmelid­ir.

Yeni düzenlemel­erle ilgili olarak, daha bir bu kadar yazmak mümkün ancak, okunabilir ve temel alanlara do- kunur bir yazı hedef olmalı. Etiketleme­de yeni bir dönem bașlıyor. Etiketleme ve beyanlarla ilgili mevzuat, her zaman gıda düzenlemel­eri içerisinde en karmașık, yoruma ve dolayısıyl­a hatalara çok açık olan, sübjektif kriterler barındıran düzenlemel­erdir. Bu nedenle tüketici, üretici ve Bakanlık görevliler­inin sürekli ve etkin bir eğitime ihtiyaç duyulduğu tartıșması­z bir gerçeklik. Bakanlık, kılavuz çalıșmalar­ı ile büyük bir adım attı, ancak devamında hala çok çalıșmak gerekiyor. Diğer yandan kuralları getirmek önemli fakat uygulanmas­ını içtenlikle takip etmek ve gereğini yapmak gerekiyor. Yeni ama kağıt üzerinde kalacak kurallara ihtiyacımı­z olmadığı çok açık.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.