Denizlerdeki plastik kirlilik sofraları da tehdit ediyor

Dunya Gida - - İçindekiler -

Denizlerdeki plastik kirlilik dünyada olduğu gibi Türkiye’de de artıyor. Ekonomik açıdan önemli bir değer yaratmakla birlikte bu durum denizler, göller ve karalar için tam bir kâbus. Bu plastiklerden 1644 adet canlı türünün etkilendiği çeşitli araştırmalarla ortaya konulmuştur. Özellikle deniz kaplumbağaları, balinalar ve diğer deniz canlıları bu plastikler nedeniyle ölmektedir. Ve bu durum denizlerden elde edilen ürünlerin de etkilenmesi anlamına gelmektedir. Bu ürünlerden bir tanesi de sofralarımızda kullandığımız tuzlar.

Bugün denizler üzerinde 5 trilyon plastik çöp yüzer halde bulunmaktadır. Bir o kadar çöp de dibe çökmüș ya da kıyılarda birikmiș durumda... Ve hala her yıl 14 milyon ton plastik çöp de denizlere bașıboș halde akmaya devam ediyor. Bu plastiklerden 1644 adet canlı türünün etkilendiği çeșitli araștırmalarla ortaya konulmuștur. Özellikle deniz kaplumbağaları, balinalar ve diğer deniz canlıları bu plastikler nedeniyle ölmektedir. Ülkemizde de plastik kirliliği ciddi boyutlara ulașmıștır. Yapılan çalıșmalara göre Marmara denizinde km2 de 1.2 milyon adet, Akdeniz’de özellikle Mersin körfezinde km2 de 7 milyon adet mikroplastik partikül yüzer halde kirletici olarak bulunmaktadır. Bunun yanında daha birçok bölgede de benzer kirlilik düzeyleri mevcuttur.

Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Su Ürünleri Temel Bilimleri Bölümü’nden Dr. Sedat Gündoğdu, denizlerde bulunan plastiklerin tuzlara etkisini ortaya koyan bir araștırma gerçekleștirdi. Bu araștırmada 16 sofra tuzu markası üzerinde gerçeklești. Sonuçlara göre resmen önemli oranda tuz değil plastik tüketiyoruz.

Dr. Sedat Gündoğdu, sucul ortamlardan elde edilen diğer tüm ürünlerde de mikroplastik izine rastlandığını belirterek “Bunların bașında midyeler ve istiridyeler gelmektedir. Çünkü bu canlılar suyu süzerek beslendikleri için su ortamındaki kirleticileri direkt olarak bünyelerine almaktadırlar” diye konuștu.

Yaptığınız araștırma oldukça ilgi çekti. Araștırma hakkında bilgi verir misiniz?

Öncelikle böylesine önemli bir araștırmanın kamuoyuyla paylașılmasına katkı sağladığınız için teșekkür ederim. Biz Mikroplastik Araștırma Grubu olarak Prof. Dr. Cem Çevik ile birlikte mikroplastik kirliliğini uzun zamandır araștırıyoruz. Bu araștırmalarımızda denizlerdeki kirliliğin boyutunun o kadar büyük olduğunu gördük ki bunun denizden elde edilen ürünlere de bulașabileceğini ve böylelikle de besin zinciri yoluyla insana ulașabileceğini düșündük. Tuz ile ilgili çalıșma fikrimiz de böyle ortaya çıktı. Zaten daha önce Çin’de de benzer bir çalıșma yapılmıștı tuzlarla ilgili. Bu da araștırmayı yapma motivasyonumuzu arttırdı. Aslına bakarsanız biz bu araștırmayı Mart 2018’de Food Additives and Contaminants dergisinde yayınladık. O zaman çok dikkat çekmedi. Ne zaman ki Yeșil Gazeteden Ayșe Bereket bu makaleyi haberleștirdi, iște o zaman birden ülke gündemine oturdu.

Araștırmamızı planlarken öncelikle piyasadaki yaygın kullanılan tuz markalarını belirledik. Bunlardan erișebildiğimiz 16 tanesi üzerinden araștırmamızı gerçekleștirdik. Bu sayı daha fazla da olabilirdi ancak bu durum sonucu pek etkilemeyecekti. Çünkü kaynak aynı kaynak, kirlilik aynı kirlilik. Bu 16 sofra tuzu markasının 5’i deniz tuzu, 6’sı göl tuzu, 5 tanesi de kaya tuzu markası. Analiz sonuçlarına göre deniz tuzunda 16–84 adet plastik/kg, göl tuzlarında 8–102 adet plastik/kg ve kaya tuzunda da 9–16 adet plastik/kg olduğunu tespit etik. Bu değerleri Türkiye’nin günlük ortalama tuz tüketim miktarıyla (14,8 ile 18,01 gram/ gün) birlikte değerlendirdiğimizde, bir yıl içerisinde, bir kiși eğer deniz tuzu tüketiyorsa 248.5–302.4 adet, göl tuzuyla 202.5– 246.5 adet ve kaya tuzuyla 63.7–77.5 adet mikroplastik parçacığı yutma riskiyle karșı karșıya kalmaktadır. Bu değerler oldukça ciddi değerler çünkü bu durum sadece herhangi bir șeyi yemek anlamına gelmiyor. Bu aynı zamanda bu plastiklerin içeriklerindeki katkı maddelerini (fitalat, stiren, bisfenol-a vb.) ve geldikleri ortamda bulunan diğer türlü kimyasal maddeleri de yemek anlamına gelmektedir. Çünkü plastikler sucul ortamdaki diğer kirleticileri de (ağır metaller, kalıcı organik kirleticiler vb.) bünyesine alma davranıșı gösterebiliyorlar.

Burada özellikle dikkat edilmesi gereken nokta bu tuzlara firmaların bu plastikleri bilerek gıda sahteciliği amacıyla atmadıklarıdır. Bunlar bir șekilde tuz kaynağından, tașıma ve ișleme esnasında ortamdan ve paketlemeden kaynaklı olarak bulașmaktadırlar. Tuz markaları artık bu durumu görüp, plastiklerin tuzlardan ayrıștırılması için gerekli önlemleri almaları gerekmektedir. Bunun yanında yine firmalar plastik ambalaj kullanmaktan vazgeçmeliler. Bunun yanında tabii ki plastiğin toplumdaki kullanımı da azaltılmalıdır. Çünkü biz bunları konușurken bile denizler kirlenmeye, tuzlar aracılığıyla da mikroplastikler tüketiciye ulașmaya devam ediyor.

Plastik kirliliği Türkiye ve dünyada ne seviyeye ulașmıș durumda? Giderek artıștan söz edebilir miyiz?

Plastik kirliliği her gün artmaya devam eden bir kirlilik. Bu tüm dünya için ve Türkiye için de geçerli. Çünkü plastik üretimi her yıl 10 milyonlarca ton artarak devam ediyor. 2017 yılında 400 milyon ton plastik üretilmiș. Üreticiler için bu bir ekonomik değer ifade edebilir ancak denizler, göller ve karalar için bu tam bir kâbus. Çünkü hali hazırda dünya denizleri üzerinde 5 trilyon plastik çöp yüzer halde bulunmaktadır. Bunun yanında dibe çökmüș ya da dip çamuruna batmıș halde ve kıyılarda birikmiș halde bulunan çöplerin miktarı da bu sayıya yakındır. Bunlar bilinmesine rağmen her yıl 14 milyon ton plastik çöp de denizlere bașıboș halde akmaya devam ediyor. Bu plastiklerden 1644

adet canlı türünün etkilendiği çeșitli araștırmalarla ortaya konulmuștur. Özellikle deniz kaplumbağaları, balinalar ve diğer deniz canlıları bu plastikler nedeniyle ölmektedir. En son yapılan bir çalıșma bütün deniz kaplumbağalarının plastik yediğini ortaya koymuștur.

Ülkemizde de plastik kirliliği ciddi boyutlara ulașmıștır. Çünkü ülkemizde de plastik üretimi tıpkı dünyada olduğu gibi hızla artmaktadır. Sadece 2017 yılında 9.5 milyon tona yakın plastik üretilmiș ve bunun yaklașık 3.8 milyon tonu plastik ambalaj. Bunun bir ekonomik katkısı olduğu șüphesizdir ancak bir de ekolojik sonucu var. Bunların bașında da deniz çöpleri gelmektedir. Bunu ortaya koyan birçok çalıșma tarafımızca ve bașka araștırıcılar tarafından gerçekleștirildi. Bu çalıșmalara göre Marmara denizinde km2 de 1.2 milyon adet, Akdeniz’de özellikle Mersin körfezinde km2 de 7 milyon adet mikroplastik partikül yüzer halde kirletici olarak bulunmaktadır. Bunun yanında daha birçok bölgede de benzer kirlilik düzeyleri mevcuttur.

İnsanın yarattığı plastik kirliliğin çevre ve gıda üzerinde yarattığı tahribatla bireye dönüșü nasıl olmaktadır?

Burada öncelikle plastik tüketiminin doğaya dönüșünü sadece kirlilik üzerinden değerlendirmemek lazım. Çünkü plastik daha çöp haline gelmeden önce bașlıyor gıdayla etkileșime. Örneğin plastik ambalaj ya da paketleme kul- lanılarak muhafaza edilen birçok gıda maddesi, plastiğin kendisi ve içeriğinde barındırdığı katkı kimyasallarıyla kirlenmektedir. Bunun son örneği, pet șișe ile satıșa sunulan su ve diğer içeceklerde mikroplastik bulunması olayıdır. Bu mikroplastikler direkt olarak kullanılan plastik ambalajlardan bulașanlardır. Bunun bașka birçok örneği daha var. Örneğin plastik ile paketlenmiș süt ve süt ürünlerine ve diğer gıda maddelerine plastik içerisindeki katkı maddelerinin ve plastiğin kendisinin sızma yaptığı birçok çalıșma ile ortaya konulmuștur. Bizim çalıșmamızın da yayınlandığı Food Additives and Contaminant dergisi bu tür çalıșmalarla doludur. İște bu ürünler tüketildikten sonra bunların ambalajları ve paketleri yetersiz ve etkisiz çöp yönetiminden kaynaklı olarak denizlere ve göllere karıșmakta oradan da tekrar insana gıda maddesi olarak sunulan balık, midye, tuz vb. aracılığıyla geri dönmektedir. Bir nevi bir kısır döngüden bahsedebiliriz.

Plastiklerin sofra tuzu üzerindeki etkileri ile ilgili elde ettiğiniz sonuç nedir?

Tuzların içeriğindeki mikroplastik bulunurluğunun iki temel etkisi söz konusudur. Bunlardan birincisi bu mikroplastik partiküllerin fiziksel olarak organlarda tahribat yapabileceği ihtimali diğeri de içeriklerindeki toksik kimyasalların yaratacağı etkilerdir. Bu toksik etkilerin bașında

hormonal sistemin etkilenmesidir. Bir diğer etki de bu katkı maddelerinin ve daha önce bahsettiğimiz üzere, plastiklere tutunan diğer toksik maddelerin kanserojen etki potansiyelleridir. İște tüm bunlar plastiklerin tuzlar aracılığıyla yaratabileceği potansiyel etkilerdir. Ancak burada bu etkilerin tam olarak ne olduğunun ortaya konulması için daha fazla çalıșma yapılması gerekliliği ortaya çıkmaktadır.

Sofra tuzları dıșında plastikler hangi gıdaları olumsuz etkilemektedir?

Sucul ortamlardan elde edilen diğer tüm ürünlerde de mikroplastik izine rastlanmıștır. Bunların bașında midyeler ve istiridyeler gelmektedir. Çünkü bu canlılar suyu süzerek beslendikleri için su ortamındaki kirleticileri direkt olarak bünyelerine almaktadırlar. Örneğin Avrupa’da yapılan bir çalıșma ortalama bir Avrupalının yılda midye tüketiminden kaynaklı olarak 11000 adet mikroplastik yediğini ortaya koymuștur. Bunun yanında konserve halinde tüketime sunulan ya da kurutulmuș olarak satılan deniz ürünlerinde de mikroplastik bulașması olduğu birçok çalıșmayla ortaya konulmuștur. Olay sadece denizlerden ibaret de değildir. Almanya’da yapılan bir çalıșmada bira, bal ve diğer bazı gıda maddelerinde de plastik kirleticilerin izine rastlanmıștır. Ayrıca daha önce de bahsettiğimiz gibi plastik pet șișe su içerisinde de çoğunluğu ambalajdan kaynaklı mikroplastik izine rastlanmıștır. Sonuç olarak kirlilik varsa bir șekilde bu kirlilik tekrar besin yoluyla insana geri dönecektir. Ayrıca bunu sadece insan için bir riskmiș gibi görmemek lazım. Tıpkı insan gibi diğer canlılar da bu kirlilikten ziyadesiyle etkilenmektedir.

Plastik kirliliğin önüne geçmek için sizce neler yapılmalı? Plastik kirliliği için tek bir çözümden bahsetmek pek olası değildir. Bu konuda vatandaș, devlet ve özel kurulușların birlikte alması gereken birçok önlem vardır. Bunların bașında tek kullanımlık plastik üretiminin derhal sınırlandırılması önlemi gelmektedir. Bakın daha birkaç gün önce Avrupa Parlamentosu tek kullanımlık plastiklerle ilgili bir yasak kararı aldı. Biz henüz daha plastik poșetlerin parayla verilmesi önlemini 2019 bașında alacağız. Kaldı ki bu önlemi Avrupa çok önceden almıștı ancak görüldü ki bu yeterli bir çözüm değil. Bu konuda yetkili kurumların elini çabuk tutup plastik tüketimi ve üretimini en azından tek kullanımlık ambalaj ve plastikler için çeșitli sınırlamalar getirmesi gerekmektedir. Diğer bir önlem ise plastiği ambalaj ve paket olarak kullanan firmalara düșmektedir. Firmalar, plastiğe alternatif olarak var olan paketleme ürünlerinin kullanımını arttırmalı ve bașka doğa dostu ambalajların geliștirmesi için ar-ge faaliyetlerini arttırmalıdır. Benzer șekilde kullandıkları plastik ambalajlar için de depozito sistemine dönmeleri gerekmektedir. Bu noktada șirketlerin bu meseleyi sadece kar marjı meselesi üzerinden değerlendirmek yerine ekolojik bir sorun olarak değerlendirmeleri gerekmektedir. Vatandașın da plastik tüketimini azaltarak geleneksel alıș veriș davranıșlarına geri dönmesi gerekmektedir. Tüm bunların birlikte gerçekleșmesi durumunda plastik kirliliği problemi azalma eğilimine girebilecektir.

Analiz sonuçlarına göre deniz tuzunda 16-84 adet plastik/ kg, gol luzlarında 8-102 adet plastik/kg ve kaya tuzunda da 9-16 adet plastik/kg oldu-ğunu tespit etik. 9u değerleri Türkiye'nin graılük ortalama tuz tüketim miktanyla (14,8 ıle 18,01 gram/gün) birlikte de-ğerlendirdiğimizde, bir ul içeri-sinde, bir kişi eğer deniz tuzu tüketiyorsa 2.48.5-302.4 adet, gol luzuy(a 2025- 246.5 adet ve kaya luzuyla 63.7-775 adet miknuplas-iik pareacığı yulma riskiyle karşı karşıya kalmakla* 9u değerler oldukça ciddi deger{er Çinko bu durum ea-deee herhangi bir şeyi yemek anlamına gelmiyor. ed fi gri zamanda bu plastilderin işe-riklerindeki katkı maddelerini soran, bisferd-a vb.) ve geldikten ortamda bıiunan diğer turlu kimyasal maddereri de yemek anlamına gelmek-tedir. Çünkü plastikler mut ortamdaki diğer kirleticileri de (ağır metaller, kak organik kirleşieller vb.) burşeine aksa davranışı gösterebiliyorlar.

Özlem As Sedat Gündoğdu

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.