Çay sektöründe son durum

Dunya Gida - - Katkıda Bulunanlar - Mustafa Yılmaz Kar Çay Sanayicisi İşadamları Derneği (Çaysiad) Genel Sekreteri

Çay sektörü, 16 milyar dolar ciroya ulaşmış 5.6 milyon ton üretimi, 5.2 milyon ton tüketimi olan çok büyük bir sektör. Üretimde büyüme potansiyeli olan ancak tüketimde aynı oranda büyüme potansiyeline sahip olmayan bir sektör. Her yıl artan üretimin sebep olduğu stok baskısından kurtulma ve üretileni eritme isteği nedeniyle çay otoriteleri farklı arayışlar içindedir.

Dünya’da çay piyasası genișliyor

Sağlık konusunda bilinçli tüketicilerin sayısındaki artıș, farklı pazarlama teknikleri, insan sağlığına olumlu katkıları bilinen çayın daha fazla tüketilmesini teșvik etmektedir. Her iki unsurun birleșmesi ve çayın çeșitli sağlık yararlarının keșfedilmesi sektörün büyümesini tetikleyen en önemli unsurlardır.

Dünyada çay sektörü, 1000 yıl önceki çay sektörüyle aynı olmadığı gibi, 100 yıl önceki çay sektörü ile de aynı değildir. Bugün, 16 milyar dolar ciroya ulașmıș 5.6 milyon ton üretimi, 5.2 milyon ton tüketimi olan çok büyük bir sektör- den bahsediyoruz. Üretimde büyüme potansiyeli olan ancak tüketimde aynı oranda büyüme potansiyeline sahip olmayan bir sektör.

Her yıl artan üretimin sebep olduğu stok baskısından kurtulma ve üretileni eritme isteği çay otoritelerini farklı arayıșlar içine sokmuștur. Bugün çay sektörü 1000 yıl öncesinde olduğundan farklı olarak, ana tema sağlık olmakla birlikte çok büyük bir ticari pazar haline gelmiștir.

Çay alanları genișliyor

Hareket potansiyeli yüksek olan dünya çay sektörü bu özelliğinin tahrik ettiği yüksek bir çay alanları genișleme oranına da sahiptir. Örneğin Çin son on yılda çay üretimini 1 milyon 20 bin kilodan 2 milyon 350 bin kiloya çı-

kararak yüzde 130’un üzerinde bir artıș sağlamıștır. Bu büyük artıșla övünen Çin çay sektörü șimdi ise ürettiği malı tüketmek için yoğun çaba sarf ediyor. Hindistan’da küçük ölçekli çay yetiștiricilerinin ülke çay sektörüne olan katkıları tahminlerin üzerinde seyrederek 2017 yılında yaklașık yüzde 50 oranında artmıștır. Bu eğilimin ayni șekilde devam etmesi ulusal çay sanayisindeki istikrarı bozulabileceği söyleniyor. Afrika’da Kenya merkezli çay üreten ülkelere yenileri ekleniyor. Nijerya gibi diğer Afrika ülkeleri de çay piyasasından pay almak istiyor. Bu tablo önümüzdeki on yıl içinde dünya çay üretiminde büyük oranda bir artıșın olacağına ișaret ediyor.

Global çay sektörü farklı pazarlama teknikleri uyguluyor

Tüketici sayısının artırılması, tüketicilerin daha fazla çay tüketmesinin teșvik edilmesi için çok çeșitli suni aromalar üretilmekte ve tüketicilere servis edilmektedir. Aromalı çay için tüketicilerin artan talebi önümüzdeki yıllarda da küresel çay pazarının büyümesine katkı sağlayacaktır.

Çay üreten firmalar doğal lezzetli çay poșetlerine çikolata, nar, acai ve zerdeçal gibi çeșitli tatlar ekleyerek farklı lezzet profilleri denemeye bașladılar.

Çayın sağlığımıza olan olumlu katkısı tahrik edici unsur olarak kullanılsa da, çay sektörü müșteri portföyünü artırmak için çok yönlü pazarlama tekniklerini devreye sokmaktadır. Meșru olsa da bu son tablo bize aslında global piyasada çayın sağlık yönünün ikinci planda kaldığını ve mal satma amacının ön plana geçtiğini göstermektedir.

Tüketiciler satın aldığı malın ne olduğunu bilmek istiyor

Bilinçli tüketici sayısındaki artıș 2017 ve sonrası için önemli hale geldi. İnsanlar son zamanlarda, endüstriyel katkılı çay ürünlerini ve ötesinde daha önemli șeyleri de merak etmeye bașladılar. Șimdi açık, șeffaf șirket bilgileri bekliyor ve çayın nereden geldiğini ne içerdiğini ve ne kadar sağlıklı olduğunu bilmek istiyor.

Çaydaki sağlık potansiyelini reklam ederek diğer taraftan suni aromalarla sağlıklarının tehdit edilip edilmediğini sorgulamaya bașladılar. Bugün çok büyük oranda tüketici ürünlerde doğallık ve organik olma vasfı aramaktadır. Bu sebeple dünya çay pazarında 2,5 dolardan bir kg çay bulabildiğiniz gibi 1800 dolardan bir kg çay bulabiliyorsunuz.

Elinizde iyi bir organik hikayeniz varsa çayınızın fiyatını siz belirleme șansına sahip olabiliyorsunuz.

Türk çayı 1940’lı yıllardaki kadar doğal

Türk çay sektörü dünyadaki en gelișmiș teknolojileri kullanarak üretim yapmaktadır. Üretiminde üç ana așama mevcuttur: çay filizlerinin doğranması, doğranan filizlerin fermente edilmesi ve mayalanan filizlerin fırınlanmasıdır. Türk çayına geçirdiği bu üç așamanın hiç birinde suni aroma ilave edilmemektedir. Öz maddesi dıșında katkı maddesi kullanılmamaktadır. Bu özellik onun sağlık yönünün güvenilir olduğunu teyit ediyor.

Çay sektörümüzün müșteri bulma endișesi yoktur

Çay sektörümüz kendisi için yazılan yerli tüketicinin ihtiyacını karșılamak üzere doğal ve kaliteli çay üretmek vizyonunu bașarı ile yerine getirmiștir. Bu gün çay tiryakileri olarak doğal ve katkısız çay içebiliyorsak bunu bu ba-

șarıya borçluyuz. Türk çay sektörü üretim/tüketim dengesi açısından șanslı durumdadır. İç piyasamız bir miktar daha tüketimi artırma potansiyeline sahiptir. Bu sebeple çay sektörümüz global piyasada olduğu kadar ticari kaygı tașımamaktadır. Ticari kaygıların yüksek olmaması sektörü farklı ticari pazarlama tekniklerinin kullanılmasından, farklı suni lezzetlerin olușturulması arayıșlarından uzak tutuyor.

Yüksek maliyet öncelikli sorunumuz

Çay sektörümüz düșük randıman, yüksek üretim harcamaları sebebiyle dünya piyasası ile kıyaslandığında yüksek maliyet sorunu yașamaktadır. Bu sorun yüksek gümrük vergileri ile korunmaya çalıșılsa da yabancı çaylardaki ucuz maliyet onlara market raflarımızda yer bulma șansını vermektedir. Ancak, değișik suni aromalar, cezbedici paketleme teknikleri merak uyandırsa da șimdilik aramızda gümrük vergileri ile olușturulan % 60’lık fiyat farkı onlara piyasamızı tehdit etme șansı vermemektedir.

Merdiven altı üretimler sektöre zarar veriyor

Çay fabrikaları ürettikleri çayın kalitesini yüksek tutmak için satın aldıkları hammaddenin vasıfsız kısmını çöp olarak dıșarı atarlar. İmalata alınan hammaddenin kalitesine göre kuru çay elde ederler. Buna randıman diyoruz. Yüz kilo çaydan 1960’lı yıllarda ortalama 22-23 kg kuru çay elde edilirdi. Hammadde kalitesi yüksekti. Bu gün bu miktar 18-19 kg seviyelerine kadar inmiștir. Bu bize hammadde kalitesinin düștüğünü gösteriyor.

Sanayici kalite hassasiyetine uyarak maliyetinin yüksek çıkmasına aldırmadan çöp kısmının tamamını dıșarı atmakta ve bu çöpler müstahsil tarafından satın alınarak yine çay bahçelerinde gübre olarak kullanılmaktadır. Ancak bazı kötü niyetli kișiler bu çöpleri merdiven altı çalıșmalarıyla çay görünümü vererek piyasaya sürmektedir. Sektörün günümüzdeki önemli sayılan sorunlarından biri de budur.

Eğitimli çay ișçisine ihtiyaç var

Çay toplama iși ve ek ișleri eğitimli kișilerce yapılması halinde hammadde kalitesinin yükselmesi sağlanabilecektir. Bu amaçla hazırlanan ve Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca desteklenen ‘’Yaș çay bizim ișimiz’’ projesi yeniden revize edilerek, uygulanabilirlik vasfı kazandırılarak onay için bakanlığımıza sunulmuștur.

Projenin amacı çay toplama ișini ve ek ișlerini meslek haline getirerek bu alanda yerli ișgücü nezdinde bir farkındalık yaratabilmektir. Günümüzde bu ișler için tecrübesiz ve sürekli değișken yabancı ișçiler istihdam edildiğinden hammadde kalitesinde bir iyileșme sağlayamıyoruz.

Organik üretime geçtiğimizde iyi bir hikayemiz olacak

Çay sektörümüz için 2018 yılında organik üretime geçme kararı alınmıștır. Karar müstahsil nezdinde ve tüketiciler nezdinde olumlu karșılık bulmuștur. Organik gübre çalıșmalarının tamamlanamaması sebebiyle karar üç yıl ertelendi.

Hiç kușkusuz Türk çay sektörü organik üretime geçerek iyi bir hikayeye sahip olacaktır. İlaç kullanmadan üretim yapmamız, çaydaki pestisit oranımızın çok düșük olması bize avantaj sağlarken bir de organik olma özelliğini eklediğimizde çayımızı siyah altına çevirecektir.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.