“İthal eti ucuza satarak fiyat istikrarı sağlamak mümkün değil”

Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Bülent Tunç, “ucuz et satışı”nın fiyat istikrarı sağlamadığını sadece sosyal bir etkinlik olarak kaldığını belirtti. Tunç, bakanlığın uyguladığı politikaların ve desteklemelerinin sonuçlarının alınması yanında

Dunya Gida - - İçindekiler - Özlem As ozlem.as@dunya.com

Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği Bașkanı Bülent Tunç, ithal eti ucuza satarak fiyat istikrarı sağlamanın mümkün olmadığını belirterek “Üretici fiyatları düștüğünde nasıl perakende fiyatları düșmüyorsa, ucuz ithal et girdiğinde de perakende fiyatları düșmemiștir, düșmeyecektir. Ancak iki mağazada ucuz et satıșı ile yetinilir. Yani bu “ucuz et satıșı” sosyal bir etkinlik olarak kalır” dedi. Bülent Tunç ile kırmızı et sektörünü ve hayvancılık politikasını konuștuk.

Türkiye’nin toplam kırmızı et üretimi, bir önceki yıla göre yüzde 4 azalıșla 1 milyon 126 bin 403 ton olarak gerçeklești. Önümüzdeki döneme ilișkin beklentiler nelerdir? Azalıș sürer mi?

Kırmızı et üretimimizin 2016 yılındaki 1 milyon 173 bin 42 tondan 2017 yılında belirtilen miktara düșmesi hayvan sayısı ve süt üretimindeki artıșa rağmen açıklanamaz bir durumdur. Sığır, manda ve küçükbaș sayılarındaki artıșa karșın kırmızı et üretiminde azalma olması eldeki verilerin veya istatistiklerin yeniden sorgulanmasını gerektirmektedir. Türkiye’de hayvansal üretim istatistiklerinin güvenilirliği ile ilgili kușkular yeni de değildir. Kırmızı et üretim rakamlarının hayvan sayısındaki bu artıșla ters orantılı olarak azalması imkansızdır.

Bir ülkede hayvan sayısı artıyor, karkas verimi artıyor ve kasaplık, besilik ve kırmızı et ithalatı yapılıyorsa, kırmızı et üretiminin yüzde 4 azalması imkânsızdır. Bence bu kayıt dıșılığın arttığına ișarettir. 2017 yılında besilik erkek sığır desteğinin verilmemiș olması bu kayıt dıșılığın nedenlerinden birisi olabilir.

Rakamlarda kesin bir hata olduğundan, azalıș sürer mi sorusuna cevap vermek mümkün değildir. Öncelikle azalıș var mı? sorusuna cevap bulmak gerekmektedir.

Kırmızı et tüketimimiz ne kadar? Yıllara göre nasıl bir seyir izliyor?

Nüfusumuz, ülkemize gelen turist sayıları ve sığınmacılar göz önüne alınarak yapılan hesaplamalarda kiși bașı 14,5 kilogram kırmızı et tüketimi hesaplanmaktadır. Yine Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada 150-200 bin tonluk bir açık söz konusudur. Bu açık besilik, kesimlik veya et ithalatı ile kapatılmaya çalıșılmaktadır. Üretimimiz ile ilgili rakamlarda problemler var iken tüketim rakamları hakkında fazla bir șey söylemek doğru olmaz.

Ancak șunu söylemek gerekir ki, artan nüfus ve gelir düzeyine paralel olarak kırmızı et üretimi artmamaktadır. İnsanımıza bu miktar kırmızı et tüketimini yeterli görmememiz mümkün değildir. Ancak bunu abartıp Avrupa Birliği ülkeleri ve ABD ile kiși bașı tüketimler mukayese edilmekte-

dir. Gelir seviyesi, uzun vadeli politikalar, hayvan varlığı, verim, girdi fiyatları, maliyet, mera ve otlak varlığı, yağıș miktarı ve alternatif kırmızı et tüketimi (domuz), gibi faktörleri de mukayese etmek gerekmektedir. Sadece kırmızı et tüketimini kıyaslamak bizi hep yanıltacaktır.

Avrupa Birliği ülkelerine baktığınızda sığır ve koyun eti olarak tüketimin de bizim düzeyimizde olduğu ancak ilave olarak kiși bașı 30 kg’ın üzerinde domuz eti tükettikleri görülecektir. Kısacası yalnızca kiși bașı et tüketimi mukayeseleri hatalıdır.

“Ucuz et” satıșı ve ithalat fiyatlarını nasıl etkiledi? Fiyatlarda bir istikrar sağlanır mı?

Biz baștan da söylemiștik; ithalata dayalı her politikanın en fazla bir iki ay etkisi olur. Sonra tekrar bașa dönülür. Bu geçici tedbirler ile bir yere varmak mümkün değildir. Psikolojik etki ile düșen fiyatlar tekrar yükselmiștir. Ucuz et satıșı, piyasa düzenlemek için bir araç olamaz, olsa olsa kırmızı et tüketemeyen bir kesimin buna bir șekilde ulașmasını sağlar.

Yurtdıșından getirilen ucuz etlerin tüketici fiyatlarını düșüreceği büyük bir yanılgıdır. Üretici fiyatları düștüğünde nasıl perakende fiyatları düșmüyorsa, ucuz ithal et girdiğinde de perakende fiyatları düșmemiștir, düșmeyecektir. Ancak iki mağazada ucuz et satıșı ile yetinilir. Yani bu “ucuz et satıșı” sosyal bir etkinlik olarak kalır.

Özet olarak, ithal eti ucuza satarak fiyat istikrarı sağlamak mümkün değildir. Bakanlığın uyguladığı politikalar ve verdiği desteklemelerin sonuçlarının alınması yanında, girdi fiyatlarının dolayısı ile üretim maliyetlerinin düșürülmesi, sağlıklı bir kırmızı et piyasasının olușması ve gerçek fiyat düzenlemeleri ile fiyat istikrarı sağlanabilir. Fiyatların yüksek düzeye çıkmasını engelleyecek, maliyetleri düșürecek, üretimi artıracak tedbirler alınmaz ise, sürekli fiyatları düșürme tedbirleri ile zaman kaybeder ve daha da dıșa bağımlı hale geliriz.

Hayvancılık destekleri ve politikası kırmızı et üreticilerini nasıl etkiliyor?

Son olarak, buzağı ölümlerinin asgari düzeye indirilmesi, yetiștiricilik bölgeleri olușturulması ve hayvan varlığı için de doğurgan diși sayısının artırılmasına yönelik politika ve destekler memnuniyet ile karșılanmaktadır. Bunlar meyvesini verdiğinde hayvancılık dolayısı ile kırmızı et üretimi açısından olumlu gelișmeler yașanacağı kesindir.

Ben direkt kırmızı et üreticilerini ilgilendiren besilik erkek sığır desteği ile ilgili birkaç șey söylemek isterim. 2011 yılında bașlayıp her yıl azaltılan, az miktarda verildiği için üretim düșüșü ve kayıt dıșılığa neden olan besilik erkek sığır desteğinin 2017 yılında hiç verilmemesi, üreticileri hayal kırıklığına uğratmıștır.

Besilik erkek sığır desteği; kayıtlılık sağlayan böylece ekonomiye verdiğinden fazlasını geri getiren, belli bir karkas ağırlığının üzerinde kestirme șartı bulunan yani verimliliği hedefleyen ve aynı zamanda ruhsatlı veya onaylı mezbahalarda kesilen yani halk sağlığını gözeten ve üreticinin üretimini sürdürülebilir kılan bir destektir.

İthal hayvanlara destek verilmemekte olup, yurtiçi ve yurtdıșı hayvan fiyatlarını dengelemek bakımından da bu destek gereklidir. Yurtiçinde doğan ve yetiștirilen hayvanlara bu destek verilmez ise fiyat farkından dolayı son zamanlarda olduğu gibi ithal hayvan lehine gelișmeler yașanır.

Yılda kesilen dört milyon sığırın yaklașık 3,5 milyon bașı yurtiçi kaynaklardan karșılanmaktadır. Bu sayı et, kesimlik hayvan ve besilik ithalatına bağlı olarak her geçen gün düșmektedir. Bu sayının artırılarak ithalata ihtiyaç duyulmaması bakımından, alınan diğer orta ve uzun vadeli tedbirler yanında besilik erkek sığır desteğinin sürdürülmesi gerekmektedir. Aksi halde yurtiçinde doğan erkek yavruları, üretici besi için almayacak, gerçek besici üretimden çekilecek ithalata dayalı sayılı ișletmeler kalacaktır.

Bu arada Bakanımız Sayın Ahmet Eșref Fakıbaba’ya 2018 yılında besilik erkek sığır desteğini yeniden yürürlüğe koyması nedeni ile teșekkürlerimizi bir borç bilirim.

Bülent Tunç

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.