Gıda Fuarlarımız için öneriler

Dunya Gida - - Önsöz - Ayşe DİNÇER

İstanbul'dan Trakya'ya giderken yol boyunca gelincikler açtı. Her yıl açar mıydı yoksa ben mi bu yıl fark ettim bilmiyorum. Sadece gelincik de değil, dağ taș sapsarı kolza tarlaları ile bezendi. Bu yıl çiftçi kolza ekmiș. Eskiden ayçiçeği-günebakan tarlaları olurdu. Sabah giderken görürdük, ayçiçekleri sabah güneșine, akșam İstanbul'a dönerken akșam güneșine dönerlerdi. Aklıma yıllar önce Çanakkale Truva'ya yaptığımız seyahat geldi. Her yer göz ala bildiğine gelincik tarlasıydı. Büyük ve koyu kırmızı renkte gelincikler. Sanki tarihin tozlarının ve o toprakların savaș acılarının üzerine kırmızı bir halı seriliydi. O gün ne çok gelincik toplamıștık... Belki bilirsiniz gelincik șerbeti çok lezzetli olur. Osmanlı döneminde gelincik zamanı hemen her evde yapılır, misafirlere ikram edilirmiș. Yapımı da çok kolay. Ben anneannemden öğrenmiștim. Gelincik yapraklarının siyah kısmı kesilip atılır, kalan yapraklar cam bir kaba konularak su ve limon tuzu ilave edilir, bir iki gece karanlıkta bekletilir. Rengi açığa çıkınca șeker eklenerek lezzeti ayarlanır ve süzülür. Varsa tercihen kristal bir sürahiye konulur, soğutulduktan sonra kristal bardaklardan afiyetle içilir. Rengi çok güzel olduğu için kristalde harika bir yansıması olur.

Nisan ayı çok yoğun geçti. Yurtiçi ve yurtdıșı fuarlar, kongreler birbirini kovaladı. Barselona’da Alimentaria Fuarını ziyaret ettim. İspanya, AB ülkesi olmanın dıșında bir Akdeniz ülkesi. Gastronomi turizmine çok önem veriyor. Tarihi, kültürü, mutfağı bize benziyor. Alimentaria da her seferinde bunlara vurgu yapıyor. Sürekli gelișiyor, kendi tema ve kulvarını yaratıyor. Bu yıl da çok bașarılıydı. Ama kolay elde etmedi bu bașarıyı. Çok çalıștı. Yurtdıșı gıda fuarlarını her ziyaretimde bir buruklukla dönüyorum. Neden biz bașarılı olamıyoruz diye üzülüyorum. İstanbul, tüm dünyadan katılımcı ve ziyaretçi çekebilecek düzeyde tarih ve doğa güzellikleri olan bir șehir. Bakmayın güvenli değil dediklerine. İspanya’da, Fransa’da, Almanya’da, Amerika’da artık her yerde terörün ayak izleri var. Bence İstanbul hepsinden güvenli. Hem ulașım, hem konaklama, tarih, kültür, hem de gastronomi olanaklarına sahip. Üstelik birçok ülkeye göre daha ucuz. Üst düzey ve dünyaya açık bir gıda sanayimiz var. Horeca pazarında misafirperverliğimiz tartıșılmaz. Fakat bir türlü geniș ölçekli bir fuar düzenleyemiyoruz. Hep yaptığımız ișler güdük kalıyor. Az para ile büyük ișler bașarmak istiyoruz. Olmuyor. Yerel yönetimlerle hatta hükümetle anlașmak (Almanya’da olduğu gibi), konferans ve etkinliklerde ișbilir organizatörlerle çalıșmak, uluslararası tanıtımlar yapmak ve basın mensuplarını davet etmek; kooperatifler, birlikler, dernekler ve küresel firmaların sponsorluklarını talep etmek; ulașım, otel, restoran gibi sektörlerde faaliyet gösteren firmaların desteğini almak...Ve hepsinden önemlisi birlik olmak. Aynı tarihte, aynı yerde, aynı konulu fuarlar(!) düzenlememek. Temalar belirlemek, ülkemiz için önemli sektörleri ön plana çıkaracak bölümler organize etmek, çeșitli etkinlikler, yarıșmalar düzenlemek. Bu etkinliklere uluslararası tanınmıș kișileri (akademik, șef, iș adamı vs.) davet etmek. Yeniliklerin tanıtılacağı, tadımların yapılacağı, teknolojik gelișmelerin sunulacağı özel bölümler eklemek çok önemli. Dünya ülkelerinden ziyaretçi ve katılımcı gelmesini sağlamak da lazım. Bunların hepsini yapabilecek düzeydeyiz. Yeter ki katılımcı ve ziyaretçileri özendirelim. Profesyonel fuarlar düzenleyelim.

Bu vesile ile tüm okurlarımıza keyifli bir Ramazan ayı dilerim.

Bir sonraki sayımızda bulușmak dileğiyle...

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.