“Su potansiyelinde bıçak sırtındayız”

Dunya Gida - - İçindekiler - Özlem As

Yarı kurak bir coğrafya üzerinde yer alan Türkiye’nin bir yandan katma değer üretme çabalarının temiz su ihtiyacını gün geçtikçe artırdığını belirten Su Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Mehmet Beyhan, öte yandan üretim faaliyetlerinin de su kaynakları üzerindeki kirlilik baskısını giderek artırdığını söyledi.

Su, yașamın kaynağı.... Tüm canlılar için su olmadan yașamın sürdürülebilmesi mümkün değil. Elbette tarım ve tabii gıda sektörü için de hayati önem tașıyor. Su, sulama, tarım için kritik önemde. Fakat su kaynaklarımız, günbegün tükeniyor. Özellikle son dönem küresel iklim değișikliğiyle beraber gelen kuraklık ve kaynakların hor kullanımı olumsuz gidiși hızlandırıyor.

Süleyman Demirel Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Bilimleri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Su Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Mehmet Beyhan, ülkemizde, mevcut su potansiyelinin en verimli șekilde kullanılmasının artık bir zorunluluk haline geldiğini söyledi. Beyhan, su potansiyeli bakımından kendi kendine yetememe gibi bir durumla karșı karșıya gelmemiz halinde, ödeyeceğimiz ekonomik bedelin çok yüksek olacağını söyledi.

Doç. Dr. Mehmet Beyhan ile su kaynaklarımızı konuștuk.

Șu anda su açısından Türkiye kendine yetiyor mu?

Türkiye içerisinde bulunduğu coğrafi konum ve sahip olduğu nüfus nedeni ile su zengini bir ülke kategorisin- de değildir. Tam olarak su fakiri de değildir ancak nüfusu arttıkça su fakirliği kategorisine doğru yaklașan su kıtlığı yașayan bir ülke konumundadır denebilir. Bu durumda, su potansiyeli bakımından bıçak sırtında olduğumuz benzetmesini yapmak yanlıș olmaz. Bu da bizlerin su yönetimi konusunda çok dikkatli olmamız gerektiğine ișaret etmektedir. Ülkemizde, mevcut su potansiyelinin en verimli șekilde kullanılması, artık bir zorunluluk haline gelmiștir. Su potansiyeli bakımından kendi kendine yetememe gibi bir durumla karșı karșıya gelmemiz halinde, ödeyeceğimiz ekonomik bedel tahminimce çok yüksek olacaktır. Özellikle suyun en çok kullanıldığı alan olan tarımsal sulama Türkiye için, üzerinde en çok çalıșılması gereken konudur.

İklim değișikliği sonucu su kaynaklarımız ne ölçüde etkileniyor?

İklim değișikliği konusunda yapılan araștırmalar, küresel sıcaklığın son 150 yıl içerisinde yaklașık 0,89°C yükselmiș olduğunu ve daha da yükseleceğini ortaya koymuștur. Bunun bașlıca sebebi artan sera gazı emisyonlarıdır. Bu artıș sonucunda dünyanın ve ülkemizin pek çok bölgesinde su kaynaklarının dağılımında değișiklikler yașanmaktadır. Küresel ve bölgesel hidrolojik döngüler yașanan bu değișikliklerden büyük ölçüde etkilenmektedir.

Yarı kurak bir coğrafya üzerinde yer alan Türkiye’nin, yașanmakta olan iklim değișikliği etkilerine daha fazla maruz kalması söz konusu olabilir. Gelișmekte olan bir ülke olarak bir yandan katma değer üretme çabaları içerisinde olmamız, temiz suya olan ihtiyacımızı gün geçtikçe artırmakta öte yandan yapılan üretim faaliyetleri neticesinde de su kaynaklarımız üzerindeki kirlilik baskısı giderek artmaktadır. Burada bizlere düșen görev gelecekte yașanması muhtemel iklim değișikliği etkilerini de dikkate alarak su kaynaklarımızı en doğru șekilde yönetmek konusunda çalıșmalar yapmak olacaktır.

Suyun kalitesinde yıllara göre nitelikte azalma söz konusu mu? Suyun kalitesinde zaman içinde yașanacak farklılıklar önce hidrolojik çevrimi de içeren doğal șartlara sonra da insan faaliyetlerine bağlı olarak değișkenlik gösterir. Su kalitesi, suyun temas ettiği alanlarda ve doğal bekleme süresi boyunca teșekkül eden dinamik bir süreçtir. Örnek vermek gerekirse bir yer altı su kaynağından tarımsal sulama amaçlı su çekimi o bölgenin yer altı sularının doğal beslenme hızından daha fazla yapılırsa zaman içinde hem kullanılabilir su miktarı hem de suyun kalitesi azalır. Bir gölün taze su ile doğal beslenmesi çevresinde inșa edilen gölet/barajlar ve yeraltından kontrolsüz çekilen sulardan dolayı azalırsa, gölün hem su seviyesi azalacak hem de su kalitesi düșecektir. Bu vermiș olduğum örnekler, insan faaliyeti kaynaklı yașanabilecek durumlardır. Bir de su kaynaklarını olumsuz yönde etkileyen doğal sebeplerin de mevcut olduğunu ifade etmek gerekir. Bunlar zaman içerisinde bir gölün doğal nedenlerle su kütlesi tabanının, çevresinden tașınan maddelerce dolması, azot ve fosfor gibi besi maddelerince zenginleșerek ötrofikleșmesi șeklinde olabilir. Burada kritik nokta, doğal nedenlerle bir su kaynağının olumsuz etkilenme süreci ile insan faaliyeti kaynaklı etkilenme süreçlerinin gerçekleșme süreleridir. Bunu milyonlarca yıldır varlığını sürdüren göllerin son 50-60 yılda geldiği durumu bizzat kendi gözlem ve araștırmalarım ile tespit ettiğim için ifade etmekteyim.

Yukarıda vermiș olduğum örneklere ilaveten insan faaliyetleri kaynaklı yerel ve iklim değișikliği gibi küresel ölçekli diğer baskılar da sürdükçe, su kaynaklarının miktarı ve kalitesi üzerinde zaman içerisinde olumsuzlukların da giderek artması kaçınılmaz olacaktır.

Su kaynaklarının artırılması mümkün mü?

Yeryüzünde bulunan su miktarı sabittir ve değișiklik göstermez ancak suların dinamik bir süreç içerisinde sürekli hareket halinde olduğunu söyleyebiliriz. Buharlașma, yağıș, rüzgar ve sıcaklık dünya genelinde suyun belli bir düzen içerisinde hareket etmesini ve kendi kendini yenilemesini sağlamaktadır. Fakat, bu süreçler dünyanın her köșesine eșit miktarda su ulașmasını sağlamaz. Bazı bölgeler oldukça yağıșlı olduğu halde bazıları yeterince yağıș alamaz.

Peki kaynakların yönetimi nasıl olmalı?

Bugün dünyada yaklașık 7 milyar insan yașamaktadır ve evsel, endüstriyel ve

zirai alanlarda suya olan talep de her geçen gün artmaktadır. Bu talebin karșılanabilmesi için su kaynaklarımızı iyi yönetmemiz gerekmektedir. Bu noktada, suyu yöneten ve kullananların üzerine düșen oldukça fazla görev vardır. Suyun hanelere en az kayıpla ulaștırılması, hanelerde tasarruflu kullanımı, endüstrilerde suyun geri kazanımı ve sıfır atık prensibi ile üretim yapılması, zirai alanlarda modern sulama tekniklerinin yaygınlaștırılması gibi önlemler bu kapsamda yapılması gereken en önemli faaliyetlerdendir. Kanaatimce bu tedbirlerin alınması ve etkin bir șekilde uygulanması mevcut su kaynaklarını daha uzun yıllar boyunca sağlıklı bir șekilde kullanmamızı sağlayacaktır. Öte yandan suların etkin bir șekilde yönetilebilmesi için, su kalitesi ve miktarının su yönetiminden sorumlu olan ilgili kurum ve kurulușlar tarafından yetki çakıșması olmadan düzenli bir șekilde izlenmesi de çok önemlidir. Düzenli izleme yapıldığında su kalitesinde meydana gelebilecek bir olumsuzluk erkenden tespit edilecek ve gerekli önlemlerin alınması hızlıca sağlanabilecektir.

Çevresel koșullar son yıllarda su kaynaklarının nitelik açısından etkilenmesine ne oranda katkıda bulunuyor?

Çevresel koșullar su kalitesini hem miktar hem de kali- te bakımından etkileme potansiyeline sahiptir. Bu etkileme durumu doğal ve insan faaliyeti kaynaklı olabilir. Doğal süreçlerin etkisi genellikle geçici olmakta iken insan faaliyeti kaynaklı etkilenmeler ise zaman zaman kalıcı hatta çok kısa sürelerde yok edici etkiler göstermektedir. Doğal sürece örnek vermek gerekirse șiddetli bir yağıș sonrası bir gölün çevresinden gelen akıș ile tașınan maddelerce bulanıklașması durumu söz konusu olabilir. Bu durumun neden olacağı olumsuzluklar belli bir süre sonra tabana çökelme prosesi gerçekleșeceğinden ortadan kalkacaktır. İnsan faaliyeti kaynaklı etkilenme ise yerel ve küresel ölçekte çok farklı șekillerde olabilir. Yerel ölçekte bir göle yapılan evsel atıksu deșarjı suyun organik ve besi maddelerince zenginleșmesine ve zaman içinde su kalitesinde azalmalara neden olabilir. Bu kaynaktan içme suyu temini yapıldığını varsayarsak suyun arıtma maliyetinin artacağı beklenen bir sonuçtur. Bir su kaynağına zehirli veya tehlikeli maddelerin deșarjı söz konusu olduğu durumlarda ise su kaynağı tamamen kullanılmaz hale de gelebilir. Küresel ölçekte etkilenmede ise iklim değișikliği etkileri su kaynaklarının tamamen kullanım dıșı kalmasına hatta kurumasına da neden olabilir. Bugün birçok ülkenin sera gazlarının salınımını kontrol altına alma girișimleri de küresel ölçekte yașanabilecek bu olumsuzlukları bertaraf etme gayretleri olarak görülmelidir.

Mehmet Beyhan

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.